2026 Oscar Ödül Töreni için geri sayım başladı. 98. Oscar Ödülleri, 15 Mart 2026 Pazar (ABD saatiyle 19.00), 16 Mart 2026 Pazartesi (Türkiye saatiyle 02.00) tarihinde dağıtılacak. Tüm dünyanın merakla beklediği organizasyonda en çok ilgiyi ise en iyi film kategorisi çekiyor.
Herkesin büyük bir beğeniyle izlediği 10 film, büyülü dünyaları ile milyonları ekran başına kilitledi. Filmi izlerken ve sonrasında etkisinden çıkamadıysan, senin için seçtiğimiz, filmlerin atmosferini yaşayabileceğin rotalara göz atabilirsin. İşte Oscar adaylarından ilham alarak hazırladığımız rotalar.

Formula 1 tutkunlarının nefesini tutarak izlediği F1 filminin başrolünde Brad Pitt oynuyor. Adrenalinin doruklara çıktığı filmde hız ve motor sesleri sinemanın büyüsü ile birleşiyor. Filmin çekimleri farklı noktalarda yapılsa da genel olarak İngiltere’deki Silverstone’da yapıldı. Brad Pitt ve Damson Idris, gerçek formasyon turlarına burada çıktı. Filmin yüksek temposu sırasında pistlere hayranlıkla baktıysan ya da sen de tribünlerde bu ana şahit olmak istiyorsan 2026 Formula 1 takvimini takip edebilirsin.
Ruhun adresi: Silverstone (İngiltere)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Vize kolaylığı ile Formula 1 heyecanı yaşamak istersen 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Cidde uçak bileti alarak Suudi Grand Prix yarışlarına gidebilirsin. 24-26 Eylül 2026 tarihinde ise Azerbaycan Grand Prix gerçekleşecek. Vizesiz bir şekilde giderek F1 filminin içinde gibi hissedebilirsin.
Vibe check: Hans Zimmer’in epik şarkılarını dinlemeyi, deri ceket ve pilot gözlüğünü yanına almayı unutma.
Otel seçimi: Pist manzaralı otellerde kalarak heyecanı artırabilirsin.

Mary Shelley’nin Frankenstein romanını okuyup etkilenmeyen var mı? Bir canavarla empati kurmanın ve onu anlamanın bıraktığı etkiyi, yönetmen Guillermo del Toro iliklerine kadar hissettiriyor. 2026 Oscar adaylarına damga vuran Frankenstein filmi yalnızca hikayesi ile değil atmosferiyle de büyülüyor. Sisli sokaklar, dev kütüphaneler ve gotik kaleler ile filmin her sahnesi görsel bir şölen sunuyor. Jacob Elordi, canlandırdığı canavarla birlikte insan ruhunun hem karanlık hem de hüzünlü bir yönü olduğunu en iyi şekilde yansıtıyor. Filmin çekimleri gotik atmosferi ile ünlü İskoçya’nın Edinburgh (Eski Şehir) şehrinde çekildi. Royal Mile ve Victoria Street gibi bölgeler, 1800’lerin ruhunu yansıtabilmek için dev setlere dönüştürüldü.
Ruhun adresi: Edinburgh (İskoçya)
Bütçe dostu alternatif rotalar: İskoçya yerine Romanya’nın Braşov şehrine giderek Frankenstein atmosferini hissedebilirsin. Transilvanya’nın kalbindeki bu şehir, İskoçya’ya göre çok daha uygun fiyatlara seyahat edebileceğin bir yer. Ayrıca Prag Kalesi başta olmak üzere gotik kaleleri ve Eski Şehir Meydanı ile Çekya’nın başkenti Prag da daha uygun fiyatlı bir alternatif olabilir. Seyahate çıkmadan önce Prag gezilecek yerler yazımızı da okumayı ihmal etme.
Vibe check: Seyahate çıkarken çantana Frankenstein romanını almayı unutma. Kalın bir palto ile şehri gezerken film karesinden alınmış gibi görünen fotoğraflar çekebilirsin.
Otel seçimi: Şömineli, eski han tipi otellerde kalarak filmin ruhunu hissedebilirsin.

Oscar ödüllü yönetmen Chloé Zhao, 2026 Oscar ödüllerine de Hamnet ile damga vurdu. İzlerken yasın ağırlığını hissedeceğin film, bittikten sonra da üzerinde bir hüzün bırakıyor. Maggie O’Farrell’ın aynı adlı ödüllü romanından uyarlanan film, Agnes’in acısı, Hamnet’in cesareti ve bir ailenin travmaya karşı mücadelesini izleyicilerine taşıyor. Film boyunca yasın bir parçası olurken nefes alman zaman zaman zorlaşacak. 16. yüzyılın pastoral dokusu filmin dokunaklı atmosferini destekliyor.
Ruhun adresi: Herefordshire (İngiltere)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Filmdeki Agnes’in şifa sahnelerindeki manzarayı Arnavutluk’taki Berat ve Gjirokastër’de bulabilirsin. Bu şehirlere gitmek için Tiran uçak bileti seçeneklerini değerlendirebilirsin. UNESCO koruması altındaki bu şehirlerde gezerken 16. ve 17. yüzyıldan kalma taş evler ve dar sokaklar sana Hamnet’i hatırlatacak. Filmde Shakespeare’in memleketi Stratford-upon-Avon yerine kullanılan Weobley köyünün bozulmamış doğasını ve zamansız hissini Bosna Hersek’teki Počitelj'de bulabilirsin.
Vibe check: Yanına Hamnet kitabını almayı ve İngiliz ruhunu hissedebileceğin çaylardan yudumlamayı unutmayın.
Otel seçimi: Ahşap mimariye sahip otelleri ve doğa ile iç içe taş konakları tercih edebilirsin.

Film izleyen herkesi 1950’lerin o şık ve hızlı New York’una götürüyor. Başroldeki Timothée Chalamet ise seni ping-pong dünyasının zirvesine taşıyor. Eğer retro kıyafetleri, caz barları ve şehrin bitmek bilmeyen enerjisini seviyorsan, filmi izledikten sonra rotanı 50’lerin ruhunu yaşayabileceğin yerlere çevirmek isteyeceksin.
Ruhun adresi: New York (Greenwich Village)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Amerika vizesi ve New York seyahati hem yorucu hem de masraflı geliyorsa Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın retro kafelerinde 1950 yıllarından kalma binalar sana filmin enerjisini hissettirecek. Şehri doya doya keşfetmek için Belgrad gezilecek yerler listemize göz atabilirsin.
Vibe check: Bavuluna vintage polo yaka tişört koymayı ve akşam caz barda eğlenmeyi ihmal etme.
Otel seçimi: Retro tasarımlı butik otellerde kalarak zamanda yolculuk yapmış gibi hissedebilirsin.

Bilim kurgu tutkunları buraya. Oscar Ödüllü oyuncu Emma Stone'un başrolde yer aldığı Bugonia filminin büyüleyici dünyasına hoş geldin. Yönetmen Yorgos Lanthimos her zaman olduğu gibi bizi tuhaf ama sürükleyici bir maceraya çıkarıyor. Modern labirentleri andıran şehirler, neon ışıklar ve karmaşık bir atmosfer ile Bugonia, modern mimarinin ve teknolojinin içinde kaybolmayı sevenleri kendine çekiyor.
Ruhun adresi: İngiltere (Berkshire), Yunanistan (Milos Adası)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Filmdeki CEO karakterinin yaşadığı kusursuz ofis-ev atmosferini Sırbistan’ın Yeni Belgrad bölgesinde yakalayabilirsin. Gerçeküstü final sahnelerindeki "dünyada mıyız yoksa uzayda mı?" şüphesini Tuz Gölü ya da Pamukkale Travertenleri’nde yaşayabilirsin.
Vibe check: Fütüristik kesimli kıyafetler ve neon aksesuarlar kullanarak film karakterine dönüşebilirsin.
Otel seçimi: Teknoloji temalı oteller ya da kapsül otelleri tercih edebilirsin.

Joachim Trier bizi üzmeye daha ne kadar devam edecek? Dünyanın En Kötü İnsanı ve Oslo, 31 Ağustos’un ardından şimdi de Sentimental Value (Manevi Değer) geldi. Modern bir aile dramını konu alan film, Oslo’nun İskandinav minimalizmine sahip sokaklarında geçiyor. Manevi değer ile ilgili bildiklerini sorgulatacak bir filmin ruhunu yakalamak istersen sana uygun önerilerimiz var.
Ruhun Adresi: Oslo (Norveç)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Filmdeki görkemli ve melankolik mimari dokuyu Letonya’nın Riga kentinde bulabilirsin. Riga, Avrupa'nın Art Nouveau başkenti olduğundan şehrin Sessiz Merkez olarak bilinen bölgesi Oslo'nun Frogner semtiyle çok benziyor.
Vibe check: Joachim Trier gibi sadeliği ile öne çıkan bir yönetmenin filmine ayak uyduracaksan sade ve düz kıyafetler tercih etmelisin.
Otel seçimi: İskandinav mimarisine benzeyen Riga otelleri seçeneklerine göz atarak, filmin içinde gibi hissedebilirsin.

Sinners adeta Oscar adaylıklarına damgasını vurdu. En İyi Film dahil, 16 adaylıkla Oscar tarihinde Titanic, Ben-Hur, La La Land ve All About Eve gibi filmleri de geride bırakarak rekor kırdı. Amerika, 1930’lar, Blues tınıları ve fantastik bir gerilim. Mississippi’nin sisli ve nemli havasını filmi izlerken hissedeceksin. O dönemin sosyolojik ve ekonomik durumlarını en iyi şekilde anlatan film, Michael B. Jordan ile devleşiyor.
Ruhun adresi: New Orleans (ABD)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Mississippi Deltası yerine Romanya’daki Tuna Deltası’na giderek bütçe dostu bir seyahat planı yapabilirsin. Louisiana'nın o meşhur bataklık ve nehir manzaralarını burada görebilirsin. Eski çiftlik evleri, geniş tarlaları ve nehir boyu uzanan söğüt ağaçlarıyla Hırvatistan’ın Slavonya bölgesinde filmdeki şeker kamışı tarlalarının ortamını yakalayabilirsin.
Vibe check: Sinners ruhunu yakalamak için seyahat boyu dinleyebileceğin bir Blues listesine ihtiyacın var. Dolabında varsa askılı pantolonunu giyebilir ve şapkanı da takabilirsin.
Otel seçimi: Dönemin ruhuna ayak uydurmak için doğanın içindeki bungalov otellerde ya da konak otellerde kalabilirsin.

20. yüzyılın başında, vahşi doğanın ortasında bir hayatı konu alan Train Dreams, yalnızlık hissini izleyicilerine başarılı bir şekilde geçiriyor. Uçsuz bucaksız dağların olduğu filmi izledikten sonra kalabalıklardan kaçıp sadece doğanın sesini dinleyebileceğin bir yere gitmek isteyeceksin.
Ruhun adresi: Idaho veya Montana (ABD)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Karadeniz Bölgesi’nde yer alan yaylalar, yeşile ve dağlara doyacağın ve filmin ruhunu hissedebileceğin rotalar. Artvin ve Rize’deki yaylara giderek Train Dreams’ın atmosferine yaklaşabilirsin.
Vibe check: Oduncu gömleğini ve yürüyüşe uygun ayakkabılarını yanına almayı unutma.
Otel seçimi: Sessizliğin adresi dağ otellerinde ve Karadeniz bungalov otellerde kalabilirsin.

Paul Thomas Anderson, izleyenleri California’nın 70’lerdeki ortamına ışınlıyor. Politik gerilim, sisli kayalıklar ve vintage hava eşliğinde geçen film, puslu deniz manzaraları ve geçmişin gizemini sevenlerin dikkatini çekiyor.
Ruhun adresi: Santa Cruz veya Monterey (California)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Filmde DiCaprio’nun toplumdan kaçıp saklandığı o devasa ağaçlı, puslu ve nemli ormanlarının atmosferini Bolu’da bulabilirsin. Filmin aksiyon sahnelerinin çekildiği çöl ve dağ manzaralarını ise Uşak’taki Ulubey Kanyonu’nda bulabilirsin.
Vibe check: Biliyoruz, ne giysen Leonardo DiCaprio gibi olmaz ancak eski bir kot ceket ve güneşten solmuş bir tişörtle filmin havasına girebilirsin
Otel seçimi: Orman içindeki bungalovları ya da Kapadokya’daki vadi manzaralı otelleri tercih ederek filmde yaşıyor gibi hissedebilirsin.

Brezilya sinemasının yükselişi The Secret Agent ile birlikte bir kere daha kanıtlandı. Film, Brezilya’da 70’li yıllarda askeri diktatörlük gölgesinde geçen bir ajan hikayesini ele alıyor. The Secret Agent, renkli ama tekinsiz, sıcak ama gerilimli atmosferi ile film seni uzun süre etkisi altına alacak.
Ruhun Adresi: Recife (Brezilya)
Bütçe dostu alternatif rotalar: Brezilya seyahati beni yorar diyorsan Fas’a yolculuk başlasın. Kazablanka’nın şehir dokusu sana 70’lerin casus filminde yaşıyormuş hissi verecek.
Vibe check: Giderken yanına desenli gömlekler ve vintage güneş gözlükleri alarak iyice havaya girebilirsin.
Otel seçimi: Deniz manzaralı apart otellerde kalarak dönemin gizemli ruhunu yakalayabilirsin.
Seyahatin senin için vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. O halde seni 2026 seyahat trendleri yazımızla baş başa bırakıyoruz.