Türkiye'nin EN popüler 50 doğal güzelliği

nihanbayram
İçindekiler

Akdeniz Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi

Ege Bölgesi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi

Karadeniz Bölgesi

Marmara Bölgesi

Türkiye, dört bir yanı tarihi değerler, kültürel noktalar ve doğal güzelliklerle kaplı bir ülke. Her bir bölgesi ve şehri birbirinden önemli ve güzel değerlere ev sahipliği yapan Türkiye’nin doğal güzellikleri de keşfedilmeyi bekliyor. Türkiye’de mutlaka görmen gereken yerleri listeliyorsan hepsi birbirinden farklı bir özelliğe sahip doğal güzelliklerimize de yer vermelisin. Kimisi doğanın şaheseri kimisi de hem tarihi hem de doğal güzellik olan 7 bölgeden 50 farklı yeri senin için yazdım. Ayrıca konum linklerini de ekledim ki bu harika güzellikleri seyahat planlarına eklemen kolaylaşsın :)

Akdeniz Bölgesi

1- Kaputaş Plajı, Antalya

Türkiye’nin doğal güzellikleri listesinde ilk sırayı Kaputaş Plajı’na vermemek ayıp olurdu. Antalya’nın Kaş ilçesinde konumlanan Kaputaş Plajı, Türkiye’deki en güzel plajlar listesinde de ilk sırada yer alıyor tabii ki. Ayrıca Kaputaş’ın adı dünya basının en güzel plajlar listelerinde de yer aldığı için Türkiye’nin en popüler doğal güzelliği diyebiliriz.

Kaputaş’ın doğal güzelliği turkuaz rengiyle büyüleyen sularında saklı. Türkiye’de nadir görülen bu turkuaz güzellik, yeraltı sularının süzülerek bu denizi oluşturmasının sonucu aslında. Bu yüzden de Antalya’daki diğer plajlara göre deniz suyu daha serin. Kaputaş Plajı’na giriş ücreti ödenmiyor. Eğer şemsiye ya da şezlong getirmeseydin cüzi bir miktarda kiralama ücreti ödemen gerekiyor. Kaputaş ile ilgili belki de en zorlayıcı şey 186 tane merdiven basamağından inmenin gerekmesi. Ancak bu plaj öyle bir doğal güzelliğe sahip ki o 186 merdivenin yorgunluğuna değiyor.

Konum Linki

2- Manavgat Şelalesi, Antalya

Türkiye’nin doğal güzellikleri sorulduğunda insanların çoğunun aklına ilk gelecek yerlerden biri Manavgat Şelalesi. Şehir merkezine 72 kilometre uzaklıkta bulunan Manavgat Şelalesi, yaklaşık 5 metrelik yüksekliğe sahip falezlerden akıyor. Bu çok büyük bir yükseklik olmasa da falezler geniş bir alana yayıldığı için şelalenin akışı görülmeye değer bir doğal güzellik oluşturuyor. Şelalenin beslendiği kaynaklar arasında en büyük olanı Dumanlı Kaynağı. Bu kaynağın karstik yapısı nedeniyle suyun akışı dumanlı ve köpük halinde oluyor.

Çevresinde piknik alanları ve mekanlar bulunduğu için şelaleyi görmeye gittiğinde keyifli vakit geçirebiliyorsun. Şelalenin serin suları nedeniyle bu alanlarda vakit geçirerek Antalya’nın yüksek yaz sıcaklıklarında serinleyebiliyorsun. Ayrıca şelale üzerinde rafting ve kano gibi su sporları da düzenleniyor. Manavgat Şelalesi’ni ziyaret etmek için cüzi miktarda giriş ücreti ödemen gerekiyor.

Konum Linki

3- Düden Şelalesi, Antalya

Manavgat Şelalesi’nden bahsettikten sonra Düden Şelalesi’nden bahsetmemek olmaz. Antalya’nın en çok turist çeken noktaları arasında yer alan Düden Şelalesi, şehir merkezine 10 kilometre uzaklıkta konumlanıyor. İskender Şelalesi, Yukarı Düden Şelalesi ve Düdenbaşı Şelalesi isimleriyle de bilinen bu şelale, Kepez Hidroelektrik Santrali’nden besleniyor. Düden Çayı’nın 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülmesi oldukça büyüleyici bir doğal güzellik.

Antalya turizmi için çok önemli bir yere sahip olması nedeniyle çevresinde turistik tesisler de bulunuyor. Şelale içinde yer alan Gençlik Parkı, piknik yapmak isteyenlerin ilk tercihlerinden. Düden Şelalesi’ne girmek için ödemen gereken ücret ise oldukça cüzi bir miktar. Tatil bütçeni hiç zorlamayacak bu doğal güzelliği mutlaka görmelisin.

Konum Linki

4- Salda Gölü, Burdur

Türkiye’nin Maldivleri olan bir doğal güzellik bu listede tabii ki üst sıralarda yer almak zorunda. Mars’ta bulunan Jezero Krateri’ne benzerliğiyle tüm dünyaya adını duyuran Salda Gölü, sadece turkuaz rengin eşsiz bir tonuna sahip olmakla kalmıyor aynı zamanda bembeyaz kumlara da ev sahipliği yapıyor. Göldeki magnezyum sayesinde kumlar bembeyaz renge kavuşuyor. Turkuaz renginin güzelliği ise Türkiye’nin en temiz gölü olmasından kaynaklanıyor.

Bir volkanik patlama yüzünden oluşan ve 184 metre derinliği olan Salda Gölü, aynı zamanda Türkiye’nin en derin gölü. Tabii Salda Gölü’nün doğal güzelliği sadece bunlarla da kalmıyor. Bu göl, stromatolit oluşumuna uygun ekolojik bir sürece sahip ve stromatolitlerin gölde ilk olarak 3,5 milyar yıl önce görüldüğü belirtiliyor. Bu da dünya üzerinde yaşamın ilk izlerine dair bilgiler verebilecek bir durum. Hem ülkemiz hem de dünya için böyle önemli bir yeri olan Salda Gölü, Türkiye’nin doğal güzellikleri arasında mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Konum Linki

5- Cennet Cehennem Obrukları, Mersin

Cennet Cehennem Mağaraları, Türkiye’nin en şaşırtıcı doğal güzelliklerinden. Yeraltı sularının kireç taşlarını aşındırarak sebep olduğu erozyon sonucu oluşan bu obrukların tamamen doğa olayları yüzünden bu şekilde oluştuğuna inanmak gerçekten zor. Yaklaşık 70 metre derinliğe sahip olan Cennet çukuruna 452 tane merdiven basamağından inerek ulaşılıyor. En derin noktası 135 metre olan çöküğün güney ucunda konumlanan Zeus Tapınağı’nı da basamakları inmişken görmeni öneririm.

Cehennem çöküğü ise 128 metre derinlikte. Bu çöküğün kenarları içe dönük olduğu için aşağıya inilmiyor ama yukarıdan görmene imkan sağlayan bir teras bulunuyor. Burasıyla ilgili bir de efsane anlatılıyor. Efsaneye göre, Zeus yüz başı olan ejderhayla burada dövüşüyor ve yeniyor. Ejderhayı Etna Yanardağı’na hapsetmeden önce de bu çukura kapatıyor. Efsanelere konu olan bu doğal güzelliği 45 TL giriş ücreti ödeyerek gezebilirsin. Eğer Müzekart’ın varsa burada da kullanabilirsin.

Konum Linki

6- Damlataş Mağarası, Antalya

Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olan Damlataş Mağarası, şifa dağıtan bir doğal güzellik. Mağaranın adı, içindeki sarkıtlardan su damlıyor olmasından geliyor. Yaz ve kış mevsimlerine göre mağara içinde sıcaklık değişiklik göstermiyor. Her mevsimde 22 derece olan mağara, çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından sağlık turizmi amacıyla ziyaret ediliyor.

Normal bir mağarada bulunabilecek karbondioksitin 10 katını bulundurduğu ve nem oranı yüksek olduğu için astım tedavilerinin bir parçası olarak kullanılıyor. Öyle ki doktor raporu alan astım hastaları Damlataş Mağarası’na turist ziyaretine açılma saatinden önce girebiliyorlar. Mağarayı turistik amaçlarla gezmek için cüzi bir miktarda ücret ödüyorsun.

Konum Linki

7- Olimpos, Antalya

Olimpos’u Türkiye’nin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri yapan çok etmen var. Ancak bence bahsetmemiz gereken ilk etmen Yanartaş. Chimaera ve Sonsuz Ateş isimleriyle de bilinen Yanartaş, kayalarda bulunan rutenyumun bölge sıcaklıklarıyla metan gazı oluşturması nedeniyle yaklaşık 2500 yıldır hiç sönmeyen bir ateş. Beydağları Milli Parkı içerisinde ağaçlar arasında bulunan Yanartaş, havanın kararmasıyla birlikte büyüleyici bir görüntüye kavuşuyor. 30 santimetre yüksekliğe kadar oluşan alevler efsanelere de konu olmuş. Efsaneye göre, Ephyra Kralı’nın oğlu kardeşini öldürüyor ve sonrasında Likya Krallığı’na gönderiliyor. Likya Kralı, onu Olimpos Dağı’nda ağzından alevler çıkan Chimera ile yüzleştiriyor. Chimera bu düelloda yeniliyor ve  yerin yedi kat altına gömülüyor ancak ölmüyor. Yanartaş’ın alevlerinin de bu canavarın ağzından çıkan alevler olduğu düşünülüyor.

Söylediğim gibi, Olimpos’un doğal güzelliğinin arkasında Yanartaş dışında etmenler de var. El değmemiş koyları ve ormanları da Olimpos’u başlı başına bir doğal güzellik yapmaya yeter. Bunun üstüne bir de nesli tükenmekte olan caretta carettalar ekleniyor. Temmuz ve Ağustos aylarında caretta carettalar Olimpos sahilini yumurtalarını bırakmak için kullanıyor. Ayrıca Olimpos’un doğal güzelliği bozulmasın diye Olimpos otelleri ağaç evlere kurulmuş. Bu da Olimpos seyahatini unutulmaz bir deneyim haline getiriyor.

Konum Linki

8- Karain Mağarası, Antalya

Türkiye’de bulunan mağaralar arasında Karain Mağarası, en büyük doğal mağara olmasıyla öne çıkıyor. Antalya şehir merkezinden 30 kilometre uzakta olan Karain Mağarası, sadece bir doğal güzellik değil aynı zamanda tarihi öneme de sahip bir yer. 1946 yılında keşfedilen mağaradaki kazı çalışmalarında 500.000 yıl öncesine uzanan kalıntılara rastlanmış.

Neandartal insanların izlerini taşıyan mağara, ülkemizde insan yaşamına ev sahipliği yapan en büyük mağara olarak biliniyor. Aynı zamanda Anadolu topraklarında yapılmış ilk sanat eserleri de bu mağaradaki kazılar sayesinde keşfedilmiş. Bu yüzden de Türkiye’deki tarihi ve doğal güzellikler arasında kritik bir öneme sahip. Mağaraya Pazartesi günleri dışında giriş yapılabiliyor ve ücreti de 12,5 TL. Mağaradaki kazılardan elde edilen eserler ise Karain Müzesi’nde sergileniyor.

Konum Linki

9- Kleopatra Plajı, Alanya

Adını Antik Mısır Kraliçesi Kleopatra’dan alan Kleopatra Plajı da Antalya sınırlarındaki en turistik doğal güzelliklerimizden biri. Plaja adını veren efsaneye göre, General Mark Antony Alanya ve çevresini Kleopatra’ya hediye ediyor. Kleopatra da Akdeniz sularına her geldiğinde bu plaja gelip denize giriyor. Bu nedenle de burası Kleopatra Plajı olarak adlandırılıyor.

Alanya Kalesi’nin eteklerinde konumlanan Kleopatra Plajı, 2 kilometre boyunca uzanıyor ve çevresi kayalarla çevrili olduğu için bir havuza benziyor. Mavi Bayrak ödülüne sahip olan plajın suyu öyle berrak ki yüzerken balıkları görmek mümkün. Bu yüzden de ülkemizin en çok turist çeken doğal güzelliklerinden biri zaten. Bu plaja giriş ücretsiz ancak şemsiye ve şezlong kiralamak için ücret ödemen gerekiyor.

Konum Linki

10- Eğirdir Gölü, Isparta

Isparta’da konumlanan Eğirdir Gölü, Türkiye’deki en büyük ikinci tatlı su gölü. Genel olarak camgöbeği rengine sahip olan gölün öyle bir güzelliği var ki bu özellik onu Türkiye’nin doğal güzellikleri arasında en harikalardan biri yapıyor. Gölün suyu, gün boyunca farklı renklere bürünüyor çünkü ışığın farklı noktalara yansımasına göre renk alıyor. Bu nedenle de “Yedi Renkli Göl” adıyla da anılıyor. Ayrıca Eğirdir Gölü yılın her mevsiminde farklı bir güzellikte görünüyor. Bu gölün yabani hayvanlar, su kuşları ve yaklaşık 120 tür kuş için uygun bir yaşam alanı olması da çok önemli bir özelliği.

Gölde Can Ada ve Yeşil Ada adında 2 adet göl bulunuyor ancak bu göller son yıllarda göl sularının azalması nedeniyle kıyıya ve birbirlerine bağlanmışlar. Yeşil Ada üzerinde bulunan Aya Stefanos Kilisesi, Eğirdir Gölü’ne gelmişken görmen gereken yerlerden. Göle yazın gelirsen Bedre Plajı ve Altınkum Plajı’nda yüzebilirsin.

Konum Linki

11- Köprülü Kanyon, Antalya

Türkiye’nin en uzun kanyonlarından biri olan Köprülü Kanyon, Isparta’nın Sütçüler ilçesinden başlayıp Antalya’da denize dökülen Köprüçay’ın vadisi aslında. 14 kilometre uzunluğu ve 100 metreyi aşan yüksek duvarlarıyla Köprülü Kanyon, 1973 yılında milli park unvanı almış. Ev sahipliği yaptığı bölgeye özgü ağaç türleri ve hayvanlarla doğal güzelliğinin yanında Köprülü Kanyon aynı zamanda nehrin batısındaki Selge Antik Kenti’nin etkisiyle tarihi bir güzellik de kazanıyor. Selge’den kalan kaleler, su kemerleri ve köprüler kanyonda doğa yürüyüşü yaparken görülebiliyor.

Köprülü Kanyon ayrıca ülkemizin en önemli rafting noktalarından da biri. 14 kilometrelik rafting parkurunu tamamlamak yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Kanyonda rafting yapmak için en elverişli dönem temmuz, ağustos ve eylül ayları. Girişin ücretsiz olduğu kanyonun içinde birçok firma seni bu eğlenceli rafting deneyimiyle buluşturmak için bekliyor.

Konum Linki

12- Kral Koyu, Antalya

Türkiye’nin farklı güzellikteki koyları saymakla bitmediğinin bir göstergesi olan Kral Koyu ile devam ediyoruz. Henüz bilinirliği çok geniş kitlelere ulaşmamış olan Kral Koyu hakkında saklı kalmış bir cennet diyebiliriz. Kral Koyu, Antalya’nın en doğusunda bulunan Gazipaşa ilçesindeki Antiochia Ad Cragum Antik Kenti’nin içinde konumlanıyor. Romalılar ve Bizanslıların yerleşim yerlerinden olan antik kentin tarihi güzelliği Kral Koyu ile taçlanıyor adeta. Koy, kocaman bir kayanın ortasındaki delikte bulunduğu için Delik Deniz olarak da biliniyor. Muz bahçelerinin arasında ve çılgın turist kalabalıklarından uzakta oluşuyla burası Antalya’da eşi benzeri olmayan bir doğal güzellik.

Konum Linki

13- Yerköprü Şelalesi, Mersin

Ülkemizde iki tane Yerköprü Şelalesi var. Biri Konya’da bulunuyor, birazdan bu şelaleden de bahsedeceğiz, biri de Mersin’in Mut ilçesiyle Silifke ilçesi arasında konumlanıyor. İkisi birbirine yakın oldukları için Mersin’deki şelaleyi görmek isterken kendini Konya’da bulmamak için aşağıdaki konum linkinden faydalanabilirsin.

Gelelim Yerköprü Şelalesi’nin güzelliğine. Şelale dağların çevrelediği bir kanyonun içinde bulunuyor. Bölgenin adı Yerköprü Şelalesi Milli Parkı olarak geçiyor. Şelaleye ulaşmadan öncesinde buranın doğal güzelliklerine hayran kalmaya başlıyorsun. Şelale yaklaşık 30 metre yükseklikten akıyor ve şelalenin arkasında bir de gizemli bir mağara var. Bu mağaranın oldukça uzun olduğu düşünülüyor ama buraya turistler giremiyor. Köprü görevini üstlenen mağara Gezende Barajı’ndan gelen suyla besleniyor ve şelalenin hemen arkasında olduğu için görünümü etkileyici hale getiriyor.

Konum Linki

14- Likya Yolu, Fethiye - Antalya

Türkiye’nin en uzun yürüyüş parkuru olan Likya Yolu, ülkemizin tarihi ve doğal güzellikleri arasında. Fethiye’den başlayıp Antalya’nın Beldibi ilçesine kadar yaklaşık olarak 550 kilometre boyunca uzanan Likya Yolu, adından da anlaşılacağı üzere Likyalılar döneminde önemli bir ticaret yoluydu. Türkiye’de doğa yürüyüşü denilince ilk akla gelen bu antik yol, çok uzun olduğu için tabii ki tüm yolu bir seferde yürümek oldukça zor. Bu nedenle de farklı parkurlara bölünmüş. Sen hangi parkuru tercih edeceğini bilemiyorsan ve bu konu hakkında detaylı bilgi istersen Likya Yolu Seyahati için Sorabileceğin 12 Soru ve Cevapları yazımızı okumanı öneririm.

Konum Linki

Doğu Anadolu Bölgesi

15- Ağrı Dağı, Ağrı

Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı, Iğdır ve Ağrı şehrinin ortasında konumlanıyor. 5137 metre yükseklikte olan dağ, sadece ülkemizin en yüksek yeri değil aynı zamanda Avrupa’nın da en yüksek noktası. Küçük Ağrı ve Büyük Ağrı olarak 2 ayrı dağdan oluşan dağın zirvesinde karlar hiç erimiyor. Bu da Ağrı Dağı’nı Türkiye’nin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri yapıyor.

Yılın her günü zirvesi buzul kaplı olan bir dağın kışın çok daha karlı ve buzlu olduğunu tahmin edebiliyoruz tabii ki. Bu nedenle de kışın Ağrı Dağı’na tırmanmak aşırı derece de zor. Eğer tırmanışa merakın varsa dağa tırmanmak için en doğru zamanlar Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları. Ağrı Dağı’nın adı kutsal kitaplarda da geçiyor çünkü Büyük Tufan’dan sonra Nuh’un gemisinin burada konumlandığı düşünülüyor. Kutsal kitaplarda Ararat, Kuh-i Nuh, Gli Dağ ve Cebel ül Haris gibi isimleri de var.

Konum Linki

16- Van Gölü, Van

3713 kilometre yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, dünyada da sodalı suya sahip olan göller arasında en büyük olanı. Nemrut Dağı’ndaki patlama sonucu oluşan bir göl olduğu için gölün suyu tuzlu ve sodalı. Volkanik bir set gölü olan Van Gölü, çok büyük olduğu için yöre halkı tarafından bir deniz olarak görülüyor.

Van Gölü’nün üzerinde 4 farklı ada bulunuyor. Bunlardan en meşhuru Akdamar Adası. Adanın üzerindeki Akdamar Kilisesi görülmeye değer. Özellikle badem çiçeklerinin açtığı ilkbahar aylarında adanın güzelliği büyüleyici oluyor. Bu yüzden birçok turist de ilkbahar ayları için Van uçak bileti alıyor. Göl üzerindeki diğer adalar ise Çarpanak, Adır ve Kuş isimleriyle biliniyor.

Konum Linki

17- Muradiye Şelalesi, Van

Van’ın bir diğer doğal güzelliği ise Muradiye Şelalesi. Muradiye ilçesi sınırlarında bulunan Bend-i Mahi Çayı üzerinde konumlanan şelale, adını Osmanlı Sultanı 4. Murat’tan alıyor. 50 metre yükseklikten akan Muradiye Şelalesi’nin doğal güzelliği Bend-i Mahi çayı çok kuvvetli aktığı için ikiye katlanıyor. Yılın tüm mevsimlerinde farklı bir manzaraya sahne olan şelale, kış aylarında donuyor. Buzdan kristalleriyle eşsiz bir görünüm kazanan şelalenin çevresi kamp yapmak için oldukça ideal.

Konum Linki

18- Tortum Şelalesi, Erzurum

Erzurum şehir merkezinden yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta konumlanan Tortum Şelalesi, dünyanın en büyük şelalelerinden biri. 21 metre genişlikteki şelale, 48 metre yükseklikten akıyor. Tortum Şelalesi, Kemerlidağ ve çevresinde gerçekleşen heyelan nedeniyle kopan parçanın Tortum Çayı’nı kapatmasıyla oluşmuş. Şelalenin suları öyle kuvvetli akıyor ki seyir teraslarında bu doğal güzelliği izlemek eşsiz bir anıya dönüşüyor. Sürekli gökkuşaklarının oluştuğu şelalenin çevresindeki merdivenlerle tam altına inmek de mümkün. Ancak bahar aylarında şelale çok kuvvetli aktığı için ıslanabileceğini göz önünde bulundurarak hazırlıklı gitmelisin.

Konum Linki

19- Nemrut Krater Gölü, Bitlis

Ülkemizin o kadar çok doğal güzelliği var ki bazı güzellikler henüz çok geniş kitleler tarafından keşfedilmemiş durumda. Nemrut Krater Gölü de bunlardan biri. Bitlis’in Tatvan ilçesine 15 kilometre uzaklıkta olan göl Türkiye’deki en büyük krater gölü. Aynı zamanda dünyadaki en büyük krater gölleri listesinde 2. sırada. Gölün adı Babil Kralı Nemrut’tan geliyor. Nemrut Krater Gölü’nün en güzel olduğu zaman bahar ayları çünkü gölün etrafı çiçeklerle çevreleniyor. Mavi suyun bu çiçeklerle birleştiği fotoğraflar da unutulmaz oluyor. Gölün çevresi kamp için oldukça elverişli. Eğer kamp yapmayı sevenlerdensen burada çadır kurup gölün sabahın erken saatlerindeki güzelliğini de keşfedebilirsin.

Konum Linki

20- Çıldır Gölü, Kars

Doğu Ekspresi seferlerinin popülerleşmesiyle kitlelerin ilgisini toplayan Çıldır Gölü, Ardahan ile Kars illeri arasında konumlanıyor. Deniz seviyesinden 1956 metre yüksekte bulunan bu gölde kışın hava şartları oldukça çetin oluyor. Kasım ayının sonunda donan göl, nisan ayına kadar donuk bir halde. Ee hal böyle olunca da kış mevsiminde gölde yapılabilecek birçok aktivite oluyor. Donmuş göle açılan deliklerden balık tutmak çok keyifli bir aktivite. Aynı zamanda donan göl üzerinde buz pateni ya da kızak yapmak eşsiz deneyimler. Aslında bu büyük gölün üstünde sadece yürümek bile başlı başına unutulmaz bir anı. Sen de kışın daha önce yaşamadığın bir seyahat deneyimini yaşamak istersen Kars uçak bileti alıp Çıldır Gölü’ne gidebilirsin.

Konum Linki

21- Girlevik Şelalesi, Erzincan

Erzincan şehir merkezine 35 kilometre uzaklıkta bulunan Girlevik Şelalesi, yemyeşil doğası ve serin havası nedeniyle Erzincan halkının ve çevre illerdekilerin en çok tercih ettiği alanlardan biri. Yaklaşık 30 metre yükseklikten akan sular, farklı kollardan dağıldığı için huzur veren bir manzaraya sahip. Bahar aylarında şelale çevresinde papatyalar ve küpe çiçekleri de açınca harika fotoğraflar çekilebiliyor. Kışın hava sıcaklıkları çok düştüğü için akan suların donmasının görüntüsü de oldukça ilgi çekici oluyor. Buz sarkıtları, buz tırmanışı için de elverişli bir ortam hazırlıyor ve bu sporla ilgilenenler Girlevik Şelalesi’ne gidip nefes kesici tırmanışlar gerçekleştiriyor.

Konum Linki

Ege Bölgesi

22- Ölüdeniz, Fethiye

Eğer Türkiye’nin doğal güzellikleri arasından bir tane seçmemiz gerekseydi, Ölüdeniz kesinlikle akla gelen ilk seçenek olurdu. Öyle güzel ki bir Alman gazetesinin 2006 yılındaki oylamasında dünyanın en güzel plajı seçilmiş. Dünya basınında bile Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken yerler listelerinde kendine yer bulan Ölüdeniz, bir kez görenlerin unutmayacağı bir doğal güzellik.

Durgun bir suya sahip olan denizde yüzmenin keyfi bambaşka. Su seviyesi sık sık yükselip alçaldığı için deniz her zaman temiz kalıyor ve böylece Mavi Bayrak ödülünü de sonuna kadar hak ediyor. Fethiye seyahatinde mutlaka bu plaja yakın Ölüdeniz otelleri arasından seçim yapmalısın. Ayrıca Ölüdeniz’i yukardan da görmeden dönmemeni öneririm çünkü Ölüdeniz Türkiye’nin yamaç paraşütüne de en elverişli yerlerinden biri.

Konum Linki

23- Pamukkale Travertenleri, Denizli

Ülkemizin en etkileyici doğal güzelliğini seçme konusunda Ölüdeniz’i zorlayacak yer Pamukkale Travertenleri’nde sıra. Pamukkale eşi benzeri nadir görülen doğal güzelliklerimizden birisi. Karbonat mineralleri içeren kaynak sularıyla bembeyaz görünümüne kavuşan travertenler, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Antik çağlardan beri kullanıldığı düşünülen Pamukkale Travertenleri, bu açıdan tarihi bir güzellik aynı zamanda. Travertenlerin çevresindeki Kleopatra Havuzu ve Hierapolis Antik Kenti’ni de görmelisin. 35 ile 100 derece arasında farklı sıcaklıklarda 17 farklı alana sahip. Pamukkale’nin suları birçok hastalığa da iyi geldiği için travertenler sağlık turizmi açısından da önemli bir yere sahip. Turistik açıdan çok popüler olan travertenler, doğal güzelliğinin bozulması tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve kalabalıklardan etkilenmesin diye ayakkabıyla travertenlerin üstünde gezilmesi yasaklanmış.

Konum Linki

24- Kelebekler Vadisi, Fethiye

350 metre yükseklikteki iki yamacın ortasında bulunan Kelebekler Vadisi, öyle büyüleyici bir yer ki Türkiye’nin doğal güzellikleri arasında eşsiz olanlardan. Bulunduğu yer nedeniyle Kelebekler Vadisi’ne karadan ulaşım yok. Fethiye’den kalkan teknelerle vadiye ulaşıyorsun. Tekneye biner binmez doğanın güzellikleri arasında çıktığın masmavi yolculukta huzur buluyorsun.

1995 yılında 1. derece sit alanı ilan edilen Kelebekler Vadisi, adını ev sahipliği yaptığı 80’e yakın türdeki kelebekten alıyor. Özellikle de kaplan kelebeği oldukça meşhur. Vadinin iç kısımlarına doğru yürüyüşe çıkacaksan kesinlikle sessiz olmak zorundasın çünkü kelebekler yüksek sesten oldukça fazla zarar görebiliyor. Vadinin doğal güzelliğinin korunması için herhangi bir yapı inşa edilmesine izin verilmiyor. Konaklama için bungalovlar ya da çadırları tercih etmelisin. Burada bir işletme bulunuyor.

Konum Linki

25- Saklıkent Kanyonu, Muğla

Fethiye merkezine 45 kilometre uzaklıkta olsa da Fethiye’de sanılan Saklıkent Kanyonu, Muğla’nın Seydikemer ilçesinde konumlanıyor. 18 kilometre uzunluğa ve 200 metre ile 600 metre yüksekliğe sahip olan Saklıkent Kanyonu’nu ülkemizin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri yapan şey kanyonun bazı noktalarında gökyüzünün görünmez olması. Bunun nedeni de kanyonun bazı noktalarının 2 metreye kadar daralması.

Cüzi bir miktar ödeyip kanyona giriş yaptıktan sonra iskeleler üzerinden yürüyerek kafenin olduğu alana kadar gelebiliyorsun. Kafeden sonra ise karşıya geçmen gerekiyor. Ancak yer yer daraldığı yer yer de oldukça kaygan bir zemine sahip olduğu için Saklıkent Kanyonu’nda yürüyüş yapmak için profesyonel bir ekibin desteğini almak gerekiyor. Buraya gelmişken profesyonel ekiple tüm kanyonu keşfetme deneyimini de yaşamanı öneririm.

Konum Linki

26- İztuzu Plajı, Muğla

Dünya üzerinde eşi benzeri nadir bulunur bir doğal güzelliğimizde sıra. İztuzu Plajı, ön tarafı tuzlu Akdeniz sularıyla iç tarafı ise tatlı su gölüyle çevrili bir plajımız. 4,5 kilometre boyunca uzanan plajın bu özelliği, onu eşsiz kılıyor ama tek özelliği de bu değil.

Bu plaj, aynı Olimpos Plajı gibi, nesli tükenmekte olan caretta carettaların yumurtalarını bıraktığı plaj. Kaplumbağaların doğal yaşamına özen gösterildiği için plajı akşam 20.00 ile sabah 08.00 saatleri arasında kullanıma kapatıyorlar. Kullanıma açık olduğu saatlerde de gereken tüm önlemler alınıyor ve plaj tertemiz tutuluyor. Böylece de ülkemizin en temiz plajları listelerinde de yer alıyor.

Konum Linki

27- Kızkumu Plajı, Marmaris

Türkiye’de denizin üzerinde yürüyebileceğin bir plaj olduğunu biliyor muydun? Evet doğru duydun! Kızkumu Plajı’nın 600 metre boyunca uzanan kızıl renkli kumlarla kaplı sığ bir alanı var ve bu alanda yürüyebiliyorsun. Denizin ortasında bulunan bu kumlu alanıyla Kızkumu Plajı, en farklı deneyimlerden birini yaşayabileceğin bir doğal güzellik.

Merkezden yaklaşık 35 kilometre mesafede bulunan plajdaki bu alan bir efsaneye konu olmuş durumda. Bu efsaneye göre, Bybassoss Kralı’nın bir kızı var ve kızı bir balıkçıya aşık. Ancak kral kızını bir prensle evlendirmek istiyor ve kızına bunu söylüyor. Kızı tabii ki de buna karşı çıkıp balıkçı sevgilisiyle görüşmeye devam ediyor. Duruma sinirlenen kral askerlerine kızını takip etme emri veriyor. Prenses bu plaja ulaşıyor ama askerler onu yakalıyor. Bu sırada teknesiyle kıyıya yanaşmaya çalışan genç balıkçı ise olacaklardan habersiz. Prenses sevgilisini kurtarmak için tekneye doğru koşmaya başlıyor ve denizin üzerinde adım attığı yerler kuma dönüşüyor. Kavuşmayı engellemek isteyen askerler oklarıyla balıkçıyı vurmaya çalışıyorlar ancak ok prensese isabet ediyor ve prensesin kanları kumları kırmızıya boyuyor. İşte bu plajın efsanevi hikayesi böyle. Bu güzel hikayeden sonra sana kalan tek şey deniz ayakkabılarını alıp bu kumlar üzerinde yürümeye gitmek.

Konum Linki

28- Dilek Yarımadası Milli Parkı, Kuşadası

Çam kokuları arasında huzur dolu bir yere ışınlanıyoruz şimdi. Menteşe Dağları’nın Ege Denizi ile buluştuğu Dilek Yarımadası’ndayız. Yemyeşil doğayla masmavi denizin uyumunun en huzur verici olduğu yerlerden biri Dilek Yarımadası Milli Parkı. Dilek ismi de 1237 metre yüksekliği olan Dilek Tepesi’ne ithafen verilmiş. Sincaplar ve kaplumbağalar arasında doğa yürüyüşüne çıkabileceğin milli parkta farklı yerlerde seyir terasları bulunuyor. Bu seyir teraslarının her birinin manzarası başka güzel. Ayrıca parkın içinde 4 farklı plaj da var. İçmeler, Aydınlık, Kavaklıburun ve Karasu isimlerindeki plajlarda Ege Denizi’nin tadını çıkarabilirsin.

Konum Linki

29- Ulubey Kanyonu, Uşak

77 metre uzunluğu, 140 ile 170 metre arası derinliğiyle ülkemizin en uzun kanyonu olan Ulubey Kanyonu, mutlaka görülmesi gereken doğal güzelliklerimizden. Amerika’da bulunan Büyük Kanyon’dan sonra dünyadaki ikinci en uzun kanyon olan Ulubey Kanyonu’nun manzarası unutulmayacak kadar güzel. Özellikle doğa fotoğraflarına ilgin varsa buraya aşık olacağına eminim.

Ulubey ve Banaz çayları boyunca devam eden kanyon, 2013 yılında milli park ilan edildi ve kanyonu turizme kazandırma çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar kapsamında da manzarayı en güzel gören yere bir cam teras yapıldı. Ülkemizin en meşhur cam teraslarından olan bu teras yerden 150 metre yükseklikte. Bu yüzden de eğer yükseklik korkun varsa bu terasa çıkarken biraz zorlanabilirsin.

Konum Linki

30- Kaz Dağları, Çanakkale – Balıkesir

Ülkemizin oksijen deposu olan Kaz Dağları, Çanakkale ve Balıkesir sınırlarında bulunuyor. Kaz Dağları aslında oldukça büyük bir alana yayılmış durumda. Milli park statüsü verilen 21.452 hektarlık bir alan, tüm bölgenin sadece %10’luk kısmı. Bu kadar büyük bir alanda bulunan Kaz Dağları, Alpler’den sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip olan ikinci bölgesi. Yani anlayacağın sadece Türkiye için değil tüm dünya için büyük bir öneme sahip.

Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında milli parktaki ağaçlar, bitki türleri ve su kaynakları görsel bir şov sergiliyor. Buraya gittiğinde doğa yürüyüşü yapıp Sarıkız Tepesi, Hasanboğuldu Göleti, Pınarbaşı ve Sütüven Şelalesi’ni mutlaka görmelisin. Ayrıca Kazdağları’nın eteklerindeki Adatepe ve Yeşilyurt köylerini de gezmeni öneririm. Konaklama seçeneği ararsan da Yeşilyurt otelleri arasından seçim yapabilirsin.

Konum Linki

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

31- Nemrut Dağı, Adıyaman

Adıyaman merkezine 78 kilometre uzaklıkta olan Nemrut Dağı, deniz seviyesinden 2150 metre yükseklikte. Üzerindeki anıtların UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aldığı Nemrut Dağı ülkemizin tarihi açıdan da önemi olan doğal güzelliklerinden biri.

Kommagene Kralı Antiochos, tanrılara ve atalara minnettarlık sunmak için bu anıtları yaptırmış. Dağdaki en önemli anıtlar, kutsal kabul edilen doğu tarafında bulunuyor. Anıtların Helenistik Dönem’de yapılan en görkemli eserler olduğu söyleniyor. Kralın Nemrut Dağı’nda kendine de bir mezar yaptırmış olma ihtimali üzerine de çalışmalar yapılıyor ancak yapılan kazı çalışmalarında henüz bu mezara rastlanmadı. Nemrut Dağı’nın tarihi güzelliklerini gördükten sonra gün batımı manzarasını izlemeden dönmemelisin. Hatta Nemrut Dağı’nda gün doğumu manzarası da benzersiz oluyor.

Konum Linki

32- Balıklıgöl, Şanlıurfa

Şanlıurfa’nın en turistik yerlerinden biri olan Balıklıgöl, hem tarihi hem de doğal bir güzellik. Urfa Kalesi’nin önünden 150 metre boyunca akan Balıklıgöl’ün kutsal bir önemi de bulunuyor. Burası, üç semavi dinde de önemli bir yeri olan Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak biliniyor. Anlatılana göre, Hz. İbrahim Urfa Kalesi’nde mancınıklara bağlanıyor ve ateşe fırlatılıyor. Hz. İbrahim’in düştüğü yer göl haline geliyor ve ateşin odunları da balık oluyor. Bu nedenle de hem bu göl hem de balıklar kutsal kabul ediliyor. İşte bu hikayeyle tanınan Balıklıgöl, sadece bir Şanlıurfa uçak bileti uzaklıkta.

33- Mardin Travertenleri, Mardin

Ülkemizin tek travertenleri Pamukkale’de bulunuyor diye düşünüyorsan yanılıyorsun. Pamukkale’deki gibi bembeyaz bir görünümde olmasa da Mardin’de de travertenler bulunuyor. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 4 dağın arasında bulunan Başdeğirmen Şelalesi’nin kayalık yapısı birçok kişi tarafından Pamukkale Travertenleri’nin görüntüsüne benzetiliyor.

Ülkemizin saklı kalmış doğal güzelliklerinden olan Başdeğirmen Şelalesi, ilkbaharda akmaya başlıyor ancak yaz aylarında yüksek sıcaklıklar nedeniyle kuruyor. Su kurunduğu kayalıkların görünümü Pamukkale’dekine çok benzer oluyor. Ancak bence bu şelalenin akışını da görmelisin. O yüzden de ilkbaharda Mardin yolculuğu yapmayı tercih etmelisin.

Konum Linki

34- Bırkleyn Mağaraları, Diyarbakır

Antik çağlarda “dünyanın bittiği yer” olarak adlandırılan Bırkleyn Mağaraları, Diyarbakır şehir merkezine 100 kilometre uzaklıkta konumlanıyor. Efsaneler ve kutsal kitaplarda mağaranın içinden akan su “ölümsüzlük suyu”na benzetilirmiş. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda milattan önce 6000’li yıllarda kullanıldığı keşfedilen mağaraların içinde Asur krallarının kitabe ve kabartmaları da bulunuyor. Makedonya Kralı Büyük İskender’in de Pers Seferi’ne çıktığı yolculuk esnasında bu mağaralarda konakladığı düşünülüyor. Birçok efsaneye konu olan Bırkleyn Mağaraları, henüz çok geniş kitleler tarafından bilinen turistik bir yer değil. Bu nedenle de genelde yöre halkı tarafından tercih ediliyor. Ancak bu efsaneleri duyunca insanın Diyarbakır uçak bileti alası geliyor. 

Konum Linki

İç Anadolu Bölgesi

35- Ihlara Vadisi, Aksaray

Genelde Kapadokya turlarında gezilen yerler arasında olan Ihlara Vadisi, tek başına bir seyahat planı yapılabilecek kadar özel bir doğal güzellik. 18 kilometre boyunca uzanan vadi, Hasandağı’ndan gelen lavların oluşturduğu volkanik tabakanın aşınması ve Melendiz Çayı’nın akmak için vadiyi oyarak yol açması sayesinde oluşmuş. Yani anlayacağın doğanın bir şaheseri diyebiliriz.

Ihlara Vadisi sadece doğal güzellik olarak değil tarihi bir güzellik olarak da karşımıza çıkıyor. Bu vadi, dünyada insan yaşamının görüldüğü en büyük kanyon ve vadideki kiliselerin geçmişi 6. yüzyıla kadar uzanıyor. Ağaçaltı, Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Prenliseki, Eğritaş, Direkli gibi kiliseler başta olmak üzere Ihlara Vadisi’nde birçok kilise bulunuyor ve bu da vadiyi Hristiyanlık dini için çok önemli yapıyor. Sen de bu görkemli vadiyi görmek istersen sabah 08.30 ile 19.00 saatleri arasında gezebilirsin.

Konum Linki

36- Kapadokya, Nevşehir – Kayseri – Niğde - Aksaray

Ülkemizin en meşhur doğal güzelliklerinden biri Kapadokya tabii ki. “Güzel atlar diyarı” olarak tanımlanan Kapadokya aslında sınırları Nevşehir, Kayseri, Niğde ve Aksaray illerine uzanan eski bir yerleşim yerine verilen isim. Kapadokya’nın doğal güzelliği, milyonlarca turisti büyüleyen peri bacalarından geliyor. Peri bacakları, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’dan püsküren lavlar ve küllerin oluşturduğu tabakanın rüzgar ve yağmur sayesinde aşınmasıyla oluşmuş. Yani doğa el ele verip bize bu şaheseri hediye etmiş desek bence abartmış olmayız.

Doğal güzelliğine hayran kalacağın Kapadokya’da Göreme Açık Hava Müzesi gezinin ilk duraklarından biri olmalı. Sonrasında Güvercinlik Vadisi, Uçhisar, Üç Güzeller ve Derinkuyu Yeraltı Şehri mutlaka görmen gereken noktalardan. Kapadokya’da sabahın erken saatlerinde kalkan balonlara binmek, çömlek atölyelerine katılmak ve ATV safarilerine çıkmak da bir kez denemen gereken aktivitelerden.

Konum Linki

37- Tuz Gölü, Ankara – Konya – Aksaray

Konya, Ankara ve Aksaray illerinin sınırlarının kesiştiği noktada konumlanan Tuz Gölü, Türkiye’nin en büyük ikinci gölü. Yüzölçümü 1665 kilometrekare olan göl adından da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin tuz kaynağı. Ülkenin tuz ihtiyacının yaklaşık %70’i Tuz Gölü’nden geliyor. Tuz Gölü’nün tek yararı sağladığı tuzlarla da sınırlı kalmıyor, zengin mineralleriyle sağlık sorunlarına da iyi geliyor.

Tuz Gölü’nün hayran bırakan doğal güzelliği kırmızıya çalan renginden ve flamingo gibi birçok kuş türünü barındırmasından geliyor. Ancak gölün su seviyesi azaldığı için bu canlıların yaşamı ne yazık ki tehlikede.

Konum Linki

38- Erciyes Dağı, Kayseri

Türkiye’de kayak turizminin önemli adreslerinden biri olan Erciyes Dağı, 3196 metre yüksekliğiyle ülkemizin en yüksek 5. dağı. Kayseri şehir merkezinden 25 kilometre uzaklıkta bulunan Erciyes Dağı, Nevşehir ve Kapadokya’dan görülüyor. Özellikle yılın her gününde zirvesi karlı olduğu için manzarası oldukça büyüleyici.

Az önce Kapadokya’yı anlatırken bahsettiğim üzere Erciyes Dağı, peri bacalarını oluşturan lavları püsküren volkanik dağlardan biri. Günümüzde aktif olmayan Erciyes’in 2000 yıl öncesinde lav püskürtmeyi bıraktığı düşünülüyor. Erciyes’e tırmanmak istersen en uygun dönem mayıs ile ekim ayları arası. Kayak yapmak için gitmek istersen Erciyes otelleri, sezonu aralık ayında açıyor.

Konum Linki

39- Karapınar Çölü, Konya

Konya şehir merkezine 100 kilometre uzaklıkta ülkemizin tek çölünün olduğunu biliyor muydun? 4000 hektar kadar büyük bir alana yayılan Karapınar Çölü, sıcak hava, kuraklık ve rüzgar erozyonundan dolayı bir çöle dönüşmüş. 1960’lı yıllardan beri bu alanda ağaçlandırma için düzenli çalışmalar yapılıyor olsa da çok büyük bir alan olduğu için bölge halen çorak bir görünüme sahip.

Karapınar Çölü’nde bulunan kum tepelerinin görünümü oldukça ilgi çekici. Özellikle doğa fotoğrafçılığından hoşlananlar için çok cazip bir yer olan çölde ATV turları da düzenleniyor.

40- Meke Gölü, Konya

Konya’nın Karapınar ilçesindeki bir diğer doğal güzelliğimiz ise Meke Gölü. Göl, ilk olarak 8000 yıl öncesinde oluşmuş volkanik bir krater. Günümüzdeki görünümüne ise gölün tam ortasında oluşan volkan bacası sonrasında kavuşmuş. Kuşların göç yolu üzerinde bulunduğu için burada birçok kuş çeşidi görülüyor. Bu da doğa fotoğrafçıları için eşsiz bir deneyime dönüşüyor.

Bazı dönemlerde kuruyan göl, iklim krizinin tehlikeli pençesinin içinde ne yazık ki. Göl ve çevresinde konuya ilişkin bilinçlendirme çalışmaları düzenleniyor ve ağaçlandırmalar yapılıyor.

Konum Linki

Karadeniz Bölgesi

41- Borçka Karagöl Tabiat Parkı, Artvin

Karadeniz’in en güzel ve huzurlu yerlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı, Türkiye’nin en sevilen kamp alanlarından biri. Artvin’in Borçka ilçesine 27 kilometre uzaklıkta konumlanan Karagöl’ün oluşumu 1800’lü yıllara kadar uzanıyor. 1800’lerde Klaskur Yaylası yakınında konumlanan bir tepe toprak kaymasından etkileniyor ve derenin önünü kapatıyor. Böylece bu göl oluşuyor.

Uzunca bir süre saklı bir cennet olarak kalan Karagöl Tabiat Parkı, son yıllarda oldukça popüler bir turizm merkezi haline geldi. Yemyeşil doğanın içinde harika bir sabaha uyanmak istersen kesinlikle burada kamp yapmanı öneririm.

Konum Linki

42- Uzungöl, Trabzon

Karadeniz Bölgesi ve Trabzon denilince ilk akla gelen doğal güzellik genelde Uzungöl oluyor. Son 10 yılda adını çok sık duyduğumuz Uzungöl, yamaçlardan kayan kayalar Haldizen Deresi’ni kapatmasıyla oluşmuş. Uzungöl’ün doğal güzelliğini tam olarak anlamak için uzaktan göl ve çevresini kaplayan yeşillikleri izlemek gerekiyor.

Yaz mevsiminde yağan yağmurlar gölün çevresini yemyeşil yapıyor ama burası sadece yazın değil kışın da güzel. Kar yağdığı anda Uzungöl ve çevresi unutulmaz bir manzaraya bürünüyor. Çok popüler bir nokta olmasıyla turistik aktivitelerin arttığı Uzungöl ve çevresinde yamaç paraşütü, ATV, heliski ve trekking yapılabiliyor.

Konum Linki

43- Ayder Yaylası, Rize

Karadeniz Bölgesi’nin en meşhur yaylalarından biri olan Ayfer Yaylası, deniz seviyesinden 1350 metre yükseklikte. Öyle ki Ayder’e çıktığında bulut denizi izleme şansın oldukça yüksek. Yemyeşil Kaçkar Dağları’nın eteklerinde bulunan Ayder Yaylası, ladin ve kayın ağaçlarıyla çevrili. Oksijen oranı oldukça yüksek olan Ayder’e çıktığında tertemiz havanın tadı sana bambaşka gelecek.

Ayder Yaylası’nın güzelliğine güzellik katan bir de şelale bulunuyor. Dağın yüksek tepelerinden aşağı doğru akan küçük şelale, halk tarafından bir gelinin tülüne benzetilmiş ve adına Gelin Tülü Şelalesi denmiş. Ayrıca yayla çevresindeki ormanda yetişen Kafkas gülleri de Ayder’e özgü bir koku oluşturuyor. Ayder Yaylası’nda kaplıcalar da bulunuyor. Birçok hastalığın tedavisi için faydalı olan bu kaplıcalarla Ayder sağlık turizmi açısından da önemli.

Konum Linki

44- Fırtına Deresi, Rize

Türkiye’nin en hırçın doğal güzelliklerinden biri olan Fırtına Deresi, Kaçkar Dağları’ndan Karadeniz’e dökülen derelerin birleşmesiyle oluşmuş bir akarsu. Yaklaşık 57 kilometre boyunca akan Fırtına Deresi, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri çünkü burada rafting yapmak aşırı keyifli.

Farklı zorluk derecelerinde alanlara sahip rafting parkuru Çamlıhemşin’den 1 kilometre uzakta. 23 kilometre uzunluğa sahip parkuru, sular Karadeniz’e ulaşmadan önce bitirmen gerekli. Taşlık dere yatağı ve yağmurlar nedeniyle yer yer hırçınlaşan su, parkuru tehlikeli bir hale getirebiliyor ancak tabii bu sporun ve derenin de güzelliği burada. Derenin güzelliğini bir de yukarıdan görmelisin. Bunun için Şenyuva Köprüsü ve Timisvat Köprüsü’ne gitmeni öneririm.

Konum Linki

45- Yedigöller Milli Parkı, Bolu

Türkiye’de sonbaharın en güzel yaşandığı doğal güzellik olan Yedigöller Milli Parkı ile devam edelim. Yedigöller, adından da anlaşılacağı üzere 7 adet gölden oluşuyor. Heyelan sonucu büyük kayaların düşerek vadileri engellemesiyle Sazlıgöl, Nazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl ve Seringöl olmak üzere 7 heyelan gölü oluşmuş. 1965 yılında milli park ilan edilen alanda yüzlerce farklı bitki ve hayvan türü yaşıyor.

Meşe, gürgen, köknar, kara çam gibi farklı ağaçların yıl boyu farklı renklere bürünerek sergilediği şovu izlemek büyüleyici oluyor. Az önce de söylediğim gibi özellikle sonbaharda kırmızı, turuncu ve sarının en güzel tonlarını Yedigöller’de izlemek mümkün. Burası özellikle kamp severler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Göl kenarına çadır kurup kuş sesleri eşliğinde harika bir manzaraya uyanmak istersen sen de burada kamp yapabilirsin.

Konum Linki

47- Abant Gölü, Bolu

Hem sonbahar hem de kış mevsiminde görkemli bir manzaraya sahip olan Abant Gölü, 125 hektar büyüklüğünde bir krater gölü. Gölün çevresindeki alan ise 1150 hektarlık bir büyüklükte ve birçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanı. Abant Gölü ve çevresi 1988 yılında tabiat parkı yapılmış ve koruma altına alınmış.

İstanbul ve Ankara’ya çok yakın olduğu için hafta sonu seyahatleri ya da kısa süreli dinlenme tatilleri için oldukça iyi bir alternatif oluyor. Göl manzaralı Abant otelleri, özellikle kışın şömine başında manzarayı izleyebileceğin romantik atmosferlere sahip.

Konum Linki

46- Valla Kanyonu, Kastamonu

Kastamonu’da Pınarbaşı ilçesinin Muratbaşı Köyü’nde bulunan Valla Kanyonu, dünyanın en derin kanyonları arasında ikinci sırada yer alıyor. Küre Dağları’nın Devrekani Çayı yüzünden ayrılması sayesinde oluşmuş kanyon 12 kilometre uzunlukta. Kanyon yapısının oldukça zorlayıcı olması nedeniyle bu kanyonu geçmek biraz zor. Çok derin olduğu ve yüksekliği de geçişi zorlaştırdığı için burada tek başına yürüyüşe çıkmak pek tavsiye edilmiyor çünkü geçmişte kanyonu yalnız geçmeye çalışanlardan bazıları kaybolmuş ve hatta bazıları hayatını kaybetmiş. Bu nedenle bu kanyonu yürüme kararı alırsan profesyonel bir ekiple beraber yola çıkmanı tavsiye ederim.

Konum Linki

Marmara Bölgesi

47- Uluabat Gölü, Bursa

Bursa merkezine 30 kilometre mesafede olan Uluabat Gölü, ülkemizin en huzurlu yerlerinden. Tektonik bir göl olan Uluabat, çevre köylerin geçimini sağladığı bir balıkçılık kaynağı. Gölün doğal güzelliği, bu çevre köylerdeki samimi ortamın etkisiyle ikiye katlanıyor.

Özellikle gölün üstündeki küçük adaya kurulan Gölyazı Köyü çok popüler. Karaya ince uzun bir yolla bağlı olan bu köy, sıcacık bir atmosfere sahip. Geçmişte Apollon Krallığı’na başkent olmuş köyde uzun bir süre Rumlara ev sahipliği yapmış. Yani gölün tarihi güzelliği sahip bir de köyü var anlayacağın. Gölü gezmeye geldiğinde köye de mutlaka uğrayıp taptaze balıkları yemeni öneririm.

Konum Linki

48- Uludağ, Bursa

Türkiye’de kayak tatilinin en popüler adresi olan Uludağ, deniz seviyesinden 2453 metre yükseklikte. Bu nedenle de kış başlar başlamaz yoğun bir kar tabakası oluşuyor ve kayak için çok elverişli oluyor. Uludağ Kayak Merkezi, sadece kayak sporuyla profesyonel olarak ilgilenenleri mutlu edecek pistlere değil, amatör kayakçılara uygun pistlere de ev sahipliği yapıyor. Uludağ otelleri, her yıl milyonlarca kayak severi ağırladığı için turistik anlamda çok gelişmiş tesisler ancak yarı yıl tatili geldiğinde oldukça kalabalık olabildiği için erken rezervasyon çok önemli.

Konum Linki

49- İznik Gölü, Bursa

Türkiye’nin en büyük gölleri listesinde 5. sırada yer alan İznik Gölü, 298 kilometrekare yüzölçümüne sahip 32 kilometre uzunlukta tektonik bir göl. Tatlı bir suya sahip olan gölde su levreği, sazan ve gümüş balığı yaşıyor. Farklı kuş türlerine de ev sahipliği yapan göl konumu sayesinde popüler bir turistik destinasyon. Gölün çevresi da restoranlar ve oteller açısından oldukça gelişmiş. Bu nedenle de İznik Gölü, Bursa halkı ve şehirden uzaklaşmak isteyen İstanbullular tarafından çok seviliyor. Özellikle ilkbaharda doğanın uyanışına şahit olmak için İznik Gölü en ideal adres.

Konum Linki

50- İğneada Longoz Ormanları, Kırklareli

Ülkemizin en doğal ve en huzurlu yerleri arasında bulunan İğneada Longoz Ormanları, 3155 hektarlık bir alana yayılıyor. Bulgaristan sınırına yakın olan ormanlar 2007 yılında milli park ilan edilmiş. İki bölümden oluşan milli parkın kuzey bölümünde Erikli Gölü ve longoz ormanları bulunurken güney kısmında ise Saka Gölü, Deniz Gölü, Hamam Gölü, Pedina Gölü ve Mert Gölü var. 472 farklı bitki türüne ev sahipliği yapan longoz ormanlarında Türkiye’de bulunan 454 kuş türünün yarısı da görülebiliyor. Longoz ormanları içerisinde geyik, karaca, yaban kedisi, sansar, porsuk ve su samuru gibi yaban hayat için önemli olan canlılar da yaşıyor.

Konum Linki

nihanbayram
Nihan Bayram
522 Yazı
Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre bir marka ajansında içerik editörlüğü yaptı. Hürriyet Kitap bünyesinde "Ün, Aşk ve Diğerleri" adlı kitabı yayınlandı. Ajans deneyiminden sonra Enuygun ekibine katıldı.
Uzman Yazarlar