Alanya denince aklıma muhteşem kalesi ve gün batımı gelir. Ancak bu yıl Alanya'da sadece deniz ve güneş tatili yapmadık oğlumla birlikte aktivite ve müze gezileriyle dolu keyifli günler geçirdik. Yılın 6 ayı denize girebileceğiniz muhteşem sahilleriyle yabancı turistlerin çok ilgisini çeken Alanya'da aslında dolu dolu bir tatil geçirebilirsiniz. İşte size Alanya'da 7 günde 7 aktivite...

1. gün: Atatürk Evi'ni gezdik 

Alanya'da ilk gün Atatürk Evi'ni gezdik. Alanya merkezindeki bu tarihi köşkte Atatürk, 1935 yılında konaklamış. Köşkün sahibi Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağışlanmış. Burada hem Atatürk'ün Alanya ziyareti sırasında kullandığı eşyalar sergileniyor hem de tarihi bir Alanya konağını görmüş oluyorsunuz. Müzeyi ziyaretimiz sonrasında yine eski onarım görmüş bir Alanya evi olup restorana dönüştürülen Cafe 41'de yemek yedik. Hem sunumlar hem de yemekler güzeldi. Günün kalan kısmında denizin keyfini sürdük.

1. gün: Atatürk Evi'ni gezdik 

Ucuz Uçak Bileti Bulun

2. gün: Kleopatra Plaj, Damlataş Mağarası ve Arkeoloji Müzesi

İkinci gün rotamız Kleopatra Plajı oldu. Kumuyla ve deniziyle ünlü bu yerde bir kaç saat deniz molası verdik. Ardından Damlataş Mağarasını gezdik. Oğlum için keyifli bir deneyimdi. Damlataş Mağarasının hemen yakınında Arkeoloji Müzesi bulunuyor. Müzenin içinde ve bahçesinde bölgede bulunan çok eski çağlara ait tarihi eserler var. Yeme içme için Kleopatra bölgesinde çok sayıda restoran ve kafe bulunuyor.

2. gün: Kleopatra Plaj, Damlataş Mağarası ve Arkeoloji Müzesi

3. gün: Viking gemileriyle tekne turu

Üçüncü gün tekne turuna çıktık. Alanya limanında Viking gemilerine benzetilmiş çok sayıda gemi tekne turu yapıyor. Sabah 10:00 gibi tekneler limandan ayrılıyor ve akşam üstü tekrar geri dönüyorlar. Yeme içme ve bütçenize göre tekneler var. Bazı teknelerde eğlence dozu oldukça yüksek olabiliyor. Akşam gün batımı için limanın sonunda yer alan Tersane'ye bakan Liman restoranda yemek yedik. Manzara şahane. Yemek öncesi Tersane'yi de gezme fırsatı bulduk.

4. gün: Dimçay'da buz gibi serin su

Dördüncü gün biraz doğayla başbaşa kalmak istedik ve Dimçay'a gittik. Derenin etrafında lokantalar var. Ayaklarınızı buz gibi soğuk suya sokarak yemek yiyebiliyorsunuz. Fiyatlar uygun. Hava şehir merkezine göre daha serin farklı bir atmosfer görmek isteyenlere tavsiye ederiz. Ardından Dim Mağarası'na gittik. Görkemli bir mağara sarkıt ve dikikleri oldukça büyüleyici.

5. gün safari turu

5. gün safari turu

Beşinci gün macera dolu bir aktivite daha yaptık. Safari turlarına katıldık. Oğlum çok eğlendi. Üstü açık jeeplerle gidilen bu safari turlarında Alanya'nın köyleri de ziyaret ediliyor en son Dimçay'ın soğuk sularında yüzme molası veriliyor. Güzel ve keyifli bir aktivite.

6. gün: Teleferikle kaleye çıktık

Altıncı gün gün batımından biraz önce teleferiğe geldik. Alanya'nın o muhteşem Akdeniz manzaralı ve dimdik ayakta kalmayı başarmış kalesine artık teleferikle de çıkılabiliyor. Teleferikler Kleopatra Plajı'nın oradan kalkıyor. Gidiş dönüş bilet almanız daha ekonomik. Ancak teleferik kalenin tepesine kadar çıkmıyor. İndikten sonra yeniden merdivenleri çıkmanız gerekiyor. Şahane bir manzarası var. Üstelik burada güneşi iki kere batırma şansına da sahipsiniz. İlk önce Alanya'nın Mersin tarafına bakan tarafında limana doğru güneşi batırıp sonrasında batı yönüne geçip güneşin yeniden batışına tanıklık edebilirsiniz.

7. gün: Sahilleri ve parkları gezdik

7. gün: Sahilleri ve parkları gezdik

Yedinci gün gündüz denize girdikten sonra akşamüzeri sahilde uzun bir yürüyüş yaptık. Alanya sahilleri gerçekten çok güzel. Çiçeklerle palmiye ağaçlarıyla kaplı sahilde plaj işletmelerinin birçoğunda akşamları bir şeyler yenip içilebiliyor. Ama benim favori mekanım denizin kenarına kurullan güzel de dekore edilmiş Leman Cafe oldu. İsteyenler kumların üzerinde bile oturup kalenin muhteşem manzarasını seyredebiliyor. Limanda da güzel mekanlar var. Sırasıyla birkaç yere gittik. İsteyenler uzun yıllardır Alanya gece hayatının favori mekanı James Dean'de geceyi eğlenerek kapatabilir. Ev sahibi Tevfik Azakoğlu tarafınca Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağışlanmış,