Ekonomilerde işler yine karıştı ve piyasaya müdahaleler üst üste gelmeye başladı. 2008 krizinden sonra piyasaya sürülen likidite ile ayağa kaldırılmaya çalışılan ekonomiler bu duruma ancak 2 sene dayanabildi. Ortaya çıkan yeni sorunlar, daha doğrusu basit malzeme ile üstü kapatılan bir çatının yağmurlara dayanamaması örneği ile açıklayabileceğimiz durumun etkilerini hissetmeye başlıyoruz. Yurt dışında Amerika ve Avrupa ekonomilerine ilişkin sorunların yanı sıra, yurt içinde ise farklı müdahaleler kafa karıştırıyor. Önce BDDK krediler üzerinde bir düzenleme ile piyasaya müdahale ederken, daha sonra da yeni Merkez Bankası Başkanı kısa sürede çok fazla adım atarak, piyasaya müdahale etti.

Bu önlemler ve düzenlemeler halkı nasıl etkileyecek sorusunun yanı sıra, son yaşanan gelişmeler ekonomilere ve dolaylı olarak bütçelere nasıl bir zorlama yapacak sorusunu sorma zamanımız geldi.

Böyle bir dönemde büyük belirsizlikler yaşanması da kaçınılmaz oluyor. 2010 yılında elde ettiğiniz gelir düzeyi ve bireysel yatırımlarınızın dönüş oranı ile 2011 yılındakilerin aynı olmasının çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Hal böyle olunca, maddi olarak uzun vadeli planlamaları yaparken, mevcut gelir düzeyinin değişebileceğini, iş garantisinin çok yüksek olmadığını ve global ekonomik sorunların mevcut sistemleri değiştirebileceğini akılda bulundurmak da yarar var.

Bu nedenle planlamaları yaparken, uzun vadeli harcamalarınızda dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var. Örneğin; 12 ay vade içinde 5 bin TL’lik bir borca giriyorsanız, mutlaka elinizin altında birikmiş olan bir 5 bin TL olmasında yarar var. Elinizde sıfır birikim ile borç altına girmek, böyle bir dönemde sizi iflasa sürükleyebilecek neden olacaktır. Gelecekle ilgili kaygıların olması, risk yönetimi yaparken dikkatli olma gereksinimini bir kat daha artırır. Bazı dönemler durgunluk diye adlandırılır. İşte ekonomilerde durgunluk yaşanırken, harcamalarınızda da durgunluk yaşanması gerekir. Her zaman söylediğim gibi ekonomi kıt kaynaksa ve bu kıt kaynakta bir durgunluk varsa, bu kıtlık ilk olarak sizin cebinizi etkiler.

Döviz sizi ne kadar etkiliyor?

Bu dönemlerde en zor şeylerden bir tanesi de kur riskine maruz kalmaktır. Kur riskini sadece dövizle ticaret yapan ve geliri dövizden etkilenenler taşır. Bunun dışında dövizin nasıl hareket ettiğinin pek önemi olmamalı. Çünkü döviz ile kriz orantısı kurma dönemi geride kaldı.

Bu noktada panik yapmamak çok önemli. Piyasada her şey kötü giderken ve artık gemi karaya oturmak üzereyken paniğe kapılıp hareket etmek, zararları artırabilir. Dolar daha da artar mı, altın daha da yükselir mi telaşı ile ekstra hamleler yapmak gereksiz olabilir. Biraz daha sınırlı bir politika uygulayarak bu durumlardan çıkmak gerekli. Bunun için piyasa koşullarını takip etmeniz de yarar var.

Gündemi takip edin, gereksiz harcamalardan kaçının

Türk halkının en önemli sorunlarından bir tanesi; gündemi hep geriden takip etmesidir. Aslında medya da buna izin veriyor. Çünkü her şey, bıçak kemiğe dayandığında haber oluyor ve kriz çığırtkanlığı ile bilgilendirme yapılıyor. Her tüketici ve bireysel yatırımcı ekonomik ve siyasi gündemi takip etmeli. Para yönetiminde de ‘ risk planlaması ‘ olmazsa olmazdır. Bazen riskler minumuma iner ve planlamalarda gevşek politikalar uygulanabilir.

Ancak bugünlerdeki gibi durumlarda, riskler maksimum seviyelere yaklaşır ve planlamalarınızda sıkılaştırma politikası uygulamanız gerekir. Bu tip dönemlerde, elinizde olmayan birikimle borçlanmaya girmemeniz, yani gereksiz harcamalardan kaçınmanız gerekir. Basit şekilde şöyle düşünün; yaşadığınız ülkenin risk primi artıyor yani borçlanması zorlaşıyor, maliyeti artıyor. Siz de bu ülkede yaşayan bir insan olarak, sizin de bireysel borçlanmanız zorlaşır.

Gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır. Ancak henüz hava yeni kararıyor ve en karanlık anı görmedik. Sabaha biraz daha olduğu için, planlamalarınızda lütfen temkinli olun.