Fas’ın en gözde turistik noktalarından biri olan Marakeş, gelenekselin modern mimariyle birleşimi konusunda nadide bir örnek. Her gezginin ilgisini çekebilecek destinasyonlara sahip olan Marakeş, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Medina bölgesi dışında birbirinden renkli bahçeleri, otantik çarşıları ve görkemli sarayları ile dikkat çekiyor.
Bahia Sarayı’ndan Zagora’ya, Majorelle Bahçeleri’nden Jemaa el-Fnaa Meydanı’na kadar her noktada Marakeş’i ayrıcalıklı kılan detaylarla karşılaşabilirsin. Vizesiz olmasıyla da ilgi gören ülkenin incisi Marakeş’te gezilecek yerleri keşfetmeye başla.

Marakeş şehrinde görülmesi gereken yerlerin başında ihtişamıyla görenleri büyüleyen Bahia Sarayı geliyor. Şehrin ikonik yapılarından olan tarihî saray, 19. yüzyılda inşa edilen görkemli yapılar arasında bulunuyor. Arapçada “Bahia” sözcüğü parlaklık ya da güzellik manasında kullanılıyor. Sarayın estetik dokusu, bu anlamı fazlasıyla karşılıyor. Sultan Abdülaziz’in veziri Si Moussa tarafından yaptırılan bu görkemli sarayın özellikle de Bou Ahmed döneminde genişletildiği görülüyor. Fas mimarisi haricinde genel olarak Endülüs ve Osmanlı tarzlarının kendine yer bulduğu saray, yaklaşık 8 hektarlık bir alanı kaplıyor.
Avlu bölümünde özellikle de mermer döşemelerinin ve oymalı ahşap tavanlarının öne çıktığı söylenebilir. Devasa sarayda toplamda 160 oda bulunuyor. Bu odaların dışında iç bahçeler ve avlular da ziyaret edilebiliyor. Tavan süslemelerinin sedir ağacından yapılması saraya bambaşka bir güzellik kazandırıyor. İç bahçelerde turunç ağaçları, yaseminler ve süs havuzları, huzur dolu bir ambiyans yaratıyor. Sarayın aktif olarak kullanıldığı dönemlerde Fas kraliyet ailesinin resmi konuklarını ağırladığı biliniyor. Bu arada Nastassia Kinski imzalı Harem filminin de burada çekildiğini anımsatalım.
Kişi başı 100 MAD
Açık olduğu saatler
Her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Marakeş’in en eski ve etkileyici müzelerinden biri sayılan Dar Si Said Müzesi, şehrin kültürel mirasına ışık tutuyor. Müzeye ev sahipliği yapan bina, 19. yüzyılda Sultan II. Hasan’ın veziri Si Said bin Musa’nın girişimleri neticesinde inşa edilmiş. Müzeyi dolaştığında özellikle geleneksel Fas halıları ve ahşap oymacılığına dair koleksiyonlar ilgini çekebilir.
Rengârenk zellij çinileri, zarif ahşap işlemeleri ve sıva süslemeleriyle dikkat çeken müze, Fas’ın el sanatları geleneğini başarılı bir şekilde tanıtıyor. Müzenin farklı kısımlarında antik dönemlerden kalan silahlar, mücevherler, seramikler ve el yapımı mobilyalar sergileniyor. Gelinlerin düğünlerde giydiği gösterişli geleneksel kıyafetler ve Berberi kültürüne ait sanat eserleri, ziyaretçilerden tam not almayı başarıyor. Günlük hayatta ve törenlerde kullanılan birbirinden değerli eserlerin sunulduğu Dar Si Said Müzesi, şehir merkezinde konumlanıyor.
Kişi başı 30 MAD
Açık olduğu saatler
Her gün 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Marakeş’in en sakin köşelerinden olan Majorelle Bahçeleri’nin hikâyesi bizi 1920’li yıllara götürüyor. Bu büyüleyici ve orijinal bahçe, tropikal bitkiler, egzotik çiçekler ve rengarenk binalarla dolu. Bahçede büyük oranda canlı mavi tonlarının kullanıldığını söyleyebiliriz. Her köşede egzotik bir bitki türüne rastlayabileceğin Majorelle Bahçeleri, sadece bitkilerle değil, aynı zamanda ilginç su elementleriyle de dikkat çekmeyi başarıyor.
Majorelle Bahçeleri’nde su havuzları ve şelaleler dışında küçük köprüler de farklı noktalara dağılmış durumda. Eşsiz bir görünüm sunan bahçe, bilhassa fotoğraf tutkunları için oldukça elverişli. Tasarım süreci Fransız ressam Jacques Majorelle tarafından yürütülen Majorelle Bahçeleri’nde kaktüsler, bambular palmiye ağaçları ve su bitkileri ağırlıkta. 1970’lerin sonlarına doğru bakımsız kalan bahçeler, büyük bir restorasyon neticesinde yeniden ziyaretçilerle buluşmuş.

Jemaa el-Fnaa Meydanı, Marakeş’in tam anlamıyla kalbinde yer alıyor. Şehrin en güçlü simgelerinden biri olan Jemaa el-Fnaa Meydanı, günün her saatinde müthiş bir kalabalığa sahip. Gündüzleri genellikle meydanda tezgah açan satıcılar, geleneksel el sanatlarıyla ilgilenen zanaatkârlar ve falcılar, burayı epey renklendiriyor. Akşama doğru meydan bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Kafelerin, restoranların dolup taştığı bu saatlerde seyyar satıcılar ve sokak gösterileri yapan kişiler yoğunluk kazanıyor.
Meydandaki satıcılar, Marakeş’in pek çok sokak lezzetini tezgahlara yansıtıyor. Bu arada meydan sadece kafe ve restoranlardan ibaret değil. Meydanın hemen çevresinde çok sayıda tarihî yapı da mevcut. Bunlar arasında özellikle Koutoubia Camii oldukça popüler. UNESCO tarafından korumaya alınan bu ünlü meydan, klasik bir şehir meydanından ziyade tarihî dokusunu kaybetmeyen büyük bir pazaryeri havasında. Bu yönüyle aslında Jemaa el-Fnaa Meydanı’nın, Marakeş’in ruhunu en iyi yansıtan yerlerin başında olduğunu söylemek mümkün.

12. yüzyılda Berberi hükümdarları tarafından inşa edilen Murabıt Kubbesi, şehrin en karakteristik yapılarından biri. Uzun yıllar boyunca bir tür tapınak olarak işlev gören Murabıt Kubbesi, mimari ve tarihî açıdan görülmeye değer. Aktif olarak kullanıldığı dönemlerde bölgedeki dini liderlerin buluşmasına ev sahipliği yapmış olan kubbenin etrafında son derece zarif işlemeler ve detaylar mevcut.
Şehirdeki pek çok tarihî yapı ile iç içe olan Murabıt Kulesi, özellikle İslami ve Berberi kültürlerinin harmanlandığı bir yapı olmasından dolayı epey önemseniyor. 1117 yılında inşa edildiği aktarılan kubbe, şehrin erken dönemlerine ışık tutuyor. Bu arada Murabıt Kubbesi’nin Marakeş’teki hanedanlık dönemini yansıtan tek yapı olduğunu da anımsatalım. Zaman içinde çevresi modern yapılarla dolsa da kubbe dokusunu büyük oranda koruyor.

Marakeş’in en ikonik yeşil alanlarından olan Menara Bahçeleri, genellikle Majorelle Bahçeleri ile kıyaslanıyor. Sakin ve huzur dolu bir atmosfere sahip olan bu yerin tarihi, 12’nci yüzyıla dek uzanıyor. O dönemlerde yazlık saraylarının etrafını çevreleyen özel bir alan olarak da kullanılan Menara Bahçeleri, Atlas Dağları’ndan oluşan harika biri manzaraya sahip.
Bahçenin hemen orta kısmında 500 yıllık geçmişi olan dev bir süs havuzu yer alıyor. Yaz aylarında bu havuzun varlığı, serin bir ortam yaratıyor. Menara Bahçeleri’nde dikkat çeken bir diğer yapı ise Osmanlı tarzı bir çatıya sahip olan tarihî pavyon. Suyun yansıması sayesinde burada harika kareler yakalamak mümkün. Halife Abd al-Mu-min tarafından oluşturulan bahçe, özellikle de zeytin ağaçlarıyla öne çıkıyor. Menara Bahçeleri, yıl boyunca ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.

Şehrin en dikkat çeken kültürel zenginliklerinden olan Marakeş Müzesi, 1997 senesinden bu yana hizmet veriyor. Yerel sanatçılardan ve Marakeş’in uzun tarihinden yansımalar sunmayı amaçlayan müze, hem kalıcı hem de geçici sergilere ev sahipliği yapıyor. Geleneksel Fas halıları, seramikler, minyatürler ve el yazmalarını bünyesinde barındıran Marakeş Müzesi, Fas’ın farklı bölgelerinden gelen halk sanatlarına ayna tutuyor.
Müzenin her bir noktasında farklı bir sanat formuna tanıklık edebilirsin. Özellikle geleneksel sanatlara ilgin varsa Marakeş Müzesi seni epey etkileyebilir. 1800’lü yıllardan kalma Dar Menebi Sarayı'nda yer alan müzede tarihî kitaplardan eski madeni paralara kadar pek çok koleksiyon seni bekliyor.
Kişi başı 100 MAD
Açık olduğu saatler
Her gün 09.30 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Marakeş’teki dini mirası anlamak adına Sahabe Mezarları iyi bir fırsat sayılıyor. Şehir merkezinin dışında konumlanan Sahabe Mezarları, erken dönemde İslam'ın yayıldığı ve sahabelerin şehit olduğu yerlerden biri olarak kabul görüyor. Bilhassa da Emevi ve Abbâsi dönemlerinde yaşamış olan birçok sahabe burada yer alıyor.
Sahabe Mezarları aynı zamanda ilginç yapı detaylarıyla da dikkat çekiyor. Farklı zaman dilimlerinden kalma taş yapıları ve mezarları, buraya görsel açıdan farklı bir boyut kazandırıyor diyebiliriz. 1917 yılında tesadüfen keşfedilen bu yer, Sahabe Hanedanlığı’na ait 60 farklı mezara ev sahipliği yapıyor. Mezarların en çok bilineni ve ziyaret edileni ise Sultan Ahmad al-Mansur ve ailesine ait. Bu mezar, “On İki Kolon Salonu” adıyla biliniyor.
Ücretsiz
Açık olduğu saatler
Sahabe Mezarları’na giden otobüsler sabah 10.00 ve akşam 22.00 arasında faaliyet gösteriyor..

Fas’ın en köklü medreselerinden biri olan Ali Bin Yusuf Medresesi’nin 14’üncü yüzyılda inşa edildiği biliniyor. Meriniler döneminden miras kalan bu tarihî medrese, aktif olarak kullanıldığı yıllarda oldukça mühim bir eğitim merkezi olarak görülüyordu. Marakeş’in tarihî merkezine yakın bir konumda olan Ali Bin Yusuf Medresesi, iç avlusu ve çevresini saran odalarla ziyaretçilerini karşılıyor. Arap İslam mimarisinin klasik özelliklerini yansıtan medrese, duvarları ve tavanlarıyla da dikkat çekici olmayı başarıyor.
Bir dönem, İslam bilimlerinin ve felsefesinin öğretildiği bir merkez olan tarihî mekanda aynı zamanda önemli alimlerin de eğitim aldığı aktarılıyor. Günümüzde Ali Bin Yusuf Medresesi, aktif bir ibadet alanı olarak kullanılmıyor ancak turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilebiliyor. Medreseye geldiğinde nadir kitaplar, el yazmaları ve İslam bilimlerine dair eserlere de rastlayabilirsin.

Dünya çapında bilinen Fransız moda tasarımcısı Yves Saint Laurent’ın mirasını taşıyan bu çok özel müze, 2017 senesinden bu yana ziyarete açık. Özellikle de moda severler ve tasarım dünyasına ilgi duyan kişilerin yöneldiği müzede ünlü ressamın yaşamına ya da eserlerine dair çok fazla detay bulabilirsin. Modern ve etkileyici bir tasarıma sahip olan müzede Yves Saint Laurent’in en ünlü koleksiyonları, kıyafetleri ve tasarımları kendine yer buluyor.
Çizimler, özel çalışmalar, notlar, fotoğraflar, özel kitap ve kaynaklar, müzenin diğer eserlerini oluşturuyor. Modanın kreatif sürecine dahil olabileceğin müzede ufak bir kütüphane de bulunuyor. Müzenin meşhur Majorelle Bahçeleri’ne yürüme mesafesinde olması, turistik gezilerde burayı cazip bir durak haline getiriyor.
Kişi başı 220 MAD
Açık olduğu saatler
Her gün 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Marakeş’in yaklaşık 30 kilometre güneydoğusunda konumlanan Ait Ben Haddou, tarihî bir kale köyü olarak tanımlanabilir. Turistlerin sene boyunca büyük ilgi gösterdiği bu otantik destinasyon, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.
Hem geleneksel Fas mimarisini hem de büyüleyici çöl manzarasını keşfetmek adına iyi bir fırsat sunan Ait Ben Haddou, toprak rengindeki surları ile fark yaratıyor. Ayıca geleneksel mudéjar tarzı yapıları yakından görmek için de köye yönelebilirsin. Bu arada Ait Ben Haddou’nun uzun zamandan bu yana sinema dünyasının gözde mekanlarından biri olduğunu da söylemeliyiz.
Pek çok popüler yapım için doğal bir plato olan Ait Ben Haddou, özellikle de Game of Thrones dizisi özelinde çekilen sahneleriyle ünlü. Aynı şekilde Gladyatör ve Lawrence of Arabia filmlerini de belli sahneleri burada çekildi. Günümüzde köy içinde sadece 4 aile yaşıyor. Ait Ben Haddou'yu gezmek adına genellikle rehberli turlar tercih ediliyor.

Marakeş’te 16. yüzyıldan günümüze taşınan yapılardan biri de El Badi Sarayı. Sultan Ahmed al-Mansour tarafından 1578 senesinde yaptırılan saray, hala şehrin en özel yapıları arasında gösteriliyor. Arapçada “badi” sözcüğü eşsiz güzellik anlamında kullanılıyor. El Badi Sarayı aslında ilk yapıldığı dönemin en büyük yapılarından biri olsa da zaman içinde belli ölçüde tahribata uğramış. Dönemin zenginliğini başarılı bir şekilde yansıtan sarayda lüks taşlar ve mermerler dikkat çekici.
Zamanla birçok değerli eşya ve süslemenin farklı fetihler sonucunda kaybolduğu söyleniyor. Bu arada saray ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda da pek çok bulguya rastlanmış. Geçmişin izlerini hala saklamayı başaran El Badi Sarayı’nın ilk yapıldığı dönemlerde 360 odası bulunduğu belirtiliyor. Önemini Saadi Hanedanı'nın çöküşüyle beraber kaybetmeye başlayan tarihî saray, her ne kadar eski ihtişamından uzak olsa da sık sık ziyaret ediliyor. El Badi Sarayı’nı ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilirsin.

Şehrin merkezinde olan Koutoubia Camii, şehrin genel silüetinde oldukça dikkat çekici bir yere sahip. 1100’lü yıllarda Almohad Sultanı Yusuf el-Mansur tarafından yaptırılan tarihî cami, zarif minaresiyle hayranlık uyandırıyor. Minare, 77 metre yüksekliği ile şehrin pek çok noktasından görülebiliyor. Koutoubia Camii, "kitapçıların camisi” olarak biliniyor. Böyle anılmasının nedeni ise camiye yakın olan yerlerde kitap ve el yazmaları satan dükkânların yoğun olması.
Cami, popüler bir meydan olan Jemaa el-Fnaa Meydanı’na yürüme mesafesinde. Almohad Hanedanı dönemine ait bir eser olan Koutoubia Camii’nin çevresinde geniş yeşil alanlar ve portakal alanları mevcut.

Fas'ın güneyinde olan Atlas Dağları, ülkenin en yüksek dağ sıralarını oluşturuyor. Şehrin ikliminde ve doğal çeşitliliğinde kritik bir role sahip olan Atlas Dağları, Atlas Okyanusu'ndan Akdeniz'e kadar uzanıyor. Atlas Dağları aynı zamanda Batı Afrika'yı Orta Afrika'dan ayıran bir sınır işlevine sahip. Her ne kadar şehir merkezinin uzağında olsa da Marakeş’e kadar gelmişken bu heybetli dağları ziyaret edebilirsin.
Doğa tutkunları ve dağcıları için Atlas Dağları her daim popüler bir durak olarak görülüyor. Toubkal Dağı, Atlas Dağları’nın en yüksek noktasını meydana getiriyor. Burası 4167 metrelik yüksekliğiyle ülkenin en yüksek dağı olarak geçiyor. Dağ sıraları, trekking turları haricinde kayak, dağcılık, fotoğrafçılık ya da kampçılık gibi aktiviteler için elverişli bir ortam sunuyor. Bu arada yukarıda söz ettiğimiz Ait Ben Haddou da Atlas Dağları’na epey yakın bir turistik destinasyon.

Ülkenin güneydoğusundan bulunan Palmerye, şehir merkezinin dışında bulunuyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde kendine yer bulan bu yer, oldukça sıcak ve kuru iklimiyle tanınıyor. Çevresindeki yeşil alanlar ve palmiye ağaçlarıyla çöl atmosferinin tam aksi bir görüntü sunan Palmerye, aynı zamanda tarihî köyleri ve geleneksel yaşam biçimiyle de ön plana çıkıyor.
Palmerye, “vaha” anlamında kullanılıyor. Şehir merkezinden bir nebze uzaklaşmak ve çöl peyzajına tanıklık etmek adına Palmerye’yi görebilirsin. Burası turistik bir yer olduğu için çok fazla konaklama seçeneği ile karşılaşabilirsin. Eski çöl yollarında uzun yürüyüşler yapmak, develerle gezintiler yapmak, çöl manzaralarından oluşan fotoğraflar çekmek, “ksar” adı verilen kaleleri ziyaret etmek ya da ATV sürüşlerini deneyimlemek, Palmerye’deki popüler aktiviteler arasında yer alıyor.

Marakeş, göz alıcı şehir bahçeleriyle biliniyor. Yukarıda söz ettiğimiz Majorelle Bahçeleri ve Menara Bahçeleri haricinde Agdal Bahçeleri’ne de dikkat çekmek gerekiyor. 12. yüzyılda Berberi hükümdarı Ali ibn Yusuf tarafından kurulan Agdal Bahçeleri, genel itibarıyla Endülüs ve Mısır tarzlarının birleşimi olarak karşımıza çıkıyor. Şehrin güneydoğusundaki tabiat güzelliği, dev su yolları ve palmiye ağaçları ile ziyaretçilerini karşılıyor.
Agdal Bahçeleri’nin iç bölümlerindeki özel yürüme yolları sayesinde Fas bahçeciliğinin geleneksel örneklerinin keyfini çıkarabilirsin. Zeytin ağaçları, nar ağaçları ve üzüm bağları, Agdal Bahçeleri’nde önemli bir alanı kaplıyor. Bahçenin çok yakınında Agdal Sarayı isimli tarihî yapı da ziyaret edilebiliyor. Agdal Bahçeleri, toplamda 400 hektarlık bir alana yayılıyor. Bu arada bahçe alanında büyük bir su rezervuarı da mevcut. Su rezervuarı, hem sulama sisteminde hem de balık yetiştiriciliğinde kullanılıyor.

Atlas Dağları'nın eteklerinde yer alan Zagora, tarihî ve turistik bir kasaba olarak biliniyor. Çöl manzaraları ve geleneksel Berberi kültürünü bir arada sunmasından dolayı büyük ilgi gören Zagora’nın tarihi yüzlerce yıl öncesine dayanıyor. Zagora, konum olarak Sahra Çölü’ne epey yakın. Macera ruhlu gezginler, çöl safarisi yapmak adına burayı sıkça tercih edebiliyor. Özellikle de çölün gizemli derinliklerine gitmeye karar verenler için Zagora’daki rehberli turları değerlendirebiliyor.
Geçmiş yıllarda Zagora, tüccarların geçerken dinlenebilecekleri bir yer olarak görülüyormuş. Bu arada “Zagora’daki 52 gün” ya da orijinal haliyle “Tombouctou 52 jours” yazılı tabelanın başlangıç noktası. Zagora’daki bu durak, 52 gün süren uzun ve macera dolu bir yürüyüş yolunu ifade ediyor. Dilersen, Atlas Dağları’nın hemen ardında deveyle seyahat ederek kum tepelerine ulaşabilirsin. Ayrıca Zagora içinde çok sayıda ücretli kamp alanları da mevcut.

Marakeş’e kadar gelmişken buranın meşhur tabakhanelerini ziyaret etmeden dönmemelisin. Marakeş Tabakhanesi, ülkenin en eski tabakhanesi olarak biliniyor. Geleneksel deri işleme tesisinin tarihi 11’inci yüzyıla dek uzanıyor. Tabakhanedeki yoğun işgücü ve çeşitli doğal maddelerle yapılan işlemler baş döndürücü cinsten. Burada deriler çoğunlukla inek, koyun ve keçi gibi hayvanlardan elde ediliyor. Sonraki aşamalarda ise çeşitli renklerde boyanarak geleneksel deri eşyalarına dönüştürülüyor.
Tabakhanede, derilerin güneşte kurutulması ve boyanması için büyük ve sığ havuzlar da mevcut. Bu işlemlerin hala geleneksel olarak sürdürülmesi oldukça ilgi çekici. Dolayısıyla turistler için burası otantik bir destinasyon olarak değerlendiriliyor. Marakeş Tabakhanesi’nde gün içinde çok sayıda çanta, ayakkabı, cüzdan ve kemer üretiliyor. Burada işlenmiş deri ürünlerinin satıldığı ufak bir dükkan da yer alıyor. Marakeş Tabakhanesi’nden sevdiklerin için bazı hediyelik eşyalar satın alabilirsin.

Şehrin Medina bölgesinin en meşhur çarşılarından olan Souk Semmarine, Marakeş’in renkli ve canlı ticaret hayatını yansıtıyor. Çarşı, ismini Arapçadaki “semmar” sözcüğünden alıyor. Sözcük, Arapçada kumaş ticareti yapan esnaflar için kullanılıyor. Geleneksel el sanatları ve tekstil ürünleri haricinde Fas’la özdeşleşen hediyelik eşyaları bünyesinde barındıran Souk Semmarine’nin her köşesi rengarenk. İpek ve pamuklu ürünler, halılar, ince işçilikle üretilen kumaşlar, çarşıdaki tezgâhların büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor.
Bilhassa Berberi ve Fas geleneksel halılarını yakından görmek ya da satın almak adına Souk Semmarine, iyi bir fırsat sunuyor. Tarihî çarşının olduğu yer, şehrin en işlek caddelerinden birine epey yakın. Bu nedenle de yıl boyunca capcanlı ve kalabalık bir ortamla karşılaşabilirsin. Ayrıca Souk Semmarine’nin çıkışı Baharat Meydanı ile birleşiyor. Çarşıda yer alan sokakların çoğu trafiğe kapalı olduğu için güvenli bir şekilde alışverişin tadını çıkarabilirsin.

Şehrin ulaşım altyapısının önemli bir parçası olarak görülen Marakeş Tren İstasyonu, şehrin batı bölümünde yer alıyor. Tarihî kimliğine rağmen modern mimarisiyle de göz dolduran istasyon, “Train a Grande Vitesse” adıyla bilinen hızlı tren seferlerinin başlangıç noktası. Marakeş üzerinden Fas’ın pek çok popüler şehrine buradaki hızlı trenlerle kolayca ulaşabilirsin.
Turistler özellikle Kazablanka, Fes ve Rabat gibi sevilen şehirlere gitmek adına istasyonu kullanıyor. İstasyonda yolculuk öncesi veya sonrası dinlenebileceğin çeşitli kafe ve restoranlar mevcut. 1923 senesinde Fransız himayesi dönemi eseri olarak inşa edilmiş olan tarihî tren istasyonu, Kraliyet Tiyatrosu’na ve çeşitli yöresel pazarlara yürüme mesafesinde. 2008 yılında buraya yeni bir istasyon binasının daha inşa edilmesi, büyüyen ihtiyaçların karşılanmasını sağlıyor.
Ülkenin tamamını keşfetmek istersen Fas’ta gezilecek yerler linkine göz atmanı öneririz.