Türkiye’nin ekonomik görünümündeki iyileştirme çabaları kapsamında yer alan kredi genişlemelerindeki sıkılaştırma politikası kapsamında uygulanan yaptırımlar sonucu kredi faizlerinde yükselişler yaşanıyor. Özellikle bireysel ihtiyaç kredisi faizlerinde yaşanan yükselişle dikkat çekti. Son duruma göre bankaların tüketici kredilerine uyguladıkları faiz oranları yüzde 1.20 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Peki bu durum tüketicilere olumsuz yansıyor mu?

Kuşkusuz ki; ihtiyaç sahibi ve bir tüketim yapmaya mecbur olan kesime kredi faizlerindeki bu yüksek oranlar olumsuz yansıyacaktır. Kredi skoru konusu burada devreye girmek için ortaya çıkıyor aslında. Fakat bu uygulama henüz, faiz oranları üzerinde iyileştirme yapmak için çok yeni olduğundan dolayı bu geçiş süresinde faiz yüksekliği olumsuzluğu tüketiciye yansıyacaktır.

Kredi skorunuz yüksek olduğu takdirde, bankanız genel merkezine bir başvuru yaparak, tabela faiz oranlarının ve masraflarının altında bir kredi vermek için istekte bulunacaktır. Genel merkez, kredi skorunuzu değerlendirkten sonra faizler üzerinde bir iyileştirme yapıp yapmayacağına karar verecektir. Bu nedenle kredi skorunuz – sürekli hatırlattığım gibi – sizin için çok önemli olacaktır. Kredi skorunuzun iyiliğine istinaden, uygulanacak indirim oranı ise mevcut kredi faizlerinin taban noktasından aşağı inemeyecektir. Örnek olarak şu dönemde konut kredisi faizinde yüzde 1.00’ın altında, tüketici kredisinde de yüzde 1.20’nin altında faiz oranları bulmak zor.

Yükselen faiz gereksiz tüketim yapmaktan caydırıyor mu?
BDDK’ın açıklamalarına ve verilerine göre kredi talebinde iyileşme görülüyor. Yani azalış yönünde bir eğilim var. Bu durum Türkiye’de çığ gibi büyüyen takibe düşmüş kredilerin değerini azaltabilir. Bunun en önemli nedeni de, tüketicilerin ihtiyaçlarını belirleme zorunluluğun ortaya çıkması olacaktır. Lüksü alışkanlık haline getirmek yerine, gelirine göre harcamak bilinci yayılmaya başlanmalı. Her şeyi bir anda yenilemenin mümkün olmadığı ve kıt gelir kaynağı ile sınırsız tüketim yapılamayacağı tekrar anlatılmaya çalışılıyor.

Bunun yanı sıra kredi kartından nakit avans çekme konusunda yapılan düzenleme ile beraber tüketiciler, zorunlu olmadıkça harcama yapmayacaktır. Hem bilinçli tüketim alışkanlığını getirecek bu uygulama hem de israf ekonomisinden bireyleri uzaklaştıracaktır.

İhtiyaçlarınızı ertelemeyin, gereksiz harcamalardan vazgeçin
Bu şartlar altında ihtiyaçlarınızı ertelemek zorunda kalıyorum diye hayıflanarak, psikolojik açıdan da ümitsizliğe kapılmayın. Çünkü finansal huzurun yanı sıra, bütçe dengesini sağlayabilmek için psikolojik olarak da bir güce ihtiyacınız var. Bu da finansal hayalleriniz olacaktır. Finansal hayaliniz, ihtiyacınız da olabilir. Bu nedenle ihtiyaçlarınızı ertelemeyin.

Bu ihtiyaçları ertelememek için de mutlaka gereksiz harcamalarınızdan kaçının. Makro ekonomide ‘otonom yatırım’ diye bir kavram vardır. Yatırımın zorunlu kısmıdır ve olmazsa olmazdır. İnsanın da otonom giderleri vardır. Bunlardan vazgeçemezsiniz ve fedakarlık yapamazsınız. İşte bu giderler haricinde, bütçenizde mutlak surette kısıtlamaya gidebileceğiniz kalemler vardır. Bunlardan vazgeçerek ihtiyaçlarınıza kolay ulaşma yolunu seçebilirsiniz.

Unutmayın; faizlerdeki yükseliş sadece psikolojik olarak sizi caydırmaktır. Gelirinizde herhangi bir değişim olmadığı takdirde, faiz oranları ne olursa olsun belirli bir satın alma gücüne sahipsiniz. Faizler yükseldiğinde, bunu bertaraf edebilmek için tek yapmanız gerek bütçenizi düzenlemek ve harcamalarınızı ihtiyacınıza göre kısıtlmak. Bunun sonucunda galip siz olacaksınız.