Eskiden ev alma, komşu al denirdi. Artık komşu kimsenin umrunda değil. Tek umrumuzda olan şey ‘kredi’.  Faiz indirimlerinin kaymağını yiyenler kuşkusuz inşaat şirketleri oldu. Kredi faizleri geriledikçe, kira ödeyeceğime kredi faizi öderim ev sahibi olurum diyen kişi sayısı yükseldi. Amerika’da krizi tetikleyen unsurların başında konut fiyatlarındaki gerileme gelirken, krizin hemen ardından Türkiye’de konut talebinin aşırı artması ile konut fiyatları yükselmeye başladı. Bunun en büyük nedeni de – bana göre – tüketicilerin yalnızca konut kredi faizlerini incelemeleri. Yani konut fiyatlarını pek dikkate almamaları!


Ev alırken ki tek unsurun kredi faizi olmamasına rağmen, tüketiciler yüzde 0.8-0.88 faiz aralığının cazibesine kapılıp, ev fiyatlarını görmezden gelebiliyorlar. Burada attığımız taşın ürkütmeye çalıştığımız kuşa değip değmediğine bakmamız lazım. Kısacası konut alırken, faizlerden dışında fiyatlara da biraz dikkat etmek gerekiyor.  Çünkü arada bir korelasyon var.


Bu kısa dikkat edilmesi gereken husustan sonra gelelim kredi faizlerine. Önce bir geçmişi hatırlayalım ve konut kredisi kullanmanın neden avantajlı olduğuna bakalım. Bankaların döviz likiditesi sınırlıyken, mevduatın vadeleri de kısaydı. Bir yıl vadede en iyi borçlanan kurum ‘Hazine’. O da yaklaşık yüzde 8 ile borçlanıyordu. Haliyle aylık yüzde 1’in altında olan konut kredisi faizleri oldukça önemli bir şans oldu. Ama burada çok önemli bir nüans vardı. Krizin etkisiyle konut fiyatları da aşağı gelmişti. Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ekonomiyi canlandırmak için yapılıyor malum. Ancak ekonomik canlanmaya ilişkin kısa vadede umut pek yoksa, yatırım emlak sektörüne yapılır. Hem konut fiyatları düşüyor hem de kredi faizleri düşüyor. Sonuç olarak konut sektöründe ciddi bir hareketlenme oldu. Ve konut kredisi ile konut almak oldukça cazip bir haldeydi.


Günümüze gelecek olursak, bugünlerde en çok konuşulan konu; kredi faizlerinin artıp atmayacağı yönünde. Ancak burada ben biraz farklı bir yönden bakmak istiyorum. Konut kredisi faizlerinde hareketlilik olduğu dönemde, konut fiyatlarına bakmak gerekir. Konut kredisi faizlerinin bir iki puan düşmesi konut almayı cazip hale getirmemeli. Bunun yanında konut fiyatlarının seyri incelenmeli. Konut fiyatlarında ciddi bir artış varsa, kredi faizlerindeki birkaç puanlık düşüş oldukça marjinal kalır.


2010 yılından itibaren konut fiyatarındaki artışlar dikkat çekici oldu. İnşaatçıların inşaat maliyetleri artıyor bahanelerinin altında yatan temel neden ise, konut kredi faizlerindeki uygun ortamın konut talebini canlandırması oldu. Konut kredi faizleri ile konut fiyatları arasındaki korelasyona baktığımız zaman, faizlerdeki düşüşler ev fiyatlarının yükselmesi nedeni ile cazibesini yitirmeye başlamıştı.
Bugünlerde ise özellikle parasal genişlemenin sonuna gelinmeye başlaması, dış ticaret açığının yükselmesi, enflasyonun kontrol altından ufak da olsa çıkma belirtisi göstermesi, Merkez Bankası’nın faizleri artırma beklentisini güçlendiriyor. Uluslararası yatırım bankalarına göre MB üçüncü çeyrekten itibaren faiz artırımlarına başlayabilir. Bu da konut kredi faizlerinde artışa neden olabilir.
Kredi faizlerindeki artışa bundan sonraki yazımda değineceğim. Bugün bahsetmeye çalıştığım konuyu özetlemek gerekirse; kredi faizleri düşük diye konut fiyatlarındaki şişkinliği görmezden gelmeyin. Konut kredisi kullanmak faizler yüzde 1’in altında olduğu sürece her zaman avantajlı olabilir. Şu dönemde konut fiyatlarının yüksek olduğunu düşünüyorsanız, faizlerdeki birkaç puanlık yükselişin, kredi kullanmanın cazibesini düşüreceği fikrine kapılmayın.