Kasımda tatil yapılacak yerler

busra.guzeller
İçindekiler

Kasım yalnızca aşkın değil tatilin de başka olduğu en güzel aylardan biri. :) Sonbaharın tüm renklerini görebileceğin ve serin bir havada ülkemizin birbirinden güzel yerlerini keşfedebileceğin bu ayda gitmeni önerdiğim destinasyonları hazırladığım içerikte seninle paylaşacağım. Hatta eğer bir ebeveynsen ve kasım ara tatilinde çocuğunla ufak bir seyahat planlamak istiyorsan, size uygun rotaları da bu içerikle keşfedebilirsin. Bu ayda şans verebileceğin doğa tatili, termal tatil, kültür tatili ve gastronomi turu seçeneklerini keşfetmeye, hazırsan başlıyoruz.                                                                                                                                                                         

Kaz Dağları

Ülkemizde her mevsim gitmenin güzel olduğu rotalar dendiğinde akıllarda beliren ilk yerlerden biri de şüphesiz Kaz Dağları. İsviçre Alplerinden sonra dünyanın oksijen oranı en yüksek havasına sahip Kaz Dağları kasım ayında oldukça sakin olmasıyla öne çıkıyor. Yani bu güzel yerdeki kalabalık kasım ayının gelmesiyle birlikte sona eriyor. Böylelikle tatilcilere kendilerini dinleyebilecekleri, bol bol temiz hava soluyabilecekleri hatta dilerlerse termal suların şifasından yararlanabilecekleri keyifli bir deneyimi yaşamak kalıyor.

Kasım ayında Kaz Dağları’nda tatil yapmanı önermemin nedenlerinden biri de bu eşsiz rotanın birbirinden güzel yerlere yakın olması. Eğer kişisel aracınla Kaz Dağları’na gidersen Adatepe’ye, Yeşilyurt Köyü’ne hatta Ayvalık’a gidebilirsin. Burada köpüklü ayran eşliğinde yol üstünde satılan otlu gözlemelerden yemeni tavsiye ederim.

İstanbul’da ya da İzmir’de yaşayan bir ebeveynsen de Kaz Dağları gitmeni önerdiğim rotalardan biri. Çünkü destinasyon İzmir’den yaklaşık 3,5 saat; İstanbul’dan ise yaklaşık 5 saatlik bir uzaklıkta. Yani iki şehre de çok uzak değil ve çocuğunla keyfini çıkarabileceğin eşsiz bir doğaya, tertemiz bir havaya sahip. Tabii diğer şehirlerde yaşıyorsan da bu oksijen yüklü yere ulaşman bir hayli kolay. Çünkü rota Balıkesir Koca Seyit Havalimanı’ndan yalnızca 1 saatlik uzaklıkta. Yalnızca kendine bir Edremit uçak bileti alarak Kaz Dağları’na gidebilir ve kasımda tatilin ne kadar başka olduğunu keşfedebilirsin.

Kapadokya

Ülkemizde sonbahar tatillerinin en popüler adreslerinden biri de Kapadokya. Çünkü bölge karasal iklime sahip bir şehirde bulunuyor. Bu nedenle de yazları çok sıcak, kışları çok soğuk oluyor. Yani sonbahar bu kendine has bölgeyi keşif için en ideal seçeneklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Kapadokya hem gezilecek yerleriyle hem de içerdiği farklı konaklama birimleriyle dikkat çekiyor. Çünkü Kapadokya otelleri arasında mağaradan dönüştürülmüş nostaljik bir atmosfer sunan çok sayıda seçenek var.

Gezilecek yerlere bakıldığındaysa Kapadokya’da mutlaka görmen gereken yerler arasında Ürgüp, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Ihlara Vadisi, Peri Bacaları, Paşabağ Vadisi ve Üç Güzeller var. Tabii burası yalnızca bu gezilecek yerlerden ibaret değil. Aynı zamanda tecrübe edilmesi gereken çok fazla deneyim ve tadılması gereken çok fazla lezzet de Kapadokya’da. Örneğin buraya kadar gelmişken mutlaka balona binmeli, Avanos’ta çömlek yapım atölyesine katılmalı, Atv ile gezmeli ve lezzetli testi kebabından yemelisin.

Kapadokya’nın bu sezonda kalabalık olacağını düşünüyorsan bölgeye 1 saat uzaklıkta ve termal sularıyla ünlenmiş Kozaklı’ya gidebilirsin. Kozaklı ile ilgili merak ettiğin her şeyi Kozaklı: Nevşehir’in Kaplıca Bölgesi içeriğimizde bulabilirsin.

Sapanca

Yaz mevsiminde İstanbulluların günübirlik geziler için tercih ettiği Sapanca aslında dolu dolu bir sonbahar rotası. Sapanca’da neler yapılır diyecek olursan burada yapması en keyifli şeylerden biri gölün etrafındaki mekanlarda sevdiklerinle sohbet etmek aslında. Bunun yanı sıra Sapanca yürüyüş yapmayı seven kişiler için de ideal bir destinasyon. Göl çevresi yürüyüş için de en keyifli yerlerden biri. Manzaraya karşı yürümek oldukça iç açıcı. Kırkpınar Sahili, Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı ve Uzunkum da yürüyüş için ideal.

Bunun yanı sıra Sapanca yakınlarında gezilecek yerler de bir hayli çok. Buraya kadar gitmişken Kuzuyayla Tabiat Parkı, Sapanca Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi ve Justinianos Köprüsü görmen gereken yerlerden.

Sapanca wellness konseptinde hizmet veren otelleriyle de çok ünlü. Yani yoğun geçen bir dönemin ardından kasım ayında tatile çıkmaya karar verdiysen doyasıya dinlenmek, etkileri dünya çapında kabul görmüş masajlarla gevşemek ya da termal havuzlarda yüzmek istersen rotanı Sapanca’ya çevirebilirsin.  Doyasıya dinlenmek, taze alabalıklardan yemek ve bölgedeki gezilecek yerleri keşfetmek için yapman gereken tek şey Sapanca otelleri arasından birine rezervasyon yaptırmak!

Abant

Abant, her mevsim ziyaret etmeye uygun bir yer olsa da aslında sonbaharla özdeşleşmiş bir rota. Çünkü ağaçlardan dökülen yapraklar eşsiz renkleriyle Abant’ın bu mevsimde kendine has bir atmosfere sahip olmasını sağlıyor. Tabii Abant ve yakınlarındaki gezilecek yerler de kasım ayında bu rotayı neden keşfetmen gerektiğinin diğer cevapları niteliğinde adeta.

Abant’ta gezmen gereken yerler arasında öncelikle tabii ki Abant Gölü var. Çevresindeki görkemli ağaçlarla ve göle bakan Abant otelleriyle kendine has bir ambiyansa sahip bu bölgede yürüyüş yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilirsin. Gölün etrafına giden yoldaki yerlerden sucuk ekmek alarak göl manzarasına karşı yiyebilirsin. Tabiat Parkı’nın girişinde yer alan Abant Tabiat Müzesi’ni gezebilirsin.

Tüm bu güzel yerlerin yanı sıra Bolu’da gezmen gereken daha çok yer var. Tabii bu yerlere kolayca ulaşabilmek için kendi aracınla gitmeni öneririm. Çünkü bahsedeceğim yerler Abant’a minimum 1 saatlik uzaklıkta ve toplu taşımayla ulaşım mümkün değil. Abant’a gitmişken 2 saat uzaklıktaki Yedigöller Milli Parkı’nı, 1 saat 15 dakika uzaklıktaki Sarıalan ve Pürenli yaylalarını, 1,5 saat uzaklıktaki Sülüklü Gölü ve Güzeldere Şelalesi’ni görmelisin.

Abant’ta tatman gereken yemeklerden de bahsetmem gerekirse Abant kebabı, orman kebabı ve mengen pilavı tatmanı önerdiğim yemekler.

Tüm bu yerleri gezmek ve gezerken aynı zamanda aşçılarıyla ünlü Bolu’nun mutfağını keşfetmek senin için unutulmaz bir deneyim olacak.

Eskişehir

Sarı, turuncu ve kırmızı tonlarının sonbahar mevsiminde ele geçirerek eşsiz bir atmosfer yarattığı yerlerden bir diğeri de şüphesiz Eskişehir. Bu mevsimde kartpostallık manzaralara ev sahipliği yapan şehir, çocuklarınla yapacağın tatil için de ideal bir seçenek olabilir. Çünkü şehrin hem doğası eşsiz hem de kent, çocuğunla keyifle gezebileceğin Sazova Parkı gibi gezilecek yerleri bünyesinde bulunduruyor.

Karasal iklime sahip olduğu için sonbaharda gitmenin mantıklı olduğu Eskişehir’de farklı bir konaklama deneyimi yaşamak istersen tarihi Odunpazarı evlerinin dönüştürülmesiyle oluşturulmuş otellerde kalabilirsin ya da Porsuk Çayı’na bakan bir otelde kalmayı seçerek her sabah keyifli bir manzaraya uyanabilirsin.   

Eskişehir otelleri arasından seçimini yaptıktan sonra sıra gezmen gereken yerlerden bahsetmekte tabii ki. Odunpazarı semtindeki otellerden birinde kalmasan bile ilçe, gezmen gereken yerlerden biri. Eskişehir Balmumu Müzesi de gezi programında olması gereken mekanlardan. Hatta çocuğunla yola çıkarsan onun da bu müzeyi çok beğeneceğini düşünüyorum. Porsuk Çayı’nı da gezi programına eklemeli ve hatta burada tekne turu yapmayı da ihmal etmemelisin. Görmen gereken diğer yerler arasında Sazova Parkı, Yazılıkaya, Lüle Taşı Müzesi, Kurşunlu Camii ve Külliyesi de var.

Son olarak sana Eskişehir’in mutfağından da bahsetmek istiyorum. Şehre gitmişken yemen gereken ilk yemek çibörek tabii ki ama şehrin mutfağı yalnızca bu lezzetle sınırlı değil. Haşhaşlı çörek, göbete, Balaban kebabı, met helva ve ağzı açık Eskişehir sınırlarındayken tatman gereken lezzetlerden bazıları.

Pamukkale

Kasım ayında yapılacak bir tatil için önerilerden bahsederken termal tatile yer vermemek çok da doğru olmaz. Çünkü kasım ayı termal tatil için en ideal zamanlardan. Termal tatil dendiğinde de Denizli’nin şifalı sularıyla ünlü ilçesi Pamukkale’den söz etmemek olmaz.

Kasım ayında seyahate çıkacaksan ve bu seyahat sayesinde termal sular aracılığıyla yenilenmek, arınmak, şifa bulmak istersen Pamukkale’ye gidebilirsin. Burada yarım pansiyon ya da oda kahvaltı konseptiyle hizmet veren Pamukkale otelleri arasından birini seçebilir ve seçimin doğrultusunda termal sulardan odandaki jakuzi aracılığıyla faydalanabilirsin. Eğer ki odasında jakuzi olan otellerden birini seçmezsen oteldeki termal havuzlara girerek yine şifalı sulardan yararlanabilirsin.

Pamukkale termalle öne çıkan bir ilçe olsa da tabii ki gezmen gereken yerlerle de dolu. Burada ilk görmen gereken yer tahmin edebileceğin gibi Pamukkale Travertenleri. Sonrasında 1988 yılından beri Unesco Dünya Mirasları Listesi’nde bulunan Hierapolis Antik Kenti’ni gezmelisin. Karahayıt Kaplıcaları, Kaklık Mağarası, Yeşildere Şelalesi buradayken gezmeni önerdiğim diğer yerler.

Pamukkale’ye gitmişken mutlaka denemen gereken birkaç yemek de var. Kedi börülcesi çorbası, ovmaç çorbası, taratorlu börülce salatası, içecek olarak da Zafer Gazozu tatman gerekenler.

Afyon

Hazır Pamukkale ile termal tatile giriş yapmışken yine termal tatilin başkentlerinden biriyle devam edelim. Yani Afyon ile. Ülkemizin en önemli termal tatil merkezlerinden Afyon aynı zamanda gastronomi yönünden de çok zengin bir yer. Yani rotanı Afyon’a çevirirsen yalnızca termal sularda şifa bulmayacaksın. Eşsiz lezzetlerle kendini şımartma şansına da sahip olacaksın.

Genelde yarım pansiyon konseptiyle hizmet veren lüks otellerle dolu Afyon’da termal tatil yapabilme fırsatının yanı sıra görülecek çok yer var. Şehre gitmişken Afyon Kalesi’ni, Ulu Cami’yi, Sultan Divani Mevlevihanesi’ni, İscehisar Peri Bacaları’nı ve Afyon Arkeoloji Müzesi’ni görmelisin.

Bölümün girişinde Afyon’dan bahsederken şehrin gastronomi anlamında da çok zengin olduğunu belirtmiştim. Afyon’a gittiğinde arabaşı, bükme, çullama köfte, ilibada sarması, patlıcan böreği ve patlıcanlı nohutu tatmalısın. Özellikle patlıcan yemeklerinden hoşlanıyorsan şehrin senin beklentini karşılayacağına eminim. Çünkü Afyon’da patlıcanla yapılan 22 çeşit yemek var. Bahsettiğim yemekler sana çok yöresel geldiyse ve damak tadın yeni tatlara kapalıysa bol bol Afyon sucuğundan ve kaymağından yiyebilirsin.

İğneada

Hazırladığım içerikte birbirinden keyifli yerlerden bahsetmiş olsam da bu yerlerden bazıları haliyle daha da eğlenceli. İğneada da kasım ayında gidebileceğin, hatta çocuğun varsa onla doyasıya eğlenebileceğin çok güzel bir yer. Özellikle kampçılığa ilgin varsa rotanı bu ayda tam da bu noktaya çevirmeni tavsiye ediyorum. Daha önce hiç kamp yapmadıysan da İğneada beğenini kazanacak yerlerden biri. Çünkü doğa burada gerçekten çok eşsiz.

Doğasıyla seni büyüleyecek bu güzel yerde kampçılık tek seçeneğin değil. Dilersen glamping tesislerinde kampçılıktan oldukça farklı lüks kampçılık deneyimini yaşayabilirsin ya da İğneada otelleri arasından birini seçerek bu coğrafyayı keşfe çıkabilirsin. Konaklama birimi seçimini yaptıktan sonra yalnızca doğanın içinde kendini mi dinleyeceğin yoksa tüm İğneada’yı keşfetmeyi mi tercih edeceğin tamamen senin nasıl bir tatil hayal ettiğine kalmış.

Eğer İğneada’yı keşfetmek istediğine karar vererek yola çıkıyorsan da Mert Gölü’nü ve sahilini, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nı, İğneada Feneri’ni ve Pedina Gölü’nü görmelisin.

Yine buradayken deneyimlemen gereken tatlara bakacak olursak sini mantısı, borani, Kırklareli köftesi, kuzu kapama ve kupriva (ısırgan otu yemeği) tatmalısın.

Mardin

Henüz Mardin ile yolun kesişmediyse ve zihninde “Mardin’e ne zaman gidilir?” sorusu varsa şehrin ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde oldukça keyifli olduğunu bilmeni isterim. Aynı anda hem karasal iklimin hem de Akdeniz ikliminin etkisi altında olan şehirde yazlar çok sıcak ve kurak; kışlar ise çok soğuk geçer. Bu nedenle diğer iki mevsim keşif için daha elverişli. Özellikle kasım ayı rotanı Mardin’e çevirmen için ideal. Hatta şehri keşfe çocuğunla gidersen ona tarih kokan bu şehirle ilgili bilgiler anlatabilirsin. Yani geziniz son derece eğitici ve eğlenceli bir deneyime dönüşebilir.

Peki, şehre gitmişken nereleri görmem gerek dersen; meşhur Mardin evleri, Deyrulzafaran Manastırı, Zinciriye Medresesi, Mardin Kalesi, Mardin Müzesi, Revaklı Çarşı, Mardin Bakırcılar Çarşısı, Turabdin Platosu ve Emir Hamamı gezilecek yerler listende olmalı. Tüm bu yerlere aynı anda yakın olmak için Mardin şehir merkezindeki otellerden birinde kalabilirsin.

Mardin demek aynı zamanda eşsiz bir gastronomi de demek. Şehirde birbirinden lezzetli tatlar, yemekler deneyimlemen mümkün. Bana sorarsan şehre gitmişken haşlanmış içli köfte, soğan kebabı, kaburga dolması, Mardin çöreği, kuru patlıcan dolması ve cevizli börek yemen gerekenlerden. Çocuğun da şehrin özel tatlısı kahiye tatlısını çok beğenecek bence.

Tarih kokan sokaklarda yürümek, eşsiz lezzetler tatmak, nostaljik bir atmosferde konaklamak ve yeni bilgilerle donanmak sana yalnızca bir Mardin uçak bileti uzaklıkta.

Gaziantep

Aynı bölgede bulunmalarından dolayı Gaziantep’te de tıpkı Mardin gibi hem karasal iklimin hem de Akdeniz ikliminin etkileri görülüyor. Kasım ayı bu lezzetlerle dolu şehri keşif için de en doğru zamanlardan biri.

Aslında her ayda gitmesi keyifli olan hatta uzak şehirlerde yaşayan kişilerin sırf lezzetli yemekler yemek için günübirlik gezileri için tercih ettikleri Gaziantep, gastronomi turlarının ülkemizdeki başkenti. 291 çeşit farklı yemeğe sahip şehirde tatman gereken o kadar çok yemek var ki… Saymaya hangisinden başlayacağımı inan bilmiyorum. :) Şehirde simit kebabı, küşleme, yuvalama, nohut dürüm, ekşili köfte, beyran, şiveydiz, ciğer, kıyma kebabı, lahmacun, içli köfte yemeklerini tatmalı; tatlı olarak da baklava ve katmer çeşitlerinden yemelisin.

Gaziantep’e kadar gitmişken yemek odaklı bir gezi yapmaktansa güzelliklerle dolu şehri keşfetmeni de öneririm. Zeugma Mozaik Müzesi’ni, Bakırcılar Çarşısı’nı, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi’ni, Gaziantep Kalesi’ni ve Dülük Antik Kenti’ni görmelisin.

Yalnızca bir Gaziantep uçak bileti alarak farklı yönlerden seni çok tatmin edecek bir gezi yaşayabilirsin.

busra.guzeller
Büşra Güzeller
38 Yazı
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olan yazar, yazı yazma tutkusunu oldukça erken keşfetti. Ortaokul yıllarından beri farklı türlerde yazılar kaleme aldı ve üniversiteden mezun olduktan sonra ajanslarda metin yazarı ve içerik editörü olarak rol aldı. Uzun süre çalıştığı bir ajansta seyahat alanında yazmaktan çok keyif aldığını keşfetti ve en keyif aldığı alanda daha çok üretmek için Enuygun ekibine katıldı. Büşra yazı yazmayı, köpeğiyle vakit geçirmeyi, okumayı ve yol filmlerini izlemeyi çok seviyor.
Uzman Yazarlar