Bir tarafta yol boyunca görünüp kaybolan Akdeniz'in sonsuz maviliği, diğer tarafta ise yemyeşil çam ormanları, görkemli dağ manzaraları ve tarihe tanıklık eden antik şehirler. Doğanın tüm güzelliklerini tek bir rota üzerinde gözler önüne seren Likya Yolu sadece bir yürüyüş parkuru olmanın çok ötesinde. Burası aynı zamanda geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan doğal bir köprü gibi.
Sen de yakın zamanda Likya Yolu'nun bir bölümünü veya tamamını yürümenin hayalini kuruyorsan yol boyunca işine yarayacak bu sorulara ve yanıtlara mutlaka göz atmalısın.

Likya etimolojik olarak “Işık Ülkesi” anlamına geliyor. Günümüz sınırlarında Antalya Körfezi ile Fethiye arasındaki Teke Yarımadası’nın bulunduğu alana yayılmış antik bir bölge. Antik dönemde Likya’nın komşusu olan Karya, Pisidia ve Pamfilya medeniyetleri de bölgenin kültürel zenginliğine zenginlik katıyor. Pek çok antik kentin birleşimiyle kimlik kazanan Likya’nın MÖ 168 yılında Roma Cumhuriyeti tarafından bağımsızlığının tanındığı biliniyor.
Tarihi verilere göre ilk temsili/federal demokratik birliklerden birini Likyalılar kurmuş. Ayrıca Likya Yolu boyunca antik dönemden kalma sayısız mezar, kale ve tapınakla karşılaşmak mümkün. Bölgenin kalıcı olarak Türk hakimiyetine geçişi, daha sonraki dönemlerde Teke Beyliği'nin kurulmasıyla aşamalı olarak gerçekleşti.

Likya Birliği’nin başkenti olan Patara mitolojik anlamda büyük önem taşıyor. Öyle ki başkent Patara, Tanrı Apollon’un kehanet merkezi olarak kabul ediliyor. Ayrıca 1988’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan, Antik Yunan mitlerinin önemli tanrıçalarından birine adanmış Letoon Antik Kenti de bu rota üzerinde yer alıyor.

Fethiye’den başlayıp Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Geyikbayırı Mahallesi’ne kadar uzanan bu yol, antik zamanda bölgede yaşamış Likya Uygarlığı sebebiyle bu ismi almış. Teke Yarımadası’nda konumlanan yolun kuzeyinde Burdur’un Gölhisar ilçesi, güneyinde pırıl pırıl Akdeniz, batısında Muğla’nın Köyceğiz ilçesi ve doğusunda Antalya’nın merkezi yer alıyor. Likya Yolu ilk olarak 1999 yılında Kate Clow tarafından araştırılıp işaretlenerek uluslararası standartlarda bir yürüyüş rotası haline getirildi. Günümüzde işaretler güncellenmeye devam ediyor ve bu sayede kaybolma olasılığın azalıyor.

Likya Yolu'nu bir grupla yürümeyi tercih edersen belirli bir ücret karşılığı 5 ya da 6 gün süren turlara katılabileceğin gibi kendi rotanı da oluşturabilirsin.
Patikanın kendisinde yürümek tamamen ücretsiz ancak rota üzerinde içinden veya çok yakınından geçeceğin Xanthos, Letoon, Patara, Olympos ve Phaselis gibi antik kentler Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı ve girişleri ücretli. Yola çıkmadan önce mutlaka bir MüzeKart çıkartmanı tavsiye ederim.

Eğri oturalım, doğru konuşalım, çok kolay bir yol değil. Bu yüzden de tek seferde yürümek pek tercih edilmiyor. Kültür Rotaları Derneği'nin güncel verilerine göre yaklaşık 540-550 kilometre uzunluğundaki yolu tek seferde yürümek ortalama olarak 25 günü alıyor diyen de var, 45 günde ancak yürüyebildiğini söyleyen de.

Dünyanın en güzel uzun mesafe yürüyüş parkurlarından biri olan Likya Yolu'nda yürümek için çok sayıda rotadan birini seçebilirsin. Fethiye’den başlayarak vereceğim sıralamayı dilersen tersinden takip eder, dilersen zaman zaman bu parkurları yürüyerek kendince bir rota oluşturursun. Tüm rotayı tek seferde yürümek yerine, zamanına en uygun ve en çok merak ettiğin bölümü seçebilmen için öne çıkan etapları senin için derledim:
|
Etap Adı |
Başlangıç - Bitiş |
Km |
Tahmini Süre |
Zorluk |
Maks. Yükseklik |
Su Noktası |
Konaklama |
En Yakın Havalimanı/ |
|
Ölüdeniz - Kabak |
Ovacık - Faralya - Kabak |
16 km |
6-7 Saat |
Orta |
800 m |
Faralya, Kabak |
Pansiyon, Çadır |
Dalaman Hvl. / Fethiye Otogar |
|
Yediburunlar |
Kabak - Alınca - Bel |
22 km |
8-9 Saat |
Zor ve Dik Tırmanış |
750 m |
Alınca |
Çadır, Köy Evleri |
Dalaman Hvl. / Fethiye Otogar |
|
Antik Başkentler |
Xanthos - Kınık - Patara |
18 km |
5-6 Saat |
Kolay |
100 m |
Kınık, Akbel |
Otel, Pansiyon |
Dalaman Hvl. / Kaş Otogar |
|
Fener Yolu |
Karaöz - Gelidonya - Adrasan |
17 km |
6-8 Saat |
Orta / Zor |
450 m |
Yok (Suyu yanında taşı) |
Adrasan (Otel/ |
Antalya Hvl. / Kumluca Otogar |
|
Tahtalı Zirvesi |
Beycik - Tahtalı Zirvesi - Yayla Kuzdere |
21 km |
9-10 Saat |
Çok Zor (Yüksek İrtifa) |
2.365 m |
Beycik |
Kamp |
Antalya Hvl. / Kemer Otogar |
Bu noktalardan oluşturulacak en keyifli parkurlardan biri Karaöz - Adrasan - Çıralı rotası. Yolun en turistik noktalarını içeren rotanın en keyif verici yanı ise nefes kesici manzaraları. Toplamda 47 kilometrelik parkuru, tek günde yürümek zor olacağı için Adrasan otellerinde konaklayabilir veya uygun gördüğün ilk yerde kamp kurabilirsin.
Göynük Yayla - Çitdibi ise en zorlu parkurlardan biri olarak görülür. Yaklaşık 45 km uzunluğundaki bu rotanın zorlu yanı, çok dik tırmanışlar içermesi. Göynük Kanyonu’nda çadır kurulmasına izin verilmediği için Göynük pansiyonlarında ve otellerinde konaklamak mümkün.
Myra - Finike arasında bulunan Alaca Dağ, bu 41 km’lik parkuru aşılması zor hale getiriyor. Rotanın ilk 5 km’si boyunca düzlükte ilerledikten sonra ilk eğimle karşılaşacaksın. 0 metreden başladığın yürüyüşün en yüksek noktası yaklaşık 1800 metreyi bulur. Bu rotada özellikle dikkatli olmanı ve ilk doğa yürüyüşünde tercih etmemeni öneriyorum.

Likya Yolu’nun başlangıç noktası ülkemizin sevilen turistik beldelerinden biri olan Fethiye’de bulunuyor. Fethiye’ye en yakın havaalanı olan ve yaklaşık 45 dakika - 1 saat uzaklığında bulunan Dalaman Havaalanı’nı tercih edebilirsin. Rotayı tersinden takip etmek istersen de Antalya uçak biletlerine bakabilirsin. Ekim ayında 1.271 TL’den başlayan uçuş fırsatlarından yararlanabilirsin.
“Yolun keyfini çıkaracağım” diyenlerdensen İstanbul’dan Fethiye’ye otobüs biletini ekim ayında 1.300 TL’den alabilirsin.

Likya Yolu gibi geniş bir alana yayılan rota üzerinde doğal olarak konaklama alternatiflerinin sayısı da hiç az değil. Fethiye ve Faralya başta olmak üzere ağaç evlerden, pansiyon ve otellere kadar aradığın özelliklerde bir tesiste kalabilirsin. Doğa ile daha fazla iç içe olmak istersen de yol boyunca geçeceğin yerlerin pek çoğunda çadır kurabileceğin veya uyku tulumunla geceyi geçirebileceğin ideal alanların bulunduğunu hatırlatırım.

Antik çağlardan günümüze ulaşan sayısız kalıntı ile karşılaşacağın Likya Yolu boyunca Fethiye, Kaş, Finike, Kalkan, Adrasan ve Kekova gibi pek çok önemli turizm merkezinde mola verebilirsin. Yolun tamamını yürüyerek geçmek uzun bir macera. Bununla birlikte sadece bir bölümünü görmek bile tüm yaşamın boyunca unutamayacağın deneyimlerle buradan ayrılman için yeterli olacak.
Yolculuk sırasında bir süre mola vermek ve bu arada kendini Akdeniz'in ılık sularına atmak istersen Patara, Olimpos ve Adrasan Koyu gibi noktalarda masmavi sularla buluşabilirsin. Eğer antik kalıntılar ilgini çekiyorsa rota üzerinde Phaselis, Simena, Myra ve Xanthos gibi 20'den fazla antik şehrin bulunduğunu bilmende yarar var.

Likya Yolu her mevsim farklı bir deneyim sunsa da belirli dönemler daha konforlu oluyor. Kışın bitmesiyle canlanan doğanın uyanışına tanık olmak için baharın ilk günlerini veya ılık güneşin altında sararan yaprakların ilham veren görüntüsünü seyretmek istersen de sonbaharı tercih edebilirsin.
Likya Yolu’nu yürümek için en ideal dönem mart-mayıs (ilkbahar) ve eylül-kasım (sonbahar) ayları. Temmuz ve ağustos aylarında gölgesiz etaplarda sıcaklık 40 dereceyi aşabildiği için yaz ortasında bu rotayı yürümek tehlikeli olabilir.

Yalnızca yürüyüş değil, aynı zamanda pek çok farklı aktivite ve deneyim sunan Likya Yolu'nu keşfe çık.
2.365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı'na tırmanarak, bulutların üzerinden dünyaya bakmanın keyfini çıkar.
Zorlu yamaçlar ve engebeli yollar olsa da elverişli bölgelerde bisikletle yolculuk yapmayı düşünebilirsin.
Yolculuk boyunca geçtiğin köy ve kasabalarda yerel halkla tanışarak, bölge hakkında bilgi edin ve sohbetlerin tadını çıkart.
Önceden belirlenen rotadan saparak beklenmedik maceralara atıl.
Antik Patara Şehri’ne su sağlamak amacıyla inşa edilen tarihî Delikkemer'i ziyaret etmeyi unutma.

Likya Yolu uzun ve zaman zaman kayalıklı yol içeren bir rota olsa da genel parkura baktığımızda orta zorluk seviyesinde bulunuyor. Kendini zorlamamak ve bu keyifli doğa sporunu zamanla daha çok sevmek için en basit rotalardan başlayarak zamanla yürüdüğün yolun kilometresini arttırabilirsin.
Ayrıca çeşitli sakatlıklardan korunmak adına eğimli yerlerde zikzaklar çizerek yürümeni ve bütün parkur boyunca en eğimsiz noktaları tercih etmeni öneririm. Batonlar da ağırlığını dengelemek ve yürüyüşünü kolaylaştırmak için değerlendirebileceğin seçeneklerden.

Yürüyüş rotalarının ve parkurlarının çoğunda ihtiyaçlarını karşılayabileceğin işletmeler ve konaklama alanları bulunuyor. O nedenle ıssızlığın ortasında uzun bir yürüyüşe çıkacağın kaygısına kapılmana gerek yok.
Kültür Rotaları Derneği'nin işaretlemeleri (kırmızı-beyaz çizgiler) ve güncel GPS uygulamaları sayesinde rotayı tek başına veya arkadaş grubunla rehbersiz yürüyebilirsin. Ancak rotayı planlamak, lojistik detaylarla (çanta transferi, konaklama) uğraşmamak ve antik kentlerin tarihini derinlemesine öğrenmek istiyorsan profesyonel turlara katılmak büyük bir konfor sağlar.

Likya Yolu boyunca sıralanan sahil kasabaları ve köylerinde yiyecek içecek gibi ihtiyaçlarını karşılayabileceğin büfe ve marketler bulunuyor. Yol üzerinde bulunan köyleri sakın es geçme. Zaten onlar da yıllardır Likya Yolu yürüyüşçülerine alışkınlar. Su, yiyecek, şarj gibi acil ihtiyaçlarını buralarda karşılayabilirsin. Bazı etaplarda uzun saatler bir şeyler satın alabileceğin bir işletme bulamayabilirsin.

Yürüyüş boyunca dikkatli olup tedbirli yola çıkarsan riskler büyük ölçüde azalır. Öncelikle doğa ile iç içe olacağını unutmamalısın. Yolda görebileceğin akrep, yılan, arı gibi çeşitli hayvanlar senin onlara saldırdığını düşünmedikleri sürece saldırmazlar. Yine de düşme, ısırık, sokma vb. durumlar için yanında muhakkak ilkyardım malzemesi taşımanı öneririm.
Likya Yolu parkurunu yürürken işaretlere muhakkak dikkat etmen gerek. Ağaç ve kaya üzerine koyulan kırmızı-beyaz çizgi doğru yolu, çarpı (X) şeklindeki işaret yanlış yönü gösteriyor. Eğer işaretlenecek bir ağaç ya da kaya bulunamazsa üst üste koyulmuş taşlarla yol gösterdiklerini görebilirsin. Bu işaretlere dikkat etmezsen kaybolabilir veya sürekli aynı noktaya geri dönebilirsin.

Olympos, Phaselis ve Göynük Kanyonu gibi Milli Park ve sit alanlarının koruma bölgeleri içinde çadır kurmak ve ateş yakmak kesinlikle yasak. Bu bölgelerde belirlenmiş kamp alanlarını veya pansiyonları tercih etmelisin.
Doğada kamp yapmak her zaman bazı önlemler almayı gerektirir. Öncelikle yanına alacağın kamp malzemelerinin hafif ve dayanıklı olduğuna emin olmalısın. Uzun bir yürüyüş yaparken yanında çok ağır kamp malzemeleri taşımak seni hem çabuk yorar hem de sakatlanmana yol açabilir.
Ormanda ateş yakmanın ne kadar tehlikeli sonuçlara yol açabileceğinden bahsetmeme sanırım gerek yok. Dilersen yanına gazlı küçük tüplerden alabilirsin. Çadırını olabildiğince temiz ve düz bir zemine kurmaya çalış. İster içinde ister dışında ol, kapısını mutlaka kapalı tut. Kapalı tutmadığın kapılar, çadırını çeşitli böceklerin yuvası yapabilir. İçeriye giren toz toprak da cabası…
Bir diğer önemli konu ise yiyeceklerin saklanması. Asla ve asla çadırın içinde yiyecek bulundurmamalısın. Yemek kokusuna gelen hayvanlardan sakınmak için yiyeceklerini bir poşet ya da çanta içerisine koyarak ağaca asabilirsin.

Seyahate çıkarken, kamp malzemeleri ve uyku tulumu gibi ekipmanları almayı unutma.
Otelde kalacaksan, terlik, şampuan ve nemlendirici gibi kişisel temizlik ürünlerini yanına almalısın.
Küçük bir çantanın içinde gerekli ilaçları yanında bulundur.
Trekking için uygun kıyafetler, rahat ayakkabı, şapka ve güneş gözlüğü bulundur.
Mevsime göre rüzgarlık, yağmurluk ve mayo almayı atlama.
Likya Yolu Rehberi kitabı, taşınabilir GPS, powerbank ve basılı harita gibi yolculuk esnasında kullanabileceğin malzemeleri yanına almalısın.
Rotada yalnızca kırmızı-beyaz işaretlere güvenme. Yola çıkmadan önce Kültür Rotaları Derneği’nin resmi akıllı telefon uygulamasını indir veya rotanın GPX dosyalarını akıllı saatine/telefonuna yükle.
El feneri, sinek kovucu ve taşınabilir havlu gibi pratik eşyaları çantana ekle.
Özellikle Kalkan-Sarıbelen, Gelidonya Feneri sapağı ve Demre-Finike (Alaca Dağ) geçişi gibi etaplarda rotada doğal su kaynağı bulunmadığından yanına en az 3-4 litre su almalısın.
Eğer kamp yapmak konusunda biraz daha detaylı bilgi almak istersen İlk kez kamp yapacaklara tavsiyeler içeriğimize de göz atabilirsin.