İstanbul'u gezmek için ikinci bir hafta sonunuzu daha ayırdınız. İlk bölümde Sultanahmet, Kapalıçarşı gezilerinin ardından mini bir boğaz turu yapıp Anadolu yakasına geçmiştik bu bölümde ise biraz daha otantik bir turumuz olacak.

Basit, hatta ayaküstü bir kahvaltıyla güne başlıyoruz. Sirkeci'de pastahane ya da simitçilerde bile bir şeyler atıştırabilirsiniz. Yürüyerek İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne çıkın. Tramvaya da binebilirsiniz ancak Sirkeci'den yürümek 10 dakika sürmez. Bu müze benim çok sevdiğim müzelerden biri.

İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Sultanahmet Hapishanesi

Hakkın vermek için belki akşama kadar da gezebilirsiniz ancak 2-3 saatte gezmek de mümkün. İstanbul Arkeoloji Müzesi barındırdığı yaklaşık 1 milyona yakın eserlerle dünyanın da önemli müzelerinden birisi ve Türkiye'nin müze olarak inşa edilen ilk binası. Arkeoloji Müzesi'nden Sultanahmet Hapishanesi'ne Oradan Sultanahmet'te bulunan eski Sultanahmet Cezaevi'nin otele dönüştüğü Four Seasons Otel'de kahvenizi için. Fiyatlar pahalı ancak bir kahve içmek bütçenizi o kadar sarsmaz. Hapishanenin avlu olarak kullandığı yerde bir kafesi var. Otel de uzun yıllar Türkiye'nin en iyi otellerinden seçildi. Buradan sonra Balat turuna çıkın. Bir taksiyle Balat semtine geçmek mümkün.

Ver elini Balat

Balat'ta Bulgar Kilisesi, Fener Rum Patriği, Rum Lisesi gibi çok sayıda tarihi yapı var. Balat sokaklarında yürümek bile değişik bir duygu. Kilise ve patrikhane her zaman gezilemiyor. Patrikhane'nin içindeki kilisede benim ilk dikkatimi çeken karşı duvardaki altın varaklı süslemeler. Kilise Katolik kiliseleri kadar çok fazla resim yok. Dilek mumları ve ahşap oturma düzenekleri var. Bulgar Sveti Stefan Kilisesi ise demir prefabrik bir yapı. Balat'ta sahil yolunda yer alıyor. Patrikhane'ye yakın bir yerde. Balat'ın en etkileyici yapılarından biri de Rum Lisesi. Burası Kırmızı Mektep olarak da biliniyor. Ama dışarıdan görebiliyorsunuz. Balat'ın tarihi sokaklarında yapılacak bir yolculuktan sonra yemek için ister Balat'taki balıkçıları ve meyhaneleri tercih edin isterseniz de Fatih Kadınlar Pazarı. Daha yöresel yemek isterseniz Kadınlar Pazarı ve Büryan Kebabı iyi bir seçenek olabilir. Ama Haliç manzarası eşliğinde balık lokantaları da favorilerimden.

Beşiktaş'ta kahvaltı Dolmabahçe Sarayı'nda gezinti

İkinci gün için Beşiktaş'taki kahvaltıcılara mutlaka uğrayın. Son yıllarda buralarda kahvaltı etmek moda oldu. Fiyatlar gayet makul. Çelebioğlu Sokak'ta çok sayıda kahvaltı dükkanı var. Hele pazar günleri taliplisi çok. Bikahvaltı, Deep Store, Çakmak ve Pişi en ünlülüleri. Sonrasında ver elini Dolmabahçe Sarayı. Sarayı gezmek için gruplar oluşturuluyor. Osmanlı saltanatının son dönemlerini geçirdiği sarayı gezmeyi ben 3-4 saatten önce bitiremiyorum. Yani en az 3 saati göze alın. Çıkışta Dolmabahçe Sarayı girişindeki Saat Kulesi'nin hemen yanındaki çay bahçesinde yorgunluk çayı için. Eğer yorulmam diyorsan bir taksiye atlayıp Nişantaşı'na ya da Maçka'ya çıkın. Nişantaşı sokaklarında turlayın. Reasurans Pasajı, Atiye Sokak'ta turlayın. Akşam için yemek yenecek eğlenilecek mekan çok.