Beklenen seçim sonuçları ardından gözler yeni kurulacak hükümet ve açıklanacak orta vadeli programda! Giderek yükselen cari açık ve cari açığın finansman kalitesi konularındaki endişeler, piyasaları olumsuz etkilemeye devam ediyor. Tam da bu noktada, seçim öncesi ekonominin yavaşlatılmasına ve özellikle kredi genişlemesine yönelik alınan tedbirlerin ne denli etkili olduğu, ilave tedbirlerin neler olması gerektiği tartışılıyor. Merkez Bankası’nın seçim öncesi aldığı tedbirlerde ekonominin henüz ısınmadığı, ısınma potansiyeli taşıdığı varsayımından yola çıkılmıştı. Ancak son açıklanan cari açık verileri ekonominin artık daha fazla ısındığına işaret ediyor. İçteki bu gelişmelerin yanında dışarıda Yunanistan merkezli Euro bölgesindeki olumsuzluklar da cabası! 

Hal böyleyken, henüz resmi bir açıklama yapılmamış olmasına rağmen deyim yerindeyse “her kafadan bir ses” çıkıyor.  Bankalar tedbirlerin sadece kendileri üzerinden alınmasından şikâyet ederken, bir kısım piyasa yorumcusu da kredileri daraltmanın sorunu çözebilecek etkilerinin oldukça sınırlı olduğundan, yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğundan bahsediyor. Artan otomobil satışları ise gözleri şimdilerde taşıt kredilerine çevirdi. Kredilere uygulanan KKDF ve BSMV’nin artırılması yine gündeme geldi. Yani piyasada yine krediler üzerinden Merkez Bankası, BDDK, TMSF vb kurumların alabileceği tedbirler masaya yatırılıyor, tartışılıyor, tahminler üzerinden fikir yürütülüyor.

Elbette cari açık ve cari açığın finansmanı konularında ihracatı artırıcı, ithalata bağımlığı önlemeye yönelik yapısal değişikliklere ihtiyaç var. Ancak cari açığın %60 civarlarına neden olan, örneğin enerji ithalatının çözümü de kısa vadede olası değil. Merkez Bankası da zaten bu noktada devreye giriyor ve aslında sorunları törpülemeye yönelik tedbirler almaya çalışıyor. Zira bankaların kredi maliyetlerini artırarak kredi genişlemesini engellemeye çalışılmasının sadece tüketiciye ya da bankalara etkisi değil, ilişkili sektörlere etkisi çok daha önemli! Örneğin konut kredileri inşaat ve çimento gibi sektörleri olumsuz etkiliyor. Bir süre önce gündeme gelen kredi kart taksit sayısının sınırlandırılmasına yönelik gelebilecek tedbirler konusu da, tüketicinin borçlanmamasından ziyade perakende sektörünü yavaşlatmaya yönelik tedbirler… Hatta eğer bu önlem gerçekleşirse konut kredilerinden çok daha fazla ekonomiyi soğutmaya yarayabilir. Zira perakende sektörü, tekstil, dayanıklı tüketim gibi birçok sektörü içinde barındırıyor. Tüm bu soğutma prosesinin özellikle iç kaynaklı büyüyen ülkemizde üretimin yavaşlaması ve enerji ihtiyacının azalması konularını da gündeme getirdiğini unutmamalı! 

Sonuç olarak, iktidarın değişmemiş olması seçim öncesi tedbirlerin devamının geleceğini ve Merkez Bankası gibi kurumların yine başrolde olacağını düşündürüyor. Zorunlu karşılıklarda ilave artışlar, BDDK’nın konut kredilerindeki peşinat yüzdesini %25’den %40’a yükseltmesi, KKDF ve BSMV gibi kredilere uygulanan vergilerin artırılması, otomobilde ÖTV’nin yükseltilmesi, hatta faiz artışları… Gelecek hafta Merkez Bankası seçim sonrası faiz kararını açıklayacak. Piyasada faizlerin değişmeyeceği öngörülüyor. Ancak bir kısım piyasa yorumcusu ise faizlerin hızlıca artırılması gerektiğini söylüyor. Elbette bu önlemin soğutma işlemine diğer tedbirlere kıyasla çok daha kestirmeden bir etkisi var. Ancak faiz artırımının da her tedavi gibi yan etkileri bulunuyor.  

Seçim sonrası krediler açısından tablo yukarıda anlattığımız gibi… Kredi faizlerinin önümüzdeki dönemlerde artıp artmayacağını henüz söyleyebilecek aşamada değiliz zira piyasalarda faizler zaten geçmişe nazaran bir kısım artmış durumda… Bundan sonra ne kadar artabileceğini resmi olarak önlemler açıklandığında söyleyebiliriz. Ancak fark edildiği üzere kredi faizlerinin aşağı yönlü bir gidişatı gündemde değil. Daha önce de söylediğimiz gibi, kredi kullanmak isteyenler için vakit hala nakit niteliğinde!