Borsalardaki düşüşün nedeni şudur demek çok doğru değil. Amerika'nın kredi notunun düşmesi borsaları bu seviyelere kadar geri çekmemeli. Yaşanan satışların büyüklüğüne baktıkça şaşırıyorum ve hedge fonların açığa satışlarının incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. 2008 yılında Lehman Brothers iflas etti, otomotiv şirketleri yardım almazsa iflasa gidecekti, AIG devlet tarafından kurtarıldı... Bu gibi çok ciddi sorunlar varken borsalar hızlı düşmüştü. Ancak bugün elle tutulur bir şey yok. Ya şu olursa, ya bu olursa deniyor. Bunun özeti küresel ekonomilerde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır.

Üretimin yerini teknolojik büyümenin alması ile beraber istihdam yaratmanın zorlaşacağı, finansal enstrümanların çoğalması ve artan hacmiyle zengin-fakir aralığının artacağı ve oluşan sanal zenginliğin, ekonomik feraha katkı sağlayamayacağı düşünülüyor.

Amerika'da; ülke olarak düşünürsek kayıp en az 5 yılın başlangıcı olacak. Ancak şirket bazında düşünmek çok önemli olacak. Amerikan hazine kağıtları-bonoların yıllık getirileri yüzde 2'ye kadar geriledi. Bazı Amerikan şirketlerinin yüzde 5 temettü vereceği beklentisi var. Bu tarz şirketlerin durumu, ülke beklentisinden daha iyi. Bazı şirketlerin hisselerinin düştükleri fiyatlar oldukça komik ve bu seviyelerden alımlar mutlaka görülecektir.
Kısacası ülkelerin durumları göreceli olarak kötü olacağı ani panik veya spekülatif satışlar görülüyor. Ancak bu durum toparlanacak ve güçlü şirketlerin hisseleri bu fiyatlardan talep görecek. Şirket sahiplerinin de hisselerini satın alma durumu söz konusu. Bunun dışında bugün Forbes'a konuşan Buffett düşük seviyelerden alım yapmaya başladığını açıkladı.

Küçük yatırımcı esas şimdi hisse senetleri piyasalarına bakmalı!

"Ne oluyor, batıyor muyuz?" diye sorular sorulmaya başlandı. Ancak biraz geniş gözlükle bakmalıyız. 2008 krizinden dahi sağlam çıkabildik. Şirketlerin durumları incelenmeli. İncelendiği zaman görülen şey, çok yüksek iskonto rakamları ile hisselerin işlem gördüğü. Yaşanan satışlar büyük fonların yaptıkları ani satışlar. 100 milyonluk bir satış emri giren fonu gören, 1 milyonluk yatırımcı da satışa geçince ani düşüşler yaşandı.
SPK başkanı Sayın Vedat Akgiray bugün geç kalmış bir hamle yaptı ve şirket sahiplerinin hisselerini alabilmesini sağladı. Yüzde 10'a kadar şirketler kendi hisselerini alabilecek. Bu oldukça önemli. Şirket sahipleri belirsizlik döneminde, nakit parası ile hisse mi alır yoksa nakitte kalmayı mı tercih eder diyebilirsiniz. Ancak naktin belli oranı ile vergiden de muaf olmak için hisselerini alma yoluna gidebilir. Ki kredibilitesi açısından da piyasa değerini koruması önemli olacak. İşte bu durum, çok düşük seviyelere inen hisseler için önemli bir fırsat olacaktır.

Borsa 25 bine kadar giderse, bu şirketlerin değerleri ne olacak?

Borsa endeksinde düşüşün daha devam edebileceği düşünülebilir. Mantık olarak da 25 binli seviyeler dip seviyelerdir. Ancak şu anda bile şirketlerin defter değerleri, fiyat kazanç oranları incelendiğinde, özellikle bankalarda dahi komik rakamlar görülüyor. Eğer ki satışlar devam ederse, bu şirketlerin defter değerleri sıfır noktasına yaklaşacaktır. Burada bir denge olması lazım. Özellikle şirket sahiplerinin-ortaklarının hisse alımına geçeceklerini düşünüyorum.

Yatırımcılar burada fiyat-kazanç oranlarını iyi incelemeliler. Bazı büyük grup hisseleri yüzde 70-80 iskontolu işlem görüyor. Borsada kaçmak yerine, uzun vadeli yüksek kazanç için incelemeye başlamalılar. Yılı 2 milyar TL gibi kar rakamları ile kapatan Türk bankalarının karları ne kadar düşerse düşsün, şimdi sahip oldukları fiyat-kazanç oranlarından en az 3-4 puan yukarıda olmalılar. Basit bir mantık bunu gösteriyor.

Borsalardaki satışlar duracak, yatırımcılar "bu fiyatlar ne böyle?" diyecek.


Trene sonradan binmek istemeyen yatırımcılar fırsatları değerlendirmek için incelemelere başlasınlar. Büyük şirketlerin, özellikle defter değerlerini baz alarak yüzde kaç iskontolu olarak işlem gördüğünü araştırsın. Fiyat-kazanç oranlarına bakarak, sektör ortalaması ve olması gerektiği seviyeler ile kıyaslasın. Bu seviyelerden uzun vadeli yatırımcılar alıam geçecektir. Fonların ağzı sulanmaya başlayacaktır.
Kısa vadede çok acele edilmeden kararlar verilmeli. Türkiye'de şu anda endekste yaklaşık yüzde 35'lik bir volatilite (oynaklık) hakim. 2011 yılında hisse senetleri piyasalarından yüzde 10'lik getiri beklentiniz varsa, bu yüzde 35'lik volatilite; endeksin yüzde 45 getiri sağlayacağı ya da yüzde 25 kayıp getireceği yönündedir. Ancak şu anda yaşanan bu volatilite muhtemelen getiri yönünde bir etki yapacaktır.