Türkiye’nin başının belası cari açık nedeniyle ekonomide başlayan soğutma politikaları ile BDDK’nın aldığı önlemler sonrasında ilk etki kredilerde olmuştu. Kredilere getirilen yeni düzenlemeler ile kredi faizlerinde bir miktar yükseliş yaşandı. Türkiye’nin bu soğutma çalışması sonrasında dünya ekonomisinde patlak veren yeni global ekonomik sorunlar dalgası sonrasında, yerel politikalarda biraz geri adım atılmış gibi gözüktü.

Banka kredilerine baktığımız zaman azalma henüz göremiyoruz. BDDK’nın bugün yayınladığı haftalık bültende yer alan bilgilere göre; bankacılık sisteminde toplam krediler 5 Ağustos haftasında 640.7 milyar TL'ye yükseldi. Bir önceki hafta krediler 636.6 milyar TL seviyesinde bulunuyordu. Bankacılık sisteminde krediler 2010 yılının sonunda 535.3 milyar TL seviyesinde bulunuyordu. Yani bir haftalık süreçte kredilerde 4 milyar TL’lik bir artış yaşandı.

Mali kesime verilen krediler 15.1 milyar TL'den 14.0 milyar TL'ye, mali kesim hariç krediler ise 583.4 milyar TL'den 587.9 milyar TL'ye geldi. Bankaların katılım bankaları dahil toplam tüketici kredileri ise 158.5 milyar TL'den 159 milyar TL'ye yükseldi. Geçen yıl sonunda mali kesime verilen krediler 17.3 milyar TL, mali kesim hariç krediler 483.7 milyar TL, tüketici kredileri 129.0 milyar TL seviyesinde bulunuyordu.

Konut alacaklar dikkat!

Özellikle konut almak isteyen tüketicilerin aklına gelen ilk soru bu. Ancak bu konuya girmeden ufak bir uyarı yapmak istiyorum. Özellikle yeni bir global ekonomik bunalım riskinin arttığı şu günlerde, konut piyasasında yeni bir durağanlık eğilimi görülebilir. İnşaat firmaları her ne kadar inşaat maliyetlerinin arttığından bahsedip, konut fiyatlarının yükseleceğini söyleseler de, talebin her zaman ilk gösterge olması gerektiğini hatırlatalım. Artan konut fiyatlarında – bana göre çok şişik fiyatlandırmalar – başı çeken neden, kredi faizlerinin uygun olması ve sarsılan ekonomiye güven ile yatırımcıların ne varsa konutta var anlayışı oldu.

Eğer ki global ekonomilerde yeni bir bunalıma gidilirse, konut fiyatlarının yükselmesine neden olan varlıklı ve parasını değerlendirmek isteyen yatırımcılar, konut fiyatlarının düşeceğini ve yeniden kelepir fiyatlardan daire alabilirim düşüncesi ile paralarını tutabilirler. Burada da dikkatli olmak lazım. Bu nedenle konut alırken, öncelikle çevredeki konut fiyatlarının iyi araştırılması, kira gelirinin ve aldığınız dairenin 5-10 yıl sonra ne kadar ederi olduğu iyi araştırılmalı.

Kredi faizlerinde artış yaşanır mı?

Global ekonomik çalkantının büyük olacağını hesaplayamayan ekonomi kurmaylarının, Türkiye’de ekonomiyi soğutma – iç talebi yavaşlatma çalışmalarında hız kesmesi ve politikayı bir süre daha gevşek bırakma yönünde tutum sergilemesi nedeniyle kredilerde musluklar daralmamış görünüyor. Merkez Bankası kredilerdeki artış istenilen ölçülerde hız kesti dese de, ortadaki verilerden ne kadarlık bir fazlalık varmış ki, hız kesmiş sorusu ortaya çıkıyor. Merkez Bankası, ortaya çıkan ekonomik sorunların kendiliğinden talebi yavaşlatacağını düşünmüş olsa gerek, hızlı ve sert yapılan tedbirlerin arkasını getirmedi. Hatta faizlerde indirime dahi giderek herkesi şaşırttı.

Faizlerdeki yükseliş hareketi bu yıl içerisinde olmayacak gibi görünüyor. Zorunlu karşılıklarda zaman zaman bir değişiklik olabilir. Merkez Bankası’nın gösterge faizlerde yaptığı indirimler, bankaların kredi faizlerinde indirime gitmesine neden olmaz. Bankaların yüzde 25 kredi büyüme sınırı ve getirilen zorunlu karşılık artışları mevcut. Sonuç olarak, bankaların kredilerde indirime gitmesi ne kadar zor görünüyorsa, artırım yapmasını gerektirecek bir durum da, Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ile beraber zorlaşmış gibi görünüyor.

Kısacası kredi faizlerinde 2011 yılı sonuna kadar, şu anki seviyelerin korunması muhtemel görünüyor. Bu nedenle tüketiciler, kredi faizleri artacak diye acele etmeden, mantıklı ve bilinçli tüketim yaparak, paralarını en optimum şekilde yönetme çalışmalarına gitmeliler.