Çanakkale Zaferi'nin izlerini taşıyan yerler

tugbahacibayramoglu

Dile kolay bir asır geçti. Öyle büyük kahramanlık öyküleri yazıldı ki bu topraklarda 106 yıldır anıyoruz, yeni hikayeler öğreniyoruz, duydukça şaşırıyoruz, hüzünleniyoruz ve şehitlerimizin karşısında bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. İşte bu yüzden 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 106. yıldönümü haftasında, bugünlerimizi borçlu olduğumuz o eşsiz kahramanları bir kez daha anmak istedik.

Yurdun her yerinden hatta Balkanlardan bile binlerce gencin şehit olduğu bu topraklarda neler yaşandığı anlatmak zor. Türk, Fransız, İngiliz, Yeni Zelanda ve Avustralya askerlerine ait çok sayıda anıt mezarın bulunduğu, çeşitli müzelerin yer aldığı Gelibolu Yarımadası’nı özel bir program yaparak, hissederek gezmek, çocuklarımıza verebileceğiniz en güzel hediyelerden biri. 

Makedonya’nın Kumanova şehrinden gelip Çanakkale’de savaşan ve gözlerini kaydeden bir gazinin torunu olarak ben de Gelibolu Yarımadası'nı çok özel duygularla gezdim. Bu kez rotamızı Çanakkale Zaferi'nin şanlı tarihine ışık tutacak bir gezi planlayanlar için çizelim….

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Özellikle çocuklu ziyaretçiler için çok özel bir yer var. 11 tane odası olan bu müzede savaşa ait birçok kahramanlık öyküsü 3 boyutlu yöntemlerle izlenebiliyor. Her bir odasında farklı bir öykünün anlatıldığı bu merkeze girmek için rezervasyon alınması gerekli. Müze Kartı olanlara giriş ücretsiz. Özel bir yer özelikle çocuklar için çok etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Çanakkale boğazını simgeleyen tasarımıyla dikkat çeken bu müzede Kara Savaşı Harekatı, Nusret Mayın Gemisi Seyit Onbaşı gibi birçok olayı anlatan bölümler var.

Seddülbahir Müzesi

Çanakkale Savaşının ruhunun en iyi anlatan yerlerden biri de kanlı çatışmaların yaşandığı Seddülbahir Ahmet Uslu Müzesi. Eceabat’ın yüksek bir tepesinde Seddülbahir Köyü’nde yer alan bu müzede savaşta kullanılan malzemeler sergileniyor. Tarihi bir ev bahçesinde uçak top gibi başka savaş malzemeleri de var. Özellikle çocukların mutlaka görmesi gereken bir yer.

Seyit Onbaşı Heykeli

İlkokul tarih kitaplarından tanırız onu. Sınır tanımayan gücüyle yüzlerce kilo ağırlığındaki topları nasıl kaldırdığına bugün bile tahmin yürütmek imkansız. Savaşın kilit sürecinde mekanizması bozulan topun 214 kiloluk mermisini sırtlayıp atan Seyit Onbaşı savaşın aynı zamanda seyrini değiştiren isimlerden biri olur. Seyit Onbaşı’nın insan aklını zorlayan bu kahramanca savaşı sonrası Atatürk kendisini çağırır

- Atatürk: Seyit Onbaşı “Nasıl kaldırdın o koca mermiyi”

- Seyit Onbaşı: Allah’ın izniyle oldu komutanım, mermi sanki ufacık bir çam tomruğuna dönüştü.

- Atatürk: “Beni de kaldırabilir misin”

- Seyit Onbaşı: Hayır komutanım

- Atatürk: Niye ben mermiden ağır mıyım?

- Seyit Onbaşı: Mermi başka siz başka sizi ben değil, kimse kaldıramaz. Sizin büyüklüğünüz bir merminin ağırlığıyla ölçülemez” diye cevap verir. 

Atatürk sonrasında Edremit gezisinde kendisinin bulunmasını ister ve görüşür. Boğazı gören yüksek bir tepede Seyit Onbaşı’nın elinde mermiyle dev bir heykeli var. Burayı ziyaret ederken bu öyküyü de hatırlatmak istedim.

Bigali Köyü

Bölgede hala insanların tarım yaparak yaşamını sürdürdüğü çok eski bir köy var. Bu köy savaşın en yoğun çarpışmalarının yaşandığı Conkbayırı ile Arıburnu arasında kalıyor. 19 Nisan 1915’te köye gelen Atatürk, 25 Nisan sabahına kadar burada kalır ve tatbikatlar yapar. Kahramanlık öyküsü yazan 57. Alay Komutanlığı’na bağlı askerleri burada eğitir. Atatürk’ün köyde misafir edildiği ev, 2006 yılında restore edilerek ziyarete açıldı. Köy meydanı ve birçok yapı da yine restore edilmiş. Konaklama seçenekleri için Gelibolu otellerine göz atabilirsiniz.

Kilitbahir Kalesi

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un işgalinde Avrupalıların yardımlarını kesmek amacıyla inşa ettirdiği kale, 1. Dünya Savaşı’nın kanlı çatışmalarının önemli bir noktası olmuş. Kale yüzlerce yıldır ayakta kalmayı başarmış, son yapılan restorasyon çalışması sonrası oldukça sağlam bir görüntüsü var. Çanakkale Boğazı’nın en dar noktasına inşa edilmiş kaleyi her yıl binlerce turist geziyor. Eceabat’tan Çanakkale merkezine düzenli feribot seferleri yapılıyor. Bu kale Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret edenlerin en çok gittikleri yerlerin başında geliyor. Çanakkale uçak bileti alarak Çanakkale'ye gelebilir sonrasında feribotla karşı kıyıya geçebilirsiniz.

Namazgah

1407 yılında sefere çıkan deniz askerleri için Hacı Paşaoğlu İskender Bey tarafından yaptırılan bu namazgah, Kilitbahir Kalesi’nden sonra ilk göze çarpan yer. Çanakkale Boğazı’nın en dar noktasına inşa edilmiş günümüzde müze olarak kullanılıyor. Zaten Kilitbahir Kalesi’ne gidince namazgah kısmını da gezebilirsin. Otobüs yolculuğunu tercih edenler Çanakkale otobüs biletlerine göz atabilir.

Çanakkale Anıtı

Bugün anıtı, şehitlikleriyle gezerken gurur duyduğumuz bir o kadar da hüzünlendiğimiz Gelibolu Yarımadası'nda bir anıt yapılması fikri 1943 yılında doğuyor. Maddi imkansızlıklar yüzünden uzun süre yapılamıyor, 1954 yılında temelleri atılıyor ancak uzun süre bitirilmeyince yurt genelinde bir kampanya yapılıyor ve toplanan paralarla anıtın yapımı 1960 yılında tamamlanıyor.

Bugün Çanakkale Boğazı’na tepeden bakan noktada tüm ihtişamıyla duran bu eşsiz abidenin böyle bir hikayesi var. 1973 yılında milli park ilan edilen Gelibolu Yarımadası'nda İngiliz askerlerinin yanı sıra Anzaklar olarak adlandırılan Avustralya ve Yenizelandalı askerlerin de mezarlıkları var.

Yalnız Çam Anıtı

Öyle bir yer ki Gelibolu Yarımadası. Bizim için bu çok özel ve ulvi yer Avustralya ve Yeni Zelanda halkı için de tarihi bir öneme sahip. Çanakkale Savaşı’nda İngiltere adına savaşan Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri de savaştı. Üstelik kendi vatanlarından birlerce kilometre uzakta. Anzak olarak adlandırılan bu ülkenin askerlerinin torunları da her yıl dedelerini anmak üzere Gelibolu Yarımadası'na geliyor.

Onların Gelibolu’ya ayak bastığı 25 Nisan tarihi Avustralya ve Yeni Zelanda’da savaşta yaşamını yitirenler için anma günü olarak kutlanıyor. Anzakların çıkartma sırasında gördükleri tek çam savaştan nasibini almış ve yıkılmış. Bu ağacı simgeleyen bir anıtla savaşta ölenlere ait mezarlar yapılmış. Anzakların torunları her yıl dedelerini anmak için buraya geliyor ve sabaha kadar anma programı yapıyor. 14 metre yüksekliğindeki anıtın önünde savaşta ölen ve kaybolan Anzakların isimleri yazılı. Anzak askerleri için Atatürk’ün 1934 yılında söylediği sözlere kulak verelim:

"Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanının toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bitim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzr içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

57. Piyade Alayı Şehitliği

Kahramanlık öyküleriyle dünyayı kendine özel bir birliktir 57. Piyade Alayı, Mustafa Kemal’in komutanlık ettiği bu alay Anzak çıkarmasını durdurmak üzere harekete geçmiş ve büyük kahramanlıklar göstermiştir. Hatta 57. Alay Çanakkale Zaferi sonrası Galiçya, Sina ve Filistin Cephelerine de gönderilmiş. Buralardaki kahramanlıkları sayesinde dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alaylardan biri olarak bilinir.

Bu askerlere saygıdan Türk ordusunda artık 57. Alay bulunmuyor. İşte bu kahraman askerleri için 57. Alay Şehitliği yapılmış. Şehitlikte 25 Nisan 1915’teki kahramanlıklarını gösteren 45 metrekarelik alana yapılmış bir rölyef bulunuyor. Girişte 108 yaşında vefat eden Türkiye’nin en yaşlı şehidi Hüseyin Kaçmaz’ın bronz heykeli de var.

tugbahacibayramoglu
Tuğba Hacıbayramoğlu
2051 Yazı
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu. Yine Marmara Üniversitesi’nde Radyo Televizyon Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı.
Uzman Yazarlar