En çok gitmek istediğim ancak en çok da hayal kırıklığına uğradığım ada Santorini oldu. Santorini adasını fotoğraflardaki o beyaz boyalı mavi kubbeli binalarından tanıyoruz. Ama adada bu fotoğrafların dışında bir de tepeden bakacağınız Ege manzarası dışında yapacak çok fazla bir şey yok. Volkanik bir adayı bu hale getirmeleri büyük başarı yani hem turistik yapıp hem de şirin bir ada formatına sokmak kolay bir iş değil. Tam bir tezatlar adası. Bir yandan evlerin güzelliğine bakıp hayran kalıyorsunuz, öte yandan daracık sokaklarda turist kalabalığı içinde yürürken zorlanıyorsunuz. Kafanızı çevirdiğinizde ise kurak bir ada karşılıyor sizi.

Adanın merkezi Fira

Adaya çıkmak için iki seçeneğiniz var ya teleferik ya da katırlı yol olarak bilinen eski katırların kullandığı yaklaşık 1500 basamaklı bir yol. Bu yolu hiç denemeyin. Dönüş yolu olarak kullandım ve hayatımın en kötü tecrübelerinden birini yaşamak zorunda kaldım. Adanın merkezi Fira. Burası konaklama ya da alışveriş için daha uygun. Küçük butik oteller var ve manzaralı havuzları. Balayı çiftleri tercih ediyor. Ancak ada hele Temmuz ve Ağustos ayında o kadar çok turist çekiyor ki romantizm yapmak zor. Sürekli cruise gemileri geliyor aynı anda binlerce kişi adaya çıkmaya çalışıyor dolayısıyla teleferik sırası beklemek ve yollarda yürümek zor. Santroni'ye Türkiye'den direkt uçak seferi yok. Atina'ya gidip oradan uçak ya da feribotla bu adaya geçebilirsiniz. Atina uçak bileti fiyatlarına göz atmak için tıklayabilirsiniz.

Adanın merkezi Fira

Ucuz Uçak Bileti Bulun

En meşhur fotoğraflar Oia köyünden çekiliyor

Santoroni’nin en meşhur yeri o mavi kubbeli fotoğrafları süsleyen Oia Köyü. O eşsiz ada fotoğraflarının çekildiği yer bu köy. 1960 depreminde yıkılan evlerini köylüler yeniden inşa etmiş. Beyaza boyamış kiliselerin de kubbelerini mavi yapmış ve bu renkler adanın simgesi olmuş. Fotoğraf karesi güzel de o kare için köye gelmesi o kadar zor ki. Ya araba veya ATV kiralayacaksınız o da adanın virajlı yollarında zor ve yaz aylarında trafik çok oluyor. Ya da otobüse bineceksiniz.

En meşhur fotoğraflar Oia köyünden çekiliyor

Perissa’da denize girebilirsiniz

Yazın otobüsler de çok kalabalık oluyor. Yunanistan AB’de falan diye düşünmeyin otobüsleri ayakta yolcularla hınca hınç dolduruyorlar. Şoförlerinin de kaba olduğunu söylemekte yarar var. Oia Köyü’nde de çok sayıda kafe ve lokanta bulunuyor. Bu köyde konaklamak daha pahalı. Geceğili 500 Euro falan ödemeniz gerekebilir. Bana göre kesinlikle böyle bir para verip kalmaya değmez. Gezip yemek yiyip geri dönebilirsiniz. Ancak ne merkezi Fira’da ne de Oia’da denize girebileceğiniz yer yok. Denize girebilmek için adanın farklı yerlerine gitmeniz lazım.

Deniz için en popüler yerler

Deniz için en popüler yerler

Perissa ve Perivolos bölgeleri. Gri bir kumdan oluşan bu bölgede denize girebilirsiniz ancak bizim Ege kıyılarını düşündüğünüzde öyle muhteşem bir deniz keyfi vermiyor. Bir de o yolları tepmeniz lazım. Fiyatlar yüksek Fiyatlar hele ki Ağustos ayında turist yoğunluğundan olsa gerek oldukça yüksek. Euro’da kur artışı da bizim bütçemizi zorluyor. Ortalama iki kişi yeyip içmek için yaklaşık 100 Euro’yu gözden çıkarmanız lazım. 3-4 dilim ekmek için bile 3 Euro ödemeniz gerekiyor. Yoğurtlu dondurmaları güzel, üzerine istediğiniz meyve karışımı ve soslardan koyabilirsiniz. Volkanik patlamalar sonucu oluşmuş bir ada olduğu için doğası da kurak. Adada ağaç ya da çiçek görmek pek mümkün değil. Biraz ürpertici geldi bana. Bir de adanın altındaki mağma tabakasının 5 derece daha ısındığını ve bunun tehlike oluşturduğuna ilişkin haberler okumuştum, sanırım onun da etkisiyle adada çok fazla vakit geçirmek istemedim.

Sakın katırlı yolu kullanmayın

Sakın katırlı yolu kullanmayın

Gelelim dönüş macerama. Hayatımın en çok ürktüğüm yolculuklarından birini yaşadım. Dönüş için ya 1,5 saatlik bir kuyruk sonucu teleferik kuyruğunu bekleyecektik ya da katırlı yoldan inecektik. Adaya çok cruise gemisi yanaşıyor ve bunlar genelde birbirine yakın saatlerde adadan ayrılıyor. Bu yüzden akşamüzeri teleferik kuyruğu çok oluyor. Biz de katır yolunu kullanalım dedik. Gerçekten kabustu. Aynı anda bir aşağından bir yukarıdan katırlar geliyor. Bu katırlar olmasa yol boyunca teras kafelere oturarak soluklanıp manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ancak bu katırlar tam bir kabus. Bir de Yunan hükumeti nasıl bu kadar çok katıra izin veriyor anlamak mümkün değil. 3-5 metre gidiyorsunuz ya aşağıdan ya da yukarıdan katır sürüsü geliyor. Onlar da size hiç bakmadan tekme atarak ya da kuyruğunu çarparak ilerliyor. İsterseniz bu katırların sırtında da inip çıkabilirsiniz ancak o virajlı yollarda hiç tavsiye etmem. Bir de katırlar sürekli tuvaletini yaptığı için katır dışkılarına basa basa kaya kaya katır tekmelerine maruz kala kala ve tabi ki ağlaya ağlaya adadan aşağı inebildim. Anlayacağınız Santorini yolculuğumuz biraz da mevsimin etkisi ve beklentilerin yüksekliği nedeniyle çok da keyifli geçmedi. Yine de Santoroni’yi görmek isterseniz Yunanistan’ı başkentri Atina üzerinden adaya geçebilirsiniz. Atina’dan adaya feribot seferleri düzenleniyor. Atina uçak biletlerine göz atabilirsiniz.

Sakın katırlı yolu kullanmayın