Yedi bağımsız Türk devletinden biri olan Özbekistan'da halkın büyük bir bölümü Müslümanlardan oluşuyor. Ülkede Ortodoks Hristiyan Kilisesi’ne bağlı bir güruh da bulunuyor. İnanç özgürlüğü kutsal kabul edildiği için anayasal hak olarak korunuyor. Ülke genelinde her dini inanca ait ibadethaneler görmek mümkün, ayrıca Şamanizm ve Budizm de azınlıklar arasında yaygın. Özbeklerin etnik kökeni ise Cengiz Han'ın torunu Şiban'ın soyundan gelen çeşitli Türk boylarına uzanıyor ve günümüzde ülke nüfusunun çoğunu Özbekler, geri kalanını ise Ruslar ve Tacikler oluşturuyor.
Binlerce yıllık gelenek, görenek, örf ve adetlerine son derece bağlı olan Özbekler, milli bayramlarına ve kutsal günlerine de ayrı bir önem veriyor. Tarihi İpek Yolu gibi önemli ticaret yollarının geçiş noktasında bulunan ve hem ekonomik hem de kültürel çeşitlilik anlamında zenginleşen Özbekler, kültürel zenginliklerini günümüze kadar korumayı başarmış ender milletlerden.
Taşkent, Semerkant ve Buhara gibi tarihi şehirlerde etkileyici tapınaklar, bedestenler, saraylar ve bugün de hala çok aktif olan otantik pazarlarda Özbeklerin zengin kültürünü görebilirsiniz.
Birliği döneminde eğitim ve kültür alanlarında önemli gelişmeler kaydeden Özbekistan'ın en büyük üniversitesi olan Taşkent Üniversitesi, 1920 yılında kuruldu. Ortaöğretimin zorunlu olduğu ülke, okuryazar oranıyla dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında yer alıyor. Antik dönemlerden beri kültürel merkez olan Buhara ve Semerkant gibi şehirlerde Orta Asya'nın en büyük bilgin ve alimlerinin eğitim aldığı medreseler bulunuyor.
Kendilerine has gelenekleri olan Özbekistan'da erkeklerle kadınların el sıkışması hoş karşılanmıyor ve erkeklerin sol elle el sıkışmaları hakaret olarak kabul edilebiliyor. Yöresel mutfağı da hem tarihinden hem de komşu ülkelerin etkisinden dolayı gelişmiş olan Özbekistan’da kuzu ve dana eti tüketimi oldukça fazla. Ayrıca Türk mutfağına benzer şekilde kebap, pilav ve mantı gibi yemekler çok seviliyor.