Seyahat planları yapmak demek uzun bir araştırma süreci yaşamak demek. “Nereyi gezsem, ne yesem, mutlaka görmem gereken yerler nereler” gibi kafanda dolanan soruların hepsine araştırarak, okuyarak yanıt bulmaya çalışmak hem keyifli hem de zor bir iş. İnsan bazen araştırma yapmaktan ve okumaktan sıkılabiliyor. Burada da devreye izlerken bize gitmediğimiz görmediğimiz yerleri farklı bakış açılarıyla anlatan filmler giriyor.

2 saatlik bir filmi izlediğinde bir sonraki seyahat planın kafanda canlanabiliyor ya da gitmeyi planladığın destinasyon hakkında belki de internette araştırma yaparak bulamayacağın deneyimleri anlatabiliyor. Gezginleri konu alan filmleri incelediğimde çoğunluğunda erkeklerin başrolde olduğunu gördüm ve gezgin kadınları konu alan filmleri merak ettim. Kadınların bakış açısında gezginlik kavramı ve seyahat ne anlam ifade ediyor bunu görmek için bu filmleri de izlemenin ilham verici olduğunu düşünüyorum. Sana da ilham olması için bu filmleri bu yazıda derledim.

Thelma & Louise

1991 yapımı, En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını kazanan Thelma & Louise, iki en yakın arkadaşın yol hikâyesini anlatıyor. Erkek arkadaşıyla sorunları olan Louise ve karısının onu rahat bırakıp mutfaktan çıkmamasını isteyen kocasından bıkan Thelma, hayatlarından kaçmak için arabaya atlıyor ve yola çıkıyorlar. Hayatlarındaki zorluklardan kaçabilecekleri bir çözüm olarak gördükleri bu yolculukta planlamadıkları olaylarla karşılaşınca işler tepe taklak oluyor tabii.

Ucuz Uçak Bileti Bulun

Kadın gücünün ve iki kadının çözümü birbirleriyle olan arkadaşlıklarında bulmasının güzel bir örneği bu film. İnsan izledikten sonra en yakın arkadaşını arayıp “Hadi Thelma ve Louise gibi yola çıkıp her şeyi geride bırakalım” demek istiyor. Hatta istemekle kalmayıp planları da yapıyorsun. Ben kendimi planımı yaptım, sen de plan yapmak için buraya tıkla ve uçak biletlerinizi al.

Thelma & Louise

Yaban (Wild)

2014 yapımı Yaban’da Reese Whiterspoon, annesinin ölümü ve evliliğinin başarısız olması yüzünden hayatı alt üst olmuş Cheryl Strayed’i canlandırıyor. Hayatındaki tüm bu negatiflikler karşısında büyük bir savaş veren Cheryl, aniden her şeyi geride bırakarak yola çıkma kararı alıyor. Hiçbir tecrübesi olmadan sadece azimli bir kararlılıkla Amerika’nın en tehlikeli ve en zorlu yollarından biri olan Pacific Crest Trail yürüyüşüne başlıyor.

Sadece sırt çantasıyla yaşadığı zorlukları atlatmak için tek başına yola çıkan bu kadının hikâyesi hem korku hem de huzur dolu. Gencecik bir kadının tek başına attığı kararlı adımlar seni de sırt çantanı toplayıp yola düşmeye teşvik edecek. Belki bu yolculuk senin için de bir keşif yolculuğuna dönüşür, ne dersin?

Yaban (Wild)

Roma Tatili (Roman Holiday)

1953 yapımı Roma Tatili’nde tarifsiz güzelliğiyle büyüleyen Audrey Hepburn bir prensesi canlandırıyor. Genç prensesin kraliyet görevlerini yerine getirmek için uzun ve yorucu bir Avrupa tatiline çıkıyor. Tabii prensesin bireysel olarak gezilerinden zevk almasına engel olan resmi davetler, kraliyet prosedürleri ve kısıtlamalar bir yerden sonra bunaltıcı olmaya başlıyor. Sıra Roma’ya geldiğinde ilaçlarla ayakta duran prenses, tek başına sokağa çıkıp şehri kendi başına keşfetmeye başlıyor.

İlaçların etkisiyle bayılan prensesi ise Amerikalı gazeteci Joe Bradley buluyor. Bulduğu kadının prenses olduğunu bilmeden onu tüm şehirde gezdiriyor. Joe ile birlikte Roma sokaklarında dolaşırken prenses kendini de yeniden tanıyor. Roma’ya gidip kaybolmak geliyor insanın içinden. Belki de gidip tüm kimliğini geride bırakıp öyle keşfetmen gerekiyordur Roma’yı. Denemeye değer diyorsan uçak biletin burada.

Roma Tatili (Roman Holiday)

Ye Dua Et Sev (Eat Pray Love)

Julia Roberts’ın mutsuz evliliğinin ardından yaşadığı zorlu boşanma sürecini anlatmak için yola çıkan Elizabeth Gilbert’i canlandırdığı Ye Dua Et Sev, yolculukta kendini bulma filmi. Elizabeth, hayalini kurduğu hayata sahip olduğunu düşünürken aslında hayatta ne istediğini bilmediğini fark ediyor. Hayatındaki her şey ters giderken kendi için bir adım atıp hayatını değiştirmek için bir yolculuğa atılıyor.

Önce İtalya’da yemek yemenin ne demek olduğunu baştan keşfediyor. Sonra Hindistan’da dua ederek ruhunu nasıl temizleyeceğini öğreniyor. Son olarak da Bali’de iç huzura kavuşuyor ve doğru aşkın dengesinin ne olduğunu öğreniyor. Filmi izledikten sonra kendi yaşamını ve iç huzurunu sorgulayabilirsin. Sonra da bir de bakmışsın çantanı toplamışsın Bali uçak biletini alıyorsun.

Ye Dua Et Sev (Eat Pray Love)

Bir Konuşabilse (Lost in Translation)

Scarlett Johanson ve Bill Murray’in Tokyo’da karşılaşan iki Amerikalıyı canlandırdığı Bir Konuşabilse, seyahat ederken hissedilen yalnızlık ve yabancılaşmayı anlatıyor. Reklam çekimi için Tokyo’da bulunan Bob ve kocasının işi için onunla birlikte seyahat eden Charlotte dilini ve kültürünü bilmedikleri bir ülkede iletişim problemleri yaşıyorlar. Hissettikleri yabancılaşmayı en yakınlarıyla paylaşamayınca da çareyi birbirleriyle kurdukları iletişimde buluyorlar.

Çoğu gezgin filmi seyahat etmenin olumlu yanlarını ve insanın yeni bir benliğini tanıyarak seyahatten bambaşka biri olarak döndüğünü anlatır ama Bir Konuşabilse işin diğer boyutunu anlatıyor. Dili ve kültürü seninkinden çok farklı olan bir ülkede kalman gerektiğinde yaşayabileceğin olumsuzlukları net bir şekilde görüyorsun bu filmde. Buna rağmen, film gidip bu yabancılaşmaya karşı koyman için ilham veriyor.

Bir Konuşabilse (Lost in Translation)

Kadın gezginlerin seyahate ve yolculuğa bakış açısı hayatını tamamen değiştirebilir. Filmleri izleyince ne demek istediğimi daha da iyi anlayacaksın. Senin de Thelma, Louise, Cheryl ya da Elizabet gibi yola çıkıp hayatı yeniden keşfetmenin zamanı geldiyse, istesen de karşı koyamazsın. Koyma zaten ve en önemlisi kimsenin de sana engel olmasına izin verme.