Sizin için para nedir? Hiç bu soruyu sordunuz mu kendinize? Bütçe planlaması yaparken, insanlar öncelikle paranın değerini iyi kavramalı. ‘ Para dediğin nedir ki, elinin kiri ’ anlayışı sizi çıkmaza sürükleyecektir. Paranın miktarı ne olursa olsun, sizin için değerli olmalı. X lira kazanıp, 3X lira kazananlara imrenmek ve kazandığı paranın fazla üstünde bir yaşam standartı sürmeye çalışmak bütçenizi de sizi de çıkmaza sürükleyecektir. Herkes, kendi yaşam standartını kendi gelirine göre oluşturmak zorunda. Az para kazanıyorum diyerek, işi salmanın bir mantığı yok. Para az da olsa çok da olsa, değerlidir. Para, yönetilme gücüne göre doğurur aslında.

Gelirinize göre bir yaşam standartı belirleyin!

Ayıp diye bir şey tüketimde ve yaşam standartında olamaz. Biraz sertçe olacak ancak herkes haddini bilmek zorunda. Salonunuzda LCD TV olmayınca ne kaybedeceksiniz? Yılda bir salonunuza gelecek misafirin ‘ aa, ne kadar ayıp ’ diyeceğini mi düşünüyorsunuz? Ya da mutfakta ankastre ürün kullanmazsanız ne olacak? Yemeğiniz mi pişmeyecek?

Özellikle yeni evlenen çiftler… Evinizi dört dörtlük kurma isteği ile yüksek borca girmek iyi mi? Yeni evlenen çiftlerin aileleri de, o evleri dört dörtlük yapmak için borca girebiliyor aynı şekilde. Acaba geçmiş dönemde hangi aile, ilk evliliğinde her şeye sahip olarak bir eve taşınıyordu?

Herkes kendi çapına bakarak yaşam dairesinde yer almak zorunda. Eğer çapınızdan büyük bir yaşam standartı seçerseniz, yaşam dairesinde dönüş süreniz oldukça uzar. Yani ne kadar borca alışık ve borçlanarak bir yaşam sürmeye çalışırsanız, rahata ve finansal huzura erme fırsatınız azalır. Bu nedenle mutlaka, gelirinizin ve alabileceklerinizin farkında olun. Aşırıya kaçmadan, bütçenize göre harcamalarınızı ayarlayın. Şu da olsun, bu da olsun demek para yönetiminin doğasında yoktur. Çok basit bir tabir vardır: ‘ Ne kadar ekmek, o kadar köfte ’. Aynen bu felsefe geçerli olmalı. Elinizdeki ekmek ne kadarsa, o kadarlık köfte yapmalısınız. Eğer elinizdeki az ekmeğe rağmen, çok sayıda köfte yapmaya çalışırsanız, o köfteler yenmeyecek kadar sert olur. Yani bütçenizi aşan şekilde harcama yaparsanız, hayatınızı sürdürmek o kadar zor olur.

Borçlanmaktan kaçının, gelirinize göre harcayın!

Bir kenara yazın; borç sizin düşmanınız olsun. Borçlanmaktan korkun. Çünkü borçlanmak öyle bir şeydir ki, alışkanlık haline geldiğinde içinden çıkılamaz bir duruma sürükler sizi. İlk başlarda, ne olacak aylık şu kadar olarak öderim dersiniz. Sonraki ay yeni bir şey almak istersiniz ve ona da bir ödeme açtığınızı sanırsınız. Sonraki aylarda bu böyle devam ettikçe yekün hızla artar. Bu da muhtemelen bütçenizi fazlasıyla aşacaktır. Gelirinize göre lüks sayılacak şeyleri, taksitli nasıl olsa diyerek almaktan kaçının. Bunun yerine aylık para artırmayı deneyin ve alma gücünüz olduğunda alın. Biraz sabır, size çok şey kazandırır.

Paranın değerini kavrayın, satın aldığınız her şey sizin için değerli

Ben aldığım bir şeye değer vermeyi çok severim. İster bir laptop olsun, ister bir parfüm olsun benim için aynı etkiyi yaratır. Çünkü ikisini alırken de, para harcamışımdır. Sık sık bir şey almayı da sevmem. Alışverişi bir çılgınlık haline getirirsem, aldığım şeylerden zevk almam, verdiğim değer düşer. Aldığınız bir şeye, ‘ bunu ne zaman aldım ‘ sorusunu sorarsınız, orada bir çılgınlıktan bahsedebiliriz. Bu da bütçe kontrolünü elinizden kaçırdığınızın işaretidir.

Şimdi elinize bir kağıt-kalem alın ve yirmi kez alta alta ‘ 5 ‘ rakamını yazın. Yazdıktan sonra, toplama işlemi yapın. Çıkan rakamı gördünüz mü? İşte bilinçsiz olarak, nasıl olsa ucuz mantığı ile baktığınız zaman ortaya çıkacak durum bu. 5 TL ilk bakışta oldukça ucuz ve değersiz bir para gibi görünebilir. Ancak 5 TL ile ortaya 100 TL’lik bir yekün çıkması muhtemel. Bu nedenle paranın miktarı ne olursa olsun, para değerlidir. Para, sizin onu yönetme gücünüzle büyür. 5 TL’yi alt alta yazma nedeniniz, harcama olmayıp da birikim olsa ne olur? İşte o zaman para kendini doğurmuş olur. Biraz algıda seçiciliğe ne dersiniz?