Türkiye’deki EN popüler tarihi yerler

setenaygokdag
İçindekiler

Akdeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesi

Ege Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Marmara Bölgesi

Coğrafyası ve tarihi ile cennet olan ülkemiz, çağlar boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Bu topraklarda yaşayan atalarımızın bize miras bıraktığı eserlerin hepsi birbirinden kıymetli ve güzel. Zaman zaman değerini bilemesek ve zarar vermeye meyilli olsak da zengin çeşitlilikteki eserlerimizi gezmeyi sevmesen bu yazıya uğramazdın diye düşünüyorum.  Kim bilir, belki bir sonraki yurt içi tatil planını hazırlarken buradan yararlanabilirsin. Listedeki yerleri kolayca bulmak için eklediğim konum linklerinden faydalanabilirsin. 

Akdeniz Bölgesi

1- St. Pierre Kilisesi (Aziz Petrus Kilisesi), Hatay

Akdeniz ile Mezopotamya arasındaki köprü olan Hatay, üç büyük din için de önemli bir şehir. Hristiyanlık tarihindeki ilk mağara kilise olan St. Pierre Kilisesi de burada bulunuyor. Habib-i Neccar Dağı’nın yakınlarında konumlanan kilise, doğal bir mağara içine yapılan eklemeler ile ibadet yeri haline gelmiş. Aziz Petrus’un ilk vaazını burada verdiğine inanıldığı için özellikle din turizmi açısından önemli bir yer olarak görülüyor. Her yıl 29 Haziran’da Katolik Kilisesi tarafından özel bir ayin düzenlenen Saint Pierre Kilisesi ayrıca Hac alanı olarak da ilan edilmiş. Müze kartını kullanıp ücretsiz olarak bu kiliseyi ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

2- Taş Köprü, Adana

Acının ve sıcağın şehri Adana’da bulunan Taş Köprü, dünya üzerinde halen kullanımda olan en eski köprü. Şehrin içinden geçerek Akdeniz’e dökülen Seyhan Nehri’nin üzerinde konumlanmış köprünün 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Ancak daha eski olduğu yönünde tartışmalar da mevcut. Taş Köprü, yüzyıllarca bölgeler arasındaki ulaşım için önemli bir geçit olarak kullanılmış. Şimdilerdeyse Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerini birbirine bağlıyor.

Konum Linki

3- Cennet Cehennem Mağaraları, Mersin

Mersin’in Narlıkuyu ilçesinde yer alan Cennet Cehennem hem doğal hem tarihi güzelliklerle dolu bir ören yeri. Bu doğal harikalar, yeraltı kaynak sularının zaman içerisinde üst kireç tabakayı eritmesiyle ortaya çıkan iki büyük obruktan oluşuyor. Küçük olanı Cehennem, büyük olanı ise Cennet olarak adlandırılmış. Cennet’e yaklaşık 450 basamaklı bir merdiven ile inmek ve burada bulunan Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret etmek mümkün. Ayrıca bu kısmın güney ucunda bir de Zeus Tapınağı bulunuyor. Cehennem kısmına ise doğal şartlar sebebiyle inmek mümkün değil.

Konum Linki

4- Kız Kalesi, Mersin

Mersin’in Erdemli ilçesinde konumlanan Kız Kalesi hem efsanesi hem de plajı ile ünlü. Efsaneye göre bir zamanlar çok sevdiği kızını korumak isteyen bir kral, kâhine kızının geleceğini danışır. Bir yılan ısırığıyla öldürüleceğini öğrenince de kızını yılanlardan sakınmak için denizin ortasına kale yaptırır. Ancak efsanelerde gelecek öngörülerinin gerçek olma huyu olduğu için prensese gönderilen bir sepet üzümün içerisine giren yılan kızı öldürür.

Tabii bu efsane kısmı. M.Ö. 4. Yüzyılda Kilikyalılar tarafından yaptırıldığı düşünülen kale 2400 yıldır ayakta duruyor. Dünya tarihine geçmiş pek çok parlak imparatorluk bölgede hüküm sürmüş. Mersin ziyaretinde hem altın sarısı kumlarda güneşlenip hem de Kız Kalesi’ni ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

5- Aspendos Tiyatrosu, Antalya

Aspendos (Belkıs) Antik Kenti’nde yer alan Aspendos Antik Tiyatro, M.S. 2. Yüzyılda inşa edilmiş. Yaklaşık 20.000 kişi kapasiteli bu antik tiyatronun en ilgi çekici özelliği eşsiz akustik tasarımı. Yüzyıllar boyunca tiyatro, gladyatör arenası, su oyunları, açık hava kilisesi ve kervansaray olarak işlev gördü. Günümüzde de hala çeşitli sanat etkinlikleri için kullanılan antik tiyatroda her sene opera ve bale festivali düzenlenmekte. Antalya’ya alacağın bir uçak bileti ile bu eşsiz tiyatroyu da kolayca ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

6- Kaleiçi, Antalya

Şehrin kalbinde yer alan Kaleiçi hem Antalya mimarisini görebileceğiniz sokakları ve evleri hem de eğlenceli gece hayatı ile biliniyor. M.Ö. 2. Yüzyılda kurulmaya başlanan şehrin ilk yerleşim alanı Kaleiçi. Bölgenin dışına doğru ilerledikçe göreceğiniz surlar ve diğer yapılar sırasıyla Roma, Selçuk, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinden izler taşıyor. Dar sokaklarında gezerken Antalya’nın birbirine yaslanmış cumbalı evlerini görebilirsin. Rengarenk restore edilen evlerin bazıları kafe, bar, restoran ve otel olarak halen kullanılıyor.  

Konum Linki

7- Olympos Antik Kenti, Antalya

Listedeki en sevdiğim yerlerden birine geldi sıra. Antik Korsan Kenti olan Olympos’un ortasından geçen Olympos Çayı denize bağlanıyor. Bu çay tarihte korsanlar için çok iyi bir korunak yeri olmuş. Olympos, Likya Birliği şehirlerinden biriyken önce Roma’ya sonra Bizans ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapmış.

Müzekart ile giriş yapabileceğin antik kentte kaya mezarları, mozaikli kilise, tiyatro ve tapınak görebilirsin. Görebileceğin benim için en ilgi çekici yapı ise Kaptan Eudomus'un lahidi ve bu kısımda okunabilen şiir. Karadan denize doğru ilerleyerek gezebileceğin antik kentin sonunda ise ziyaretçileri yüksek dağların bir yanında duvar gibi durduğu sahil karşılıyor. Bu sayede antik kent gezinin bitiminde denize atlayarak serinleme şansın var.

Konum Linki

8- Patara Antik Kenti, Antalya

2020 yılının ülke tanıtım yüzü olarak seçilen Patara Antik Kenti, arkeolojide emeğin ve sabretmenin en güzel meyvelerinden biri. Likya Birliği’nin başkenti olan Patara’da tarihteki ilk demokrat meclis binasını ve Osmanlı’nın ilk telsiz telgraf istasyonunu görebilirsin. Ayrıca orijinal taşlarıyla ayağa kaldırılan Neron Deniz Feneri de antik kentin etkileyici yapılarından biri. Tıpkı Olympos’ta olduğu gibi Patara’da da antik kent gezinin sonunda denize girebilirsin. Patara Plajı, Türkiye’nin en uzun plajlarından biri olmasının yanı sıra yüksek kum tepeleri ve caretta caretta yuvaları da bulunduruyor.

Konum Linki

9- Sagalassos Antik Kenti, Burdur

Burdur’un Ağlasun ilçesinde yer alan Sagalassos, Roma İmparatorluğu’nun en önemli şehirlerinden biri. Antik dönemde Psidia olarak bilinen bölgede yer alan kent UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunuyor. M.Ö. 1000 yılından itibaren bölgede yerleşim olduğu düşünülmekte. Kent, zengin maden yatakları, konumunun güvenliği, doğal su kaynaklarının çokluğu gibi sebeplerle çok uzun süre gözde şehir olabilmiş. Sagalassos’ta bulunan Antoninler Çeşmesi binlerce yıl geçmesine rağmen akmaya devam ediyor.

Konum Linki

10- Perge Antik Kenti, Antalya

Hitit Dönemi’nde varlığını sürdürdüğü düşünülen Perge Antik Kenti, Antalya’nın 17 kilometre doğusundaki Aksu ilçesinde konumlanmış bir tarihi alan. Tarihi kentte yapılan kazıda çıkarılan ve Perge heykeltıraşlığını en iyi şekilde yansıtan eşsiz heykeller bugün Antalya Müzesi’nde sergileniyor. Şehirdeki hem 15 bin kişilik tiyatro hem de kentin yapıtaşlarından stadyum oldukça iyi korunmuş. Bu, Perge Antik Kenti’ni gezmeyi keyifli kılan etmenlerden yalnızca biri. Hristiyanlık açısından da önem arz eden antik kent, geçmişte Hristiyanlığın önemli figürlerinden Aziz Paul tarafından da ziyaret edilmiş bir yapı.

Konum Linki

11- İnsuyu Mağarası, Burdur

1965 yılında turizme açılan ve ülkemizde turizme açılan ilk mağaralardan biri olma unvanına sahip İnsuyu Mağarası, Antalya-Burdur Yolu üzerinde yer alıyor. Deniz seviyesinden 900 metre yükseklikteki mağaranın uzunluğu yaklaşık 600 metre. Mağarada karstik yapının zamanla erimesi sonucu oluşan sarkıt ve dikitler görenlerin beğenisini kazanıyor. İçerisinde karbonatlı maden suyu bulunan İnsuyu, ülkemizin doğal sit alanı ilan edilmiş yerlerinden biri.

Konum Linki

12- Hadrian Kapısı, Antalya

Üçkapılar ve Mermer Kapı adlarıyla da bilinen Hadrian Kapısı, Antalya sınırlarının içerisinde yer alan tarihi yapılardan biri. Roma İmparator’u Hadrianus’un Antalya ziyareti hatırına yapılan üç gözlü Hadrianus Kapısı, üzerindeki Latince kitabe ile ilgi çekiyor. Kapıdan günümüze yalnızca kitabe kalmış durumda. Pamfilya bölgesinin en güzel kapısı olarak bilinen Hadrian Kapısı o dönem bölgede yer alan tüm medeniyetlerden izler taşımakta.

Konum Linki

13- Xanthos Antik Kenti, Antalya

Likyalıların başkenti ve idare merkezi olan Xanthos Antik Kenti, o dönemde Xanthos Çayı olarak bilinen Esen Çayı’na hakim iki tepe üzerine kurulmuş. Likyalılardan sonra Romalıların da yerleşim yeri olan Xanthos’un tepeleri de bu iki uygarlığa göre adlandırılmış. Surlarla çevrili olan tepelerden Likya Akropolü iken daha yüksek ve geniş olan ise Roma Akropolü olarak biliniyor. Xanthos, Romalılardan sonra Bizans İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmiş ve o dönemde de Bizans’ın piskoposluk merkezi olmuş. Günümüzde tüm bu uygarlıklardan kalan eserleri görebileceğin antik kente giriş Müzekart ile ücretsizken Müzekart’ı olmayanlar için 17,5 TL.

Konum Linki

14- Letoon Antik Kenti, Muğla

Likya Uygarlığı’nın dini merkezi olan Letoon Antik Kenti, Türkiye’deki tarihi yerler arasında en önemli olanlardan. Xanthos Antik Kenti ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Letoon Antik kentinin merkezinde 3 tapınak bulunuyor. Bu tapınaklardan biri antik kentin de adını aldığı Ana Tanrıça Leto’ya ait. Diğer ikisi de bereket tanrıçası Artemis ve güneş tanrısı Apollon’a ithaf edilmiş. Letoon Antik Kenti, aynı zamanda Likya Yolu rotası üzerinde bulunuyor. Bu nedenle bu yolu yürüyenler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Müzekart geçen antik kenti Müzekart’ın yoksa 12 TL giriş ücreti ödeyerek gezebilirsin.

Konum Linki

15- Myra Antik Kenti, Antalya

Antalya’nın Demre ilçesinde konumlanan Myra Antik Kenti, Likya Uygarlığı dönemindeki en büyük altı kentten biri. Bu antik kentte Likyalıların yaşadıkları yerlerde çok sık görülen ahşap ev mimarisini taşıyan kaya mezarlarının en ilginç örneklerini görebilirsin. “Yüce Ana Tanrıça’nın Yeri” anlamına gelen Myra, aynı zamanda yabancı turistler tarafından Santa Klaus olarak tanınan Noel Baba ile ilişkilendirilen Aziz Nikoloas’ın yaşamını sürdürdüğü antik kent. Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyeti altındayken inşa edilen Aziz Nikolaos Kilisesi, Hristiyanlık için çok önemli bir yere sahip ve birçok Hristiyan hac ziyareti için buraya geliyor. Sen de bu antik kenti görmek istersen giriş ücreti 55 TL. Eğer Müzekart’ın varsa ücretsiz bir şekilde girebilirsin.

Konum Linki

Karadeniz Bölgesi

16- Sümela Manastırı, Trabzon

Trabzon’un Maçka ilçesinde konumlanan manastır sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş. Halk arasında “Meryem Ana Manastırı” olarak da anılan yapının M.S. 365-395 yılları arasında yapıldığı düşünülüyor. İç bölümü birbirinden etkileyici fresklerle kaplı olan Sümela’da Çile Odası, Gözetleme Şapeli ve Kadınlar Manastırı da bulunuyor. Manastır, Rum kökenli ziyaretçilerin hac noktalarından biri olarak anılıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Sümela’yı ziyaret etmek için Trabzon uçak bileti bakmaya ne dersin? 

Konum Linki

17- Sinop Tarihi Cezaevi, Sinop

“Anadolu’nun Alcatraz’ı” ismiyle anılan tarihi cezaevinin üç yanı denizlerle çevrili ve oldukça yüksek duvarlara sahip. Kaçmanın neredeyse imkânsız olduğu yapı, kale olarak inşa edilip 1560 yılından 1999 yılına kadar zindan ve cezaevi amaçlı kullanılmış. Sinop Cezaevi’nde Sabahattin Ali, Zekeriya Sertel, Refik Halit Karay gibi birçok ünlü isim de maalesef cezalarını çekmişler. Sabahattin Ali’nin, sonrasında şarkılara dönüştürülmüş birçok şiirini burada yazdığı da biliniyor.

1999’da müzeye çevrilen cezaevinde dönem dönem dizi ve film çekimleri yapılabiliyor. Ayrıca eski ünlü mahkumlara ait koğuşlar, yazılar ve bilgiler de içeride sergileniyor.

Konum Linki

18- Safranbolu Evleri, Karabük

Karabük’ün turistik ilçesi Safranbolu evleri ve lokumuyla meşhur. 1994 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Safranbolu evlerinde geleneksel Türk mimarisini keyifle gözlemleyebilirsin. Yağışlı iklim ve kalabalık aile yapısını baz alarak oluşturulan bu evlerin çeşitleri sahibinin ekonomik durumu hakkında da fikir verir. Safranbolu evlerinin beni en çok etkileyen özelliği ise birbirlerini görüş ve görüntü olarak engellemeyecek şekilde tasarlanmış olmaları. Sen de tarihi bir evde kalmanın tadını çıkarmak istersen Safranbolu otelleri arasından seçimini yapabilirsin.

Konum Linki

19- Bandırma Vapuru, Samsun

Kurtuluş Savaşı’nı başlatan yolculuğun yapıldığı Bandırma Vapuru 19 Mayıs 1919’da Atatürk ve silah arkadaşlarını karaya çıkardığında, ülkemizin kuruluşunun ilk adımı da atılmıştı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki yeri yadsınamaz. 2006 yılından beri Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından müze olarak sergiye açık olan vapurda bal mumu heykelleri, eski pusulalar, haritalar ve diğer gemi eşyaları sergileniyor. 35.000 metrekarelik Millî Mücadele Parkı’nda konumlandırılan vapurun 19 Mayıs’ta asıl kıyıya yanaştığı noktayı görmek için biraz daha merkeze ilerlemen gerekiyor.

Konum Linki

20- Zilkale, Rize

Rize’nin meşhur doğal güzelliği Fırtına Deresi’nin kıyısında yer alan Zilkale, bölgenin en popüler tarihi ören yerlerinden biri. Kayalık yamaç üzerine inşa edilen kalede 8 burç ve 1 gözetleme kulesi mevcut. Gerek kurulduğu yer gerekse şekli itibariyle ilgi çeken kalenin nefes kesen bir manzarası var. 1. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan Zilkale ilk zamanlarda kervanların güvenliğini sağlamak için kullanılmış. Osmanlı’nın eline geçtikten sonra askeri amaçla kullanılmaya devam etmiş. Kaleye girişi Müzekart ile yapamıyorsun ama 18 yaş altı ve 65 yaş üstüne ücretsiz burası. Geri kalan yaş grubu içinse giriş ücreti sadece 3 TL.

Konum Linki

21- Yalıboyu Evleri, Amasya

Amasya ziyaretinde mutlaka uğraman gereken yer Yalıboyu Evleri. Yeşilırmak kıyısına uzanan bu tarihi evlerin çoğu restore edilerek otel, restoran ve müzeye dönüştürülmüş. Osmanlı döneminden bu zamana uzanan tarihleri ve bölgeye özgü mimari yapıları ile ilgi çeken evlerin en meşhuru Hazeranlar Konağı. Diğer evlerle aynı şekilde iç avlu, haremlik-selamlık, konak bölümlerinden oluşan Hazeranlar’ın içerisinde dönemin kıyafet, takı, mutfak malzemesi, mobilya gibi eşyaları sergileniyor.

Konum Linki

22- Kurul Kayalıkları, Ordu

Ordu ilinde merkeze 13 kilometre uzaklıkta konumlanmış sivri bir kaya üzerine kurulmuş 1.derece doğal sit alanı Kurul Kayalıkları, ülkemiz sınırlarındaki antik yerleşimlerden yalnızca biri. En önemli özelliği Karadeniz’deki diğer eserlere göre benzersiz bir yapıya sahip olması olan Kurul Kayalıkları, birçok yeraltı galerisinin de ev sahibi konumunda. Yerleşimde bulunan seramik parçalar Ordu’da M.Ö. 1. ve 4. yüzyıllarda yerleşim olduğunu kanıtlıyor.

Konum Linki

23- Santa Harabeleri, Gümüşhane

Gümüşhane merkezine 82 kilometre uzaklıktaki Santa Harabeleri, Santa Yanbolu Deresi’ni oluşturan üç ayrı vadinin yamacına kurulmuş bir madenci kasabası. Doğu Karadeniz ile beraber fethedilerek Osmanlı topraklarına katılan Santa Bölgesi’nde bulunan harabeler, bölgedeki madenlerin iyi işlenmesi sonucu 16. ve 18. yüzyıllarda önem kazanmış. 1923 yılında Nüfus Mübadelesi ile birlikte boşaltılan tarihimizin önemli madenci kasabası bugün 7 mahalle ve 300’ü aşkın evden oluşuyor. Harabeler, günümüzde  “Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı” konumunda.

Konum Linki

24- Vazelon Manastırı, Trabzon

Maçka ilçesi sınırları içerisinde bulunan Yunanlılara ait Vazelon Manastırı’nın inşa tarihi 270 yılı. Şehir merkezinin 40 kilometre güneyinde yer alan manastır, 565 yılından 1410 yılına kadar sürekli restore edilmiş.  1410 yılında yeniden inşa edilen manastır, zamanında ekonomik anlamda hayati bir öneme sahip olmasıyla biliniyor. Hatta bu manastırdan elde edilen gelir sayesinde Sümela Manastırı’nın yaptırıldığı da önemli bilgiler arasında. Kuzeyindeki duvarlarda cennet, cehennem ve mahşer günü ile ilgili freskler görmenin mümkün olduğu Vazelon Manastırı, 1922 yılında yıkıldığı için günümüzde harabe halinde.

Konum Linki

25- Hattuşaş Antik Kenti, Çorum

Anadolu toprakları tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı ama bu topraklarda kurulan ilk büyük uygarlık Hitit Uygarlığı’ydı. Hititlerin başkenti olan Hattuşaş, Hitit Devri sonrasında farklı medeniyetlerin de yaşamlarına şahit oldu. Bölgede yaşayanlardan kalan çivi yazılı tabletler, bu medeniyetlerin ve toprakların tarihi belleği olarak görülüyor. İşte tam da bu yüzden dünya tarihi için çok önemli bir yer ve bu antik kent UNESCO’nun sadece Dünya Mirası Listesi’nde değil, Dünya Belleği Listesi’nde de yer alıyor. Hattuşaş’a gittiğinde Hititlerin döneminden günümüze kadar gelen en uzun hiyeroglifin yer aldığı Nişantepe Yazıtı’nı mutlaka görmelisin. 

Konum Linki

26- Alacahöyük Müze ve Ören Yeri, Çorum

Hititlerin ülkemizdeki izleri sadece Hattuşaş ile sınırlı değil. Alacahöyük’te de Hitit Uygarlığı’ndan kalan eserleri görebilirsin çünkü burası uygarlığın kültür ve sanat merkeziymiş. Bu nedenle de burada bulunan Hitit eserlerinin başka hiçbir Hitit kentinde benzeri yok. Buradaki kazılarda sadece Hititlerin değil Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların da izlerine rastlanmış. Hatta sonrasında gelen kültürleri etkileyen Eski Tunç Çağı’ndan kalma mezarlar da Alacahöyük’te görülebilir. Buraya giriş ücreti 12,5 TL. Eğer Müzekart’ın varsa o da geçerli oluyor. Haftanın her günü saat 08.00 ile 17.00 arasında Alacahöyük’ü ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

Ege Bölgesi

27- Efes Antik Kenti, İzmir

Ege ve popüler tarihi yer denilince akla tek bir isim geliyor; Efes! Bu büyüleyici antik kent yüzyıllarca dünyanın en önemli başkentlerinden biri olarak ayakta kalmış. Antik Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı’nı, dünyaca ünlü Celcus Kütüphanesi’ni ve Hadrianus Tapınağı’nı barındıran Efes Antik Kenti’nin tarihi M.Ö. 7000’lere kadar dayanıyor. Mega antik kent olarak da anılan şehir Helenistik, Roman, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinin hepsinde büyük şehir olarak kullanıldı. Efes’e giriş için Müzekart kullanmanı hatta yoksa girişinde almanı öneririm çünkü ören yerinin 2020 yılı giriş fiyatı 100 TL.

Konum Linki

28- Çeşme Kalesi, İzmir

İzmir’in turistik ilçesi Çeşme’de bulunan kale aynı zamanda arkeoloji müzesi olarak da ziyaret ediliyor. 19. yüzyıla kadar askeri amaçlı kullanılan kale sonrasında boşaltılmış. Denize olan yakınlığı sebebiyle üç yanı hendeklerle çevrili olan kaleyi ziyaret ettiğinde kameranı hazırla! Tepe noktasına çıktığında seni enfes bir deniz manzarası bekliyor. Çeşme Kalesi’nin müze tarafında bölgedeki antik yerleşimlerden Osmanlı dönemine kadar olan yaşantıyı gözlemleyebileceğin çeşitli eserler bulunuyor.

Konum Linki

29- Meryem Ana Evi, İzmir

Selçuk’a yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunan Meryem Ana Evi, ormanlık alanın ortasında yer aldığı için her ziyaretimde içimi huzurla dolduruyor. Efes Antik Kenti’ne olan yakınlığı sebebiyle genellikle aynı gün içerisinde, ardı ardına ziyaret edilen ibadet merkezine tüm dinlere mensup turistler ilgi gösteriyor. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra en yakın arkadaşı Meryem Ana’yı, daha güvenli bulduğu Efes bölgesine getirir. Burada bulunan Bülbül Dağı’nın ormanlık alanına saklanırlar ve bir ev inşa ederler. Hz. Meryem’in ölümüne kadar burada yaşadığına inanıldığı için Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edildi. Dilekler dilemek, dualar etmek, huzur bulmak için Meryem Ana Evi’ne gidebilirsin.

Konum Linki

30- Didyma Antik Kenti, Aydın

Aydın’ın Söke ilçesinde konumlanan antik kent, turistik belde Didim’e ismini verdi. “Dünyanın En Büyük Kehanet Şehri” unvanıyla da bilinen Didyma şu anda denize 4 km kadar uzaklıkta olsa da kurulduğu tarihte deniz kıyısında yer alıyordu. Antik kentin en dikkat çekici yapısı ise Apollon Tapınağı. Efes Antik Kenti’nde tapınağı olan mitolojik tanrıça Artemis’in ikiz kardeşi Apollon adına yapılan bu eser, kendi tarzında yapılan dünyanın en büyük üçüncü tapınağı.

Konum Linki

31- Güvercinada Kalesi, Aydın

Kuşadası’nın simgesi olan kale, 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı. Adada dalgakıranları, Bizans döneminden kalmış olan kaleyi, Barbaros Hayrettin Paşa’nın yaptırmış olduğu iç kaleyi ve İlyas Ağa tarafından yaptırılmış surları görebilirsin. Üstelik Kuşadası’nda konaklama yapmak için yüzlerce seçenek de var! Turistik beldeye uğramışken birbirinden keyifli plajlarda denize girmeyi unutma :)

Konum Linki

32- Hierapolis Antik Kenti, Denizli

Denizli’nin turistik ilçesi Pamukkale’de yer alan Hierapolis, özellikle yabancı turistlerin gözde noktalarından biri. Müzekart ile giriş yapabileceğin antik kent M.Ö. 2. Yüzyılda, Bergama kralı II. Eumenes tarafından kurulup Amazonlar kraliçesi Hiera’dan ismini almış. Fay hattı üzerinde konumlandığı için çağlar boyunca defalarca yıkılmış olan Hierapolis, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak anılıyordu. Tipik bir Roma kent yerleşimine sahip olan şehir, tarihi boyunca travertenler sayesinde ilgi görmüş. Hierapolis Antik Kenti’ni gezdikten sonra hala popülerliğini koruyan Pamukkale travertenlerini de gezmeni öneririm.

Konum Linki

33- Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi, Muğla

Türkiye’nin en popüler tatil bölgesi Bodrum’un simgeleşmiş yapısı Bodrum Kalesi 1403-1523 yılları arasında St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş. Yedi kapıdan geçilerek ulaşılabilen iç kalenin kulelerine çeşitli ülke isimleri verilmiş. Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Halikarnas Mozalesi’nin taşlarının ayağa kaldırılmasıyla oluşturulan kalede aynı zamanda bir sualtı arkeoloji müzesi mevcut. Dünyanın en eski batığının da sergilendiği müze, Türkiye’deki tek sualtı arkeoloji müzesi.

Konum Linki

34- Kaunos Antik Kenti, Muğla

Geçmişte Karya egemenliği altında bulunurken bile kendine özgü bir kültür mozaiği olan Kaunos, Köyceğiz’e bağlı Çandır Mahallesi’nde konumlanmış. Dalyan Boğazı’nın Köyceğiz yakasında bulunan antik kent, kurulduğu çağda bir liman kenti olsa da bugün kıyıdan bayağı içeride bir yerde yer alıyor. Kaunos, özellikle girişindeki kaya mezarları ile ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde hayli yaygın olarak yerleşim yeri olan kente günümüzde deniz motorları ile ulaşım sağlanıyor.     

Konum Linki

35- Bergama Antik Kenti, İzmir

Ülkemizden Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giriş yapmış Bergama Antik Kenti, geçmişte çokça işgal edilse dahi stratejik konumu sayesinde kilit öneme sahip bir yer olmuş. İyon, Helen, Roma, Bizans devirlerinin en önemli mimari eserlerini bünyesinde bulunduran Bergama Antik Kenti, tarihteki ilk büyük hastanenin yani Asklepion’un kurulduğu şehir olduğu için de tarihte önemli bir yere sahip. Antik kentte gezilecek çok fazla yer var. Bunların başlıcaları Akropol, Asklepion, Kızıl Avlu ve Bergama Müzesi. Aşağı ve yukarı kent diye ikiye ayrılan antik kent, tarihte önemli ilaçların hazırlandığı bir sağlık şehri olarak da biliniyor.

Konum Linki

Doğu Anadolu Bölgesi

36- İshak Paşa Sarayı, Ağrı

Görkemli mimarisi ve tepe üstündeki konumlanması ile masallarda anlatılan sarayları andıran İshak Paşa, Doğubayazıt’a 8 km uzaklıkta bulunuyor. Anadolu sarayları içerisinde Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşabilmiş tek yapı bu saray. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden ögeleri bir arada görebileceğin İshak Paşa Sarayı, Dünya’nın ilk kaloriferli binası olma özelliğini de taşır.

Konum Linki

37- Çifte Minareli Medrese, Erzurum

Erzurum’un sembolü haline gelen tarihi yapı Selçuklular dönemi eserlerinden biri. Beni özellikle ince işçiliğiyle kendine hayran bırakan medrese, Erzurum şehir merkezinde bulunduğu için kolaylıkla ziyaret edilebiliyor. Tarihi boyunca medrese, tophane ve müze olarak kullanılan Çifte Minareli Medrese şu anda hem sergi salonu hem müze olarak işlev görmekte. Giriş içinse herhangi bir ücret ödenmiyor.

Konum Linki

38- Ani Harabeleri, Kars

Kars denilince akla gelen ilk yer olan Ani, yüzlerce yıl çeşitli uygarlıklara sahne olmuş bir yerleşim yeri. İsminin geçtiği ilk kayıtlara M.S. 5. yüzyılda rastlansa da tam olarak tarihini bilmek imkânsız. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Harabeleri, ticaret yollarına olan yakınlığı sebebiyle önemli bir yerleşim merkeziydi. Çok sayıda antik kilise bulunan ören yerini ziyaret etmek istersen Kars uçak biletlerine bir göz at! Kış aylarında ziyaret edersen belki dönüşünü Doğu Ekspresi treniyle de yapabilirsin :)

Konum Linki

39- Aslantepe Ören Yeri, Malatya

Türkiye’nin en büyük höyüklerinden birine ev sahipliği yapan Aslantepe, Malatya’ya sadece 7 km uzaklıkta yer alıyor. M.Ö. 5000’li yıllardan M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim yeri olarak kullanıldığı düşünülen antik kent, aynı zamanda bir açık hava müzesi. Kazılardan çıkarılan buluntuların büyük bir kısmı Malatya Müzesi’nde sergileniyor. Bu yüzden, fırsatın olursa öncelikle bu müzeyi ziyaret ederek ören yerine gelmen daha tamamlayıcı olur.

Konum Linki

40- Akdamar Kilisesi, Van

Tam ismi Akdamar Kutsal Haç Kilisesi olan tarihi yapı, Van Gölü’nün üzerindeki Akdamar Adası’nda yer alıyor. Dönemin hükümdar ailesi Vaspurakan hanedanlığı tarafından saray kompleksi için yaptırılan eser, önceleri katedral iken yerleşim yerinin dağılması ile kiliseye dönüşmüş. Haç şeklinde inşa edilen kilisenin dış kabartmalarında hayvan ve insan figürleri, günlük yaşantı ve İncil ile Tevrat’tan alıntı bazı sahneler tasvir edilmiş.

Konum Linki

41- Harput Kalesi, Elazığ

Süt Kalesi adıyla da bilinen Harput Kalesi Elazığ ilinin sınırları içerisinde bulunan tarihi yapılardan biri. İç ve dış kale olarak ayrılan iki bölümden oluşan kale, yapımında kullanılan harçta su yerine süt kullanıldığı için Süt Kalesi ismiyle anılıyor. M.Ö. 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından inşa edilen bu tarihi yapı, bugüne gelene dek birçok imparatorluğun egemenliği altına girmiş. 515 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine alınan yapı, Elazığ Ovası’na hakim bir konumda yer alıyor. Yapılan kazılar esnasında kalede çeşitli zindanlar ve tedavi alanları bulunmuş. Bu da kalenin farklı alanlardaki önemini vurgular nitelikte.

Konum Linki

42- Malazgirt Kalesi, Muş

Muş’ta Malazgirt ilçesinin sınırlarında bulunan Malazgirt Kalesi eskiden Berber Kalesi ismiyle anılan tarihi bir yapı. Bugünkü ismini Malazgirt Zaferi’nden sonra alan yapı, geçmişte hem doğal afetlerden hem de savaşlardan çok etkilendiği için surları başta olmak üzere sürekli restore edilmiş. Muş il merkezine 137 kilometre uzaklıktaki Malazgirt Kalesi, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlıların idaresi altına geçmiş.

Konum Linki

43- Pertek Kalesi, Tunceli

Tunceli ilinde bulunan ve ismini bulunduğu ilçeden alan Pertek Kalesi, geçmişte bir kayanın ucunda duruyormuş gibi görünse de Keban Baraj Gölü’nün yapılmasıyla bugün bir ada gibi görünüyor. Tarihi kesin olarak bilinmeyen yapı, Osmanlı döneminde restore edilmiş. İç içe geçmiş iki surdan oluşan kalede yapı kalıntılarına rastlamak mümkün. Güney cephe mavi çiniler ve kırmızı tuğlalarla ilgi çekici bir görünüme sahip demek mümkün.

Konum Linki

İç Anadolu Bölgesi

44- Ankara Kalesi, Ankara

Ankara’nın iki ayrı kültürü nasıl yaşattığını görmek isteyeni çıkartmak gereken nokta burası! Konumu ve yüksekliği sebebiyle modern şehir hayatı ve gökdelenlerle çarpık kentleşmenin bu şehirde nasıl iç içe geçtiğini çok net görebiliyorsun. Ne zaman yaptırıldığı kesin olarak bilinmeyen kalede Hititler, Frigler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar’ın onarımlarına rastlanabiliyor. Kaleye kadar gelmişken yakınında bulunan müzeleri ve kiliseleri de ziyaret etmeni öneririm.

Konum Linki

45- Gordion Antik Kenti, Ankara

Frigya Uygarlığı’nın başkenti olan Gordion, Ankara merkezine 96 km uzaklıkta bulunuyor. Bu yüzden arabayla gitmen en mantıklısı. Şehre araçsız gelip yine de gezmek istersen araç kiralama seçeneğini değerlendirebilirsin. 18 tabakalı şehirde tabakaların her biri farklı bir tarihi bizlere anlatıyor. Mitolojideki ünlü hikayelerden dolayı ismini duymuş olabileceğin Kral Midas’ın da mezarını barındıran antik kent, Kral Yolu üzerinde olduğu için tarih boyunca önemini korumuş.

Konum Linki

46- İnce Minareli Medrese, Konya

1254 yılında, döneminin Selçuklu veziri tarafından yaptırılan medrese şu anda Konya’nın Selçuklu ilçesi sınırlarında yer alıyor. 19. yüzyılın sonuna kadar medrese olarak kullanılan tarihi yapı 1956 yılından beri Taş ve Ahşap Eserler Müzesi’ni barındırıyor. Selçuklu mimarisinin en beğenilen taş işçiliklerinden birine sahip olan İnce Minareli Medrese’nin taç kapısının üzerinde Yasin ve Fetih sureleri yazılı.  

Konum Linki

47- Çatalhöyük Neolitik Kenti, Konya

Çatalhöyük insanlık tarihine ışık tutan, M.Ö. 5500 yıllarından itibaren yaklaşık 2000 yıl yerleşim merkezi olarak kullanılmış ve zaman içerisinde köy yerleşkesinden kent yaşamına evrimini gerçekleştirmiş bir ören yeri. Kentte ilk ev mimarisi ve ilk manzara resmi gibi aydınlatıcı buluntular mevcut. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük, 2012 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde. İlk insanlardan bu yana değişen kültür, sanat ve gündelik hayata dair her şeyi gözlemlemek için sen de buraya gitmelisin!

Konum Linki

48- Odunpazarı Evleri, Eskişehir

Eskişehir’in rengarenk yüzü Odunpazarı Evleri, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alarak tarihi ve kentsel sit alanı bölgesi ilan edilmiş. Geleneksel Anadolu Türk mimarisine sahip evlerin bulunduğu sokaklarda gezinmek, fotoğraf çekilmek, cam sanatını izlemek ve uygun fiyatlarda ürünler bulmak mümkün. Toplam 30 sokağı bulunan bölgede çok sayıda müze bulunuyor. Eskişehir’e gitmek kolay da kalmaya dair bilgim yok dersen seni Eskişehir otelleri için şöyle alalım…

Konum Linki

49- Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevşehir

Yeraltı şehirleri, bana hep ilgi çekici geliyor. Nevşehir’de bulunan Kaymaklı Yeraltı Şehri ise hem en popüleri hem de benim için en güzeli. Toplam 8 kattan oluşan kentte tek seferde 5000 kadar insan yaşayabiliyordu! Üstelik yapısı sebebiyle ferah alanlara ve bol oksijene de sahip. Tüf kayaların şekillendirilmesiyle oluşturulan yeraltı şehrinin ilk katının M.Ö. 5000’de yapıldığı düşünülüyor. Odalar, salonlar, şarap mahzenleri, su depoları, yiyecek mahzenleri, su kuyuları, mutfak ve kilise bölümlerinden oluşan Kaymaklı’yı Müzekart ile ücretsiz ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

50- Göreme Açık Hava Müzesi, Nevşehir

Kapadokya’nın büyüleyici atmosferini ya görmüş ya duymuşsundur. Göreme Açık Hava Müzesi, bu atmosferin büyük bir parçası. Geniş bir vadide konumlanan kaya bloklarının yaşam ve ibadet alanları için oyulmasıyla oluşmuş. Hristiyanlık tarihinin önemli bir parçası olan müzede döneme ait yaşamı keyifle gözlemleyebilirsin. Alanın çoğunluğunda dini eğitim ve ibadet için mekanlar bulunuyor. Özellikle kilise içlerine uygulanmış freskler göreni kendine hayran bırakıyor.

Konum Linki

51- Güzelyurt, Aksaray

Güzelyurt, Aksaray merkeze 45 kilometre, Ihlara Vadisi’ne 15 kilometre uzaklıkta tarihi güzelliklerle dolu bir ilçe. Eski adı Rumca güzel ve su kelimelerinin birleşimi Gelveri olan tarihi bölge, Hristiyanlığın yayılması için çalışmalar yürüten din adamları tarafından önemli bir merkez haline getirilmiş. Şu an otel olarak kullanılan bir manastır ve bölgedeki mağara kiliseler Güzelyurt’u mutlaka görülmesi gereken bir tarihi yer olarak karşımıza çıkarıyor. Taş döşeli yollarda yürüyerek tarihi bir atmosferde geçmişin ruhunu hissetmek için eşsiz bir yer.

Konum Linki

52- Ihlara Vadisi, Aksaray

Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz duraklarından olan Ihlara Vadisi, Aksaray şehri sınırları içerisinde yer alıyor. Ihlara Vadisi, 18 kilometre uzunluk, 150 metre derinlik ve 200 metre genişliğe sahip. Bu vadi, geçmişte içinde insanların yaşam sürdüğü dünyanın en büyük kanyonu olmasıyla biliniyor. Ihlara Vadisi’ni çevreleyen kayaçların oyulmasıyla yapılmış yüzlerce kilise ve mekan bulunması bu vadiyi günümüzde Hristiyanlık için çok önemli bir yer haline getiriyor. Ağaçaltı, Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Prenliseki, Eğritaş, Direkli gibi her biri önemli bir tarihi eser olan kiliseleri Ihlara Vadisi ziyaretinde mutlaka görmelisin. Müzekart’ın geçerli olduğu vadiye kartın yoksa giriş ücreti 55 TL. Her gün açık olan vadiyi sabah 08.30 ile akşam 19.00 saatleri arasında gezebilirsin.

Konum Linki

53- Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara

Ülkemizdeki tarihi yerler dendiğinde akla gelen ilk yerlerden Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara’da Altındağ ilçesinde bulunuyor. Geçmişte Anadolu’da yaşayan medeniyetlerden geriye kalan tarihi eserlerin sergilendiği müzenin yapımı Atatürk’ün başkentte bir Eti Müzesi yapılması isteği üzerine oldu. 1997’de Avrupa’da Yılın Müzesi seçilen Anadolu Medeniyetleri Müzesi, kendine özgü koleksiyonlarıyla dünya çapında bir üne sahip. Eserlerin kronolojik olarak sergilendiği müze, ülkemizin tarihi yönden en zengin mekanlarından biri.

Konum Linki

54- Yazılıkaya, Eskişehir

Eskişehir ilçesine 80 kilometre uzaklıkta konumlanmış Han ilçesinin Yazılıkaya Köyü’nde bulunan ve Midas Anıtı ismiyle de anılan Yazılıkaya M.Ö. 600’lü yıllarda yapılmış. Midas şehir platosunun en görkemli örneklerinden Yazılıkaya, 17 metre yüksekliğinde 16,5 metre genişliğinde bir anıt. Cephe duvarı geometrik motiflerle süslü Yazılıkaya, yüksekliği bazı yerlerde Türkmen Dağı’na ulaşan bir konumda bulunduğu için oldukça temiz havaya sahip bir yerde. Friglerin ana tanrıça Kibele’ye tapındığı en önemli merkez olan Yazılıkaya, sonraki dönemlerde Helen, Roma ve Bizanslardan etkilenmiş.

Konum Linki

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

55- Zeugma Antik Kenti, Gaziantep

Köklü tarihi, özgün heykeltıraşlık eserleri ve ender görülen güzellikteki mozaikleri ile ilgi çeken Zeugma, Gaziantep’e 57 km uzaklıkta konumlanıyor. M.Ö. 300 yılında, Fırat Nehri’nin en sığ kenarlarından birine kurulan antik kent M.S. 7. yüzyıla kadar önemini korudu. Gerek kurulduğu arazinin büyüklüğü gerek şehrin kalabalığı sebebiyle döneminin en büyük kenti olarak görülüyordu. “Mozaik Kent” olarak anılmasına sebep olan sanat eserleri evlerin tabanlarını süslüyordu. Zeugma’dan çıkarılan eserlerin önemli bir kısmını Zeugma Mozaik Müzesi’nde ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

56- Diyarbakır Surları, Diyarbakır

2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen surlar tarihi ve doğal güzelliği ile dikkat çekiyor. Dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılan surların dış kısmında 82 adet, iç kısmındaysa 19 adet burç bulunuyor. Dünyanın en uzun, en sağlam ve en geniş surlarından biri olan eser, Diyarbakır’ın merkez ilçesine de ismini vermiş. Mardin Kapı, Dağ Kapı, Urfa Kapı ve Yenikapı olarak ana dört girişe sahip olan surlar birçok türküye ve efsaneye de konu olmuş.

Konum Linki

57- Göbeklitepe, Şanlıurfa

Göbeklitepe’nin keşfi insanlık tarihinin yeniden tartışılmasına sebep oldu. 12000 yıllık ören yerinin Dünya’nın ilk tapınağı olduğu düşünülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2019 yılı Göbeklitepe Yılı ilan edildi. Bu durum hem yurt içinden hem de yurt dışından gezginlerin ilgisini arttırdı. “Tarihin sıfır noktası” olarak da isimlendirilen Göbeklitepe’yi ölmeden önce görmen gerekenler listesine yaz derim!

Konum Linki

58- Harran Evleri, Şanlıurfa

Sıra dışı mimarisi ve kültürel önemi sebebiyle popüler olan Harran Evleri’nin tarihi M.Ö. 6000 yılına değin uzanıyor. Kubbeli yapısı ve yapımı esnasında kerpiç ile tuğlanın bir arada kullanılmış olmasıyla mimari açıdan önem taşıyan evlerden yalnızca biri ziyaret için açık. Bu ev 1999’da tarihine uygun olarak restore edildi. Evin içerisindeki eşyaları inceleyerek bölgenin kültürüne dair bilgi edinebilirsin. Üstelik dönem kıyafetlerini denemen için de bir yer bulunuyor.

Konum Linki

59- Balıklıgöl, Şanlıurfa

Türkiye’deki tarihi yerler arasında hakkında en çok efsane ve rivayet bulunan Balıklıgöl ile devam edelim. Urfa Kalesi’nin önünde bulunan Balıklıgöl, 150 metre boyunca uzanan 30 metre genişlikte bir göl. Burayla ilgili onlarca hikaye arasından en önemlisi, gölün üç semavi dinde de kritik rol oynayan Hz. İbrahim’in atıldığı ateşin dönüştüğü göl olarak bilinmesi. Hikayeye göre, Urfa Kalesi’nden mancınıklara bağlanıp ateşe fırlatılan Hz. İbrahim’in düştüğü yerde bu göl oluşuyor ve ateşin odunları ise balığa dönüşüyor. Balıkların üzerindeki kara lekelerin de odunların yanmış olmasından geldiği düşünülüyor ve kutsal kabul ediliyor. Bu yüzden de bu balıklar yenmiyor. Üç semavi dinin mensuplarının sıklıkla ziyaret ettiği Balıklıgöl’ü hiç görmediysen hemen bir Şanlıurfa planı yapmanı öneririm.

Konum Linki

60- Nemrut Dağı, Adıyaman

Komagene kralı tarafından, atalarına ve tanrılarına minnettarlığını göstermek amacıyla yapılan heykellerin süslediği Nemrut Dağı, 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Dünya üzerinde gün doğumunun ve batımının mutlaka izlenmesi gereken yerlerden biri olan Nemrut’un tepe noktası ise tümülüs ve kutsal alan. Dağın bir tarafı Pers bir tarafı Yunan kültürüne ait heykelleri barındırdığı için Doğu-Batı arasında bir köprü olduğu söylenebilir.

Konum Linki

61- Mor Gabriel Manastırı, Mardin

“Hoşgörü Şehri” Mardin’in Midyat ilçesinde yer alan manastır, Deyrulumur Manastırı olarak da biliniyor. Dünyanın ayakta duran en eski Süryani manastırı olan yapıyı rehbersiz gezemiyorsun. Giriş kısmında, gruplar halinde içeri alındıktan sonra yapının tarihi, işleyişi ve şu anki kullanımı ile ilgili bilgiyi içeride bulunan görevliden dinleyebilirsin. Görebileceğinse 4 bölüm bulunuyor. Manastırda ibadet ve eğitim devam ettiği için sessiz bir gezi seni bekliyor.

Konum Linki

62- Halfeti, Şanlıurfa

Şanlıurfa’nın turistik ilçesi Halfeti hem taş mimarisi hem de 2000 yılındaki baraj yapımı sebebiyle sular altında kalan köyleriyle ilgi çekiyor. Bu köyleri yakından görmek içinse Fırat Nehri üzerinde bir tekne turuna çıkman gerekiyor. Eski ve Yeni olarak ikiye ayrılan ilçenin Yeni tarafında bölge halkı yaşıyor. Buraya özgü kara güller de bir diğer turistik özelliği olmuş durumda. Halfeti ziyaretinde Rum Kale’yi de görmeyi unutma!

Konum Linki

63- Deyrulzafaran Manastırı, Mardin

Süryanilerin en önemli merkezlerinden biri olma özelliğine sahip Deyrulzafaran Manastırı, Mardin merkeze 3 kilometre uzaklıktaki bir konumda. Mardin Ovası’na hakim bir konumda yer alan manastır, bugünkü halini alana dek içerisine sürekli eklemeler yapılmış. M.Ö. Güneş Tapınağı olan mekan Romalılar tarafından kale olarak kullanılmış. Bazı Azizlerin kemiklerinin buraya getirilmesiyle Deyrulzafaran, bugünkü gibi manastır olarak kullanılmaya başlanmış. Geçmişte Mor Şleymun Manastırı ve Mor Hananyo Manastırı isimleriyle anılan yer bugünkü ismini bölgede yetişen safran bitkisinden almış.

Konum Linki

64- Malabadi Köprüsü, Diyarbakır

Artukoğulları tarafından yaptırılan Malabadi Köprüsü, 1147 tarihinde inşa edilmiş. 12. yüzyılın en önemli mimarlık ve mühendislik eserlerinden biri kabul edilen köprü Diyarbakır sınırları içerisinde bulunuyor. 40,86 metre açıklığa sahip köprü, dünyada günümüze ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprü oluşuyla öne çıkmakta. Kemerin iki yanında geçen yolcu ve kervanlar için iki barınak odanın bulunuyor oluşu da köprünün kendine has özelliklerinden. Güneş ve aslan figürlü kabartmaları ile mutlaka görülmesi gereken Malabadi Köprüsü, ülkemizde geçmişe yolculuğa çıkabileceğin yerlerden yalnızca biri.

Konum Linki

65- Hasankeyf, Batman

İnsanlığın en eski yerleşim noktalarından biri olarak bilinen Mezopotamya’da konumlanan Hasankeyf, ne yazık ki bölgedeki baraj inşaatı nedeniyle sular altında kaldı. Ne zaman kurulduğu kesin olarak saptanamamış olan Hasankeyf, insanlık tarihi için çok önemli bir yere sahip. “Mağaralar Şehri” ya da “Kayalar Kenti” anlamına gelen Arapça “Hısnı Keyfa” adını taşıyormuş. Osmanlı döneminde halk arasında bu kelime Hasankeyf halini almış. Jeopolitik yapısı ve ticaret yolları üzerindeki konumuyla yıllar boyunca çok sayıda medeniyetin yaşam sürdüğü Hasankeyf’in önemli eserleri, bölge sular altında kalmadan hemen önce Yeni Kültürel Park Alanı’na taşındı. Sen de bu alanı ziyaret ederek Hasankeyf’ten geriye kalanları görebilirsin.

Konum Linki

Marmara Bölgesi

66- Tarihi Yarımada, İstanbul

İstanbul’un en eski sınırlarının içerisinde yer alan tarihi yarımada bölgesi, Suriçi olarak da biliniyor. Fatih ilçesinin bir parçası olan bölgede yolu İstanbul’dan geçmiş neredeyse tüm uygarlıklara dair eserler bulabiliyoruz. İstanbul ziyaretinde mutlaka Eminönü’nde balık-ekmek yemeli, meşhur Mısır Çarşısı’nı ve Kapalı Çarşı’yı gezmeli, Gülhane Parkı’nda boğaz manzaralı bir çay içmeli, Sultanahmet’te bulunan tüm tarihi yapılara ve müzelere uğramalısın!

Konum Linki

67- Ayasofya, İstanbul

İstanbul’da gezilecek yerler denilince ilk akla gelen yerlerden olan Ayasofya, dünyanın en eski katedrallerinden biri. Doğu Roma İmparatoru Konstantios tarafından 360 yılında inşa ettirilmiş. Günümüzdeki görümüne ise İmparator Justinianos’un emri üzerine çalışan Trallesli Anthemios ve Miletoslu İsidoros sayesinde gelmiş. Bu iki mimarın 5 yıl 10 aylık çalışmasıyla o dönemdeki diğer yapılara göre dünyanın en kısa sürede yapılan katedrali olmuş. 1453’te İstanbul fethedildikten sonra Ayasofya cami haline getirilmiş. Mimar Sinan, Ayasofya’nın minarelerini inşa etmiş. 1935 yılında müze haline getirilen Ayasofya, 2020 yılında ibadete açıldı. Ayasofya Müzesi, Pazartesi günleri dışında yazın 09.00-19.00, kışın 09.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık.

Konum Linki

68- Topkapı Sarayı, İstanbul

Tarihi Yarımada’ya gittiğinde görmen gereken ilk yerlerden biri Topkapı Sarayı tabii ki. Sarayburnu’nda konumlanan Topkapı Sarayı, İstanbul fethedildikten sonra inşa edilmiş ve 400 yıl boyunca Osmanlı’nın merkezi olmuş. Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı dönemlerinin izlerini taşıyan saray, 3 Nisan 1924’te müze haline getirilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk müzesi olmuş. 300.000 metrekarelik alan üzerinde bulunan Topkapı Sarayı, 300.000 arşiv belgesiyle dünyadaki en büyük saray müzeleri arasında yer alıyor. Harem Bölümü, Hırka-ı Saadet Dairesi, Has Oda ve Köşkler Bahçesi gibi bölümlerinin çok ilgi gördüğü Topkapı Sarayı’nı Salı günleri dışında gezebilirsin. Saray, hafta içi 10.00-17.00, hafta sonu ise 10.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açık.

Konum Linki

69- Sultanahmet Camii, İstanbul

İstanbul’un en turistik noktası olan Sultanahmet Camii, sadece şehrin değil ülkemizin de sembolik yapılarından. Sultan I. Ahmet’in emriyle Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkar Mehmet Ağa’nın 17. yüzyılda inşa ettiği caminin iç döşemesi 21.043 adet İznik çinisiyle kaplı. Çinilerin rengi nedeniyle masmavi bir görünüme sahip olan Sultanahmet, özellikle yabancı turistler arasında bu özelliğiyle Mavi Camii yani Blue Mosque olarak tanınıyor. Caminin 16 şerefesi, Sultan I. Ahmet’in 16. Osmanlı Padişahı olmasını simgelemek için inşa edilmiş. Günümüzde Sultanahmet Camii ibadete açık. Bu yüzden de Cuma günleri ve bayramlarda çok kalabalık olabiliyor.

Konum Linki

70- Galata Kulesi, İstanbul

Gelelim İstanbul’daki en sevdiğim yere, Galata Kulesi’ne. Şehrin sembollerinden biri olan kule 528 yılında inşa edilmiş. Fatih’in İstanbul’u fethinden sonraysa Cenevizliler tarafından anahtarı imparatorluğa devredilmiş. Terasından tüm İstanbul’u keyifle seyredebileceğin kulenin en üst katı restoran olarak işletiliyor. Dilersen hemen altındaki merdivenlerde ve banklarda oturarak İstanbul yerine Galata’yı da seyredebilirsin.

Konum Linki

71- Aya Yorgi Kilisesi, İstanbul

Büyükada’nın tepe noktasında yer alan Aya Yorgi Kilisesi, her sene dileklerinin kabulü için ona sessizce ve iplerle yürüyen ziyaretçilerini ağırlıyor. Bir Ortodoks kilisesi olan yapının bu popüler efsanesi sebebiyle 24 Eylül ve 23 Nisan tarihlerinde hem adada hem de kilisede insan yoğunluğu yaşanıyor. 1751 yılında yapılan kilisenin yolu ise oldukça yokuşlu. Burayı meşhur tarihlerinden birinde ziyaret etmek istersen Büyükada otellerinde erken rezervasyon yaptırmalısın. Yoksa yer bulmak pek mümkün olmuyor.

Konum Linki

72- Dolmabahçe Sarayı, İstanbul

Beşiktaş’tan Kabataş’a uzanan sahil şeridinde, denizin hemen kıyısında bulunan saray Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete ulaştığı yer olduğu için milli ve tarihi önem taşıyor. Evliya Çelebi’nin notlarına göre Yavuz Sultan Selim şimdiki sarayın olduğu yere bir köşk yaptırmış. 19. yüzyıldaysa, Sultan II. Mahmut köşkün yerine bir saray inşa ettirmiş. İstanbul’un en büyük üçüncü sarayı olan Dolmabahçe, cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında yabancı konukların ağırlandığı, kongre ve toplantıların düzenlendiği bir yapı halini aldı. 1952 yılından beri saray, Atatürk’ü anma ve turistik ziyaret amaçlarıyla halka açık.

Konum Linki

73- Selimiye Camii, Edirne

Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim” dediği Selimiye Camii, Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkentlerinden biri olan Edirne’de yer alıyor. Şehrin her yerinden görülebilen eser, zarafet ve ihtişamı bir arada bulunduruyor. Sultan II. Selim’in yaptırdığı Selimiye’nin çini süslemeleri İznik’te üretilmiş. Bu süslemelerde motif olarak 101 çeşit lale kullanılmış.

Konum Linki

74- Truva Antik Kenti, Çanakkale

Meşhur Troya Savaşı’nın yaşandığı topraklar olan Truva, dünyanın en ünlü antik kentlerinden biri. 9 katmandan oluşan kentteki ilk yerleşimin M.Ö. 3000 civarında olduğu düşünülüyor. Troya Ören Yeri girişindeki müzede bu eşsiz kentin kazısından çıkarılan yüzlerce eseri ziyaret edebilirsin. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2018 yılı, Troya Yılı ilan edildi. Bu ilanla beraber bölgeye olan ilgi de arttı.

Konum Linki

75- Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Çanakkale

Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde bulunan milli park, her gittiğimde hüzün ve gururla dolduruyor içimi. I. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Çanakkale, savaşın en şiddetli ve kanlı yüzünü de yaşadı. Bölge rehberleri eşliğinde gezebileceğin yarımadada savaşın kalıntıları, tabyalar, kaleler, müzeler, yeniden canlandırma eserleri ve elbette ki şehitlikler bulunuyor. Bu toprakların tarihini yerinde öğrenmek istersen Çanakkale’ye otobüs seferlerini ülkenin her yerinden bulabilirsin.

Konum Linki

76- Ulu Camii, Bursa

Osmanlı padişahı I. Bayezid tarafından yaptırılan camii kentin en önemli simgelerinden biri. Yapı aynı zamanda ilk çok kubbeli Osmanlı camisi. 1855 yılındaki depremden büyük ölçüde etkilenen caminin restoresinde dönemin en ünlü hattatları da rol oynamış. Bu sebeple cami adeta bir hat sanatı müzesi olmuş. Bursa turlarının vazgeçilmez uğrak noktası olan Ulu Camii’yi ziyaret ettikten sonra kent merkezinde yer alan ünlü hanları gezmeyi de unutma!

Konum Linki

77- Taksiyarhis Kilisesi, Balıkesir

Turistik Ayvalık’ın en renkli beldesi Cunda Adası’ndaki Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık’ın ilk kilisesi. 1873’te inşa edilen ibadet yeri şu anda tarihi dokusu bozulmamış bir anıt müze aynı zamanda. Rahmi M. Koç Müzesi ismiyle hizmet veren kilisede tarihi oyuncaklardan bebek arabalarına, teknelerden model arabalara kadar çeşitli koleksiyon eserleri bulunuyor. Ayvalık merkezden Cunda Adası’na dilersen dolmuş dilersen tekne ile geçebilir, Taksiyarhis’i ziyaret ettikten sonra ada sokaklarını keyfini çıkarabilirsin.

Konum Linki

78- Yürüyen Köşk, Yalova

1929 yılında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşaması amacıyla inşa edilen köşk Yalova’da bulunuyor. Atatürk’ün mülkün bahçesinde bulunan çınar ağacının kesilmemesi için binanın yerini raylı bir sistemle kaydırması sebebiyle Yürüyen Köşk adını almış. Köşkü ziyaret ettiğinde hala ziyaretçilerini selamlayan çınar ağacını görebilirsin. Buradaki kafede organik ve lezzetli kahvaltının tadını çıkarabilir, tarihi ve siyasi önem taşıyan köşkün içerisini turlayabilirsin.

Konum Linki

79- Koza Han, Bursa

Orhan Cami ve Ulu Cami arasındaki geniş alanda inşa edilmiş Koza Han, II. Bayezıt tarafından İstanbul’daki cami ve medresesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmış bir han. Üst katında 50, alt katında 45 oda bulunan Koza Han, ipek ve ipek ürünlerinin satıldığı önemli bir merkez. Gezdikten sonra çay içmek ya da bir şey atıştırmak isteyenler düşünülerek Koza Han’ın bahçesine kafe ve çay bahçesi yapılmış. 1492 yılında yapılan bu yapıyı gezerek geçmişe bir yolculuk yapabilir, eşsiz Bursa ipeğinden ürünler satın alabilir ve hanın bahçesindeki kafede demli bir çay içebilirsin.

Konum Linki

80- Küçük Mustafa Paşa Hamamı, İstanbul

Bizans Kilisesinden dönüştürülmüş Gül Cami’nin karşısında konumlanmış Küçük Mustafa Paşa Hamamı, 15. yüzyılda yaptırılmış bir hamam. Döneminin en önemli hamamlarından biri olarak kabul gören Küçük Mustafa Paşa Hamamı eski bir yapı olmasına rağmen yapılan restorasyonun ardından bugün de kullanılabiliyor.  Restorasyon çalışmaları hamamın özgün planına ve yapının ilk haline uygun olarak yapıldığı için mekana girildiğinde geçmişin izlerini gözlemlemek mümkün. Geçmişte ünlü olan bir yapıda farklı bir deneyim yaşamak için Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nı ziyaret edebilirsin.

Konum Linki

setenaygokdag
Setenay Gökdağ
55 Yazı
Antalya doğumlu yazar, Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Lise yıllarından itibaren medyanın çeşitli alanlarında metin yazarı ve editör olarak çalıştı. Okuma, yazma ve seyahat etme tutkularını tek amaç altında birleştirmek adına, Enuygun’da seyahat yazıları yazmaya başladı. Şu anda da Turist Rehberliği bölümünde eğitim alarak seyahat yazılarına farklı bir gözle bakmayı hedefliyor. Boş bulduğu her an yollara çıkmayı, otostop çekerek seyahat etmeyi ve kamp yapmayı çok seviyor.
Uzman Yazarlar