Büyük Okyanus’un doğusunda, Atlas Okyanusu’nun batısında, Antartika’nın kuzeyinde bulunan Güney Amerika, Amerika’nın yarısını oluşturmaktadır. Kıtada çeşitli yer şekilleri bulunması sebebiyle iklim tipleri de çeşitlilik göstermektedir. Ekvator, tropikal, ılıman ve soğuk iklim görülmektedir. Göller bakımından fakir olsa da dünyanın saniyede en çok su taşıyan nehri olan Amazon’a ev sahipliği yapmaktadır. And Dağları ve yağmur ormanları başta olmak üzere kıtanın en ilgi çekici yanı doğal güzellikleri ve hala korunaklı halde olan vahşi hayatıdır. Güney Amerika’nın ikli çeşitliliği sebebiyle Brezilya’nın doğusunda hem buzul manzaralarını ve hem de uçsuz çölleri görmek mümkün. Ayrıca dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel Falls’a (Venezuela) da ev sahipliği yapmakta.
Güney Amerika mutfağında genel olarak Amazon etkisi sebebiyle taze meyve ve balık çeşitleri görülmektedir. Ayrıca İnka kültürünün etkisi altındaki bölgelerde patates, Şili ve Arjantin bölgesinde yerel koyun ve geyik türleri çok tüketilmektedir. Göçmenlik ve diğer ülkelerle tarih içerisinde geçilen iletişimler sayesinde mutfağın zenginliği artmıştır.
Portekizce ve İspanyolca kıtanın en yoğun konuşulan dillerinden. Bu diller dışında İngilizce, Fransızca ve Hollandaca da resmi dil olarak Güney Amerika ülkeleri arasında kullanılmaktadır. Machu Picchu, Arjantin, Rio de Janeiro gibi yerler her yıl en çok turist çeken bölgelerindendir. Kıta üzerindeki çoğu ülke Türkiye’den vize talep etmiyor. Arjantin, Bolivya, Brezilya, Peru, Şili, Kolombiya ve Ekvador bu ülkeler içinde en çok tercih edilen gezi noktaları. Ayrıca kıta dünyanın en büyük festivallerine de sahne oluyor. Her yıl yüz binlerce turistin akın ettiği Rio Karnavalı, Dünya Tango Yarışması, Mantevideo Karnavalı ve Bağbozumu Festivali bunlardan birkaçı.
Güney Amerika’ya ulaşım çoğunlukla uçakla sağlansa da hala uzun ve nostaljik bir yol olan deniz yolunu tercih edenlerle de karşılaşmak mümkün. Kıta içerisinde de hava ve karayolu kullanımı yaygın.