Dünya’nın en eski şehirlerinden biri olan Roma, aynı zamanda Avrupa kültürünün baş merkezlerinden biridir. Özellikle Papa’nın ikamet ettiği bağımsız bir devlet olan Vatikan’ın da şehrin içerisinde yer alması dikkat çekicidir. Vatikan ile birlikte Roma, Katolikler için olduğu kadar şehrin ziyaretçileri için de tarihi öneme sahiptir.

Şu anda İtalya’nın başkenti olan şehir, bundan yaklaşık 2 bin yıl öncesinde Roma İmparatorluğu’nun ve hatta dünyanın merkezi olarak kabul ediliyordu. Hikâyesi milattan önce 8. Yüzyılda başlayan şehrin ilginç bir de kuruluş efsanesi var:

Efsaneye göre Roman Savaş Tanrısı Mars’ın ikiz oğulları Romulus ve Remus amcaları tarafından boğulmak üzere Tiber nehrine atılır. Boğulmadan kıyıya kadar sürüklenen ikizleri bir anne kurt bulur, emzirir ve onlarla ilgilenir. Şehrin temellerini atan bu ikiz kardeş, daha sonra anlaşmazlığa düşer ve sonunda Romulus kardeşi Remus’u öldürür.

Zengin tarihi geçmişi olan bu şehre yapacağınız gezi sırasında Roma İmparatorluğu, Ortaçağ ve Rönenans dönemi gibi çeşitli zamanlardan kalan eserleri inceleme ve o dönemleri keşfetme şansına sahip olabilirsiniz.

Sanatsal zenginliği ile de ön planda olan şehirde Michelangelo’nun heykelleri, Caravaggio’nun tabloları, Raphael’in freskleri, Bernini’nin çeşmeleri gibi ünlü sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

Sanat ve tarihin yanı sıra Roma, zengin mutfağı ile de ünlüdür. Şarap ve yiyeceğin şehrin sosyal yaşantısında büyük önemi vardır. Şehrin merkezinde yüzlerce turiste ev sahipliği yapan birçok pizzacı, restoran ve kafe bulabilirsiniz.

Roma İtalya’nın sadece başkenti değil aynı zamanda ülkenin politik, dini merkezi ve en büyük şehridir. Turistlerin ilgi odağı olan bu tarihi şehirde ağır sanayi fazla gelişmemiştir. Bankacılık ve turizm şehrin ekonomisindeki önemli sektörlerdendir.

Roma, İtalya’nın orta bölümünde yer alır ve nüfusu yaklaşık 3 milyon kişidir.