Trakya, tarihin derinliklerinden gelen zengin mirası, doğal güzellikleri ve kültürel çeşitliliği ile keşif dolu bir yer. Bu topraklar, yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı ve her bir medeniyet kendine has izler bırakarak bölgenin dokusunu zenginleştirdi. Günümüzde Trakya sadece Türkiye'nin değil, aynı zamanda Avrupa'nın da en gözde seyahat destinasyonlarından biri.

Eşsiz doğa harikalarından tarihî yapıtlara, geleneksel lezzetlerden canlı festivallere kadar Trakya'da keşfedilecek çok şey var. Trakya'nın en göz alıcı yerlerini, gizli kalmış köşelerini keşfetmeye hazırsan, Trakya'yı gezmeye başlayalım. Trakya’da gezilecek yerleri keşfetmeden önce burası ile ilgili bazı soruları da yanıtlayalım.

Trakya bölgesinde hangi iller var?

Trakya’da Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illeri bulunuyor. 

Trakya nereye denir?

Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki topraklarını içeren bölgeye Trakya deniyor. 

Trakya yemekleri neler?

Edirne’nin ciğeri ile badem ezmesi, Tekirdağ’ın köftesi, Kırklareli’nin oğlak çevirmesi ve daha birçok yemek bu toprakların en lezzetleri tatları arasında.

1. Selimiye Camii - Edirne

edirne selimiye camii minare görünümü

Selimiye Camii, Edirne’nin en güzel eserlerinden birisi olarak biliniyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1568-1575 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilen ve yine onun tarafından “ustalık eserim” dediği bir cami olarak da öne çıkıyor. Camii, dört minareli ve büyük bir kubbesi olan muhteşem bir yapıya sahip. Kubbesi, Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük olup, 31.28 metre çapında olacak şekilde inşa edildi. Bu da onu dünyanın en büyük ikinci kubbesi yapıyor. Minarelerin her biri üçer şerefeli olup, minarelerin yüksekliği 70.89 metre ölçülerinde yükseliyor. 

Selimiye Camii’nin içi de dışı kadar etkileyici. İçerisi İznik çinileriyle süslenmiş ve altın yaldızlı süslemelerle kaplı. Mermerden yapılan mihrap ve minber oldukça gösterişli. Ayrıca caminin içinde Mimar Sinan’ın türbesi de bulunuyor. Cami, hem mimari hem de tarihi açıdan büyük öneme sahip. 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edildi. Selimiye Camii hakkında çok daha fazlasına linkteki yazımızdan ulaşabilirsin.

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • Her gün 06.30-20.30 saatleri arasında açık.

Yazar Notu: Selimiye Camii’nin restorasyonu 9 Mart 2025 tarihine kadar devam edecek. Bu yüzden caminin şu an için sadece bir bölümü ziyarete ve ibadete açık. Selimiye Camii’nin görkemli kubbesinin bulunduğu ana bölüm ise tamamen kapalı.

2. Dupnisa Mağarası - Demirköy

Dupnisa Mağarası'ndaki kaya oluşumları, Kırklareli, Türkiye

Dupnisa Mağarası, Kırklareli’nin Demirköy ilçesinin Sarpdere köyü sınırlarında yer alıyor.  Bu mağara, Trakya bölgesinde turizme açılan tek yer. İki katlı olan ve üç girişi ile yeraltı sistemine sahip olan mağaranın toplam 3150 metre uzunluğa sahip olduğu yapılan çalışmalarla ortaya çıkarıldı. 

Mağaranın üst kısmında Kız ve Kuru mağaraları yer alıyor. Bunların hemen aşağısında ise Sulu Mağara bulunuyor. Sarkıt ve dikitleri ile dikkat çeken Dupnisa Mağarası, doğa severler tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir alan dönüştü. Jeolojik olarak ikinci zamanda oluştuğu tespit edilen mağarayı görerek harika zaman geçirebilirsin.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 30 TL

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.30-17.30 saatleri arasında açık.

Yazar Notu: Kasım ve nisan sonu arasında kapalı olan mağara, Mayıs ayı ile birlikte yeniden faaliyete geçiyor.

3. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi - Tekirdağ

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi - Tekirdağ bina görünümü

Tekirdağ’ın merkezinde, tarih ve kültürün kesiştiği bir nokta haline gelen Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak kentin ve çevresinin zengin tarihini ve kültürünü, tarih öncesi dönemlerden bugüne kadar sergiliyor.

Müzenin kendisi, 1927 yılında ünlü Mimar Kazım Tahsin tarafından tasarlanmış ve 1976 yılına dek Vali Konağı olarak hizmet vermiş bir yapı. Yapının kuzey tarafındaki ana giriş, mavi ve beyaz İznik çinileriyle süslü, ve üzerinde taş konsollarla desteklenen şık bir balkon bulunuyor. Üst katın pencereleri, İznik seramikleriyle bezeli beşik kemerlerle çerçevelenmiş. Alt katın pencereleriyse, dikdörtgen şeklinde ve denizliklerin altında kabartmalar ile süslenmiş. Yapının batı ve güney yüzlerinde, çatıları kiremit kaplı iki adet kagir balkon yer almakta.

Müze, Tekirdağ ve çevresinden toplanan, tarih öncesi çağlardan günümüze dek uzanan toplamda 23 bin 901 adet esere ev sahipliği yapıyor. Bu koleksiyon içerisinde, 4 bin 863 adet arkeolojik eser, 17 bin 129 adet sikke ve bin 909 adet etnografik eser bulunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi hariç 08.00-17.00

4. Saka Gölü Longozu - İğneada

Saka Gölü Longozu - İğneada

Saka Gölü Longozu, Kırklareli, İğneada yakınlarında bulunan bir doğa koruma alanı olarak biliniyor. Bu alan, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın sınırları içerisinde yer alır ve adını burada bulunan Saka Gölü’nden alıyor. Saka Gölü Longozu, İğneada longozunun en güneyinde bulunuyor ve kumullar arasında 5 hektarlık bir alana yayılıyor. Bu özel göl, bir lagün gölü ve yılın belirli zamanlarında denizle birleşiyor. Bu durum, eşi benzeri olmayan bir doğal kaynak oluşturuyor.

Saka Gölü longozu, İğneada Longoz Ormanları’nın en önemli 7 gölünden birisi. Ancak diğer göllere göre Saka Gölü longozu, içeride değil, kumsalın kenarında bulunuyor. Gölde pek çok balık türü yaşıyor. Bu özelliği nedeniyle bölgedeki diğer göller gibi Saka Gölü longozu da koruma altına alındı. Doğal bir hayvanat bahçesi olarak tanımlanabilecek olan Saka Gölü Longozunun büyük bir kısmı sazlıklarla kaplı. Özellikle günübirlik doğa yürüyüşleri için Saka Gölü longozu oldukça uygun bir yer. 

Konum Linki

İpucu: En iyi otel fiyatlarını tek bir yerde görmek, seçeceğin otel hakkında bilgi almak ve saniyeler içinde rezervasyon yapmak için ENUYGUN'da İğneada otelleri araştırmasına başlayabilirsin.

Otel

5. Selimiye Vakıf Müzesi - Edirne

Selimiye Vakıf Müzesi  bahçeden görünümü

Selimiye Vakıf Müzesi, Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini sergileyen bir müze. Müze, Selimiye Camii Külliyesi’nin Dâr’ül Kurrâ Medresesi bölümünde yer alıyor. Bu yapı, Osmanlı Devleti’nin Mimarbaşı Sinan tarafından 1569-75 yılları arasında inşa edildi. Vakıf müzesine kesme taş ve tuğla kullanılarak inşa edilen Dar’ül Kurra Medresesi’ndeki kapıdan giriş yapılıyor. İçerisinde Kuran Sınıfı, Maden Eserleri Odası, Ahşap Eserler Odası, Çini Eserleri Odası gibi birçok bölüm bulunuyor. Müzede ayrıca Mimar Sinan’a da ayrıca bir saygı gösterilerek panolarda büyük ustaya yer verilmiş.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler, 08.00-17.00 saatleri arasında açık.

6. Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi - Edirne

Sultan II. Bayezid'in Edirne'deki Külliyesi'nin görünümü

Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış olan Edirne’nin en önemli yapılarından birisi olan İkinci Bayezid Külliyesi, Sultan II. Bayezid tarafından 1484-1488 yıllarında Mimar Hayreddin’e yaptırıldı. Külliye, kentin en önemli su kaynaklarından birisi olan Tunca Nehri kıyısında yer alıyor. Külliye büyük bir alanda inşa edildiği için içerisinde birçok bölüm barındırıyor. Bu bölümler arasında cami, imaret, mutfak, erzak ambarı, medrese, darüşşifa, değirmen, köprü ve hamam gibi yapıları sayabiliriz. 

İkinci Bayezid Camii, 20,55 m çapında tek bir kubbesi ve iki minaresi olan anıtsal bir yapı. Caminin yanında dokuzar kubbesi bulunan kitap basımevi olarak bilinen tabhane yer alıyor. Hünkâr mahfili mermerden ve oldukça zarif bir şekilde tasarlandığı görülüyor. Mihrap ve minber sade bir üslüpta yapıldığı biliniyor. Külliyede bulunan caminin dışında bütün alanlar Trakya Üniversitesi’nin koruması altında bulunuyor.

Külliyenin içindeki Darüşşifa ve Tıp medresesi Sağlık Müzesi olarak hizmet veriyor. Müze, tıbbi bilimlerin tarihini ve gelişimini anlatan birçok eseri barındırıyor. Külliye, tarihi ve kültürel zenginliği ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. İkinci Bayezid Külliyesi, hem tarihi değeri hem de mimari güzelliği ile Edirne’nin en önemli turistik noktalarından biri.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Öğrenci ücretsiz

  • Tam 20 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi hariç 09.00-17.00 arası açık.

7. Şarköy Etnografya Müzesi - Tekirdağ

Şarköy Etnografya Müzesi - Tekirdağ müzenin içe mekan görünümü

Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde yer alan Şarköy Etnografya Müzesi, ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor. İlçede geçmişten günümüze kadar gelen kültürü ve tarihi görebileceğin bir yer olan bu müzede birçok sunum seni karşılıyor. Burada pek çok folklorik öğe ile bölgenin kültürü hakkında bilgi edinebilirsin. Buna ek olarak müze içerisinde yer alan maketler de geçmiş dönem yaşamlarına ışık tutması açısından oldukça önemli.

Şarköy Etnografya Müzesi, ziyaretçilerine Şarköy’ün zengin tarihini ve kültürünü keşfetme fırsatı sunuyor. Müze, hem yerel halkın hem de turistlerin ilgisini çeken bir yer haline gelmiş durumda. Müzeyi ziyaret ettiğinde yalnızca Şarköy’ün değil, Trakya’nın da kültürel yaşamını yakından tanıma fırsatı buluyorsun. Bu nedenle Şarköy’e geldiğinde bu harika yeri keşfederek, farklı bir aktivite yapma şansını kesinlikle kaçırmamalısın.

Konum Linki

Yazar Notu: Müze geçici olarak kapalı. Trakya gezin öncesinde hizmet verip vermemesi ile ilgili bilgi edinmeni tavsiye ediyoruz.

8. Meriç Köprüsü - Edirne

Meriç Köprüsü olarak da bilinen Mecidiye Köprüsü, Edirne-Karaağaç yolu üzerinde Meriç Nehri üzerinde

Meriç Köprüsü, Edirne’nin tarihi ve mimari zenginliklerinden biri. İpsala, Edirne’de bulunan bu köprü, Meriç Nehri üzerinde yer alıyor. Sultan Abdülmecid zamanında, 1842 yılında yapımına başlanmış ve 1847 yılında tamamlanmış. Taş malzeme kullanılarak inşa edilen köprünün 263 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde ölçülere sahip olduğu söylenebilir. 13 ayak üzerinde duran köprü, 12 sivri kemerli ve yanlara doğru eğimli bir yapıya sahip olacak şekilde inşa edildiği de görülebiliyor. 

Köprünün ortasında mermerden yapılmış yazıtlı bir köşk bulunuyor. Bu köşk, köprünün tarihi ve mimari değerini artırıyor. Köprünün her iki tarafında ise, su taşıtları olan gemi, sandal ve kayıkların rahatlıkla yanaşabilmesi için kesme taştan rıhtım yapıldığı da görülebiliyor. Bu rıhtımlar, nehir üzerinden Balkanlar’ın iç bölgelerine doğru nehir ticareti yapılmasını sağlandığı biliniyor. Mecidiye Köprüsü, hem tarihi değeri hem de mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. 

Köprünün üzerinden geçerken, Meriç Nehri’nin muhteşem manzarasını izlemek mümkün. Aynı zamanda köprünün tarih köşkünün kubbesinin içerisinde Edirne manzarası olan duvar resimleri bulunuyor. 

Konum Linki

İpucu: Otobüs biletini ENUYGUN üzerinden kolayca alabileceğini unutma! ENUYGUN üzerinden otobüs biletinde değişiklik ve iptal işlemlerini tek tıkla yapabilir, farklı firma ve seferleri karşılaştırabilirsin. Yola çıkmaya hazırsan Edirne otobüs bileti almak için tıkla!

9. Edirne Sarayı - Edirne

Edirne Sarayı kalıntıları

Edirne Sarayı, Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasının en önemli parçalarından biri. Saray, Edirne’nin Yeniimaret Mahallesi’nde, Sarayiçi olarak adlandırılan bölgede yer alıyor. Osmanlı padişahı II. Murad’ın ölümünden bir yıl önce yapımına başlandı. 1450 yılında Tunca Nehri’nin her iki yakasında inşa edilmeye başlanan saray, II. Mehmet (Fatih) zamanında tamamlanarak kullanıma açıldı.  

Edirne Sarayı, İstanbul’daki Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük ikinci sarayı olma özelliğine sahip. Aynı Topkapı Sarayı gibi büyük meydanları etrafından barındıran saray, o dönemki Türk saray mimarisinin genel hatlarını yansıtması ile de ünlü. Bu saray oldukça büyük ve kompleks bir yapıya sahip olması sayesinde kullanışlı bir mekan olarak da biliniyordu. Ancak bu saraydan günümüze kadar ulaşan çok az yapı kaldı.

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • 24 saat açık

Yazar Notu: Edirne Sarayı, Edirne Yeni Saray Ören Yeri adıyla hizmete açılmak üzere restorasyon çalışmaları kapsamında kapalı durumda.

10. Selimiye Arastası - Edirne

Selimiye Arastası  giriş kısmı görünümü

Selimiye Arastası, Edirne’nin en fazla ziyaret edilen yerleri arasında bulunuyor. Sultan III. Murat’ın emriyle Mimar Davut Ağa tarafından inşa edildi. Selimiye Camii’ne gelir sağlamak amacıyla yapıldı. 256 metre uzunluğunda ve 73 kemerli bu yapı, tarihi bir atmosfer sunuyor. İçinde iki yanda 124 dükkan hizmet veriyor.

Evliya Çelebi, buranın ‘Kavaflar Çarşısı’ olduğunu yazmış olduğu eserinde belirtiyor. Dua kubbesinde, burada dükkanı bulunanların her sabah, doğru iş yapacaklarına ant içtikleri ve dua ettikleri yer alıyor. Bu ritüel, esnafın bereket duasıyla başladığı her yeni günü anımsatıyor. Arasta, Osmanlı’nın klasik Osmanlı çarşı mimarisini yansıtıyor. Günümüzde daha çok şekerlemeci ve hediyelik eşya satan esnafa ev sahipliği yapıyor. Tarihi Selimiye Arastası, her sabah esnafın bereket duasıyla kapılarını açıyor. 

Selimiye Arastası, Osmanlı döneminin Edirne’deki en önemli çarşılarından biri oldu. Aynı şekilde günümüzde de bu önemini korumaya devam ediyor. Şehre gelen turistlerin vazgeçilmez alışveriş merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürüyor. 

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.00-19.00 saatleri arasında açık.

11. Adalet Kasrı - Edirne

en üst katındaki süs havuzusivri kubbesi, çarpıcı kesme taş mimarisiyle adalet-kasrı

Adalet Kasrı (Kasr-ı Adalet), Edirne Sarayı’nın sağlam kalan tek binası olarak biliniyor. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1561 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan bu bina, zeminle beraber dört katlı olacak şekilde inşa edildi. Döneminde, Divan-ı Hümayun ve Yargıtay olarak kullanılmaktaydı. Rivayete göre Sultan Süleyman imparatorluğun kanunlarını burada yazdı. Bu yapı, Osmanlı İmparatorluğu’nun haşmetini temsil ediyor ve Edirne’nin çoğu yerinden rahatlıkla görülebiliyor. Adalet Kasrı’nın restorasyonu ise bitmek üzere.

Konum Linki

12. Vize Antik Tiyatro - Vize

Roma dönemine ait ve Trakya’da bilinen tek antik tiyatro. 2. yüzyıla tarihlenen bu yapı, 4 bin seyirci kapasitesine sahip. Tiyatro, Çömlektepe’nin güney eteğinde bulunuyor ve 1995-1997 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmaları ile ortaya çıkarıldı. Tiyatronun bulunduğu alan, 1997’de 1. derece sit alanı ilan edildi. 

2014’te kamulaştırma süreci tamamlandı ve çevredeki yapılar yıkılmaya başlandı. Ancak, bütçe yetmeyince yıkım çalışmaları durdu. 2017’de, Trakya Kalkınma Ajansı’ndan alınan destekle yıkım çalışmaları yeniden başladı.

Konum Linki

13. Sokullu Hamamı - Lüleburgaz

sokullu hamamı

Lüleburgaz Sokullu Hamamı, Kırklareli’nin tarihi ve kültürel zenginliklerinden biri. Yükselme döneminin önemli devlet adamlarından olan Sokullu Mehmet Paşa’nın emri ile yaptırılan hamam Mimar Sinan tarafından inşa edildi. Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi içerisinde yer alan bu yapı, klasik Türk hamamının örnekleri arasında yer alıyor.

Hamamın üstü kubbeli ve etrafında gelir getirmesi amacıyla yapılmış 11 adet dükkan bulunuyor. Bu dükkanlar, hamamın çevresindeki canlılığı ve hareketliliği artırıyor. Ayrıca, hamamın içerisindeki atmosfer, ziyaretçilere tarihi bir yolculuk yaşatıyor. Hamam uzun zaman boyunca amacı dışında kullanıldı. Ancak Lüleburgaz Belediyesi tarafından satın alınan yapı ilerleyen yıllarda kent müzesi olarak hizmet vermek için restore ediliyor.

Konum Linki

14. Ayşekadın Camii - Edirne

Ayşekadın  cami ve minare görünümü

Ayşekadın Camii, Edirne’nin Ayşekadın semtinde, İstanbul yolu üzerinde yer alıyor. Bu cami, Sultan Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmed’in kızı Ayşe Sultan tarafından 1468 yılında inşa ettirildi. Cami, tamamen kesme taştan itinalı bir işçilikle yapılmış ve kare planlı. Tek kubbeli olan bu yapı, sol tarafta bir duvarla sınırlanan son cemaat yeri ile dikkat çekiyor. Caminin yapıldığı devrin özelliklerini belli eden nişli mukarnaslar ile süslü mihrabı, görülmeye değer bir eser. 

Caminin sağ tarafından yer alan minarenin şerefesinde bilezik şeklinde yapılan çıkmaları burasının geç devrin izlerini gösteriyor. Ancak kürsü ve pabuç kısımları orijinal. Kürsünün Bursa kemerli az derin nişlerle hareketlendirildiği görülüyor. Ayşekadın Camii’nin avlu duvarına bitişik, kitabesiz fakat klasik üslûpta sivri kemerli güzel bir çeşme bulunuyor. Ayrıca avlu duvarının bir köşesinde demir lokma parmaklıklı, iki tarafa yüzü olan ve 1807 tarihinde ihya edildiğini bildiren kitabeli bir de sebil bulunuyor. Bu tarihi ve dikkat çekici yapılar, Ayşekadın Camii’nin çevresini ziyaretçiler için cazip bir hale getiriyor. 

Konum Linki

15. Bayezid Köprüsü - Edirne

edirne şehrinin  en büyük körülerinden biri olan ii bayezid koprusu

Edirne’nin tarihi dokusunu yansıtan Bayezid Köprüsü, Tunca Nehri üzerinde yer alıyor. Bayezid Köprüsü, II. Bayezid tarafından 1488 yılında Mimar Hayrettin’e yaptırıldı. Köprünün genişliği 78 metre ve 5 sivri kemerli. Kesme taştan yapılmış ve oldukça sağlam bir yapı. Köprü, Bayezid Külliyesi’nin yakınında bulunuyor. 

Külliye ile şehir arasında bağlantıyı sağlamak amacıyla inşa edildi. Yeni imaret köprüsü ismiyle de anılıyor. Kitabesi olmayan bu köprünün uzunluğu 100 metre ve genişliği 6 metre civarında. Köprünün 6 adet, sivri kemerli gözü var. Köprünün ortasındaki en büyük kemerin açıklığı 10 metre. Ayrıca büyük kemerin yanında iki su tahliye gözü bulunuyor. Bayezid Köprüsü, Edirne’nin tarihi ve kültürel mirasının önemli bir parçası. Şehir içi ulaşım imkanları ile kolayca ulaşılabiliyor. Bu köprü, hem yerel halkın hem de turistlerin uğrak noktalarından biri. 

Konum Linki

16. Darülhadis Camii - Edirne

daru'l hadis , hadis öğretilen eski bina

Darülhadis Camii, Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginlikleri arasında yer alıyor. II. Murat döneminde, 1435 yılında inşa edilmiş. Camii, Tunca Nehri’nin hemen kıyısında, Kaleiçi’nde yer alıyor. Bu konumuyla hem yerlilere hem de turistlere kolaylıkla ulaşılabilir bir noktada. Camii, ismini bir hadis okulu kurma amacıyla yaptırıldığı için aldı. Hadis öğrenimi için kurulan bu tür yerlere “dârü’l-hadîs” deniliyor. Bu kelime, “hadis okutulan yer” anlamına geliyor.

Darül Hadis Camii, bu geleneği sürdürerek, hem ibadet hem de öğrenim için bir merkez olmuş. Camii, 1913 yılında düşman işgali sebebiyle hasar gördü. Ancak daha sonra onarılarak ibadete açıldı. Bu durum, caminin tarih boyunca ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar dayanıklı olduğunu gösteriyor. Camii’nin yanındaki türbelerde II. Murat’ın iki oğlu ile III. Mustafa ve III. Ahmet’in çocuklarının kabirleri bulunuyor. Bu da caminin sadece bir ibadet yeri olmadığını, aynı zamanda tarihi bir mezarlık olduğu anlamına geliyor.

Konum Linki

17. Mağara Manastırları - Vize

Mağara Manastırları - Vize

Vize Mağara Manastırları, Kırklareli’nin Vize ilçesinde bulunan tarihi bir yer. Bizans Dönemi’ne ait bu eserler, Vize Asmakaya Mevkii’nde yer alır. Doğal mağaraların taş ustaları tarafından şekillendirilmesiyle oluşturulduğu biliniyor. Manastırın bir kısmı bugün hayvan ağılı olarak kullanılıyor. Manastırlar, çevresinde benzer özellikler taşıyan kaya mezarlarıyla birlikte tarihi bir atmosfer sunuyor. Bu manastırlar, tarih severler ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası haline geldi. 

Vize Mağara Manastırları’nda, Bizans Dönemi’nin izlerini takip edebilir, tarihi yapıların etkileyici mimarisini keşfedebilme şansın var. Manastırların bulunduğu Vize Asmakaya Mevkii, doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla dikkat çekiyor. Burası, hem tarih meraklıları hem de doğa severler için eşsiz bir deneyim sunuyor.

Konum Linki

18. Kırklareli Müzesi

Kırklareli Müzesi iç görünümü

Bölgenin en önemli tarihi eserlerini barındıran Kırklareli Müzesi, 1993 yılında kuruldu. Müze içerisinde doğal tarih örnekleri, etnografik öğeler ve arkeolojik eserler meraklıların ilgisine sunuluyor. Bugün müze binası olarak kullanılan yer ise, 1894 yılında inşa edildi.

Müze, üç bölümden oluşuyor. Bu bölümler doğa tarihi, etnografya ve arkeoloji şeklinde sıralanıyor. İlk olarak gelen doğa tarihi bölümünde, bölgeye özgü 76 kuş ve memeli türü sergileniyor. İkinci alan olan etnografya bölümünde ise, 19. ve 20. yüzyıl başlarındaki kırsal ve kent yaşamını anlatan 188 madde bulunuyor. Son bölüm olarak gezebileceğin arkeoloji bölümünde ise, Kırklareli çevresinde bulunan kazı buluntuları gözlemleme şansına sahipsin.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.30-17.30 saatleri arasında açık

19. Hasan Bey Camii - Vize

Hasan Bey Camii - Vize

Kırklareli’nin en önemli ibadet alanlarından birisi olan Vize Hasan Bey Camii, 14. yüzyılın sonlarına doğru havradan dönüştürülerek yapıldı. Gelibolulu Hasan Bey olarak bilinen bir kişi tarafından yapılan bu işlem sonrasında o zamandan bu yana cami olarak hizmet veren yapının ilk olarak ne zaman inşa edildiği konusunda net bir bilgi yok.

Klasik cami yapısından uzak olan bu cami, dışarıdan bakıldığında bir türbe görüntüsüne sahip. Ek olarak diğer camiler gibi minaresinin bulunamaması da yapıyı farklı bir konuma oturtuyor. Kare plan üzerine inşa edilmiş olan caminin duvarları kalın ve iri kesme muntazam taş kaplama ile yükseliyor. Kubbesi ise sekiz köşe tanbur üzerine oturtulmuş. 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun bir restorasyon yapıldı. Bu restorasyon sonucunda cami, eski ihtişamına kavuştu.

Konum Linki

20. Cedid Ali Paşa Camii - Babaeski

Cedid Ali Paşa Camii - Babaeski

Babaeski’nin kalbinde, tarihin derinliklerinden gelen bir yapı olan Cedid Ali Paşa Camii, 1555 yılında Cedid Ali Paşa tarafından Koca Sinan’a yaptırıldı. Bu ibadethane günümüzde de kullanılmaya devam ettiği için oldukça önemli bir tarihi eser olarak görülüyor. Caminin dışında, üç taraftan girişi olan pencereli duvarla çevrili büyük bir avlu bulunuyor. Avlunun ortasında on iki kenarlı bir şadırvan var. Bu dönem camilerinde sık görülen son cemaat yeri ve avlu arasında sekiz mermer sütunun hemen üzerinde yedi adet sivri kemerli bir yapı bulunuyor.

Cami, 1832 yılında bir tamir gördü. Bu tamirin ardından, caminin dört satırlık Türkçe inşa kitabesine on satırlık tamir kitabesi eklenerek yapılan çalışmalar belgelendi. Caminin tek şerefeli minaresi, Balkan Harbi’nde Bulgarlar tarafından yıkıldı. Ancak, daha sonra tekrar yapıldı. Cami, Edirne’deki Selimiye Camii’nin küçük bir modeli olarak biliniyor.

Konum Linki

21. Defterdar Camii - Edirne

Defterdar Camii - Edirne

Edirne’nin merkezinde, Talat Paşa Caddesi üzerinde, Sitti Sultan Camii’nin kuzeybatısında yer alan Defterdar Camii’ni ziyaret etmek, tarihin ve mimarinin birleştiği bir deneyim olabilir. Kentte çok önemli eserler vermiş olan Mimar Sinan tarafından yapılan cami II. Selim zamanında defterdar görevi üstlenen Mustafa Paşa tarafından yaptırıldı. Caminin adı da Mustafa Paşa’nın unvanından geliyor. Caminin kubbesi 1752 yılında gerçekleşen depremde zarar görünce ancak 1870’li yıllarda yaptırılabildi. 

Hacı Ruşen Efendi tarafından yaptırılan onarımda kubbe ahşap bir çatı ile örtüldü. Fakat Cumhuriyet döneminde 1953 ve 1962 yıllarında aslına uygun olarak yeniden yaptırılan kubbenin yanı sıra son cemaat yeri, taç kapı ve pencereler, aslına uygun olarak yenilendi. Caminin minaresi, kubbesine göre orantılı inşa edilmiş ve bu, Mimar Sinan’ın ustalığının bir göstergesi. 

Konum Linki

22. Dertli Mustafa Efendi Çeşmesi - Edirne

Dertli Mustafa Efendi Çeşmesi - Edirne

Dertli Mustafa Efendi Çeşmesi, Trakya’nın birçok önemli ve tarihi çeşmesinden birisi. Ne zaman yapıldığı bilinmeyen çeşmenin 1906 yılında bir tamirat geçirdiği ve o dönemden bu yana da kullanımda olduğu biliniyor. Günümüzdeki ismini ise bu tarihte çeşmeyi tamir ettiren Dertli Mustafa’dan aldı. Ancak bu kişinin de gerçek adının Süleyman Cemil olduğu ve 1851-1930 yılları arasında yaşadığı biliniyor. Bu kişi aynı zamanda günümüzde Zorlutuna Konağı olarak bilinen yerin de ilk sahipleri arasında yer alıyor. 

Dertli Mustafa’nın oğlu Mehmet Nuri, 1913 yılında Bulgarlar tarafından kaçırılarak öldürülmüş. Bu olay sonrasında, olaydan duyduğu üzüntü ile Dertli Mustafa lakabını almış. Dertli Mustafa, Edirne’de çeşme türü hayır işlerine çok önem verdiği halk tarafından biliniyor. Çeşmesi de bu hayır işlerinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Çeşme, kültür turizmi açısından önemli bir noktada bulunuyor. Özellikle kale ziyaretleri sırasında burası da görülebiliyor. 

Konum Linki

23. Trakya Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi - Edirne

Trakya Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi - Edirne

Trakya Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi, Edirne’nin Karaağaç semtinde yer alıyor. Üniversitenin Karaağaç Yerleşkesi içinde bulunan bu müze, doğa tarihini merak edenler için en ideal ortamlardan birisi.  Müze, üniversitesinin biyoloji bölümü içerisinde yer alan materyallerin kullanılması ile oluşturuldu. Bu bölümde 100 bini aşkın böcek, tanımlanmış 2 bin böcek türü, bini aşkın iskelet ve doldurulmuş omurgalı örnekler ile 15 bin bitki örneği içeren uluslararası herbaryum (kurutulmuş bitki örnekleri) bulunuyor. Müze, 2022 yılında hayata geçirildi ve 7 Ocak 2023 tarihinde resmi açılışı yapıldı. 

Müze koleksiyonu, Trakya bölgesinin biyolojik zenginliğini yansıtıyor. Ayrıca, ülkemizin değişik bölgelerinden toplanan materyaller de sergileniyor. Müzede, çeşitli omurgasızlar, böcekler, yumuşakçalar, bitkiler, balıklar, iki yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeli hayvanlara ait toplam 754 türe ait 1923 materyal sergileniyor.

Sergilenen bu koleksiyonlara ait bilgiler, Türkçe ve İngilizce olarak dijital dokunmatik bilgi panellerinde ziyaretçilere sunuluyor. Müze, çocuklarımız ve halkımız ile üniversitenin biyoloji bölümü öğrencileri için yaşadığı bölgenin doğasını tanıma ve doğanın içinde yaşam mücadelesi veren bitki, böcek ve hayvanların yaşam hikâyelerini öğrenmeleri açısından önemli bir eğitim merkezi olma özelliği taşıyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Öğrenci ücretsiz

  • Tam 20 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-17.00 saatleri arasında açık.

Yazar Notu: Bilet ödemeleri nakit olarak yapılamıyor. Bunun için banka kartı ya da kredi kartı kullanmak gerekiyor.

24. Tarihi Evler - Edirne

Tarihi Evler - Edirne

Edirne, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ziyaretçilerini büyüleyen bir yer. Özellikle Edirne Evleri, bu şehrin en önemli simgelerinden biri olmayı başardı. Bu evler, taş duvar ve sıva ile örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapıldı. Genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü olacak şekilde inşa ediliyor. Az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahip.

Edirne Evleri, Edirnekari adı verilen özel süsleme tarzıyla dekore edilmiş pek çok eseri barındırıyor. Bu süslemeler, evlerin estetik değerini artırırken, aynı zamanda Edirne’nin tarihi ve kültürel mirasını da yansıtıyor. Kaleiçi bölgesi, dar sokakları ve tarihi kalıntılar arasındaki eski evleri ile Orta çağlardan günümüze yaşayarak gelmiş bir bölge. Bu bölge, Edirne’nin tarihini ve kültürünü en iyi şekilde yansıtan yerlerden birisi. Edirne Evleri, sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda sosyal yaşam açısından da önemli. Bu evlerin en karakteristik özelliği içerisinde bulunan haremlik ve selamlık adı verilen büyük kapıların açıldığı bahçelerde mermer bir çeşmenin bulunması.  Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar yer alır. Bu detaylar, Edirne Evlerinin sadece bir yaşam alanı olmadığını, aynı zamanda sosyal etkileşimin ve toplumun bir parçası olduğunu gösteriyor.

Konum Linki

25. Makedonya Kulesi - Edirne

en eski yapılardan kesme taşlarla çevirili makedonya kulesi günümüz görünümü

Oldukça eski bir tarihe sahip olan bu kule Roma İmparatorluğu döneminde Beş İyi İmparator döneminin önemli temsilcisi olan Hadrianus tarafından kurulan kentte yaptırılan kulelerden günümüze yalnızca Makedonya Kulesi ulaşabildi. Bu da kulenin 2 bin yıla yakın bir tarihi olduğunu gösteriyor. 1867 yılında Edirne Valisi Hacı İzzet Paşa, kuleye ahşap katlar ve saatler ekletti. Bu değişiklikler sonrasında Makedonya Kulesi, “Saat Kulesi” olarak anılmaya başladı. 

Kule, tarih boyunca birçok değişikliğe uğradı. Ancak kule, tüm zorluklara rağmen ayakta kalmayı başardı ve Edirne’nin tarihini günümüze taşımayı sürdürdü. Son yıllarda Makedonya Kulesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyon çalışmalarına tabi tutuldu. Bu çalışmalar sayesinde kule, eski ihtişamına kavuşmayı hedefliyor. 

Konum Linki

26. Kadı Ali Camii - Lüleburgaz

Kadı Ali Camii - Lüleburgaz

Lüleburgaz’ın kalbinde, tarihin derinliklerinden gelen bir mimari var. Bu mimari, Kadı Ali Camii ya da diğer adıyla Gazi Ali Camii. İbadethane, Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında, 1360-1363 yıllarında inşa edildi. Hacı İlbeği, oğlu Gazi Ali Bey adına bu muhteşem yapıyı yaptırdı.

Gazi Ali Camii, tarihi dokusu ve mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Tek minaresi, kare planı ve Pınarhisar’dan getirilen taşlarıyla, camii, tarihi bir atmosfer sunuyor. İçerisinde hala ibadet ediliyor ve ziyaretçilerini ağırlıyor.

Konum Linki

27. Orta Camii - Tekirdağ

Orta Camii - Tekirdağ

Orta Cami, Tekirdağ’ın merkezinde yer alan hem dini hem de mimari açıdan dikkat çeken bir yapı. Kürkçü Sinan Bey tarafından 1856 yılında inşa ettirilen bu cami çeşitli sebeplerden dolayı yıkıldı. Ancak 1912 yılında cami yeniden inşa ettirildi. Orta Camii mimarisine bakacak olursak, son derece sade ve estetik bir yapı karşımıza çıkıyor. Diğer camilerde olduğu gibi dikdörtgen bir yapıya sahip olan cami, özellikle ahşap tavanı ve çatı sistemi ile dikkat çekiyor. Çatı, alaturka kiremitlerle kaplı olan caminin yapı malzemesi olarak moloz taş kullanıldı. Pencereler ise, yuvarlak tuğla kemerli ve söveli. Kuzeyde bulunan taç kapısının önünde iki ahşap sütunlu sundurma bulunuyor. 

Caminin batı duvarına bitişik basamaklarla kadınlar mahfiline çıkılıyor. Ahşap tavanı süslü olan caminin doğu ve batı duvarlarında akanthus yapraklı gömme sütun başlıkları görülüyor. İnce minaresi kesme taştan yapılmış olup tek şerefeli olacak şekilde inşa edilmiş.

Konum Linki

28. Bedesten Çarşısı - Edirne

edirne bedesten çarşısı yukarıdan bakış dış görünümü

Edirne’nin kalbinde, tarihi bir dokuya sahip olan Bedesten Çarşısı’na hoş geldin. Burası, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, 1417-1418 yıllarında inşa edilmiş. Mimarı Hacı Alaeddin. İki renkli kesme taşlarla kaplanmış süslemeli duvarları var. Dikdörtgen biçiminde inşa edildiği biliniyor. Çarşıda dört cephe bulunuyor ve her cephenin tam ortasında bir kapı var. İç tarafta dört kısma bakan 36 tane hücre yer alıyor. Aydınlatması ise, her kubbede yer alan sivri kemerli bir pencereden sağlanıyor. Çatısı ise kurşunla kaplanlı olması o dönemin anlayışını yansıtıyor. 

Bedesten Çarşısı, değerli eşya ve mücevherlerin satıldığı bir yer. Bu nedenle Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde buradan özellikle bahsetmiş. Kitabında şu sözler ile buradan bahsediyor: “Burada Mısır Hazinesi değerinde olan elmas ve mücevherler zengin tacirlerin dolapçıklarında gözleri kamaştırır. Çarşıyı 60 gece bekçisi beklerdi.” Bedesten, Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrinde en fazla rağbet gören alışveriş mekanlarından birisi olmayı başardı. Çok değerli mücevherler satan dükkanlar bulunuyordu. 

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.30-19.30 saatleri arasında açık.

29. Kent Müzesi - Edirne

edirne kent müzesinin dışardan bina görünümü

Edirne Kent Müzesi, şehrin tarihini ve kültürünü modern bir müzecilik anlayışıyla ziyaretçilere sunuyor. Müze, Edirne’nin ekonomik, sosyolojik ve kültürel yönlerini üç boyutlu heykeller ve dijital ekranlar aracılığıyla aktarıyor. Selimiye’den Saray-ı Cedide-i Amire’ye, Mimar Sinan’dan Fatih’e, sultanların av sporundan Kırkpınar’a, işgalden kurtuluşa kadar Edirne’nin dünü ve bugününe dair her bilgi müzede bulunabiliyor. 

Müze, Edirne Belediyesi tarafından kuruldu ve kentin tarihi ve kültürel varlığını ziyaretçilerine aktarmaya çalışıyor. Müze binası, tarihi bir değer olan Hafızağa Konağı’nda yer alıyor. Bu konak, Milli Mücadele döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin gizli toplantılarına ev sahipliği yapması açısından oldukça önemli bir yere sahip. Edirne Kent Müzesi, aynı zamanda bir eğitim merkezi olarak da hizmet veriyor. Müzede öğrencilere yönelik değişik eğitim programları uygulanıyor ve kültürel ve sanatsal faaliyetler düzenleniyor. Yurt içinden ve yurt dışından gelen turistlerin ilgi odağını oluşturuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 10 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-18.00 saatleri arasında açık.

Yazar Notu: Bilet ödemeleri nakit olarak yapılamıyor. Bunun için banka kartı ya da kredi kartı kullanmak gerekiyor.

30. Ekmekçizade Kervansarayı ve Müzeleri - Edirne

ekmekcizade kervansarayında kanuni canlandırması

Edirne’nin Ayşekadın Semtinde, Eski İstanbul Caddesi üzerinde yer alan Ekmekçizade Kervansarayı ve Müzeleri, Başdeftardar Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından 1609 yılında yaptırıldı. Bu kervansarayın o dönemin hükümdarı olan Sultan I. Ahmet’in emri ile yaptırıldığı da biliniyor. Uzun yıllar bakımsızlık nedeniyle eskiyen yapı 2016 yılında restorasyon çalışması geçirdi ve 2021 yılında Kültür Bakanlığı’na bağlı Tiyatrolar Genel Müdürlüğü’nün emrine verildi. Kervansarayın müze kısmı ise 2022 yılında yapılan proje ile gerçekleştirildi. 

Bu alan Tarihteki Türk Devletleri, Osmanlı Padişahları, Balkanlarda Osmanlı Eserleri, Padişah Çadırı gibi birçok bölüm oluşturularak 2023 yılından bu yana ziyaretçilere kapılarını açtı. Kervansarayın fuaye alanında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün realistik heykelleri eşliğinde Cumhuriyetin kuruluş öyküsü kısa bir şekilde anlatılıyor. 

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Yaz dönemi:09.00-17.30

  • Kış dönemi:09.00-17.00 saatleri arasında açık

31. Fatih Köprüsü - Edirne

tunca nehri  üzerinde fatih köprüsü

Edirne’nin kalbinde, tarih ve kültürün buluştuğu yerde bulunan Fatih Köprüsü, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli yapılarından biri ve Edirne’nin simgeleri arasında yer alıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan bu köprü, tarihi bir öneme sahip. 

Adalet Kasrı ile Kum Kasrı arasında yer alan mimari yapı, 1800’lü yıllarda cephanelik olarak işlev gördüğü için Cephanelik Köprüsü olarak da anılıyor. Köprünün 32 metre boyunda ve 4 metre eninde olduğu biliniyor. İki ayağı bulunan yapının tamamen kesme taştan yapıldığı da söylenebilir. Fatih Köprüsü, Edirne’nin tarihini, kültürünü ve güzelliğini keşfetmek için mükemmel bir başlangıç noktası.

Konum Linki

32. Fatih Sultan Mehmet Müzesi - Edirne

fatih sultan mehmet müzesi balmumu heykeller

Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük hükümdarlarından biri olan ve İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in anısına adanan müze, Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ve başarılarını anlatıyor. Müze, Saatli Medrese olarak bilinen tarihi bir binada yer alıyor. Binanın kendisi, Osmanlı mimarisinin güzel bir örneği. İçeride, Fatih Sultan Mehmet’in hayatına dair birçok eser bulunuyor. Bunlar arasında onun kişisel eşyaları, silahları ve hatta bazı kişisel mektupları yer alıyor. 

Müze, ziyaretçilere Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ve başarılarını daha iyi anlama fırsatı sunuyor. Her bir sergi, onun hayatının farklı bir yönünü ortaya koyuyor. Müzede ayrıca Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiği döneme dair birçok bilgi bulunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günü kapalı, diğer günler 08.30-18.30 arasında açık.

33. Gazi Mihal Camii - Edirne

Gazi Mihal Camii - Edirne

Gazi Mihal Camii, Edirne’nin önemli zenginliklerinden biri. İkinci Murad döneminde, 1422 yılında Emirü’l-kebir Mihal Aziz tarafından yaptırılan bu cami, Osmanlı mimarisinin erken dönem örneklerinden biri ve kesme taşla inşa edildi. Caminin yanında tabhaneler ve bir imaret bulunuyor. Bu, caminin sadece bir ibadet yeri olmadığını, aynı zamanda bir zaviye olduğunu gösteriyor. 

Zaviye, dini eğitim verilen ve dervişlerin yaşadığı bir tür dini kurum. Bu nedenle, Gazi Mihal Camii’nin sadece bir cami olmadığını, aynı zamanda bir eğitim ve sosyal hizmetler merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Cami, 1752 yılında yaşanan bir depremde hasar görmüş ve minaresi tamamen yıkılmış. Ancak daha sonra minare, barok üslubunda yeniden inşa edilmiş. Cami, 1953’teki şiddetli depremde zarar görmüş ve bir süre terk edilmiş. 1990’ların başında restorasyon çalışmaları başlamış ve cami bugünkü durumuna getirilmiş.

Konum Linki

34. Tunca Köprüsü - Edirne

tunca köprüsü görseli

Edirne’nin tarihi ve büyüleyici güzelliklerinden biri olan Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü, yani bilinen adıyla Tunca Köprüsü, Tunca Nehri üzerinde konumlanıyor. Sedefkar Mehmet Ağa’nın mimarlığını yaptığı köprü 1608-1615 yılları arasında Ekmekçizade Ahmet Paşa’nın emri ile inşa edildi. Köprü 11 ayaklı ve 10 kemerli yapısı ile dikkat çekecek derece uzun bir yapıya sahip. Köprünün ortasında yazıtlı bir köşk bulunuyordu. Ancak bu köşk ve köprünün yarısı, su taşkınları sonucunda yıkıldığı için günümüze kadar ulaşmadı. 2008 yılında köprü, aslına uygun olarak restore edilen köprü, ilk günlerdeki görüntüsüne kavuşturuldu.

Tunca Köprüsü, Edirne’nin en önemli turistik noktalarından biri. Köprünün üzerinden geçerken, Tunca Nehri’nin serin sularının üzerinde hafif bir esinti hissedebilirsin. Nehrin üzerindeki bu tarihi köprü, hem yerel halkın hem de turistlerin uğrak noktası. 

Konum Linki

35. Gazi Mihal Köprüsü - Edirne

Gazi Mihal Köprüsü - Edirne

Edirne’nin batısında, Bulgaristan’a giden ana yolda, Tunca Nehri üzerinde bir köprü var. Adı Gazi Mihal Köprüsü, aynı zamanda Hamidiye Köprüsü olarak da biliniyor. Bu köprü, tarihi bir yapı ve birçok hikayesi var. Köprü Bizanslılar döneminde Mikhael Palaiologos tarafından yaptırıldı. 1402 yılında ise, Osmanlılar döneminde burada bulunan Gazi Mihal Bey bu köprünün onarımını üstlendi. Köprü onarılırken neredeyse yeniden yapılmış gibi olunca Gazi Mihal Köprüsü olarak anılmaya başlandı. Kaldı ki bugünkü hali de bu onarım sırasında ortaya çıktı. Köprünün üzerinde, 1640’da Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan sivri kemer biçiminde bir Tarih Köşkü bulunuyor. 

Bu köşk, köprünün mimari özelliklerinden biri ve ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Köprünün bir diğer özelliği ise drenaj sistemi. Sel baskınlarında köprünün gövdesine sızan suların atılması amacıyla yapılan bu sistem, köprünün sağlamlığını korumaya yardımcı oluyor. II. Abdülhamit döneminde, köprü İtalyan ustalar tarafından yeniden ele alında ve onarımdan geçti. Bu yenileme sonrasında köprüye “Hamidiye Köprüsü” adı da verildi. Ancak halk arasında köprünün eski adı, Gazi Mihal Köprüsü, kullanılmaya devam ediyor.

Konum Linki

36. Hacılar Ezanı Çeşmesi - Edirne

Hacılar Ezanı Çeşmesi - Edirne

Edirne’nin mimari zenginliklerinden biri olan Hacılar Ezanı Çeşmesi’ni ziyaret etmek, tarihle iç içe bir deneyim yaşamak demek. Tek cepheli bir yapısı bulunan çeşmenin kesme taş malzeme ile inşa edildiği biliniyor. Ayrıca boyutu ve mimari alandaki farklılıkları nedeniyle kentin diğer çeşmelerinden de ayrıldığı söylenebilir. Yatay dikdörtgen formlu bir plan üzerine oturmuş ve çeşme cephesinde inşa ve tamir kitabeleri bulunuyor. Çeşme, Ahmet Ağa tarafından 1798 senesinde yaptırıldığı elde edilen bilgilerden anlaşılıyor. Ancak ilerleyen yıllarda yapısal olarak bozulan çeşmenin Cezzar Mustafa Efendi tarafından 20. Yüzyılın başlarında onarıldığı da biliniyor. 

Hacılar Ezanı Çeşmesi adını arkasında yer alan namazgahtan alıyor. Burada bulunan namazgah, Edirne’deki hacı adaylarının hac vazifelerini yerine getirmeden önce ziyaret ettikleri bir yerdi. Hacı adayları burada ezan okuduktan sonra kurban keser ve o şekilde kutsal topraklara giderlerdi.

Konum Linki

37. Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi - Edirne

Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi - Edirne

Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi, Edirne’nin Şükrü Paşa Mahallesi’nde yer alıyor. 4 bin 500 metrekarelik geniş bir yeşil alana kurulu olan bu müze, Türkiye’nin ve Balkanların en büyük İnteraktif Çocuk Eğitim Yerleşkesi olarak biliniyor. 29 Ekim 2018 tarihinde ziyarete açılan müze, ailelerin, çocukların ve okulların ilgi odağı olmuş durumda. Müze, Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun bir şekilde hazırlanmış bölümlerden oluşuyor. Çocukların doğa ile teknolojinin uyumunu, teknolojinin doğadan nasıl esinlendiğini keşfederek, yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmelerini sağlıyor. Müze, ‘ellerim işliyor, zihnim çalışıyor’ mottosuyla hizmet veriyor.

Müze içerisinde çeşitli alanlar bulunuyor. Yeşil alanda; tarih öncesi çağlara ait Buzul Adası, Paleontoloji Adası, Entomoloji Adası ve Bilim Adası gibi yerler bulunuyor. Mavi alanda ise, Mavi alanda ise Trafik ve Hoşgörü, Çevre ve Saygı eğitim alanı bulunuyor. Sarı alanda da Vahşi Yaşam ve Yardımseverlik, Veterinerlik ve Sevgi eğitim alanı yer alıyor. Müze, çocuklara yönelik drama liderleri tarafından çeşitli drama ve tiyatro teknikleriyle eğlenerek öğrenmeleri sağlanıyor. Ziyaretçilerin eğitim programlarına katılabilmeleri için bir hafta öncesinden rezervasyon yaptırmaları ve gerekli bilgileri almaları gerekiyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 10 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günü kapalı,

  • Hafta içi, 09.00-18.00

  • Hafta sonu, 10.00-18.00 arasında açık

38. Beylerbeyi Camii - Edirne

beylerbeyi-camii iç mekan görünümü

Trakya’da gezilecek birçok güzel alan bulunuyor. Bu alanlar arasında yer alan Beylerbeyi Camii, adını taşıdığı gibi, gerçekten de bir beylerbeyi gibi görkemli ve etkileyici. II. Murat döneminde yaptırıldı. 1429 yılında Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa tarafından inşa ettirilen bu cami, özellikle planı ile öne çıkıyor. Yapı yan mekanlı, çokgen planlı ve tek kubbeli bir şekilde yapıldı ve günümüzde de halen daha ayakta duruyor. Kolay ulaşılabilir konumu ile dikkat çeken caminin etrafında, türbe, hamam ve medrese gibi yapılarla birlikte küçük bir külliye oluşturuyor. Bu külliye, Edirne’nin tarihine ve kültürüne ışık tutuyor. O dönemin anlayışı olan Tapkapı bu camide de bulunuyor. Uzun zaman içerisinde pek çok kez doğal afetlerle karşı karşıya kalan caminin zaman içerisinde birçok kez tadilat geçirdiği biliniyor. Son olarak 1969 yılında geçirdiği restorasyon sürecinde yıkık olan mihrap ve minare peteği yeniden yapıldı. Bu süreçte caminin orijinalinde yer alan kesme taş cepheler buna uygun olacak şekilde onarıldı. 

Beylerbeyi Camii’nin karşısında, Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan bir türbe bulunuyor. Bu sekizgen planlı taş yapı, sırlı tuğla dolgularla süslenmiş. Türbenin etrafındaki mezarlıkta, Türk-İslam Mezar taşı örnekleri bulunuyor. Bu türbe ve mezarlık, caminin tarihi ve kültürel önemini daha da artırıyor. 

Konum Linki

39. Hundi Hatun Camii - Pınarhisar

Hundi Hatun Camii - Pınarhisar

Pınarhisar Hundi Hatun Camii, Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesinde konumlanıyor. 15. yüzyılda inşa edilmiş olan bu tarihi yapı, zaman içinde yıkılsa da 1962 yılında Pınarhisar halkının katkılarıyla yeniden inşa edildi. Tamamen kesme taştan inşa edilen cami, ilk yapıldığı dönemlerde kare planlı olsa da daha sonraları dikdörtgen plana çevrildi. Mihrap, minber ve vaiz kürsüsü ise çeşitli bitkisel motiflerle bezenmiş çini kaplamadan oluşuyor.

Caminin sağlam bir yapıya sahip olduğunu ve ibadete açık olduğunu belirtmek gerek. Ayrıca, caminin etrafında Osmanlıca yazılı mezar taşları bulunuyor. Bu mezar taşları, caminin tarihine ve geçmişine dair ipuçları sunuyor.

Pınarhisar Hundi Hatun Camii, dini değeriyle ziyaretçileri kendisine çekmeye devam ediyor. Bu cami, hem tarihi bir yapı olması hem de hala aktif olarak kullanılıyor olmasıyla dikkat çekiyor. Trakya’da gezilecek yerleri dolaşırken yolun Pınarhisar’a düşerse bu tarihi yapıyı es geçme.

Konum Linki

40. Lalapaşa Dolmenleri - Edirne

Lalapaşa Dolmenleri - Edirne

Lalapaşa Dolmenleri, Edirne’nin Lalapaşa ilçesinde bulunan tarih öncesi bir yapılar topluluğu olarak biliniyor. Bu yapılar, büyük yassı taşların yan yana aralıklı olarak dizilmesi ve bunların üstüne yine büyük yassı taşların yatay olarak yerleştirilmesiyle oluştuğu düşünülüyor. Dolmenlerin tarih öncesi çağlarda oluşturulduğu ve Son Tunç Çağı’nın sonları ile Demir Çağı’nın başlangıcı arasında bir tarihsel düzlemde M.Ö. 8 ila 7. arasında bir yerde inşa edildiği düşünülüyor. Dolmen denilen yapıların genel olarak mezar amacıyla oluşturulduğu biliniyor. 

Genel olarak aynı özelliklere sahip olan Trakya bölgesi dolmenlerinde 2 ila 3 metreye kadar iri taş blok kullanımı söz konusu olmuş. Dolmenlerde kullanılan taşların ikisi ayakta dururken üçüncüsünün onun üzerinde kapak vazifesi gördüğünü söyleyebiliriz. Bunların esas amacı mezar odalarının girişlerini belirtmek. Lalapaşa Dolmenleri, tarih öncesi çağlarda Trakya’daki yaşamın izlerini sürebileceğin harika bir alan. Bu nedenle Trakya gezinde burayı kesinlikle görmelisin

Konum Linki

41. İlhan Koman Konağı - Edirne

İlhan Koman Konağı  görünümü

İlhan Koman Konağı, Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerinden biri. Bu konak, heykel sanatının en değerli isimlerinden İlhan Koman’ın doğduğu ev olarak biliniyor. Konak yapısal olarak Neo-klasik olarak tarif edilen üslupla inşa edildi. 1908 yılında Rum mimar ve ressamlar konağın yapımında büyük rol oynadılar.  Konağın dış tasarımı, antik uygulamalardan esinlenerek süslendiği görülebiliyor. İki katlı olan konak, bahçe içerisinde yer alıyor ve kırma çatısıyla dikkat çekiyor. Ana girişi dikdörtgen bir niş şeklinde olan yapının yola bakan cepheleri, dışa taşkın balkonlarla çevrelenmiş. Kapı ve pencereleri de dışa taşkın silmeli birer pano içinde dikdörtgen formda.

İlhan Koman Konağı, aynı zamanda kent tarihinin de önemli noktaları arasında yer alıyor. 1908 yılında Rum Doktor Simsa tarafından yaptırılan bu konak, daha sonra Koman ailesi tarafından satın alınmış. İlhan Koman’ın babası Ahmet Fuat Bey de bir doktor olduğu için uzun yıllar ‘Doktorun Evi’ diye anılmış. İlhan Koman Konağı, bugün Edirne Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılıyor. 2007 yılında Bakanlık tarafından kamulaştırılan ve onarılan bu bina, hem tarihi bir değer taşıyor hem de modern hizmetler sunuyor.

Konum Linki

42. Kanuni Köprüsü - Edirne

Tunca Nehri üzerinde, tarihin ve mimarinin buluştuğu bir yer olan Kanuni Köprüsü

Edirne’nin kalbinde, Tunca Nehri üzerinde, tarihin ve mimarinin buluştuğu bir yer olan Kanuni Köprüsü, Edirne’nin merkezinden Saray içine geçiş sağlaması açısından dönem içerisinde önemli bir yapıydı. aynı zamanda Kanuni Köprüsü olarak da bilinen bu yapı 1560 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı. Bu köprü, Kanuni Sultan Süleyman’ın Terazi ve Adalet Kasırları ile birlikte yaptırıldığı düşünülüyor. Yontma taştan yapılan köprü, 80 metre uzunluğunda ve dört gözlü olacak şekilde inşa edildi.

Köprü, Edirne Sarayı’nın Hasbahçesi ile şehir merkezini birbirine bağlaması açısından oldukça önemli. Bu nedenle, köprüyü geçerken hem tarihi bir yolculuğa çıkarsın hem de Edirne’nin güzelliklerini keşfetme fırsatı bulursun. 

Konum Linki

43. Sokullu Hamamı - Edirne

Sokullu Hamamı kent merkezinde görünümü

Sokullu Hamamı, kent merkezindeki Üç Şerefeli Cami’nin hemen karşısında bulunuyor. Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan bu hamam 16. yüzyıl Türk Sanatı’nın en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Çifte hamam planında yapılmış ve kadınlar ile erkekler bölümlerinin girişleri ayrı yönlere bakıyor. Hamamın soyunmalık yüzlerindeki kesme taş ve tuğla işçiliği dikkat çekiyor. Zemin dükkân olan üstü ocaklı odalar bulunuyor. Bu odalar, erkekler soyunmalığından kadınlar soyunmalığına kadar uzanıyor.  

Kadınlar kısmının kurna taşlarının ziyaretçiler üzerinde etki bırakan nakışları dikkat çekiyor. Bu nakışların da ayrı bir hikayesi bulunuyor. Rivayete göre, kurnalar ikiye ayrılıyor ve birisine gelin diğerine ise kaynana ismi veriliyor. Gelin kurnası son derece zarif bir şekilde işlenirken, kaynana kurnasının üzerindeki nakışlar sert ve heybetli bir şekilde görünüyor.  

Konum Linki

Yazar Notu: Hamam geçici olarak kapalı. Ziyaret edeceğin zaman açık olup olmadığı ile bilgi almanı öneriyoruz.

44. Deveci Hanı - Edirne

Deveci Hanı - Edirne

Edirne’nin en farklı mekanlarından birisi olan Deveci Hanı, yaklaşık 500 yıl önce ticaretin önemli bir merkezi olması için inşa edildi. İki katlı bir yapıya sahip olan bu eşsiz yer Osmanlı’nın erken olarak tabir edilen dönemlerine denk gelen bir yapı olması ile öne çıkıyor. Yapı inşa edilirken kesme taş ve tuğla kullanımının söz konusu olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkarıldı. 

İnşa edilen hanın üst kısmında 31 odasının bulunması dikkat çekici bir detay. Yüzyıllar boyunca han olarak kullanılan bu yapı 1846 yılında Vali Rüstem Paşa tarafından yeniden düzenlenerek cezaevi olarak kullanmaya başlandı.  Deveci Hanı, tarihi ve mimari değeri nedeniyle ziyaretçiler için büyük bir ilgi odağı haline geldi. Hanın içinde dolaşırken, geçmişin izlerini hissedebilirsin. 

Konum Linki

45. Hızırbey Hamamı - Kırklareli Merkez

Hızırbey Hamamı - Çifte Hamam, Kırklareli şehir merkezinde yer alıyor. 1383 yılında Osmanlı henüz Trakya’ya yeni yerleşmeye başladığı dönemlerde Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılan hamam, 1683 yılında Hacı Hüseyin Ağa tarafından onarıldı. Bu onarım sonrasında herhangi bir çalışma görmeden günümüze kadar ulaşmayı başardı.

Çifte Hamam olarak da bilinen bu yapı, hem kadınlar hem de erkekler için ayrı bölümlere sahip. Bu, Osmanlı-Türk hamamlarının klasik bir örneği. Hamamın duvarları, dış yüzeyi düzgün yonu köfeki taşı ile kaplanmış. Bu taş, hamamın dış görünümüne estetik bir hava katıyor. Hamamın bitişiğinde bir arasta da bulunuyor. Arasta, eski dönemlerde çarşı olarak kullanılan bir yapı. Bu sayede, hamamdan çıkan kişiler, ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir yer bulabiliyorlar.

Hızırbey Hamamı - Çifte Hamam, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle bir turistik cazibe merkezi haline geldi. Burası, hem yerel halkın hem de turistlerin rahatlamak ve günlük streslerinden arınmak için tercih ettikleri bir yer. Ayrıca, hamamın tarihi dokusu ve mimarisi, ziyaretçilerine adeta bir zaman yolculuğu yaşatması da burayı tercih sebebi olabiliyor. 

Konum Linki

46. Uzunköprü Kent Müzesi - Edirne

Uzunköprü Kent Müzesi dış görünümü

Uzunköprü Kent Müzesi, Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde yer alıyor. İki katlı tarihi bir binada konumlanmış olan müze, Uzunköprü’nün kent belleğini ve tarihini ziyaretçilerine sunuyor. Müze, 2013 yılında halkın ziyaretine açılmış ve o günden bu yana ilçenin kültür ve tarihine ışık tutuyor.

Müzenin yer aldığı bina, Tekel Binası olarak biliniyor. 2012 yılında başlayan restorasyon çalışmaları sonucunda bu tarihi bina, müzeye dönüştürüldü ve içerisinde yer alanlarla birlikte ziyaretçilere açıldı. Müze, altı odadan oluşuyor ve her bir oda, Uzunköprü’nün tarihine dair farklı öğeleri sergiliyor. İlk odada tarihi olabilecek eşyalar bulunuyor. Bunlar arasına kılıçlar, paralar, pikaplar, fotoğraf makineleri ve bakır kaplar gibi birçok eşya yer alıyor.

Müzede birçok kişinin dikkatini çeken alanlardan olan Gelin Odası ve Yaşam Odası, Uzunköprü’nün kültürel ve günlük yaşamına ışık tutuyor. Bu alandaki dikiş makinesi, bebek patiği, ibrik, kömür ütüsü gibi eşyalar, geçmişteki yaşamın izlerini sürmeni sağlıyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 08.30-17.30 arasında açık

47. Muradiye Camii ve Mevlevihanesi - Edirne

Muradiye Camii ve Mevlevihanesi - Edirne

Edirne’nin kalbinde, Küçükpazar semtinde yer alan Muradiye Camii ve Mevlevihanesi, tarihin ve sanatın birleştiği eşsiz bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. II. Murat tarafından yaptırılan bu yapı, Sarayiçi’ne egemen bir tepe üzerinde konumlanıyor. Tarihinde yazıt bulunmayan bu yapı, vakfiyesine ve kaynaklara dayanarak 1426 yılına tarihleniyor. Mimarı bilinmemekle birlikte, yan mekanlı (zaviyeli) camilerin en güzel örneklerinden birisi olması ile öne çıkıyor.

Muradiye Camii ve Mevlevihanesi, dış görünüşünün yalınlığına karşın iç süslemesi yönünden 15. yüzyıl Osmanlı Sanatı’nın en önemli yapıtlarından birisi. Türk çini sanatının en güzel örneklerinin görüldüğü camide mihrap ve duvarlar tamamen çini ile kaplı. Doğal çiçek motifleri ile işlenmiş altıgen mavi, ak çini levhalarla kaplı duvarlar, firuze renkli düz üçgen levhalarla süslü.

Konum Linki

48. Konstantin ve Elena Kilisesi - Edirne

Konstantin ve Elena Kilisesi - Edirne

Konstantin ve Elena Kilisesi, Trakya gezinde uğrman gereken yerlerden birisi. 1869 yılında inşa edilmiş olan bu ibadethane adını I. Konstantin ve annesi Helena’dan aldı. Bu kilise, dönemin Doğu Ortodoks kilise mimarisinin klasik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kilise, 20. yüzyılın ilk yarısında cemaatini kaybedip bir süre bakımsız kaldı. Ancak 2008 yılında, Bulgaristan hükümetinin de yardımlarıyla yeniden restore edildi.  

Restorasyon öncesinde ciddi anlamda hasarlı olan ve sadece dört duvarının ayakta kaldığı kilise, yapılan titiz çalışma sonrasında yeniden kullanıma açılacak şekilde inşa edildi. Konstantin ve Elena Kilisesi, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle ziyaretçiler için ilgi çekici bir durak. Kilisenin hikayesi, geçmişten günümüze uzanan bir yolculuk sunuyor. 

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-17.00 saatleri arasında açık

49. Mezitbey Hamamı - Edirne

Edirne’deki önemli eserlerden birisi mezitbey hamamı

Mezitbey Hamamı, bir zamanlar Osmanlı’ya başkentlik yapmış Edirne’deki önemli eserlerden birisi. Kent merkezinde bulunan bu hamam, Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’nin batı tarafından konumlanıyor. Mezit Bey tarafından 1442 yılında yaptırılan hamam Edirne’deki diğer hamamlardan bazı yönleri ile ayrılıyor. Özellikle sade tasarımı ile dikkat çeken bu eşsiz yer kesme taş ve tuğla ile inşa edilmiş.

Üzerinde ise bir kubbe yer alıyor. Mezitbey Hamamı, Osmanlı döneminin mimari özelliklerini taşıyor. Bu özellikler, hamamın tarihi değerini artırıyor.  Hamam, turistler için ilgi çekici bir durak. Burası, tarihi bir deneyim yaşamak isteyenler için ideal. Ayrıca, hamamın bulunduğu bölge, Edirne’nin diğer tarihi ve turistik yerlerine de yakın. Bu da ziyaretçilere, şehrin farklı yerlerini keşfetme imkanı sunuyor.

Konum Linki

50. Saraçhane Köprüsü - Edirne

Tunca Nehri üzerinde, tarihi ve mimari bir alan olan Saraçhane Köprüsü

Edirne’nin kuzeybatısında yer alan Tunca Nehri üzerinde, tarihi ve mimari bir alan olan Saraçhane Köprüsü Trakya’da gezilecek yerler arasında bulunuyor. 1451 yılında inşa edilen köprü zaman içerisinde eskimesi nedeniyle pek çok kez onarım gördü. Köprü II. Murat zamanının devlet adamlarından olan Şehabettin Paşa’nın önderliğinde yapıldı. Bu nedenle zaman zaman Şehabettin Köprüsü olarak da anılıyor. Saraçhane Köprüsü, Edirne ile Sarayiçi arasında bağlantı sağlaması amacıyla yapıldı.

120 metre uzunluğa sahip olan köprünün genişliği ise 5 metre kadar. Uzun olması nedeniyle 11 ayak ve 12 kemere sahip olan köprünün orta kısmı 1702 yılında yıkıldı ve Sultan II. Mustafa tarafından onarıldı. Bu onarım sırasında köprü 50 metre uzatıldı. Köprü, Osmanlı döneminin mimari özelliklerini taşıyor. Taştan yapılmış ve kemerleri sivri. Köprünün üzerinde oturmak için taştan sedir de bulunuyor. Ayrıca, köprünün sonunda bir Karakolhane ve bir kuyu bulunuyor.

Konum Linki

51. Hacı Adil Bey Çeşmesi - Edirne

Hacı Adil Bey’in genç yaşta vefat eden oğlu adına yaptırdığıçeşme

Edirne’de bulunan birçok tarihi çeşmeden birisi olan Hacı Adil Bey Çeşmesi, 1904 yılında inşa edildi. Hacı Adil Bey’in genç yaşta vefat eden oğlu adına yaptırdığı bu çeşme kentin en iyi korunmuş yapıları arasında yer alıyor. Yapının üç basamakla çıkılan bir kaidenin üzerinde kare şeklinde yapıldığı görülebiliyor. Yükseklik olarak 5 metre geniş olarak ise yine 5 metreye yakın ölçülerde inşa edildiği de biliniyor. Çeşmenin tüm cepheleri cephe kompozisyonu açısından aynı. Barok üsluptaki çeşme, Edirne Evkaf Müdürü Sadrettin Bey ile Dr.Rıfat Osman tarafından çizilmiş. Çeşmenin yapıldığı yıllarda Karaağaç Tren İstasyonu’nun bir kolu, İstasyon Meydanı denilen Meriç Köprüsü başına ve Hacı Adil Çeşmesi’nin yanına kadar gelmekteydi.

Çeşme, kesme taştan yapılmış ve kırma çatılı. Üst örtüsü kurşunla kaplanmış ve tepesine madeni alem yerleştirilmiş. Çeşme üç basamakla çıkılan bir kaide üzerine yerleştirilmiş. Yapının dikdörtgen biçimindeki cephe merkezlerine sivri kemerli nişler yerleştirilmiş. Nişlerin merkezinde su yalağına yakın bir yerde ayna taşı bulunuyor.

Konum Linki

52. Sweti George Bulgar Kilisesi - Edirne

Sweti George Bulgar Kilisesi

Edirne’de bulunan kiliselerden birisi olan Sweti George Bulgar Kilisesi, Osmanlı’nın son dönemlerinde inşa edilen ibadethaneler arasında yer alıyor. Sultan Abdülhamit döneminde 1880 yılında inşa edilen bu kilise, özellikle bölgede yaşayan Bulgar vatandaşların rahat bir şekilde ibadet edebilmesi için yapıldı. Kilise, 1880’de açıldıktan sonra, Peterberon Erkek Sanat Lisesi’nin müdürü kilisenin papazlığını üstlenmiş. Ancak Balkan Savaşı başladığında okul kapanmış, müdür İstanbul’a göç etmiş ve kilise papazsız kalmış. Bundan dolayı papazsız kalan kilise bakımsız bir şekilde kaderine terk edilmiş. Fakat 2004 yılında eski Bulgar Kralı ve Bulgaristan Başbakanı olan Simeon Sakskoburgotski’nin girişimleriyle kilise restore edilerek eski cazibesine kavuşturulmuş.

Konum Linki

53. Edirne Kent Ormanı - Edirne

Edirne Kent Ormanı - Edirne

Edirne’nin kalbinde, doğanın kucağında bir cennet olan Edirne Kent Ormanı, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp huzur bulmak isteyenler için ideal bir yer. İçinde yürüyüş parkurları, çocuk oyun alanları ve sosyal alanlar bulunuyor. Ayrıca, Meriç Irmağı’nın kıyısında konumlanmış olması, ormanın manzarasını daha da güzelleştiriyor. Edirne Kent Ormanı, tarihi bir değere de sahip. 1967 yılında Edirne Valiliği tarafından ilan edilen bu alan, zaman içinde halkın sevgilisi haline geldi.  

Ormanda, çeşitli ağaç türleri bulunuyor. Ak Söğüt, Saplı Meyveli Karaağaç, Ova Karaağacı, Dişbudak yapraklı Akçaağaç, Erguvan ve Titrek Kavak gibi ağaçlar, ormanı süslüyor. Bu ağaçlar, ormana doğal bir güzellik katıyor ve ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor. Edirne Kent Ormanı, aynı zamanda bir mesire alanı. Burada piknik yapabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir ve huzurlu bir gün geçirebilirsin. Ayrıca, ormanda bir kafe de bulunuyor. 

Konum Linki

54. Milli Mücadele ve Lozan Müzesi - Edirne

milli-mucadele-ve-lozan-muzesi

Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfederken, Milli Mücadele ve Lozan Müzesi’ni de ziyaret edebilirsin. Bu müze, Kurtuluş Savaşı boyunca Trakya Bölgesi’nde sürdürülen milli mücadelenin ve Lozan Barış Antlaşması’nın halka anlatılmasını sağlamak üzere kuruldu. 19 Nisan 2016 tarihinde açılışı yapıldı ve o günden beri ziyaretçilerine kapılarını açıyor. Müze, 2000 yılında Kültür Bakanlığı’nın yazısı ile resmi kimliğine kavuştu.

Müze, Edirne’nin Karaağaç semtinde, Trakya Üniversitesi’nin Karaağaç yerleşkesinde yer alıyor. Bu semt, dönemin mimari özelliğini taşıyan geniş bahçeli köşklerin ve konakların bulunduğu bir bölge.  Müze, Lozan Antlaşması’na ait kitap, belge ve dokümanlar ile İsmet İnönü’ye ait kişisel eşyaları sergiliyor. 

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-17.00 saatleri arasında açık

55. Sittişah Sultan Camii - Edirne

Sittişah Sultan Camii

Edirne’nin dini ve tarihi dokusunu yansıtan Sittişah Sultan Camii, ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Cami, Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı olan ve aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in de eşi Sitti Hatun adına yaptırıldı. 1482 yılında yaptırılan cami 1743 yılına kadar ayakta olan sarayın bir bölümü olarak kaldı.

Caminin halk arasında Sitti Şah Sultan Camii, Sitti Sultan Camii ve Hatuniye camii olarak da biliniyor. 1980 ve 1990’lı yıllarda onarıma giren bu yapı, tarih boyunca birçok kez restorasyon gördü. Yapının 1520, 1530, 1574 tarihli üç vakfiyesi bulunuyor. Sittişah Sultan Camii, geniş bir avlu içinde yer alıyor ve kare planlı olarak inşa edildi. Yan ve kıble cephelerinde hazire bulunuyor. Bu özellikleriyle cami, Osmanlı mimarisinin klasik özelliklerini taşıyor.

Konum Linki

56. Üç Şerefeli Camii - Edirne

üç şerefeli camii iç mekan görünüm

Edirne’nin kalbinde, tarihi bir dokuya sahip olan Üç Şerefeli Camii, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli yapıları arasında bulunuyor. 15. Yüzyılda dönemin hükümdarı olan II. Murat tarafından yaptırılan caminin adı üç balkonu olan minaresinden geliyor. Osmanlı’nın en güzel eserlerinden birisi olan ve dönemin mimari anlayışını en iyi yansıtan yapılardan olan Üç Şerefeli Camii, her köşesinde bir minare bulunacak şekilde inşa edildi. Ancak bu minareler arasında üç balkonlu (şerefeli) olan minare en özel yerde bulunuyor.

Caminin içerisine adım attığınızda, geniş ve ferah bir avlu seni karşılar. Avlunun ortasında bir şadırvan bulunur. Bu şadırvan, camiye gelen ziyaretçilerin abdest almasını sağlar. Avlunun etrafı, kemerli revaklarla çevrili. Bu revakların altında, ziyaretçilerin dinlenmesi için oturma alanları yer alır. Caminin ana mekanı olan namaz kısmı, büyük bir kubbe ile örtülü. Bu kubbe, Osmanlı mimarisindeki en büyük kubbelerden birisi. Kubbenin altında, geniş bir alan bulunur. Bu alan aynı zamanda camiye gelen ziyaretçilerin namaz kılabileceği bir mekan olarak biliniyor.

Konum Linki

57. Karaağaç Eski Tren Garı - Edirne

edirne karaağaç kara tren önünde iki kadın görseli

Karaağaç Eski Tren Garı, Edirne’nin taşımacılık alanında önemli bir tarihi parçası. II. Abdülhamid döneminde inşa edilen bu yapı, Mimar Kemalettin Bey tarafından tasarlandı. Bu yapı, neoklasik üslupta inşa edildi ve İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan demiryolunun en önemli istasyonlarından biri oldu. Gar, 1914 yılında tamamlandı ancak I. Dünya Savaşı nedeniyle demiryolu güzergahı değiştiği için hizmete giremedi. Bu durum, garın tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Ancak, garın tarihi burada sona ermedi. 1971 yılında, yeni bir tren garının inşasıyla birlikte, Karaağaç Eski Tren Garı’nın işlevi sona erdi. Günümüzde, bu tarihi yapı, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak hizmet veren bu, garın yeni bir yaşam evresine geçişini simgeliyor. Artık bir tren garı olarak değil, bir eğitim kurumu olarak hizmet vermesi garın tarihinde yeni bir sayfa açtı.

Konum Linki

58. Akarca Köprüsü - Pehlivanköy

Akarca Köprüsü görünümü

Pehlivanköy Akarca Köprüsü, Kırklareli’nin önemli tarihi eserleri arasında yer alıyor. Bugün halen daha kullanımda olan bu köprü Ergene Nehri üzerinde yer alıyor ve Uzunköprü-Pehlivanköy-Edirne yol güzergahında hizmet veriyor. Osmanlılar tarafından 16. Yüzyılda yaptırılan bu köprü, yedi gözlü ve kemerli bir yapıya sahip olacak şekilde inşa edildi. Ortadaki büyük kemerli gözün etrafında oluşturulan yuvarlak kemerli gözlerle toplamda yedi göze sahip. Bu özelliği ile köprü, hem estetik hem de mühendislik açısından dikkat çekicidir. Bugün hala kullanılır durumda ve üzeri asfalt kaplı. 16. Yüzyıl içerisinde yapıldığı bilinse de hangi yıl yapıldığı hakkında net bir bilgi bulunmayan köprünün üzerinde yer alan kitabede de yıl ile ilgili bir bahis geçmiyor.

Konum Linki

59. IV. Mehmet Av Köşkü - Edirne

IV. Mehmet Av Köşkü

Edirne’nin tarihi Sarayiçi bölgesinde, Tunca Irmağı’nın iki kolu arasında, Tavuk Ormanı’nın içinde konumlanan IV. Mehmet Av Köşkü, dönemin padişahı Avcı Mehmet tarafından 1671 yılında yaptırıldı. IV. Mehmet, halk arasında Avcı Mehmet olarak da biliniyor. Bu ismi, avcılığa olan büyük merakından dolayı aldı. Köşk, çeşitli dönemlerde Edirne Sarayı’na yapılan eklemelerden birisi. Bugün köşkün bir bölümü hala ayakta ve görülebilir durumda. 2002 yılında restore edilem ve turizm amaçlı kullanılmaya başlanan köşk, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Köşkün içindeyken, etrafını saran doğanın güzelliği ve tarihin derinliği hissediliyor. Burası, hem tarih severler hem de doğa severler için ideal bir yer. Köşk, aynı zamanda bir çay bahçesi olarak da hizmet veriyor.

Konum Linki

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.30-01.00 arasında açık

60. Sinan Ağa Çeşmesi - Edirne

Sinan Ağa Çeşmesi

Edirne’nin dört bir köşesinde yer alan tarihi çeşmelerden birisi olan Sinan Ağa Çeşmesi, tarih kokan sokaklarda karşına çıkan bir yapı. Birçok çeşmede görülen dikdörtgen plan burada da uygulanmış. İnşa edildiği dönemin anlayışı ile kesme taştan yapılan çeşmenin çatısında yer alan piramidal yapı bu çeşmeyi diğerlerinden ayırıyor. Çeşmenin cadde kısmındaki köşelerinde kaideler kum saati olacak şekilde birer sütun yer alıyor. Ek olarak üç cephesinde sivri kemer kullanılan kilit taşı ve üzerlerinde birer rozet yer alıyor. Sinan Ağa Çeşmesi’nin suyu, Aynalı Tabya bağlarındaki kaynaktan geliyor. Çeşmeyi yaptıran Sinan Ağa, IV. Mehmet döneminde öncelikle Bostancıbaşı (güvenlik amiri) oldu. İlerleyen yıllarda ise paşalık konumuna yükselen Sinan Ağa, bu dönem içerisinde çeşmeyi yaptırdı.  Bazı kaynaklar, Yeniimaret’teki çeşmelere, su getirme işini onun gerçekleştirdiğini anlatıyor. Ancak bazı kaynaklara göre, Sinan Ağa bu suyu getiren ilk kişi olmayıp, zaten var olan su yollarını tamir ettirmiş.

Sinan Ağa Çeşmesi, tarihi bir yapı olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir sanat eseri. Her bir detayı, geçmişin izlerini taşıyor ve ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bu çeşme, Edirne’nin tarihini ve kültürünü yansıtan bir simge. Trakya ziyaretinde, Sinan Ağa Çeşmesi’ni ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

61. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi - Edirne

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi

Edirne’nin en büyük çeşmesi olan ve zamanın kudretli sadrazamlarından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilen çeşme 1667 yılında yapıldı. Edirne’nin önemli caddelerinden birisinin üzerinde yer alan bu tarihi eser yaptıran sadrazamın ismi ile anılıyor. Henüz sadrazam olmadan önce çeşmeyi yaptıran Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Köprülü dönemi sadrazamlarının sonuncusu olarak biliniyor. Çeşme, günümüze kadar önemli bir onarım geçirmediği için özgün yapısal özelliklerini büyük ölçüde korumayı başardı. Çeşme, Selimiye Arastası’nın doğu kapısına yakın bir mevkide bulunuyor. Bu konumuyla, çeşme, Edirne’nin en önemli merkezlerinden biri olan Selimiye Arastası’na yakınlığıyla da dikkat çekiyor.

Konum Linki

62. Necmi İğe Evi Etnografya Müzesi - Edirne

Necmi İğe Evi Etnografya Müzesi

Edirne’nin kalbinde, tarih kokan bir konak olan Necmi İğe Evi Etnografya Müzesi. Bu konak, 18. yüzyılın en eski sivil mimari örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. İlk olarak Edirne Defterdarı Emin Bey ve ailesine ev sahipliği yapmış olan bu konak, daha sonra Necmi İğe ve ailesine hizmet etti. Necmi İğe, Edirne Müzesi’nin kurucularından biri olarak tanınıyor ve Edirneliler tarafından “Necmi Ağabey” olarak anılıyor. Konak, yaklaşık 900 metrekarelik bir alana yayılıyor ve geçmişin yapı tarihi, malzeme kullanımı, plan biçimlenişi ve dönemin yaşam biçimini yansıtıyor. Zemin kat, haremlik ve selamlık şeklinde ara kat ve üst kat olarak inşa edilmiş olan bu konak, 7 adet oda ve 6 adet sekiye sahip. Bu yapı, kültürel ve geleneksel değerlerimizin izlerini taşıyor.

Müze olarak işlev gören bu tarihi konak, ziyaretçilerine dönemin günlük yaşamına dair ipuçları sunuyor. Müze içerisinde Edirne’nin kültürünü ve adetlerini yansıtan el sanatları, kız isteme, çeyiz odası, damat tıraşı, düğün yemeği, düğün kültürü, zifaf geleneği ve hamam gibi birçok adet günümüze taşınıyor. Ek olarak Balkanlarda ve Rumeli’nde giyilen kıyafetlerin de burada sergilendiğini söyleyebiliriz.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 60 TL

Açık olduğu saatler

  • Her gün 09.00-17.30 arasında açık

63. Alpullu Köprüsü - Alpullu

Alpullu Köprüsü - Alpullu

Türkiye’nin ilk şeker fabrikasına ev sahipliği yapan Kırklareli’nin Alpullu ilçesinde yer alan tarihi bir köprü olan Alpullu Köprüsü, aynı zamanda Sinanlı Köprüsü olarak da isimlendiriliyor. Mimar Sinan tarafından inşa edilen bu köprü bölgede birçok eserin yapımına öncülük eden Sokullu Mehmet Paşa’nın emri ile 16. Yüzyılın ortalarında yaptırıldı. Köprü, Tekirdağ-Edirne arasındaki devrin ticaret yolunun üzerinde yer alıyor ve bu yol, Alpullu’ya Hayrabolu tarafından girişte bulunuyor.

Mimar Koca Sinan’ın en muhteşem abide köprüsü olarak bilinen Alpullu Köprüsü, sivri kemerli. Bu köprü, 76 cm’lik çevre taşlarını tek taş olarak kullandı. Bu genişlikte kemer taşına hiçbir köprüde rastlanmıyor. Bu taşların boyları 2,5 metreyi buluyor. Korniş profili aynı olup, korkuluk taşı ile dış yüzleri birleştirilmiştir. Halen kullanılıyor.

Alpullu Köprüsü, Sokullu Mehmet Paşa’nın 1564-1579 yılları arasındaki sadâreti sırasında yapıldığı düşünülüyor.

Alpullu Köprüsü, Osmanlı devri Türk mimarisi köprücülüğünün güzel nisbetleri ve teknik özellikleri bakımından en önemli eserlerinden biri sayılıyor. Bundan dolayı Türk sanat tarihine “anıt köprü” olarak geçti.

Konum Linki

64. Askeri Hastane Çeşmesi - Edirne

Askeri Hastane Çeşmesi - Edirne

Edirne’nin tarihi dokusunu yansıtan Askeri Hastane Çeşmesi, şehrin en önemli simgelerinden biri. Bu çeşme, Osmanlı döneminden kalma bir yapı ve tarihi bir öneme sahip. Şehrin kalbinde yer alıyor ve her gün birçok turist tarafından ziyaret ediliyor. Günümüzde Kadınlar Parkı adı verilen yeşil alan içerisinde yer alan Askeri Hastane Çeşmesi, zarif ve etkileyici bir mimariye sahip. Yapının detayları, Osmanlı döneminin sanatsal anlayışını ve estetiğini yansıtıyor. Çeşme, aynı zamanda Edirne’nin tarihini ve kültürünü de anlatıyor. Çeşme, bir zamanlar askeri hastanenin önünde bulunan bir su kaynağıydı. Hastane personeli ve hastalar, su ihtiyaçlarını bu çeşmeden karşılardı. Bu nedenle, çeşme aynı zamanda Edirne’nin sosyal yaşamının bir parçasıydı. Askeri Hastane Çeşmesi, Edirne’nin tarihi ve kültürel mirasının önemli bir parçası. Bu çeşme, şehrin tarihini ve kültürünü anlamak için mükemmel bir yer. Edirne ziyaretinde, Askeri Hastane Çeşmesi’ni ziyaret etmeyi unutma ve bu tarihi çeşmenin akan sularının tadına mutlaka bak.

Konum Linki

65. Enez Kalesi

Enez Kalesi

Enez Kalesi, Edirne’nin Enez ilçesinde yer alıyor. Antik Çağ’da Akropol denilen yüksek bir tepede bulunan bu kale, Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapıldığı biliniyor. Ne zaman yapıldığı konusunda net bilgilerin olmamasına karşın yapımında kullanılan malzemelerin incelenmesi sonucunda Bizans öncesinde inşa edildiği düşünülüyor. Buna ek olarak M.Ö. 6. Yüzyılda Bizans İmparatoru Lusitinianus’un kalenin onarımı için emir verdiği de kaynaklarda geçiyor.

Kale mimari açıdan değerlendirildiğinde kuzeybatı ve güneydoğu yönlü inşa edilmiş. Giriş kısmı ise kuzeydoğu tarafında yer alıyor. Kalenin deniz kıyısında bulunan ve limanı da koruyan iki ana suru bulunuyor. O dönemin anlayışına uygun olacak şekilde köşeli burçların tercih edildiği ve özellikle batı kanadında yer alan burcun da günümüze ulaştığı söylenebilir. Kale yapılırken kesme taş, tuğla gibi malzemeler kullanmış. Kale içerisinde ilçenin de önemli mekanlarından olan Enez Ayasofyası isimli şapel olarak kullanmış bir mağara bulunuyor. Mağara duvarlarında yer alan tasvirler ise bugün Edirne Müzesi içerisinde sergilenmeye ve meraklıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Enez Kalesi, tarih ve turizm cenneti bir yer olarak gelişime açık. Bu tarihi ve kültürel zenginliği keşfetmek için Enez Kalesi’ni ziyaret etmeyi düşünebilirsin.

Konum Linki

66. Edirne Büyük Sinagogu - Edirne

Edirne Büyük Sinagogu iç görünümü

Edirne Büyük Sinagogu, Türkiye’de kalan çok az sinagogtan birisi. Türkiye’nin en büyük sinagogu olmasının yanı sıra Avrupa’nın da üçüncü büyük Yahudi ibadet noktası olması ile öne çıkıyor. Geçmişi 1492 yılında İspanya’dan kaçarak Osmanlı topraklarına gelen Yahudilere dayanan bu ibadet merkezi, 1905 yılında çıkan büyük bir yangında ağır hasar aldı. Ancak daha sonra Sultan II. Abdülhamit buranın onarılması emrini verdi ve iki yıl sonra Yahudilerin bayramı olan Hamursuz’un ilk gününde yeniden ibadete açıldı. Burası 1983 yılına kadar kesintisiz ibadete açık kaldı. Ancak yıllar içerisinde Yahudilerin Edirne’den ayrılması üzerine kullanıma kapatıldı. Bu süreçte oldukça eskiyen ve bakımsız kalan sinagog neredeyse yıkılmaya yüz tutmuştu. Ancak 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçen sinagog, 2010 yılında restorasyona alındı ve 26 Mart 2015 tarihinde yeniden kullanıma açıldı.

Konum Linki

67. Müzik Teknolojileri Müzesi - Tekirdağ

Müzik Teknolojileri Müzesi iç görünümü

Müzik Teknolojileri Müzesi, Türkiye’nin Tekirdağ ilinde yer alıyor. Bu müze, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Müze, hem geçmişte hem de günümüzde kullanılan müzik aletlerini sergiliyor. Ayrıca, müzik aletlerinin yapılış aşamasını anlatan malzemeler de burada bulunuyor.

Müze, 2017 yılında açılan bu müzede eskiden günümüze kadar olan birçok müzik aleti sergileniyor. Müzik kültürü oluşturma amacıyla oluşturulan bu eşsiz mekanda neyden gitara, kanundan kemana, bağlamadan davula kadar pek çok enstrüman sergileniyor. Müze binasında ayrıca söyleşiler ve mini dinletiler de yapılıyor. Bununla birlikte müzik aletlerinin imal edilirken hangi aşamalardan geçtiğini gösteren bilgiler ve yöresel kıyafetler de müze kapsamında meraklıların ilgisini bekliyor.

Konum Linki

68. Hızırbey Camii - Kırklareli Merkez

Hızırbey Camii - Kırklareli Merkez

Hızırbey Camii, Kırklareli’nin merkezinde, çarşı içinde yer alıyor. 1383 yılında Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılan bu yapı, kare planlı ve duvarları, kubbe kasnağı ve minaresi düzgün yonu köfeki kaplamalı. Aynı anda 1000 kişinin ibadet edebileceği bir kapasiteye sahip olan bu cami, Büyük Camii olarak da biliniyor. O dönem camilerinde bulunan kalem işi süslemeler burada da yer alıyor. Erken Osmanlı camisi olan Hızırbey Camii iç duvarlarında büyük harfli yazılar da dikkat çekiyor. Bu yazıların 1308 tarihinde Kastamonu’lu Hattat Tevfik tarafından yazıldığı biliniyor. Diğer bir özelliği ise; 15x15 metre temel üzerine oturan cami, bu ölçüleriyle de Kabe-i Muazzama ile benzeşiyor.

Deprem sonucu yıkılan son cemaat yeri, Aydos’lu Hacı Yusuf Paşa tarafından 1824 yılında onarıldı. Daha sonra Tosunoğlu Ali Efendi tarafından 1887 yılında bir onarım daha geçirdi. Balkan Savaşında Bulgarlar tarafından yarıya kadar yıkılan minaresi tekrar yapıldı. 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun son bir restorasyon daha geçirdi.

Konum Linki

69. Koyunbaba Köyü Kilisesi - Koyunbaba

Koyunbaba Köyü Kilisesi - Koyunbaba

Koyunbaba Köyü Kilisesi, Kırklareli’nin merkez ilçesine bağlı bir köyde yer alıyor. Bu kilise, Osmanlı Dönemi’nde Bulgarlarla Türklerin birlikte yaşadığı bir döneme tanıklık ediyor. 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş olan bu yapı, düzgün yonu kesme taş kaplama ve çerçeveli olarak işlenmiş köşe taşları ile dikkat çekiyor. Ancak çatısı çökmüş durumda. Bulgarların Koyunbaba Köyü’nde yaşadığı dönemde, kilise Hıristiyan Bulgarların ibadetine açıktı. Ancak 1924 yılındaki mübadelede Bulgarların köyden ayrılması sonrasında kilise bir süre değirmen olarak kullanıldı ve daha sonra kendi haline terk edildi.

Konum Linki

70. Fatih Camii - Babaeski

Fatih Camii - Babaeski

Babaeski Fatih Camii, Türkiye’nin Kırklareli ilinin Babaeski ilçesinde yer alıyor. Bu cami, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1467 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı. Cami, dikdörtgen bir plana sahip. Güneybatı cephesine bitişik bir minaresi bulunuyor. Duvarları, tuğla hatıllı kesme taşla inşa edilmiş. Pencereleri iki kademe üstü dairesel kemerli. Cami, kesme taş minareli ve kırma çatılı bir yapı. Minaresi, klasik kare kaide üzerinde yükseliyor ve taban üzerine kısa bir geçiş bölümü bulunuyor. 

Dolayısıyla minare düzgün kesme köfteki taşından yapılmış ve tek şerefeli olacak şekilde inşa edilmiş. Ayrıca, sivri kurşun bir külahı var. Caminin çatısı kırma ve üzeri marsilya kiremit kaplı. Babaeski Fatih Camii, halen ibadet amacıyla kullanılıyor. Caminin içinde, taşa işlenen iki satırlık bir inşa kitabesi bulunuyor. Bu kitabe, caminin tarihini ve yapımını belgeliyor.

Konum Linki

71. İğneada Longozu - İğneada

İğneada Longozu - İğneada

İğneada Longozu, Türkiye’nin Kırklareli ilinde yer alıyor. Bu eşsiz doğa harikası, dünyada sadece üç örneği bulunan longoz tipi ormanlık alanlardan biri. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan bu ormanlar, yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekiliyor. Organik bakımdan oldukça zengin toprakları var.

İğneada Longozu, deniz kıyı bandının gerisinde yer alan geniş alüvyal düzlükler üzerinde oluşuyor. Burada boyları 8 ila 15 metre arasında değişen birbirinden farklı ağaçlar yer alıyor.   İğneada’da longoz özelliği gösteren Erikli, Mert ve Saka gölleri olmak üzere üç tane longoz alanı bulunuyor. Bu alanlar, doğa severlerin ve fotoğrafçıların uğrak noktalarından. Ayrıca İğneada Longozu’nda konaklama imkanları da var.

Burası doğa severlerin, fotoğrafçıların ve macera arayanların mutlaka görmesi gereken bir yer. Longoz ormanı, doğanın kalbinde unutulmaz bir tatil fırsatı sunuyor.

Konum Linki

72. Küçük Ayasofya Camii - Vize

Küçük Ayasofya Camii - Vize

Vize Küçük Ayasofya, ya da diğer adıyla Gazi Süleyman Paşa Camii, Kırklareli’nin Vize ilçesinde bulunuyor. Bu yapı, tarihi bir kilise olarak 6’ncı yüzyılda Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde inşa edildi. 15’inci yüzyılda ise Vize’nin Osmanlı egemenliğine geçmesiyle camiye dönüştürüldü.

Cami, Kale Mahallesi’nde, iç ve dış surlar arasında yer alıyor. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan bu yapı, üç apsisi bulunuyor. Kubbesi, on altı köşeli bir tanbur üzerine oturtulmuş. Yapıyı ayırt edici özelliklerinden biri, kubbeyi destekleyen ayaklar ve bunların arasında bulunan sütunlar. Bu sütunlar, yapıyı üç bölüme ayırıyor. Mermer olan bu sütunların başlıkları ise korinth stilinde inşa edildiği görülebiliyor. Caminin yapısı, Ayasofya ve Aya İrini’ye benzetiliyor.  2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen cami eski görünümüne ve heybetine kavuşmayı başardı.

Konum Linki

73. Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı - Lüleburgaz

Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı - Lüleburgaz

Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı, ticaret alanında kullanılan tarihi bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. İlk olarak külliyenin kuzeyinde tabhane ve imaret ile birlikte inşa edilmiş. Ancak 1935 yılında yol geçirilmesi amacıyla yıkıldı. Şimdilerde arasta duvarına bitişik duvar üzerinde ocak ve duvar nişleri, taç kapı ve giriş bölümünün batısında tam olarak ne işe yaradığı anlaşılamayan dikdörtgen bir yapı ayakta kalmış.

Evliya Çelebi’nin Seyahatname isimli eserinde kervansaray hakkında ilginç bilgiler bulunuyor. Kitapta, Lüleburgaz’ın kervansarayı büyük bir kapıdan girilen kale gibi karşı karşıya yüzeli ocağı olan büyük bir han olarak anlatılan yapının avlusu, deve konulan yeri ve ahırı dardır ki, sadece ahırı üç binden fazla hayvan aldığı yönünde bilgiler geçiyor. Kapıda devamlı olarak bekçileri bulunduğu, akşam olunca kapıda mehterhane çalınıp kapı kapandığı da aynı eserde geçen bilgiler arasında yer alıyor.  Bu yapıya ait Sokullu Mehmet Paşa’nın olup, demir kapının kemeri üzerinde beyaz mermer taşa kitabesinde şöyle yazıldığı biliniyor: “Bu kervansaraya gelen oldu hep revan”. Bu ifade, kervansarayın sürekli hareket halinde olan, yolculuk yapan kişiler tarafından kullanıldığını gösteriyor.

Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı, Osmanlı döneminde ticaretin devamlılığı içi önemli bir durak olmayı başardı. Bu yapıyı ziyaret ederek, geçmişin izlerini sürmek ve tarihi bir yolculuğa çıkmak mümkün. Kendine has mimarisi ve tarihi dokusuyla, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Konum Linki

74. Babaeski Köprüsü

Babaeski Köprüsü

Babaeski Köprüsü, Türkiye’nin Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde yer alıyor. Bu köprü, IV. (Avcı) Murat döneminde, 1633-34 yıllarında inşa edildi. Ergene Nehri’nin bir kolunun üzerine kurulu olan köprünün uzunluğu 72 metre, genişliği ise 6 metreye yakın. Köprünün ortasında, 5 beyitlik bir kitabe bulunuyor. Bu kitabeden öğrenildiğine göre köprü, kesme taştan 7 gözlü olarak inşa edildiği ancak bu gözlerden biri, zaman içinde toprak altında kaldığı bilgisine ulaşılıyor.

Babaeski Köprüsü, Osmanlı ordularının İstanbul’dan Rumeli’ye doğru uzanan sefer yolunun işaretlerinden biri olması bakımından da büyük bir öneme sahip. Anadolu’dan Balkanlar’a giden askeri ve ticaret yolu üzerinde bulunması da buranın önemini bir kat daha artırıyor. O dönemin inşa anlayışı içerisinde kullanılan kesme taş bu yapıda da kullandığı görülebiliyor. Köprünün nehir taşmalarından etkilenmemesi ve zamanla aşınmaması için aralarında büyük mesafe bulunan ve 6 kemerli olacak şekilde inşa edildiği de gelen bilgiler arasında yer alıyor. Halen kullanılan bu köprü, bu mimari özellikleri ile dikkat çekiyor.

Babaeski Köprüsü, hem tarihi değeri hem de mimari özellikleriyle görülmeye değer bir yer. Bu köprüyü ziyaret edenler, hem tarihi bir yapıyı yakından görmüş oluyor hem de Ergene Nehri’nin güzel manzarasını izleme fırsatı buluyor.

Konum Linki

75. Sokullu Camii - Lüleburgaz

Sokullu Camii - Lüleburgaz

Lüleburgaz Sokullu Camii, Kırklareli ilinde yer alan tarihi bir yapı. 16. yüzyılda inşa edilmiş olan bu cami, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli mimarlarından biri olan Mimar Sinan tarafından tasarlandı. Cami, bir dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun sadrazamı olan Sokullu Mehmed Paşa tarafından yaptırıldı. Caminin yapısı, ziyaretçilerine etkileyici bir görünüm sunuyor. Camide toplamda üç adet giriş bulunuyor. En büyük giriş merkezi kubbenin hemen altında yer alıyor. Kalan iki giriş ise son cemaat olarak isimlendirilen yerin her iki tarafında bulunuyor. Bu güney kısmında Sıbyan Mektebi adı verilen bölüm yer alıyor. Kuzeyde ise çarşı ve medresenin tam ortasına gelecek şekilde tasarlandığı görülebiliyor.

Ortada yer alan büyük kubbe o dönemin mimari anlayışı olan sivri kemerler üzerine oturuyor. İçeride yer alan mihrap nişi ise son derece dikkat çekici. Mihrap nişi beş köşeli olacak şekilde inşa edilmiş.  Caminin avlusu, medresenin avlusu ile ortak. Avlunun ortasında 12 kenarlı bir şadırvan yer alıyor. Bu şadırvan, II. Mahmut dönemine ait bir kitabesi bulunuyor.

Lüleburgaz Sokullu Camii, Mimar Sinan’ın eseri olması nedeniyle ziyaretçiler için büyük bir ilgi odağı haline geliyor. Bu cami, Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak dönemlerinden birini temsil ediyor ve Türkiye’nin en önemli tarihi yapıları arasında yer alıyor.

Konum Linki

76. Aya Nikola Manastırı - Kıyıköy

Aya Nikola Manastırı - Kıyıköy

Kıyıköy Aya Nikola Manastırı, Türkiye’nin Kırklareli ilinde, Vize kasabasında yer alıyor. Dünyanın en eski taş oyma manastırlarından biri olarak kabul ediliyor. Bizans döneminde 527 ila 565 yılları arasında I. Justinianus döneminde inşa edildiği noktasında güçlü kanıtlar bulunuyor. Bu manastırlar aynı zamanda kaya manastırları arasında bugüne kadar ayakta kalmayı başarmış en iyi örnekler arasında yer alıyor.

Manastırın zemin katında bir kilise bulunuyor. Daha aşağıda ise ayazma, yani kutsal su kaynağı yer alıyor. Üst bölümde ise keşişlere ayrılmış bölümler bulunuyor. İçeride kayaların büyük bir emekle oyularak meydana getirilmiş çeşitli hücreler bulunuyor. Özellikle kuzeyden ayazma adı verilen yere geçiş yapılabiliyor. Bununla birlikte kilisenin hemen doğu kanadında giriş yapabileceğin ikinci bir kapı bulunuyor.

19. yüzyılda bölgede yaşayan Rumlar tarafından kaya galerilerinin önü ahşap bir girişle tamamlanmış, ancak bu bölüm daha sonra ortadan kaldırılmış.  Kıyıköy Aya Nikola Manastırı, hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini büyülüyor. Kendine has atmosferi ve mistik havası ile Kıyıköy Aya Nikola Manastırı, herkesin görmesi gereken bir yer.

Konum Linki

77. Gerdanlı Çeşmesi - Kırklareli Merkez

Gerdanlı Çeşmesi - Kırklareli Merkez

Gerdanlı Çeşmesi, Kırklareli’nin Doğu Mahallesi’nde bulunuyor. XIX. yüzyılın sonlarında yapılmış ve iki cepheli bir meydan çeşmesi olarak tasarlanmış. Ancak günümüzde yalnızca bir cephesi kullanılıyor. Çeşme, fazlaca bir yüksekliğe sahip ve kare planlı. İki cephesinde sivri kemerli birer niş bulunuyor. Caddeye bakan tarafındaki niş içerisinde iki adet musluk var. Bu kısımdaki mermer kaplama sonradan yerleştirilmiş. Diğer cephesindeki muslukların ise yakın zamanda kapatıldığı düşünülüyor. Çeşme, kesme küfeki taştan inşa edilmiş ve kemerindeki kilit taşları dışarıya doğru çıkıntı yapacak şekilde oturtulmuş. 

Gerdanlı Çeşmesi, Kırklareli’nin tarihi ve kültürel mirasının önemli bir parçası. Bu çeşme, şehrin geleneksel kent dokusunun bir yansıması ve Kırklareli’nin tarihine tanıklık ediyor. Gerdanlı Çeşmesi’ni ziyaret etmek, Kırklareli’nin tarihini ve kültürünü daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. 

Konum Linki

78. Kadı Bedrettin Camii - Edirne

Kadı Bedrettin Camii - Edirne

Kadı Bedrettin Camii, Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerinden biri. 1530 yılında Kadı Bedrettin tarafından yaptırıldı. Osmanlı döneminin izlerini taşıyan bu yapı, kubbe örtülü ve kâgir olarak inşa edilmiş. Cami, geniş bir avlu içinde yer alıyor ve kuzeyinde haziresi bulunuyor. Avlu duvarının kuzey köşesinde bir çeşme konumlanıyor. Kabaca dikdörtgen planlı olan cami, son cemaat yerinin taşmasıyla kısa kollu “L” biçimine sahip. Caminin yan ve kıble cepheleri kaba yontu taş ve tuğlayla kasetli almaşık düzende inşa edilmiş. 

Cephelerde üç sıra halinde yerleştirilmiş beşer pencere bulunuyor. Alt pencereler taş söveli lokmalı demir parmaklıklı. Üst sıradaki pencereler sivri kemerli ve revzenli (yoğun süsleme). İki gözlü son cemaat yerinin üzeri pandantifle geçilen iki kubbeyle örtülü.  Kaynaklarda caminin 1752 yılındaki bir depremde büyük bir hasar gördüğü, bu deprem sırasında kubbesi ile son cemaat yeri kubbelerinin çöktüğü ve bu mekânların ahşap çatıyla örtüldüğü yazılıyor.

Konum Linki

79. Ayas Paşa Camii - Tekirdağ

Ayas Paşa Camii - Tekirdağ

Ayas Paşa Camii, Tekirdağ’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinden biri. 1525 yılında Sadrazam Ayas Mehmet Paşa tarafından yaptırıldı. Cami, kubbeyle örtülü ve son cemaat yeri ile ana mekândan oluşan kesme taş duvarlarla örülü küçük bir yapıya sahip. İnce silindirik gövdeli minaresi tek şerefeli. Caminin güzel bir şadırvanı var ve bahçesinde şimşir ağaçları bulunuyor. Ayas Paşa sürekli olarak hayrat yaptırarak servetini paylaşan bir kişi olarak biliniyor. Bu çerçevede cami, okul, medrese ve imaret gibi tesisler yaptırarak halkta büyük sevgi kazanmış.

Konum Linki

80. Yeni Cami - Çorlu

Yeni Cami - Çorlu

Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi, iki katlı kagir bir yapı olan Yeni Cami, 1905 yılında inşa edildi ve 20. yüzyılın ortalarına kadar havra olarak kullanıldı. Yapı, 1970 yılında camiye dönüştürülerek, o tarihten bu yana da namaz kılınan ibadethane olarak hizmet vermeye başladı.

Yeni Cami (Sinagog), kuzey ve güney cephelerinde kademeli bir şekilde yükselen alınlıkları ile anıtsal bir hüviyet kazandı. Cephe köşelerinde binaya bitişik sekizgen sütunlar bulunurken, tavanı ve tabanı ahşap. Cephesinde 18 dikdörtgen pencere açıklığı yer alıyor. Camiye girebilmek için kuzey tarafta demir bir kapı bulunuyor. Yapının alt kısmında ise minber ve mihrap gibi cami elemanları yer alıyor. Yapının tavanı, pastel renklerle yapılmış geometrik ve bitkisel bezemelerle süslü olması da son derece dikkat çekici unsurlar arasında yer alıyor.

Konum Linki

81. Sarbanı Ahmed Türbesi - Tekirdağ

Sarbanı Ahmed Türbesi  iç görünümü

Sarbanı Ahmed Türbesi, Tekirdağ’ın tarih kokan köşelerinden birisi. Bu kutsal mekan, ziyaretçilerini sade ve içten bir atmosferle karşılıyor. Sârban Ahmed, sade ve içten bir kişiliğe sahipti. Tasavvufi bir derinlikle şiirler kaleme aldı. Divan’ında devlet büyüklerinden bahsetmedi ve onlar için kaside yazmadı. Manzumelerinde sanatlı ve süslü bir dilden kaçındı, sadeliği tercih etti. Eserleri arasında arifane ilahiler ve aşıkane şiirler bulunuyor.

Konum Linki

82. İbrahim Balaban Müzesi - Tekirdağ

İbrahim Balaban Müzesi iç görünümü

İbrahim Balaban Müzesi, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa Belediyesi tarafından açılan bir müze. Burada, Nazım Hikmet’in cezaevi arkadaşı olan ressam İbrahim Balaban’ın belediyeye bağışladığı tabloları ve kişisel dokümanları sergileniyor.

İbrahim Balaban, “Köylü Ressam” olarak da biliniyor. Resim yapmaya 16 yaşında Bursa Cezaevinde Nazım Hikmet’in öğrencisi olarak başladı. Nazım Hikmet’in cezaevindeki yoldaşlarından birisi oldu.  İbrahim Balaban Müzesi, sadece bir sanatçının eserlerini sergilemekle kalmayıp, aynı zamanda Tekirdağ’ın kültürel zenginliğine katkıda bulunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Her gün 08.00-17.00 saatleri arasında açık

83. Rakoczi Müzesi - Tekirdağ

Rakoczi Müzesi - Tekirdağ

Rakoczi Müzesi, Tekirdağ’ın merkezinde yer alan tarihi bir Türk evini barındıran özel bir müze. Bu ev, 1676-1735 yılları arasında yaşamış olan Erdel Prensi ve Macar Halk Kurtuluş Kahramanı II. Rakoczi Frençh tarafından son yıllarında Tekirdağ’da kullanıldı. Macar Hükümeti, Rakoczi’nin anılarına ithafen bu binayı müze olarak düzenlendi.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 10 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-17.00 saatleri arasında açık

84. Heraion Teikhos Antik Kenti - Tekirdağ

Heraion Teikhos Antik Kenti - Tekirdağ

Heraion Teikhos Antik Kenti, Trakya’ya da adını veren Traklar zamanından kalma antik yerleşim yeri. Yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları, kentin M.Ö. 2000’den itibaren, MS. 13. yüzyılın sonuna kadar kesintisiz olarak iskan edildiğini gösterdi.

Bu antik kent, çok sayıda kültür katına sahip. Yüzey bulgularına göre, en geç M.Ö. 2. bin yıldan başlayarak Bizans İmparatorluğu dönemi dahil olmak üzere sürekli olarak iskan edildi. Kazılar, taş el baltaları, el yapımı pişmiş toprak kaplar ve diğer buluntularla zenginleşti. Bu eserler, Tunç ve Demir Devri’ne ait.

Akropolün höyük şeklindeki yerleşiminde sürdürülen kazı çalışmaları, M.Ö. 6. yüzyıldan MS. 1. yüzyıla kadar olan kültür katlarını gün ışığına çıkarttı. M.Ö. 8. yüzyılda Samos (Sisam) adasından gelen birçok kolonistin bu şehre yerleştiği biliniyor. Ayrıca, ele geçen sapan taşları, M.Ö. 6. yüzyıldaki Pers istilası döneminden kalma silahlar. Siyah ve Kırmızı Figürlü kaplar ile Kerch vazoları, M.Ö. 5 ve 4. yüzyıllarda Yunanistan ve özellikle Attika Yarımadası ile olan ilişkileri belgeliyor. Ayrıca, tunç ok uçları, damgalı ampora kulpları ve hellen sikkeleri, şehrin Klasik ve Hellenistik Dönemler’de Yunanistan ve Ege adalarıyla ticari ilişkilerini yansıtıyor.

Konum Linki

85. Mini Hayvanat Bahçesi - Çorlu

Mini Hayvanat Bahçesi havadan görünümü

Çorlu Mini Hayvanat Bahçesi, Tekirdağ’ın gizli bir hazinesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu sevimli bahçe, Havuzlar Mahallesi’nde Tekirdağ Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından kuruldu. İçinde daha önce görmediğiniz birçok hayvan türü bulunuyor.

Bahçede, midilli atları, tavus kuşları, sülünler, Kafkas sülünleri, kumrular, keklikler, bıldırcınlar, hindiler, çil keklikler, Tokat tavukları, ispenç horozları gibi hayvanlar yaşam sürüyor. Bu minik hayvanat bahçesini ziyaret edenler, bu sevimli canlıları yakından gözlemleme fırsatı buluyor. Çorlu Mini Hayvanat Bahçesi, doğal yaşamın bir kesitini sunuyor ve Tekirdağ’ın tarihine de hoş bir dokunuş katıyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Haftanın 6 günü-09.00-23.00

  • Pazar günü-14.10-17.40 arasında açık

86. Gazibey Bulgar Kilisesi - Tekirdağ

Gazibey Bulgar Kilisesi - Tekirdağ

Gazibey Bulgar Kilisesi, Tekirdağ’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinden birisi. 19. yüzyılda inşa edilmiş olan bu yapı, doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı olacak şekilde tasarlandı. Kilisenin yapısında 8 sütun bulunsa da burada yer alan sütunların iki tanesi kırıldığı için zamanla eksildi. Kilisenin orijinal yapısında uzun kenarlarda galeri kısmı bulunmaktaydı. Ancak bugün bu bölümler mevcut değil. Kilisenin tavanı beşik tonoz şeklinde olup, sütun başlıkları ahşap ve zaman içerisinde yer yer çürüme ve kopmalar meydana geldiği için oldukça eskimiş bir görünüme sahip. Kilisenin apsisi dışarıdan belirgin olup, taş ve tuğla ile oluşturulmuş almaşık tekniği kullanılmış. Yan galerilerden üst kata çıkan merdivenler de ahşap ile inşa edilmiş.

Gazibey Bulgar Kilisesi, tarihi ve mimari özellikleriyle Tekirdağ’ın tarihini yansıtan önemli alanlar arasında bulunuyor. Bu kilise, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Dolayısıyla bu kilise, Tekirdağ’ın tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmek isteyenler için ideal bir durak haline geldi.

Konum Linki

87. Ulaş Köprüsü - Ergene

Ulaş Köprüsü - Ergene

Ulaş Köprüsü, Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde, Ulaş mevkiinde yer alıyor. Ergene Nehri üzerinde bulunan bu köprü, kesme taştan yapılmış ve halen 7 adet yuvarlak kemeri açıkta duruyor. İki yanı sıralı beton bloklarla yaklaşık 70 cm yükseltilmiş. Köprünün kuzey gövdesinde mermer taş üzerinde Hicri 1262 tarihi yazılı. Bu tarih, köprünün Osmanlı Dönemi’nde, 1845 yılında yapıldığını gösteriyor.

Ulaş Köprüsü, tarihi bir geçiş noktası. Osmanlı Dönemi’nde Edirne-İstanbul arasındaki yolun Ulaş Mevkii’nde Ergene Nehri’ni geçmek için kullanılmış. Günümüzde kullanılmayan bu köprü, tarihi bir miras olarak karşımızda duruyor.

Konum Linki

88. Rüstem Paşa Bedesteni - Tekirdağ

Tekirdağ’ın kalbinde, tarih kokan bir yapı olan Rüstem Paşa Bedesteni, 16. Yüzyılda inşa edildi.  Rüstem Paşa Bedesteni, bir zamanlar cami, medrese, kütüphane, çifte hamam, bedesten, kervansaray ve imaretten oluşan büyük bir külliyenin parçasıydı. Ancak, günümüzde bu yapıların çoğu ya tamamen yok oldu ya da asli özelliklerini büyük ölçüde kaybetti. Şu anda sadece cami ve bedesten ayakta kalmış durumda.

Bedesten, caminin batısında yer alıyor. İki kalın paye üzerine dikdörtgen planlı ve altı kubbeli bir yapı. Bu yapı, plan ve altı kubbeli örtü şekli bakımından Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerinden biri. Dört tarafa birer kapısı olan bedestenin kapı kemerleri dıştan yuvarlak, içten sivri kemerli. Bedesten Rüstem Paşa’nın ölümünden kısa bir süre sonra inşa edildi. Bu süreçten hemen sonra ise vakıf malı olarak kabul gördü. Bu da Rüstem Paşa’nın Tekirdağ’ın sosyal ve ekonomik gelişiminde ne kadar belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor.

Konum Linki

89. Tarihi Çorlu Evi - Çorlu

Tarihi Çorlu Evi - Çorlu

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan Tarihi Çorlu Evi, geçmişteki kültürü ve mimari güzellikleri günümüze taşıyor. Bu ev, bir zamanlar bir Rum doktor tarafından kullanıldı. Bu özelliği sayesinde evin yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülüyor. 2019 yılında Muhacir Evi Müzesi adıyla ziyarete açılan bu ev, bugün Tarihi Çorlu Evi adıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.

Tarihi Çorlu Evi, döneminin özelliklerini yansıtan bir yapı. Bodrum üzerine iki kat olarak inşa edilmiş ve ahşap ağırlıklı malzemeler kullanıldı. Evin odaları, çoğunlukla vatandaşların gönüllü bağışlarıyla toparlanan ve tarihi değeri olan objelerle donatıldığı ziyaretçiler tarafından görülebiliyor. Bu objeler, evin her köşesinde bir bütünlük oluşturuyor.

Evin içinde mutfak ve kiler, oturma odası, yatak odası, çalışma odası, yemek salonu gibi düzenlemeler bulunuyor. Bu odalar, dönemsel özellikteki objelerle donatılmış ve ziyaretçilere sunulmuş. Her bir oda, geçmişin izlerini taşıyor ve ziyaretçilere tarihin dokusunu hissettiriyor.

Konum Linki

90. Şahinköy Kilisesi - Malkara

Şahinköy Kilisesi - Malkara

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde, Şahinköy’de bulunan Şahinköy Kilisesi, tarihi ve mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu kilise, duvarları düzgün kesme taştan ve üst örtüsü kiremitten yapıldığı biliniyor. Ancak ne yazık ki, kilisenin tavanı bugün tamamen yok olmuş durumda. Orijinalinde doğusunda apsis kısmı bulunan kilisenin bu kısmı, daha sonraki dönemlerde yıkılmış ve bugün sadece izi kalmış. Bu ibadethanenin ne zaman yapıldığı konusunda net bir bilgi yok. Yapılan araştırmalar kilisenin tarihinin 18’inci yüzyıl sonu ve 19’uncu yüzyıl başında başladığını gösteriyor.

Konum Linki

91. Hacılar Köprüsü - Hayrabolu

Hacılar Köprüsü - Hayrabolu

Hacılar Köprüsü, Tekirdağ yolu üzerinde, Hayrabolu Deresi’nin üstünde yer alıyor. 1859 yılında Vali Ahmet Ataullah Bey tarafından yaptırılan bu köprü, altı gözlü bir yapıya sahip. Günümüzdeki köprü orijinal olarak inşa edilen ile aynı değil. Bazı sebeplerden dolayı yıkılan yapının yerine 1861 yılında yenisi yapıldı ve kullanıma sunuldu.

Hacılar Köprüsü’nün tarihi, sadece bir köprü olmanın ötesinde, bir dönemin yaşam tarzını, kültürünü ve tarihini yansıtıyor. Bu köprü, Tekirdağ’ın tarihinde önemli bir rol oynuyor. Köprünün üzerinden geçen her taşın, her tuğlanın, bir hikayesi var. Her biri, geçmişin sessiz tanıkları olarak, tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alıyor. Köprünün mimarisi, döneminin sanat anlayışını ve teknik becerilerini gösteriyor. Altı gözlü yapısı, köprünün hem estetik hem de işlevsel bir tasarıma sahip olduğunu gösteriyor. Köprünün üzerinden geçerken, tarihin derinliklerine bir yolculuk yapabilirsin.

Konum Linki

92. Kartaltepe Tabiat Parkı - Şarköy

Kartaltepe Tabiat Parkı - Şarköy

Kartaltepe Tabiat Parkı, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ve Şarköy ilçelerinde yer alıyor. 2014 yılında tabiat parkı olarak ilan edilen bu park, 254 hektarlık bir alanı kaplıyor. Bu geniş alan, doğa severler için eşsiz bir deneyim sunuyor. Park, Marmara Denizi’ne hakim olan Ganos Dağı’nın yanı başında yer alıyor. Bu yüksek konumu sayesinde, orman, deniz ve Marmara Adası’nın bir arada bulunduğu bir manzaraya sahip. Bu manzara, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Kartaltepe Tabiat Parkı, özellikle yamaç paraşütü etkinlikleri için popüler bir destinasyon. Yamaç paraşütü sporu bu bölgede yıllardır yapılmakta. Bu uçuşları izlemek için birçok insan bölgeye geliyor. Bu etkinlikler, parkın doğal güzelliklerini bir başka perspektiften deneyimleme fırsatı sunuyor. Parkın şehir merkezine yakınlığı, onu hem yerel halk hem de civar illerden gelen ziyaretçiler için cazip bir destinasyon haline getiriyor. Ayrıca, parkın geniş alanı, ziyaretçilere doğayla iç içe olma ve rahatlamaları için bolca alan sunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Kişi başı-19 TL

  • Araçla giriş-60 TL

Yazar Notu: Müze bakım nedeniyle geçici olarak kapalı. Trakya gezin öncesinde hizmet verip vermemesi ile ilgili bilgi edinmeni tavsiye ediyoruz.

93. Kazak Gölü - Kapaklı

Kazak Gölü - Kapaklı

Kapaklı Kazak Gölü, Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde yer alıyor. Bu göl, doğal güzelliklerle çevrili bir mesire alanı olarak biliniyor. Gölün etrafında geniş bir yeşil alan bulunuyor ve bu alan, piknik yapmak için ideal bir yer. Ayrıca, göl kenarında aileler için uygun olan ahşap çardaklar da mevcut. Göl, Kapaklı’nın Çerkezköy’den ayrılıp ilçe olması ve sanayileşmenin getirdiği nüfus artışıyla birlikte genişletildi. Şu anki yüzey alanı yaklaşık 1 km2 ve en derin yeri 4 metre. Gölün içinde birçok türde balık bulunuyor. Bu balıklar, Kapaklı Belediyesi tarafından periyodik olarak göle bırakılıyor.

Gölün içinde bulunan fıskiyelerle yapılan görsel şölenler, buraya gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Ayrıca, göl çevresindeki geniş yeşil alan, piknik yapmak için son derece uygun. Göl kenarında bulunan ahşap çardaklar da aileler için ideal. Kapaklı Kazak Gölü, Tekirdağ ve çevresinde yaşayan insanların yoğun ilgi gösterdiği bir yer. Ayrıca, büyük şehirlerden kaçan ailelerin de sıklıkla ziyaret ettiği bir yer. Göl ve çevresi, son yıllarda giderek daha popüler hale geliyor.

Konum Linki

94. Naip Kalesi - Naip

Naip Kalesi - Naip

Naip Kalesi, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi’ne bağlı Naip Köyü’nün 4 kilometre güneybatısında yükselen bir kale. Bu tarihi yapı, yüksek bir tepe üzerine konumlanmıştır ve çevreye son derece hakim. Sur duvarları, küçük moloz taşlar ve horasan harcı kullanılarak inşa edildi.

Bugün ormanın içinde yer alan Naip Kalesi, 6-7 metre yüksekliğinde iki burcuyla oldukça sağlam bir durumda. Kale, Geç Roma Dönemi’nde inşa edilmiş ve Bizans Dönemi’nde de kullanıldı. Burası, tarih boyunca stratejik bir nokta olarak önem taşıdı.

Konum Linki

95. Kanara Kanyonu - Tekirdağ

Kanara Kanyonu - Tekirdağ

Tekirdağ’ın güzellikleri arasında yer alan Kanara Kanyonu, Galata Deresi’nin aktığı yere oldukça yakın. Çeşitli ağaçların yer aldığı kanyonda meşe, gürgen ve kızılcık gibi pek çok canlı bulunuyor. Bu yeşillik buranın güzelliğini daha da artırıyor. Kanyonun tarihine bakacak olursak, vadi yamacında bulunan doğal kaya sığınakları tarih öncesi çağlarda yerleşme yeri olarak kullanılmış. Ayrıca, tarih çağlarında bu sığınaklar kaya mezarı olarak da hizmet vermiş. Antik Çağlar’da ise Kanara Kanyonu taş ocağı olarak kullanılmış. Bu bilgiler, kanyonun tarihi zenginliğini gösteriyor. Kanyon, son yıllarda kamp ve macera turizmi tutkunlarının sıklıkla ziyaret ettiği bir yer haline geldi. Ancak burası 2019 yılında “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak korunmaya başlandı. Bu sayede buradaki doğa herhangi bir şekilde bozulmuyor ve korunmaya devam ediyor.

Kanyon ve çevresindeki patika yolları kullanarak yürüyüşe çıkabilme şansın var. Ek olarak kamp yapıp, doğanın koynunda harika bir gece de geçirebilirsin. Burada yer alan mekanlarda kahvaltı yapıp güne güzel bir şekilde de başlayabilirsin.

Konum Linki

96. Çorlu Kalesi

Çorlu Kalesi

Çorlu Kalesi, inşa edildiği dönemde bölgenin en önemli yapılarından birisi olmayı başarmış bir yer. Orta Çağ döneminde inşa edilen kale özellikle Balkanlar ve Avrupa üzerinden Anadolu’ya geçiş yapan akınları ve saldırıları önlemek amacıyla kurulmuş. Moloz taş ve tuğla ile inşa edilen yapının birbirine eklemlenmesi için horasan harcı denilen yapı malzemesi kullanılmış. Bu özelliği sayesinde oldukça güçlü olan kale, tarih boyunca pek çok saldırıya karşı koyabilmiş.

Günümüze sadece bazı kalıntıları ulaşabilmiş olan kale, VI. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. Bizans döneminde yapılmış olan kale, doğu ve batı yönlerinden dere yataklarıyla çevrili. Sur duvarları yuvarlak kulelerle desteklenmiş ve kesme taş temeller üzerine kurulmuş. Bu özellikleriyle Çorlu Kalesi, Tekirdağ’ın görülmesi gereken tarihi kalıntılarından biri. Kalenin askeri önemi oldukça büyük. Hem Bizans hem de Osmanlı döneminde stratejik bir nokta olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde ise Rumeli’nin fethinde ve yönetiminde merkezi bir konumda olmuş.

Konum Linki

97. Perinthos Antik Kenti - Marmaraereğlisi

Perinthos Antik Kenti - Marmaraereğlisi

Perinthos Antik Kenti, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her biri kendi izlerini bırakmış bir yer. Bu antik kent, MÖ 6. yüzyılda Samos Adası’ndan gelen topluluklar tarafından kuruldu. Bu tarihi zenginlik, Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi ilçesinde bulunuyor.

Perinthos, zaman içinde birçok değişikliğe uğradı. MS 286 yılında ismi Herakleia olarak değiştirildi. Bu değişiklik, kentin tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Ancak bu değişiklikler, kentin tarihi değerini azaltmadı, aksine daha da zenginleştirdi. Perinthos Antik Kenti’ni ziyaret ettiğinde, seni ilk karşılayacak olan, muhteşem surları. Bu surlar, kentin tarihini ve gücünü simgeliyor. Özellikle Akropolün kuzeybatı köşesindeki surlar, kısmen 6-7 metre yüksekliğe kadar korundu. Bu surlar, kentin tarihine tanıklık eden en önemli yapılarından birisi. Perinthos’un bir diğer önemli özelliği ise limanı. Antik Çağ’daki üç büyük liman kentinden biri olan Perinthos, deniz ticaretinde önemli bir rol oynadı. Bu liman, kentin ekonomik yaşamında önemli bir yere sahip.

Konum Linki

98. Rüstem Paşa Camii - Tekirdağ

Rüstem Paşa Camii - Tekirdağ

Tekirdağ’da yer alan Rüstem Paşa Camii, 1554 yılında Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından yaptırılarak kente kazandırıldı. Mimar Sinan’ın eseri olan bu cami, Tekirdağ’ın en güzel camilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Caminin yapısı kesme küfeki (deniz kabuklarının birikmesi ile oluşan taş) taşından oluşuyor. Giriş kapısı ceviz ağacı üzerine fildişi kakmalı ve kapı ile pencere kanatları geometrik motiflerle bezeli. Sultan Abdülmecit zamanında bahçede bulunan 5 sütunlu mermer şadırvan eklemesi yapıldı. Tek şerefeli minaresi ise caminin sağında yer alıyor. Caminin doğusunda bulunan kütüphane, hamam ve medrese ne yazık ki yıkılmış durumda. Ancak batısında bulunan 6 kubbeli bedesten sağlam ve 1965 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. Camii yaptıran Rüstem Paşa’nın türbesi ise İstanbul’da Şehzade Camii bahçesinde bulunuyor.

Konum Linki

99. Mirliva Hüseyin Paşa Cami - Tekirdağ

Mirliva Hüseyin Paşa Cami - Tekirdağ

Mirliva Hüseyin Paşa Cami, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçe sınırlarında yer alıyor. Bu cami, Osmanlı döneminde önemli bir merkez olan İnecik’te bulunuyor. İnecik, kervanların geçtiği bir yol güzergâhında kurulan bir yerleşim birimi ve Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde dükkanları ve hane sayısıyla anılmış bir nokta.

1498 yılında yapılan cami bugün Tekirdağ’daki en eski ibadethanelerden birisi olma özelliğini taşıyor. Cami, Osmanlı mimarisinde görülen ters “T” planlı, zaviyeli camiler grubuna dahil. Klasik Osmanlı dönemi camilerinde görülen son cemaat yeri burada da bulunuyor. Üzeri kubbelerle örtülü beş bölümlü bir son cemaat yeri, iki duvar çıkıntısının uzantısının ortasında yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmış dört sütundan oluşuyor. İbadet mekanının üzeri ise tromplu merkezi ve kasnaklı bir kubbe ile örtülü. Caminin iç mekanında yuvarlak niş şeklinde oldukça sade bir mihrap bulunuyor. Ayrıca caminin taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli bir minaresi var.

Konum Linki

100. Pınarhisar Sadıkağa Camii - Pınarhisar

Pınarhisar Sadıkağa Camii - Pınarhisar

Pınarhisar Sadıkağa Camii, Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesinde yer alıyor. İstanbul yolu üzerinde konumlanmış olan bu cami, 14’üncü yüzyılda inşa edilmiş. Ancak zaman içinde yıkılmış ve 1962 yılında ilçe halkının katkılarıyla tekrar yapılmış. Yeniden yapılan cami, daha büyük bir alan üzerinde genişletilerek yapıldı. Caminin mimarisi, beton kubbeli ve yarı ahşap olarak tasarlandı. Kare planlı olan bu yapı, bugün ibadete açık. Caminin içerisine girildiğinde, huzur veren bir atmosferle karşılaşıyorsun. İçerisindeki ahşap detaylar, caminin tarihini yansıtıyor. Caminin dışında ise yeşil bir bahçe bulunuyor. Bahçede vakit geçirirken, caminin tarihi dokusunu ve mimari detaylarını daha yakından inceleme fırsatı bulabilirsin.  Pınarhisar Sadıkağa Camii, tarihi ve mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu cami, hem ibadet etmek için hem de tarihi bir yapıyı yakından görmek için ziyaret edilebilir.

Konum Linki

101. Tarihi Yalı Hamamı - Tekirdağ

Tarihi Yalı Hamamı - Tekirdağ

Tekirdağ, Süleymanpaşa İlçesi’nde yer alan Tarihi Yalı Hamamı mimarı kesin olarak bilinmeyen bir yer. Bu hamam, iki büyük ve on tane küçük kubbeden oluşan bir çifte yapı olarak karşımıza çıkıyor. 1600’lü yıllara tarihlendirilen bu tarihi yapı, 2004 yılında İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün isteği doğrultusunda rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleriyle yeniden hayat buldu. 2018 yılında başlayan çalışmalar sonucunda 2020’de tamamlanan restorasyon sayesinde hamam, ziyaretçilere açıldı.

Tarihi Yalı Hamamı, iki büyük kubbe ve on küçük kubbe ile dikkat çekiyor. Geleneksel Türk hamamı mimarisini yansıtan bu yapı, ziyaretçilerine tarihle iç içe bir deneyim sunuyor. Tekirdağ’ın tarihine de değinmek gerekirse, bu hamamın şehrin zengin kültürel mirasına katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Konum Linki

102. Güzelköy Camii - Tekirdağ

Güzelköy Camii - Tekirdağ

Güzelköy Camii, Tekirdağ’ın görülebilecek güzellikleri arasında yer alıyor. Osmanlıların henüz imparatorluk olarak tarih sahnesinde yerini almadan önce elde ettiği bu yerde kendi kültürünü yerleştirmek amacıyla buraya getirdiği Türkmen boyları için Güzelköy’de inşa ettirdiği bu cami uzun yıllardır bölge halkına hizmet veriyor. 14. Yüzyılda inşa edilen cami klasik erken dönem Osmanlı mimari özelliklerine sahip bir yer. Dikdörtgen plana sahip olan yapının tek şerefeli bir minaresi bulunuyor. Caminin doğu ve güney ile batı yönünün bir kısmını hazire (cami avlusunu çevreleyen duvar) dolanıyor. Bu özellikleri ile cami, Osmanlı mimarisinin sade ve işlevsel yönünü yansıtıyor. Caminin içerisinde, ziyaretçilerin ibadet etmek için kullanabileceği geniş bir alan bulunuyor. Ayrıca caminin çevresindeki yeşil alanlar, ziyaretçilere huzurlu bir ortam sunuyor. Güzelköy Camii, hem yerel halkın hem de turistlerin uğrak noktalarından birisi haline geldi.

Erken Osmanlı dönemine ait güzel eserlerden birisi olan Güzelköy Camii, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle ziyaretçiler için büyük bir ilgi odağı olmayı başardı. Bu nedenle özellikle bu dönemde yapılan eserlere ilgi duyuyorsan burayı mutlaka görmelisin.

Konum Linki

103. Sarı Köşk - Tekirdağ

Sarı Köşk - Tekirdağ

Trakya’nın güzel illerinden birisi olan Tekirdağ’da görebileceğin yerlerden birisi olan Sarı Köşk, 1921 yılında o dönem burada yaşayan Müses Agovoviç tarafından inşa edildi. Son dönem Osmanlı evlerinden biri olan bu köşk, kagir yapısı ile dikkat çekiyor.

Kuzey yönündeki ana girişe varmak için, her biri on basamaktan oluşan sağlı sollu mermer merdivenlerden geçiliyor. Girişin ön yüzü tuğla ile örülmüş ve yanlarda, altlı üstlü düzenlenmiş pilastrlar yer alıyor; bu pilastrların üstünde sütun başlıkları bulunuyor ve aralarına pencere nişleri eklenmiş. Bodrum kattaki pencereler basık kemer şeklinde olup, demir ızgaralarla güvenlik sağlanmış. Zemin katındaki pencereler dikdörtgen biçimde ve beyaz panjurlar ile örtülü. Bir üst kattaki pencereler ise hafif kavisli beşik kemerlerle süslenmiş. Ayrıca, zemin kat ile birinci kat arasında yer alan ve yapının mimari detaylarına zenginlik katan dişli bir friz bulunuyor. Bina içerisinde yer alan tavanlar ve merdivenler ahşaptan yapılmış olup, tavanlarda göze çarpan süslemeler dikkat çekiyor. 

Sarı Köşk, tarihi ve kültürel değeri ile Türkiye’nin önemli yapılarından biri. Tekirdağ ve İstanbul’daki konumları ile hem yerel hem de ulusal anlamda önem taşıyor. Bu nedenle Tekirdağ ziyaretinde burayı da görmek isteyebilirsin.

Konum Linki

104. Hora Feneri - Şarköy

Hora Feneri, Tekirdağ'ın Şarköy

Hora Feneri, Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde yer alan tarihi bir yapı olarak öne çıkıyor. 1861 yılında Fransızlar tarafından yapılmış bu fener, Marmara Denizi'nin Şarköy ve Hoşköy sahillerinde denizcilere yol göstermek amacıyla rota feneri olarak konumlandı. 20 metre yüksekliğe sahip fenerin yapı malzemeleri özellikle Fransa'dan getirtilmiş. İlginç bir çalışma prensibine sahip olan fener, iki saatte bir kurulan sarkaç sistemi ile işliyor.

Fenerin tarihi, Osmanlı Padişahı Abdülmecit dönemine dek uzanıyor. Abdülmecit, 1861 yılında fenerin yapılmasını sağladı. Bu bilgi, fenerin tarihi değerini daha da pekiştiriyor. O dönemden bu yana denizcilere hizmet vermeye devam eden fener, bugün de ziyaretçilerin ilgisi ile karşılaşıyor. Uzun yıllar boyunca denizcilere rehberlik eden bu fener, 96 kristalden oluşuyor ve 360 derece dönme kapasitesine sahip. Bu özelliği ile denizcilerin vazgeçilmez yardımcılarından biri haline geldi.  Fener ve çevresindeki doğa, ziyaretçilere huzur dolu bir ortam sunuyor ve doğa ile tarih meraklıları için ideal bir gezi noktası oluşturuyor.

Hora Feneri, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle Tekirdağ'ın Şarköy ilçesindeki bir hazine olarak kabul ediliyor. Bu nedenle feneri ziyaret ederek denizcilik tarihi hakkında da bilgi sahibi olabilirsin.

Konum Linki

105. Misinli Kalesi - Ergene

Misinli Kalesigörünümü

Misinli Kalesi, Tekirdağ'ın Ergene ilçesine bağlı Misinli köyünde keşfedilmeyi bekleyen tarihi bir harika. Bu kale, esas olarak bir burç ve duvar kalıntılarından meydana geliyor. Antik dönemlerde Mesene olarak bilinen bu yapı, Erken Bizans Dönemi'ne dayanıyor. Günümüzde, köyün içinde, yerleşim alanının bir parçası haline gelmiş durumda. Kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılarak inşa edilen kalenin yuvarlak kulelerinden biri bugün bile ayakta duruyor.

Kalenin kökeni, milattan sonra 6. yüzyıla kadar uzanıyor ve Bizans İmparatorluğu tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Günümüze kadar sadece küçük bir parçası ayakta kalabilmiş. Taş, tuğla ve harç kullanılarak örülen bu yapı, zamanın izlerini taşıyor. Misinli Kalesi, tarih ve kültür meraklıları için kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir yer. Bu tarihi yapıyı ziyaret ederek geçmişin izlerini takip etme ve tarihi bir yolculuğa çıkma şansı elde edebilirsin. Misinli Kalesi, tarihin ve kültürün benzersiz bir karışımını sunar. Bu eşsiz yapıyı ziyaret ederek, tarihin derinliklerine dalabilirsin.

Konum Linki

106. Süleymaniye Cami - Tekirdağ

Süleymaniye Camii dış görünümü

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde konumlanan Süleymaniye Camii, tarihin derinliklerinden gelen bir yapı olarak dikkat çekiyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 1521 yılında inşa ettirilmiş olan bu cami, ana mekanı örtüsünü tek bir kubbeden alırken, cemaat mahfeli üç küçük kubbe ile bezeli olacak şekilde yapıldı. Başlangıçta 22 oda barındıran bir medrese de bu yapı kompleksinin bir parçası. Aynı zamanda Camii Kebir olarak da anılıyor.

Süleymaniye Camii, Çorlu'nun tarihi dokusuna büyük bir zenginlik katan önemli bir eser olarak öne çıkıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağlarından biri sayılan dönemde hayat bulan bu cami, o dönemin mimari estetiğini ve sanatsal zenginliğini bugüne taşıyor. Caminin her köşesi, dönemin sanat anlayışı ve estetik zevkini yansıtan detaylarla dolu. Bu detaylar, Süleymaniye Camii'ni sadece bir ibadet yeri olmanın ötesine taşıyarak, dönemin sanat ve estetik anlayışının bir yansıması haline getiriyor. Caminin içini süsleyen her bir motif, oyma ve süsleme, ziyaretçilerine o dönemin estetik zevkini ve sanatsal derinliğini hissettiriyor.

Tekirdağ'ın gözde turistik yerlerinden biri olan Süleymaniye Camii, tarih ve mimarlık tutkunları için kaçırılmayacak bir yer olarak kabul ediliyor. Bu özel mekânın atmosferinde, tarihin ve sanatın izlerini takip edebilme şansını kaçırmamalısın.

Konum Linki

107. Fatih Camii - Çorlu

Tekirdağ’ın büyük ilçelerinden birisi olan Çorlu’da tarihin derinliklerinden gelen bir yapıyı olan Fatih Camii, Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük sultanlarından biri olan Fatih Sultan Mehmet’in süt annesi Daye Hatun tarafından yaptırıldı. Yüzyıllardır ayakta olan bu ibadethane, 1453 yılında inşa edildi ve bu özelliği sayesinde Çorlu’nun en eski camisi olma özelliğini taşıyor.

Dönemin mimari anlayışına uygun olarak dikdörtgen planlı olarak inşa edilen caminin son cemaat yeri ve hanımlar mahfili gibi özellikleri de bulunuyor. Caminin beden duvarları alıştırma tekniği kullanılarak yapılmış. Kuzeybatı köşesinde taş kaide üzerinde yükselen tek şerefeli bir minare bulunuyor. Minarenin şerefeye kadar yükselen ağırbaşlı gövdeli yapısına rağmen külah kısmı daha ince tutulmuş. Fatih Camii’nin bahçesinde bir su kuyusu bulunuyor. Bahçede bulunan şadırvan orijinal değil. Ayrıca, cami bahçesinde Osmanlı Dönemi’ne ait mermer mezar taşları bulunuyor. Mezarlar arasında Kırım Giray Han sülalesine ait mezar da bulunuyor.

Konum Linki

108. Barbaros - Tekirdağ

Tekirdağ’ın güneybatısında, Tekirdağ-Kumbağ yolu üzerinde konumlanan Bisanthe (Barbaros) Yerleşim Alanı, merkeze yalnızca 10 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Antik dönemlerde küçük bir sahil kasabası olarak bilinen Bizanthe, zamanla ismini Panion ve Panidos olarak değiştirdi ve nihayetinde günümüzde Barbaros olarak anılmaya başlandı. Barbaros, geçmişten bugüne birçok farklı medeniyete ev sahipliği yaptı. Antik yerleşim yeri, şu anda yeni belde yerleşkesinin altında bulunuyor. Barbaros Beldesi'nin sahilinde, özellikle mezarlık ve madenler bölgesinde, kültürel varlıkların izlerini saptayabilmek mümkün. Bu izler, bölgenin zengin tarihine ışık tutuyor.

Tekirdağ Müzesi'ne Barbaros Beldesi'nden getirilen ilk eserler arasında, M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen, yüksek kabartmalı süvarili mermer stel ile Grekçe yazıtlar bulunuyor. Bu eserler, bölgenin tarihine dair önemli bilgiler sunabiliyor. Ayrıca, beldenin batısında bulunan mezarlık alanının güneyinde, 2006 yılında yapılan kazılar, 13. yüzyıla tarihlenen bir kilisenin varlığını ortaya koyabiliyor. Sahil kesiminde yapılan kazı çalışmaları sırasında, surların batıya doğru devam eden bölümleri keşfedilebiliyor. Bu çalışmalar sonucunda, Antik Bizanthe kentinin Geç Roma ve Bizans dönemlerinde genişleme alanları tespit edilebiliyor. Barbaros Madenler Mevkii ise, M.Ö. 5. yüzyıla ait siyah boyalı ve perdahlı seramiklerin yoğun olarak görülebildiği bir alan oluyor.

Konum Linki

109. İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi - Edirne

İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi, Edirne’nin tarihi Karaağaç Semti’nde bulunuyor. Bu semt, Lozan Antlaşması ile Türkiye topraklarına katılan bir bölge. Müze, geniş bahçeli ve dönemin mimari özelliklerini taşıyan bir binada yer alıyor. Günümüzde bölgenin en önemli eğitim kurumlarından birisi olan Trakya Üniversitesi’ne bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi bu bina içerisinde yer alıyor. Müze, İlhan Koman’ın babası Dr. Fuat Koman’ın 1940’lı yıllarda demiryolları doktoru olarak görev yaptığı Eski Edirne Tren Garı Binası’nda bulunuyor. 

Bu bina, II. Abdülhamit tarafından yaptırılmış ve Mimar Kemalettin Bey tarafından neoklasik üslupta inşa edilmiştir. Edirne Garı, İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan demiryolunun en önemli istasyonlarından biriydi. Müze, ilk olarak 2002 yılında Çağdaş Resim ve Heykel Müzesi adıyla kurulmuş. 2011 yılında ise İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi adını almış. Müzedeki eserlerin tamamı sanatçılar tarafından bağışlanmış. Müze, uluslararası nitelikte bir "Balkan Çağdaş Sanatlar Müzesi"nin doğumuna bir ilk adım olarak değerlendiriliyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • Ücretsiz

Açık olduğu saatler

  • Her gün 09.00-17.00 saatleri arasında açık

110. Osman İnci Müzesi - Edirne

Edirne’nin Karaağaç mahallesinde, bir bilim, sanat ve kültür merkezi olarak hizmet veren Osman İnci Müzesi’ni ziyaret etmek, seni bir kültür ve sanat yolculuğuna çıkartacak. 2017 yılında açılan bu müze, Osman İnci Bilim, Sanat, Kültür, Müzecilik tarafından kurulmuştur. Müze, çağdaş resim, heykel, seramik, mozaik ve çini gibi birçok farklı sanat dalından eserleri barındırıyor. Ayrıca etnografik giysiler, dolma kalem ve oyuncak araba koleksiyonları da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Müzede yerli ve yabancı sanatçılara ait eserler sergilenirken, aynı zamanda çocuk ve yetişkinlere yönelik sanat atölyeleri de düzenleniyor.

Müzenin kütüphanesi, ziyaretçilere bilim, sanat, edebiyat ve tarih kitapları sunuyor. Bu kitaplar, Hasan Pulur, Prof. Dr. Vural Solok ve Prof. Dr. Osman İnci tarafından armağan edildi. Kütüphanede 5 bine yakın dergi ve kitap bulunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • 10 TL

Açık olduğu saatler

  • Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 10.00-17.30 saatleri arasında açık

111. Balkan Tarihi Müzesi - Edirne

Balkan Tarihi Müzesi, Edirne’nin geçmişini yansıtan en özel yerlerden birisi. Bu müze, Balkanlar’daki Osmanlı mirasının 600 yıllık hikayesini anlatıyor. Müze, 1886-1888 yılları arasında inşa edilen Hıdırlık Tabya’sında yer alıyor ve burası, Balkan Savaşları sırasında Edirne’nin savunmasının merkeziydi. Tabya, yerleşimi, mimari yapısı ve sağlamlığı ile bölgenin stratejik önemi ile uyumlu bir görüntü sergiliyor. Müze, toplam 22 adet karargâh odası, 4 adet dehliz odası ve 18 adet topçu odası olmak üzere toplam 44 adet oda içeriyor. Bu odalar, teşhir-tanzim çalışmaları kapsamında düzenlenmiş ve ziyaretçilere açılmıştır. 

Müzede, Balkan Savaşları Dönemi ile Erken Cumhuriyet Dönemini yansıtan top, tüfek ve tabanca gibi ateşli silahlar, gülleler, savaş araç gereçleri ve dönemini yansıtan askeri kıyafetler sergileniyor. Balkan Tarihi Müzesi, Türklerin Rumeli’ye geçişi ile gerçekleşen Edirne’nin 1361 yılındaki fethinden 1913 yılındaki Balkan Savaşı sonrasına kadar Türklerin Balkanlar’daki 600 yıllık tarihini anlatıyor. Balkan Tarihi Müzesi, tarih severler ve kültür meraklıları için kaçırılmaması gereken bir yer. Müzeyi ziyaret ederek, Balkanlar’daki Osmanlı mirasının 600 yıllık hikayesini keşfedebilirsiniz. Müze, tarih ve kültürün birleştiği bir yer olup, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Konum Linki

Giriş ücreti

  • MüzeKart geçerli

  • Kişi başı 60 TL

Açık olduğu saatler

  • Her gün 09.00-18.30 arasında açık

112. Aşağı Pınar Açık Hava Köy Müzesi - Kırklareli Merkez

Aşağı Pınar Açık Hava Köy Müzesi, bölgenin tarih öncesi çağlardaki yüzü olarak biliniyor. Asilbeyli Köyü yolu üzerinde bulunan bu eşsiz yer, M.Ö. 6600’lü yıllara kadar giden buluntuları ile dikkat çekiyor. Yüzyıllar boyunca bir geçiş noktası olan Anadolu’dan Trakya’ya geçen ve oradan da Orta Avrupa’ya giden toplumların belirli bir süre yaşadıkları yer olan bu köy, aynı zamanda ilk tarımcı köyler arasında yer alıyor.

Köy müzesinde ahşap detaylar fazlasıyla bulunuyor ve tasarım olarak oldukça göze hitap eden bir görünüme sahip. Ahşabın yoğun olarak kullanıldığı mimari gelenek nedeniyle, çoğu zaman oldukça zayıf olarak korunagelen ya da yalnızca iz olarak saptanan mimari kalıntılar bulunuyor. Tarih öncesi dönemlerdeki köy canlandırması için dal örgü ile üç tane köy evi inşa edildi. Çevreden elde edilen malzemelerle yapılan bu köy evleri o zamanlarda kalan tarımsal faaliyetlerin halen daha devam ettiğini gösteriyor.

Konum Linki

Yazar Notu: Müze yenileme faaliyetleri nedeniyle şu an kapalı. Trakya gezin sırasında açık olup olmadığı ile ilgili bilgi almak için Kırklareli Müze Müdürlüğü’nü arayabilirsin.

113. Rüstempaşa Kervansarayı - Edirne

Edirne’de bulunan Rüstempaşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı. Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden biri ve Kanuni döneminin görkemli yapılarından biri olarak karşına çıkıyor. Klasik avlulu bir plana sahip olan kervansarayın dikdörtgen bir planla inşa edildiği görülebiliyor. Avlunun kenarlarında iki katlı olacak şekilde yerleştirilen odaların iç kısma bakan noktaları revaklı.  

Bu revakların hemen aralarında yer alan ocaklı ve nişli odalar buraya gelenlerin konaklaması için tasarlanmış.  Üst kat pencere ve kapı kemerlerinde tuğla süsleme ilginç bir detay. Kesme taş ve tuğladan örülmüş duvarlar yapıya anıtsal bir görüntü kazandırıyor. Rüstempaşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilerek otel haline getirildi. Bu restorasyon, başarılı görülen bir çalışma olmuş ve 1980 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü almayı başardı. Şimdi burası, tarihle iç içe bir konaklama deneyimi sunuyor.

Konum Linki

Trakya’nın en tarihi kenti Edirne’yi keşfetmek için Edirne gezilecek yerler rehberin linkte.


ipekincir
İpek İncir
355 Yazı
Marmara Üniversitesi Reklam bölümünde yüksek lisans yaptı. Eğitimini tamamlamak için bir süre Londra’ya gitti. Otomotiv, sağlık, turizm sektörü gibi birçok farklı alanda içerik üretti. Şimdi ise Enuygun ekibinin bir parçası olarak seyahat yazıları yazıyor.
Yorum Yap
Yorumlar
  • AK
    A**** K*****
    Yorum tarihi: 02.04.2024 05:11
    Hora feneri mürefte Güzelköy deki hamam ve cami hele GANOS dağı Kartaltepe tabiat parkının da en yüksek zirvesi Balkanlar uçmakdere o kadar büyüleyici ki şahane tek kelimeyle... eğer bu bölge başka bir ülkede olsaydı çoktan dünyaca tanınmış olurdu kıymeti bilinmiyor belki de böyle daha iyi insanoğlunun keşfettiği heryer bozuluyor
Uzman Yazarlar

10 milyondan fazla kullanıcı, seyahatini Enuygun’la planlıyor!

Hemen İndir

App Store'dan

indirin

Google Play

'DEN ALIN

AppGallery

ile KEŞFEDİN