Bazı seyahatler bir yolculuktan çok bir deneyim vaad eder. Ne demek istediğimizi Kırgızistan'a gittiğinde çok daha iyi anlayacaksın. Şimdiden söyleyelim, bu seyahat her zamankinden farklı olacak. Belki ilk başta Kırgızistan senin için uygun bir rota gibi gelmeyebilir. At binmek, kımız içmek, yurt çadırlarda kalmak konforuma göre değil diyebilirsin. Orta Asya’da bir çadırda uyanmak ya da yemeklerden veya dilden dolayı endişe etmekte haklı olabilirsin. Ama bizce bu yazıdan sonra düşüncelerin değişecek. Tam da bu yüzden bu yazıyı okumaya devam etmelisin
Göçebe kültürünün tam ortasında, doğanın mirasını taşıyan Kırgızistan Orta Asya’nın kalbinde, gökyüzüne uzanan Tanrı Dağları’nın eteklerinde yer alıyor. Eğer özgürlüğüne düşkün ve lokal deneyimlere sevdalı biriysen, birlikte Kırgızistan’ı keşfetmeye başlayalım.
Yolculuğumuzun kapsamı: Seyahat notlarımızı Bişkek’ten başlayıp Issık Göl’ün büyüleyici kıyılarına, masalsı kanyonlardan kadim köylere uzanan bir yolculuk sonrası hazırladık. Bu yazıda 4 gece 5 günlük bir rotaya ve senin için seyahatimiz sırasında aldığımız notlara ulaşacaksın.
Vize durumu: Kırgızistan vizesiz ülkeler arasında yer alıyor. Sadece pasaportun ile gidebilirsin.
Saat ve süre: İstanbul’dan Bişkek’e direkt uçuş var. Yolculuk 4.30-5.00 saat sürüyor. Kırgızistan Türkiye’ye göre 3.30 saat ileride.
Para ve döviz: Yerel para birimi Kırgızistan Somu. Bozdurmak için yanında lira ve euro değil dolar götürmelisin. Dolar bozdururken paran yırtık ve hasarlı ise hiçbir yer almıyor. 1 TL yaklaşık 2 Kırgızistan Somu ediyor.
Konuşulan dil: Kırgızistan’da çoğu yerde Kırgız Türkçesi ve Rusça aynı anda konuşuluyor.
Telefon ve internet: eSim alarak telefon ve internet sorununu çözebilirsin. Navigasyon için de 2GIS uygulamasını indirmelisin. Google ya da Yandex iyi çalışmıyor.
Yemekler: At eti, kımız ve kişniş muhtemelen alışkın olmadığın tatlardan ve burada bolca var.
Ne götürmeli?: Yaz oldukça sıcak, kış da sert geçiyor. Yine de kuzeye gideceksen yanına ince bir mont al. Ve gölde yüzme keyfi için de mayo.
Elektrik ve priz: Türkiye’deki ile aynı priz tipi kullanılıyor.
Ulaşım: Bişkek’ten farklı şehirlere gitmek marşrutka denilen minibüsleri kullanabilir, araç kiralayabilir ya da yerel turlara katılabilirsin.

Türk Hava Yolları’nın gece uçuşu ile 4.30 saat süren bir yolculuk sonrası Bişkek’teyiz. Saat farkından dolayı indiğimizde kahvaltı saati olmuştu. Bizde güne güzel bir Kırgız kahvaltısı yaparak başladık. At eti ile ilk tanışmamız da bu kahvaltımızda oldu. Önce bir süre bakıştık kendisi ile, sonra da hemen barıştık. Çünkü seyahatimiz boyunca sık sık at eti ile karşılacağız ve ilk baştan sulh sağlayıp rahatladık. Bu arada, tadını da oldukça beğendik. At eti ile birlikte Kırgız yemeklerine de giriş yaparak yolculuğumuzu başlatıyoruz.
İlk rotamız tarihte ve edebiyatta önemli yer tutan Burana Kulesi ile bölgenin yeşilliği ve trekking parkurları ile bilinen Chon-Kemin Vadisi oluyor. Burana Kulesi başkent Bişkek'e yaklaşık 80 kilometre mesafede yer alıyor. Bişkek'ten kalkan minibüslerle, araç kiralayarak veya yerel turlarla ulaşabilirsin. Kuleden sonra da yolumuzu 2,5 saat sürecek olan Chon-Kemin Vadisi’ne çevireceğiz.
Burana Arkeolojik Kompleksi ve Açık Hava Müzesi

Karahanlılar dönemine ait Balasagun şehrinden geriye kalan en somut miras kuşkusuz Burana Kulesi. İpek Yolu’nun en hareketli ticaret, kültür ve bilim merkezlerinden biri olan bu kule aslında 45 metre civarında bir minare. Depremler nedeniyle günümüze kadar ulaşan kısmı ise 24 metre. Kuleyi dışarıdan görebildiğin gibi tepesine de çıkabiliyorsun. Bu çıkış biraz klostrofobik olacak baştan söyleyelim. Daracık taş merdivenlerden duvarlara tutunarak yukarı tırmandıktan sonra muhteşem Tanrı Dağları manzarasına tanıklık edeceksin.
Burana Kulesi, 2001 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne bağımsız bir sit alanı olarak dahil edildi. 2014 yılında ise kule, Issık Göl ve Özgen gibi diğer tarihi bölgelerle birlikte daha geniş kapsamlı bir ağ olan ‘İpek Yolu: Chang'an-Tianshan Koridoru Güzergahı’ adıyla UNESCO ağına katıldı. Kule ile aynı alanda yer alan açık hava müzesinde de eski Türk mezar taşları olan, üzerlerine ölen savaşçıların yüzleri ile silahları kazınmış balbalları ve petroglyphleri görerek Türk tarihine yolculuk yapabilirsin.
Ve burası aynı zamanda Türk edebiyatının ve siyaset felsefesinin ilk büyük şaheseri olan Kutadgu Bilig’i kaleme alan Yusuf Has Hacib’in de toprakları. Alanda yer alan müzede Kutadgu Bilig’in farklı versiyonlarına ulaşabilirsin.
220 Kırgızistan Somu
Açık olduğu saatler
09.00-18.00
Chon-Kemin Vadisi

Chon-Kemin Vadisi, sıradan bir vadi olmanın çok ötesinde, Kırgızistan'ın doğasını ve göçebe ruhunu koruyan önemli ulusal parklarından biri. Yaklaşık 100 kilometrelik bir uzunluğa sahip. Vadi, Tanrı Dağları'nın kolları arasında, adeta dünyadan izole bir cennet gibi uzanıyor. Vadide göçebelerin yaz aylarında hayvanlarını otlatmak için çıktığı yazlık yüksek yaylalar yer alıyor. Aynı zamanda her seviyeye uygun trekking parkurları bulunuyor. Ama hepsi bu kadar değil? En güzellerini sona sakladık.
Tanrı Dağları’nda at binmek

Chon-Kemin Vadisi’ni keşfetmenin ve Orta Asya’nın en yeşil bölgelerinden birinde olmanın keyfini sürerken atlarla kalbine dokunacak bağlar kuracaksın desek. Özgürlüğü iliklerine kadar hissedeceğin, zaman algını yitireceğin bu deneyim, Kırgızistan seyahatinden sana kalan en değerli hatıralardan biri olacak.
Deneyim: İlk kez at bineceksen endişelenme. Bir rehber eşliğinde gezecek ve at binme kurallarını öğreneceksin.
Süre: Chon-Kemin Vadisi’nin patika yollarında 2 saatlik bir rota sunuluyor.
Ücret: Kişi başı 30 dolar
Manasçıdan Manas Destanı dinlemek

Burada yaşayabileceğin bir başka deneyim de binlerce yıllık sözlü geleneğin dünyadaki yaşayan taşıyıcısı olan bir Manasçıdan, canlı performansla Manas Destanı dinlemek. Manasçı kavramı bu adı Kırgızların çoŋ epos olarak adlandırdıkları Manas Destanı'ndan alıyor. Burada bir Manasçı, dünyanın en uzun destanı olan Manas Destanı’nı ezbere ve kendi yaratıcılığı ile birleştirerek okuyor.

Sabah vadiye veda edip Kırgızistan’ın mavi kalbine doğru yola çıkıyoruz. Yolculuğun ilk durağı gölün kuzey kıyısındaki Cholpon-Ata şehri. Burası hem bir tatil merkezi hem de Kırgız tarihinin açık hava arşivi. Öğleden sonra da rotamızı Kazakistan sınırına sıfır noktada yer alan Karkyra Vadisi’ne çeviriyoruz. Burası da yüzyıllar boyunca göçebelerin yazlık otlağı olmuş, bakir bir coğrafya. Bu rotadayken nelerle mi karşılaşacaksın? Hemen bahsedelim:
Kurmanjan Datka Göçebe Medeniyetleri Müzesi

İlk sırada Kurmanjan Datka Göçebe Medeniyetleri Müzesi var. Bu müzede göçebelerin felsefesi, mimarisi, kıyafetleri ve Orta Asya bozkır imparatorluklarının idari yapıları sergileniyor. Müzede el işi kıyafetler, takılar ve göçebe mimarisinin detaylarını görebilirsin. Müzenin en etkileyici noktalarından biri de Kırgızların efsanevi kadın lideri Kurmanjan Datka’nın heykeli. Erkek egemen bozkır kültüründe diplomatik dehasıyla ‘Datka’ unvanını alan bu güçlü kadının asil duruşu, göçebe kültüründe kadının yerini ve gücünü temsil ediyor.
100 Kırgızistan Somu
Açık olduğu saatler
09.00-18.00
Açık Hava Petroglyph Müzesi

Bir sonraki kültür durağı da Açık Hava Petroglyph Müzesi. Bu müze, buzul çağında dağlardan taşınan kaya bloklarından meydana gelmiş. Üzerlerindeki çizimler M.Ö. 2000 ile M.S. 6. yüzyıl arasında buraya yerleşen Saka, Usun ve Hun gibi kadim topluluklara ait. Taşların üzerinde av sahneleri, kar leoparları, dağ keçileri ve geyikler görebilirsin. Müzenin en önemli ve sembolik çizimleri arasında dağ keçilerini kovalayan avcı kar leoparları, gökle köprü kuran güneş boynuzlu geyikler ve göçebelerin ritüellerini yansıtan ellerini göğe açmış insan figürleri yer alıyor.
100 Kırgızistan Somu
Açık olduğu saatler
09.00-18.00

Karkyra’da doğa içinde yapılan sabah yürüyüşünün ardından Kırgızistan’ın kozmopolit ve tarihi şehri olan Karakol’a geçme vakti. 19. yüzyılın sonlarında Rus askeri karakolu olarak kurulan Karakol şehri Çarlık Rusyası döneminden kalma ahşap evlere ve Doğu Asya esintilerine sahip. Bu rota üzerinde de önemli tarihi yapıları ziyaret edecek ve önemli isimlerle tanışacaksın. Yol boyunca da Kırgız çocuklarla bol bol sohbet ederek bölgeyle ilgili bilgi alabilirsin.
Dungan Camii

Karakol şehrinde yer alan Dungan Camii, mimarisiyle dikkat çeken bir yapı. Çin’deki Qing Hanedanlığı baskısından kaçıp Tanrı Dağları'nı geçerek Kırgızistan’a sığınan Müslüman Çinliler, yani Dunganlar tarafından 1910 yılında yapılıyor. Caminin mimari özellikleri gerçekten de alışılmışın dışında. Dışarıdan bakıldığında bir Budist pagodasını andırıyor. Üzerinde ejderha figürleri ve geleneksel Çin motifleri var. Ve bu cami tek bir çivi bile kullanılmadan, kırlangıç geçme tekniğiyle tamamen ahşap malzemeden yapılmış. Camiyi yapan Çinli usta Zhou Si ve 30 kadar zanaatkar, neredeyse üç yıl boyunca bir yapboz gibi bu camiyi inşa etmiş. Cami günümüzde ziyarete ve ibadete açık.
Trinity Kilisesi

Camiye kısa bir yürüme mesafesi kadar yakın bir başka ziyaret noktası ise Trinity Ortodoks Kilisesi. Kiliseye geldiğin zaman bir an durup düşün: Burası nereye benziyor sence? Biz kilisenin heybetli ve mimari tavrını ilk bakışta Büyükada Rum Yetimhanesi’ne benzettik. Öyle ki iki yapı da dönemlerinin en ikonik ve anıtsal ahşap binaları olma özelliğine sahip. Sibirya köknarından Rus ahşap mimarisi teremok tarzında 1895 yılında yapılan bu kilise de adeta dantel gibi işlenmiş. Sovyet döneminde dans salonu ve tiyatro binası olarak da kullanılan kilise günümüzde ziyarete ve ibadete açık.
Przhevalsky Müzesi

Şehrin biraz dışında, Issık Göl’ün hemen kıyısında yer alan Rus kaşif Nikolai Przhevalsky’nin Müzesi ve anıt mezarı da ziyaret listende olmalı. Przhevalsky Orta Asya’nın, Tibet’in ve Moğolistan’ın vahşi doğasını, vadilerini ilk kez haritalandıran, kendi adıyla anılan Przhevalsky atını keşfeden isim. Sefer sırasında Karakol şehrinde yakalandığı tifüs nedeniyle vefat ediyor ve vasiyeti üzerine Issık Göl’ün kıyısına gömülüyor. Müzede kullandığı keşif aletlerini, el yazması seyahat günlüklerini, doldurulmuş hayvan koleksiyonlarını ve eski haritaları görebilirsin.
Kusein Karasayev’in Anıt Mezarı ve Müzesi

Aynı alanda yer alan bir diğer durak ise Kırgız dil bilimci, sözlük bilimci ve profesör Kusein Karasayev’in Anıt Mezarı ve Müzesi. Kırgız dilinin korunmasında, ilk Kırgızca-Rusça sözlüklerin hazırlanmasında ve ulusal kimliğin akademik olarak inşa edilmesinde önemli bir isim. Kırgızistan'ın zengin dil ve edebiyat mirasının değerli temsilcilerinden biri olan Karasayev’in anıtını da gördükten sonra bu coğrafyanın ne kadar entelektüel derinlikte olduğunu daha net fark edeceksin.
100 Kırgızistan Somu
Açık olduğu saatler
09.00-18.00
Dungan House

Kültür gezilerine bir yenisini eklemek için bu kez gastronomi alanında bir durağa, Karakol’un yerlisi olan Dungan bir ailenin evine gidiyoruz. Dunganlar, yüzyıllar önce Çin’deki baskılardan kaçıp bu topraklara sığınan, Çin gelenekleri ile İslam inancını harmanlayan Orta Asya’nın en izole, en özel topluluklarından biri. Geleneksel motiflerle inşa edilen bir Dungan evinde, ailenin göç hikayelerini kendi ağızlarından dinleyebilirsin. Aynı zamanda enfes Dungan mutfağı lezzetlerini de tadabilirsin. Orta Asya otlarının, el açması eriştelerin yer aldığı özgün bir mutfağa sahip burası. Kısacası burası sadece yemek yeri değil, bir halkın yüzyıllardır koruduğu mutfak hafızası.

Şimdi de yedi boğa anlamına gelen ünlü Jeti-Oguz Kanyonu’na doğru yola çıkma vakti. Demir oksit zengini kırmızı killi toprağı sayesinde kızıla bürünmüş, yan yana dizilen yedi devasa kaya oluşumuyla ünlü burası. Kanyonun girişindeki trajik bir aşk efsanesine konu olan kırık kalbi görmek için de buraya gelen çok kişi var. Sen de bu kayanın önünde fotoğraf çektirmeyi unutma.
Skazka Kanyonu

Kırgızistan’ın doğa harikalarını göreceğimiz bir rotaya doğru devam ediyoruz. Issık Göl’ün güney kıyısında gizlenmiş Skazka Kanyonu killi toprak, kumtaşı ve kayaçlarla çevrili. Kırmızı, parlak sarı ve sıcak turuncu tonların hakim olduğu kanyonda, sabit bir manzara yok. Gökyüzündeki her bulut geçişinde, gün ışığının geliş açısıyla ve hatta nem oranına göre kanyonun renkleri de değişiyor. Burası için Kırgızistan’ın peribacaları benzetmesini de rahatlıkla yapabiliriz. En tepeye çıkacaksan yerlerin kum gibi akışkan ve kaygan olduğunu not almalısın.
Kartal ve kırgız köpeği gösterisi

Skazka Kanyonu’na veda ettikten sonra yakın bir konumdaki açık alanda geleneksel bir sürpriz bizi bekliyor: Kartal ve Kırgız köpeği gösterisi. Yüzyıllardır göçebe halkın en sadık av ve yaşam arkadaşı olan Kırgız köpekleri ile berkut adı verilen avcı kartalların doğadaki ortak mücadelesini ve uyumunu izleyeceğin yer tam da burası.
Kaji-Say

Günün mükemmel kapanışı ise Issık Göl’ün sakin ve bakir güney kıyısındaki Kaji-Say beldesinde oluyor. Gölün hemen kıyısında yer alan Oimo Tash Glamping yurtlarımıza yerleşiyoruz. Burası adını geleneksel Kırgız motiflerinden alan, doğanın tam ortasında lüks ve otantik bir kamp alanı. Burada konaklama yapmanın avantajı da tahmin edebileceğin gibi Issık Göl’de yüzebilmek. Göl deyip geçme, bir Ege berraklığı karşıladı bizi.

Güne Issık Göl’ün güney kıyısında yer alan yurdumuzda başlıyoruz. Yola çıkmadan önce sabahın ilk saatlerinde Issık Göl’de yüzme keyfimizin ardından rotamızı göçebe zanaat köyleri, tarihi liman durakları ve başkent olarak planlıyoruz.

Kırgızistan’da bize yuva olan yurtların nasıl yapıldığını öğrenme vakti. Bunun için de istikamet Kyzyl-Tuu köyü. Burası tüm Kırgızistan'da geleneksel Kırgız yurtlarının aslına uygun olarak, nesillerden nesile aktarılan tekniklerle tamamen elle üretildiği üretim merkezi. Burada meşhur Kırgız yurtlarının nasıl yapıldığını anbean izleyebilirsin. Köydeki ustalar, söğüt ağacını özel buhar fırınlarında ısıtarak ustalıkla şekil veriyor ve çadırın yapımına başlanıyor. Kırgız yurtları sadece bir barınak değil tavanındaki güneş penceresiyle gökyüzü hareketlerini ve saat dilimini de hesaplayan bir matematik harikası.

Eğer Issık Göl’de yüzme keyfine devam etmek istersen Kırgız halkının çok sevdiği Balykchy kasabasına gidebilirsin. Sovyet döneminde önemli bir endüstri ve balıkçılık merkezi olan bu tarihi kasaba, günümüzde gölün tadını çıkarmak isteyenlerin buluşma noktası. Burada sağlı sollu cafe ve restoranlar bulabilir, lunapark ve plaj oyunları ile vakit geçirebilirsin.
Ücretsiz
Bişkek Merkez

Bişkek’in merkezinde gezip görebileceğin çok fazla detay yer almıyor. Merkezde geniş bulvarlar ve Sovyet mimarisine sahip evler var. Burada görebileceğin en anıtsal nokta Ala-Too Meydanı. Hemen ardından, II. Dünya Savaşı kahramanlarının anısına Zafer Meydanı'nda hiç sönmeden yanan ve göçebelerin yurt iskeletini simgeleyen anıtın altındaki Sönmeyen Ateş’i ziyaret edebilirsin. Sonrasında bir ormanı andıran Meşe Parkı’na ve yerel halkın sosyalleşme noktası olan Erkindik Bulvarı’na uğrayabilirsin.
Ala-Too Meydanı: Şehrin tam kalbinde yer alıyor, görkemli resmi törenlere ev sahipliği yapıyor. Sovyet döneminin anıtsal mimarisini en net görebileceğin ana meydan burası.
Zafer Meydanı ve Sönmeyen Ateş: II. Dünya Savaşı kahramanlarının anısına yapılmış, göçebelerin yurt çadırı iskeletini simgeleyen anıtın altında hiç sönmeden yanan ateş ile manevi bir saygı duruşu noktası.
Meşe Parkı: Şehrin merkezinde nefes aldıran, meşe ağaçlarıyla yeşil ve huzurlu bir mola yeri.
Erkindik Bulvarı: Kırgız halkının akşam yürüyüşlerini yaptığı, kafelerinde soluklandığı ve şehrin sosyal ritminin attığı nokta.
Kırgızistan’da keşfedilmeyi bekleyen, her köşesinde ayrı bir hikaye barındıran sayısız rota var. Eğer sen de "Tüm bu yerleri ve Tanrı Dağları'nın ülkesini baştan aşağı adımlamak istiyorum" diyorsan, çok daha fazlasını Kırgızistan’da gezilecek yerler yazımızda bulabilirsin.