Şehirlerle özdeşleşmiş filmler

busra.guzeller
İçindekiler

Filmlerin hayatımızdaki yeri ne büyük değil mi? Mutluyken, keyifliyken ya da kimi zaman sadece üzüntümüzü gidermek için izlenecek filmler listemizdeki seçeneklerden birine koşuyoruz. Bazen de öyle filmler izliyoruz ki yapıttaki manzaraları ve ortamı gördükten sonra sıradaki seyahat planımızı yapmak için hayal kurmaya başlıyoruz. Bugün hazırladığım içerikte tam da bu özellikteki filmlere yer verdim. Yani seni seyahate çıkaracak güçte ve şehirlerle -bazen de özerk bölgelerle- özdeşleşmiş filmlere. Hazırladığım listede ülkemizden seçenekler de var.

Filmler aracılığıyla şehirlerle tanışmaya ve seyahate çıkma isteğinin kamçılanmasına “Varım” diyorsan hadi keşfetmeye.

Bir Konuşabilse (Lost In Translation)

Yapım yılı: 2003

Süre: 100 dakika

IMDB puanı: 7,7

Madem bir nevi filmler aracılığıyla seyahate çıkıyoruz, seni ilk madde ile bir hayli uzağa, Tokyo’ya götürmek isterim. :) The Godfather serisinin son iki filminde oyuncu olarak yer alan Sofia Coppola’nın yönetmen koltuğunda oturduğu Lost In Translation’ın başrollerinde Bill Murray ve Scarlett Johansson var. Evli ve çocuklu aktör Bob Harris’in (Murray) bir reklam filmi çekimi için Tokyo’ya gitmesini ve burada fotoğrafçı eşiyle birlikte hiç bilmediği bu şehre gelen Charlotte (Johansson) ile tanışmasını anlatan film Tokyo’dan manzaralarla dolu. Hem Japonya’nın kendine has kültüründen yansımalar hem mutfağından yemekler hem de Tokyo’nun olanca güzelliği bu filmde seni bekleyenlerden. 

Lost In Translation, içini öyle bir Tokyo’da olma isteğiyle dolduracak ki kendini filmin sonundaki yazılar akarken Tokyo uçak bileti fiyatlarına bakarken bulacaksın.

Tokyo’ya gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Meiji Tapınağı, Sensoji Tapınağı, Tokyo İmparatorluk Sarayı, Tokyo Ulusal Müzesi ve Tokyo Kulesi

Amelie

Yapım yılı: 2001

Süre: 122 dakika

IMDB puanı: 8,3

Paris öyle büyülü bir şehir ki, kentin eşsiz sokaklarını kendine mekân edinmiş çok sayıda film var aslında. İçeriğimin devamında onlardan da bahsetmeyi planlasam da Paris’te geçen ilk film önerim daha çok bilinen adıyla Amelie olacak. Ailesi tarafından oldukça izole bir ortamda yetiştirilen ve annesinin ölümüyle iyice yalnızlaşan Amelie, 22 yaşına geldiğinde bir tesadüfler zinciri sonucunda başka bir kişinin hayatına müdahale edip bundan çok keyif alıyor ve sonrasında insanların hayatına karışarak onları mutlu etmeye yönelik planlar yapmaya başlıyor. Tabii mutlu edeceği kişileri bulmak için şehrin sokaklarını arşınlarken aşkı da buluyor.

Paris’ten manzaralar, şehrin insanlarını tüm detaylarıyla yansıtan bir senaryo ve kendine has replikler sayesinde Amelie hem en sevdiğin filmlerden biri olacak hem de ilk fırsatta Paris’e gitmek için seyahat planı yapmanı sağlayacak.

Paris’e gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Eyfel Kulesi, Montmartre, Zafer Takı, Şanzelize Caddesi ve Versay Sarayı

Bir Gün (One Day)

Yapım yılı: 2011

Süre: 107 dakika

IMDB puanı: 7,0

One Day başrollerinde Anne Hathaway ve Jim Sturgess’i buluşturan bir romantik dram filmi. Yapımın bir diğer başrolü de Edinburgh’dan manzaralar desem hiç abartmış olmam. Film, üniversite mezuniyetinde tanışan Emma ve Dexter’ın ilişkilerinden 1998 yılından 2006 yılına dek 15 Temmuz tarihli sahneler sunuyor. Yıllar geçerken ve karakterlerimiz her geçen gün farklı yollara saparken değişmeyen iki şey aralarındaki sevgi ve Edinburgh’un hayran bırakan güzelliği oluyor.

Sen de romantik drama filmlerini izlemeyi seviyorsan ve Edinburgh merak ettiğin şehirlerdense bu filmi izlemeni tavsiye ederim. Sonrasında filmi çok beğeneceğine ve Edinburgh uçak bileti araması yapacağına eminim.

Edinburgh’a gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Edinburgh Kalesi, İskoçya Ulusal Müzesi, Royal Botanic Garden, Edinburgh Zoo ve Hollyrood Sarayı

Aşka Yolculuk (Leap Year)

Yapım yılı: 2010

Süre: 100 dakika

IMDB puanı: 6,5

Sıradaki filmimizin IMDB puanı belki çok yüksek değil ama emin ol romantik komedi izlemeyi seviyorsan bu film sana çok keyifli vakit geçirtecek. Başrollerinde Amy Adams ile Matthew Goode’yi buluşturan film aslında bir İrlanda geleneğiyle ilgili. Geleneğe göre her yıl 29 Şubat’ta kadınlar erkeklere evlenme teklifi edebiliyor. Sevgilisinden uzun yıllar evlenme teklifi alamayan Anna (Adams), evlenme teklifi etmek için bu özel tarihin gelmesiyle birlikte Dublin’deki tıp konferansına gitmiş sevgilisinin peşine düşüyor. Aksiliklerden dolayı yolda kalmasıyla da yakışıklı hancı Declan (Goode) ile tanışıyor.

Dakikalar ilerledikçe Anna ve Declan arasındaki bağ derinleşirken biz de kendimizi İrlanda’nın başkenti Dublin’de buluyoruz ve şehrin büyüleyici güzelliği hepimizi ele geçiriyor. Romantik bir film arayışı içindeysen ve filmin manzaraları da oyuncular arasındaki uyum kadar eşsiz olsun istiyorsan Leap Year keyifli birkaç saat için ideal bir seçenek olacak.

Dublin’e gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Dublin Kalesi, Kilmainham Gaol, Phoenix Parkı, Dublin Zoo ve Malahide Şatosu

Tibet’te Yedi Yıl (Seven Years in Tibet)

Yapım yılı: 1997

Süre: 136 dakika

IMDB puanı: 7,1

Bu listeyi hazırlarken Brad Pitt hayranlarını da unutmadım ve Pitt’in 30’lu yaşlarının ortasında yer aldığı, Çin’in özerk bölgesi Tibet’te geçen film Tibet’te Yedil Yıl’a da yer verdim. Diğer önerilerim gibi eşsiz manzaralarla dolu bu film aynı zamanda kibirli bir insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuğu ve bu yolculuk sonundaki değişimini de anlatıyor.

Konusuna daha detaylı bakacak olursak gerçek bir hikâyeden esinlenmiş film Avustralyalı dağcı Heinrich Harrer’in Nanga Parbat Dağı’nın zirvesine tırmanmaya çalışırken İngilizler tarafından esir alınmasını ve kaçarak Tibet’e varmasını anlatıyor. Başta kibirli bir kişiyi canlandıran karakterin iç yolculuğuna çıkması ve bölgeden eşsiz dağ manzaraları sana eminim ki “Keşke Tibet’te kendi iç yolculuğuma çıksam” dedirtecek.

Öze dönüş, eşsiz fotoğraflar, Brad Pitt’in de geçtiği yollar ve çok daha fazlası sana yalnızca bir Lhasa uçak bileti uzaklıkta.

Tibet’e gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Polata Sarayı, Jokhang Tapınağı, Sera Monastery, Norbulingka ve Ganden Monastery

Aşk Engel Tanımaz (Notting Hill)

Yapım yılı: 1999

Süre: 124 dakika

IMDB puanı: 7,1

“Modern romantik komedilerin atası hangi filmdir?” diye sorsam eminim birkaç kişi Hugh Grant ve Julia Roberts’ın başrollerinde olduğu Notting Hill filmini der. Doğrusu bu cevabı veren kişiler hiç de haksız sayılmaz çünkü film tüm romantik komedi klişelerini bünyesinde bulunduran bir öncü. Klişe dediğime bakma, oldukça keyifli bir film de aslında.

Dünyaca ünlü şarkıcı Anna Scott’ın (Roberts) mütevazı kitap satıcısı William Thacker’a (Grant) âşık olmasını ve bu aşkın sonuçlarını anlatan filmde mekân o kadar önemli ki, yapıt ismini de geçtiği yerden almış. Londra’nın lüks semtlerinden Notting Hill’i mekân edinmiş film şehri öyle iyi yansıtıyor ki. Adeta içindeki İngiltere’yi görme isteğini artıracak güçte. Hatta filmde Aint No Sunshine eşliğinde Grant’in sokağı arşınladığı bir sahne var ki o sahneyi izlerken sen de kendini oradaymış gibi hissedeceksin.

Büyülü bir şehrin sokaklarında geçen zorlu bir aşkı izleyip hem âşık olmak hem de seyahat planlarına başlamak istersen Notting Hill çok doğru bir tercih olacak. Filmi izledikten sonra Londra uçak bileti fiyatlarına bakmak ve orada bir kitapçıya girip Türkiye kitaplarını incelemek isteyeceksin.

Bonus: Kabul edelim, Hugh Grant’in şarkı eşliğinde yürüdüğü o sahneyi merak ettin. İzlemek isteyeceğini düşünerek videonun linkini buraya bırakıyorum: Notting Hill- Ain't No Sunshine

Notting Hill’e gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Museum of Brands, The Ginstitute, Electric Cinema, Avondale Park ve Ladbroke Square Garden

Brüj’da (In Bruges)

Yapım yılı: 2008

Süre: 107 dakika

IMDB puanı: 7,9

Dünyanın büyük bölümünü hakkını vererek gezebilmiş gezginlere en beğendikleri yer sorulsa bir kısmı Brugge cevabını verir. Belçika sınırları içerisinde bulunan ve Orta Çağ mimarisini yansıtan atmosferiyle öne çıkan şehir, eleştirmenlerden oldukça iyi dönüşler alan komedi-suç türündeki In Bruges filminin de mekânı. Başrollerinde Colin Farrell ve Brendon Gleeson’ı bulunduran yapıt, tetikçi iki arkadaşın patronlarının isteği üzerine Brugge’a gitmesiyle başlıyor. İşin detayları gelene dek bu güzel şehirde turist gibi gezmesi tembihlenen ikiliyi belanın bulması ise In Brugge’ü izlemesi çok keyifli bir seyirlik yapıyor.

Bir sonraki seyahatinde nereye gideceğine henüz karar veremediysen bence bu filmi kesinlikle izlemelisin. Çünkü filmde bu Orta Çağ şehrinden manzaraları gördükçe eminin nereye gideceğin konusunda fikirlerin netleşecek.

Brugge’a gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Brugge Çan Kulesi, Groeninge Museum, Kutsal Kan Bazilikası, Bizim Leydi Kilisesi ve Burg Square

Paris Seni Seviyorum (Paris Je T’aime)

Yapım yılı: 2006

Süre: 120 dakika

IMDB puanı: 7,2

Sıradaki film önerim aslında 20 ayrı kısa filmin toplamı. Her bir filmin ortalama 5-6 dakika sürdüğü filmdeki her bir hikâye Paris kültüründen yansımaları ve şehrin kendine has güzelliğini ekranlara taşıyor. 22 farklı yönetmenin çektiği filmlerden oluşan hikâyede kimler yok ki? Yönetmenler arasında Coen Kardeşler, Alfonso Cuarón, Gerard Depardieu ve Christopher Doyle bulunurken oyuncularda ise Juliette Binoche, Willem Dafoe, Maggie Gyllenhaal, Natalie Portman ve Elijah Wood öne çıkıyor.

Filmle ilgili denecek çok şey yok aslında. Şehirden öyle güzel manzaralarla ve o kadar derin aşk hikayeleriyle dolu bir yapıt ki. Yalnızca Paris Je T’aime’i izleyerek Paris uçak bileti fiyatlarını ezberden bilir hale geleceksin. :)

Manhattan’da Sihir (Enchanted)

Yapım yılı: 2007

Süre: 107 dakika

IMDB puanı: 7,0

Manhattan’da Sihir bu listede yer verdiğim yurt dışından son film önerisi ve ben seni bu öneriyle birlikte New York’a, masal tadında bir aşka götürmek istiyorum. Başrollerinde Patrick Dempsey ve Amy Adams’ı buluşturan yapım aslında bir çizgi film olarak başlıyor. Andalasia isimli hayali bir kentte yaşayan Giselle’in (Adams) sevdiği prensle evlenecekken prensin kötü kalpli annesi tarafından kuyuya atılarak New York’un ortasına düşmesiyle film başlıyor. Giselle’in burada avukat Robert (Dempsey) ve onun kızı Morgan ile tanışmasının ardından yaşananlarsa filmi adeta büyüklerin izleyebileceği bir masala dönüştürüyor.

Eğer New York gitmek istediğin şehirlerden, Central Park ise yalnızca bir öğlen iş arasında piknik yapmak istediğin mekanlardansa içindeki isteğin daha da artması için bu filmi izlemelisin. Özellikle Central Park’ta şehir sakinlerinin hep birlikte şarkı söylediği öyle bir sahne var ki. Kesinlikle bayılacaksın.

New York’a gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Özgürlük Heykeli, Central Park, Museum of Modern Art, Empire State Binası ve Times Square

Olanlar Oldu

Yapım yılı: 2017

Süre: 108 dakika

IMDB puanı: 6,2

Geldik ülkemize, ülkemizin en güzel şehirlerinden İzmir’e ve İzmir’in cennet köşelerinden Sığacık’a. Başrollerinde Ata Demirer ve Tuvana Türkay’ı buluşturan film annesiyle yaşayan tekne kaptanı Zafer’in (Demirer), ünlü dizi oyuncusu Aslı (Türkay) ile aşkını anlatıyor. Sığacık’a tatile gelen Aslı’nın mavi tura çıkmak için Zafer’i kaptan olarak seçmesiyle başlayan aşk, ailevi sorunlara rağmen zorluklara galip geliyor ve bu galibiyete dek olan süreç Sığacık’tan eşsiz görüntülerle dolu.

Semtin eşsiz denizi, gezilecek yerleri, pansiyonlarla dolu taş sokakları ve Sığacık kültüründen yansımalar en yakın zamanda bir İzmir uçak bileti alman için yeterli sebepler.

Sığacık’a gideceksen mutlaka görmen gereken 5 yer: Sığacık Kalesi, Sığacık Pazarı, Teos Antik Kenti, Teos Marina ve Değirmen

busra.guzeller
Büşra Güzeller
37 Yazı
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olan yazar, yazı yazma tutkusunu oldukça erken keşfetti. Ortaokul yıllarından beri farklı türlerde yazılar kaleme aldı ve üniversiteden mezun olduktan sonra ajanslarda metin yazarı ve içerik editörü olarak rol aldı. Uzun süre çalıştığı bir ajansta seyahat alanında yazmaktan çok keyif aldığını keşfetti ve en keyif aldığı alanda daha çok üretmek için Enuygun ekibine katıldı. Büşra yazı yazmayı, köpeğiyle vakit geçirmeyi, okumayı ve yol filmlerini izlemeyi çok seviyor.
Uzman Yazarlar