Kuzguncuk, İstanbul Anadolu Yakası'nın sahil ilçesi Üsküdar’a bağlı olan, samimi mahalle kültürünün yaşandığı bir semt. Renkli cumbalı evleri, İstanbul Boğazı'na inen merdivenleri, nostaljik ve modern tasarımla harmanlanan kafeleri, tarihi boyunca kültür mozaiğine ev sahipliği yapmış atmosferiyle İstanbul’da gezilecek yerler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.
Tarih boyunca Kuzguncuk’ta yaşayan farklı kültürlerin bıraktığı izler Kuzguncuk'un en öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Musevilerin yaptığı sinagoglar, Rumlar ve Ermenilerden kalan kiliseler, müslümanların inşa ettiği camiler kültürel miras olarak günümüzde yaşıyor. Kuzguncuk, Türk televizyon tarihinin Perihan Abla, Ekmek Teknesi, Hatırla Sevgili, Hayat Bilgisi gibi popüler dizilere de ev sahipliği yapmış. Kuzguncuk sokaklarını gezerken bu dizilerin izlerini de sürebilirsin.
İstanbul’un sembolik semtlerinden biri olan Kuzguncuk'un kendine has dokusunu keşfetmek için Kuzguncuk’ta gezilecek yerlere birlikte göz atalım.

Kuzguncuk’u gezmeye sahilinden başlayabilirsin. İstanbul'un en güzel manzaralarından birine sahip olan sahil, hem gündüz hem de gece eşsiz bir atmosfere bürünüyor.Burada deniz havasını alıp, güneşin tadını çıkarabilirsin. Kuzguncuk Sahili'nde yer alan çay bahçelerinden birinde oturup çay molası vermeni ve özellikle geceleri bir başka güzel olan köprü manzarasına karşı oturmanı tavsiye ederiz.

Kuzguncuk denilince akla ilk gelen yerler rengarenk kimliğiyle karşılayan evler oluyor. Kuzguncuk’un mimarisini yaşatan bu evler aynı zamanda Instagram’da da popüler paylaşımlar arasında yer alıyor. Kuzguncuk ile özdeşleşen renkli, cumbalı ve birçoğu yakın zamanda restore edilmiş konaklar birbirinden güzel fotoğraflar çekme fırsatı sunuyır. Öyle ki burada gezerken renkli evlerin önünde fotoğraf çekmek için sıraya giren insanlarla karşılaşmaya hazır olmalısın.

Kuzguncuk evlerini gezerken ayakların seni ara sokaklara götürecek. Her sokakta ayrı bir güzellikle ve atmosferle karşılaşacaksın. İstanbul'un gizli hazine bölgelerinden biri olan Kuzguncuk sokakları tarihî, kültürel, doğal güzelliklerle dolu.

Kuzguncuk’a gelmek 90’lı yılların meşhur dizisi Perihan Abla’nın hayranları için bir neden olabilir. Perihan Abla dizisinin çekildiği ve sokağa da aynı ismin verildiği bu nostaljiyi yaşamanı öneririz.

2000’li yılların popüler dizisi Ekmek Teknesi’nin birçok sahnesinin geçtiği mekan da Kuzguncuk'ta yer alıyor. Ekmek Teknesi fırını ve kahvehanesi, Kuzguncuk İcadiye Caddesi’nde konumlanıyor. Perihan Abla dizisindeki mekanlardan biri olan Asude Cağ Kebap ile aynı yer olan bu yapı iki tabelayı da taşıyor. Asude Cağ Kebap mekanı Ekmek Teknesi dizisinde fırın olarak kullanılmış.
Ücretsiz. (Yeme-içme ücretli)
Açık olduğu saatler

Kuzguncuk’ta fotoğraf çekmenin ilk adreslerinden biri de Ürzaniyede Sokağı oluyor. Buradaki cumbalı renkli evler Kuzguncuk’ta fotoğraf çekmek isteyenlerin en sevdiği nokta. Osmanlı tarzı ahşap evleriyle ünlü olan bu sokağın adı da Osmanlı Dönemi'nin köklü ailelerinden biri olan Üryanizadeler’den geliyor.

Kuzguncuk Bostanı, mahalle kültürünün yaşandığı nadir İstanbul semtlerinden olan Kuzguncuk’ta örnek bir dayanışma ve paylaşmanın sembolü. 90’lı yıllarda mahallede bulunanlar bostanda yetişen taze meyve ve sebzelerden yedikçe bu yılları anımsıyor. Kuzguncuk’un semt hafızasını yaşatan bu bostan neredeyse 700 yıllık bir geçmişe sahip. Bostanın yapılaşmasına ve özelleştirilmesine izin verilmemiş. Kamulaştırılan bostana her yıl mahalle sakinleri arasında çekilen kura ile mahalle sakinleri ve çocuklar tarafından sebze ve meyve dikiliyor. İcadiye Caddesi üzerinde yer alan bu bostanda kendini doğanın içinde bulacaksın.

Kuzguncuk’un en ünlü sokaklarından biri de Simitçi Tahir Sokağı. Bostana dik konumlanan dört renkli ahşap evin bulunduğu Simitçi Tahir Sokağı’nda fotoğraf çekilmek isteyenleri sırada görürsen şaşırma.

Kuzguncuk Rum Ortodoks Mezarlığı tarihe ve hoşgörüye bir saygı niteliğinde. Osmanlı Dönemi'nin önemli isimlerinden biri olan ve hatta Kuzguncuk’ta kendi adıyla köşkü bulunan Marco Paşa’nın da mezarına ev sahipliği yapıyor.

Kuzguncuk’tan en güzel gün batımına şahit olacağın yer Bereketli Sokağı’nın merdivenleri diyebiliriz. İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasını bu merdivenlerden mutlaka izlemelisin. Ve elbette gün batımına denk gelip harika fotoğraflar çekmeyi de unutma.

Kuzguncuk’un en eski camisi olan Üryanizade Camii, boğazın kenarında konumlanıyor. Kare şeklinde olan görüntüsü ile bir yalıyı andıran cami, 1860 yılında Üryanizade Ahmet Esat Efendi tarafından yaptırılmış. Zaman içinde geçirdiği restorasyonlarla günümüzdeki haline gelmiş. Restorasyonlarda orijinaline sadık kalınan tek yanı minaresi olmuş. Minaresi ise oldukça ilgi çekici.

Bu sokak Kuzguncuk’un denize inen sokaklarından biri. Kuzguncuk sokaklarında keyiflice gezdikten sonra buradan deniz kıyısına inebilir ve boğaz manzarası eşliğinde kahveni yudumlayabilirsin.

Kuzguncuk’ta İcadiye Caddesi üzerinde bulunan Ayios Panteleimon Rum Ortodoks Kilisesi, Aziz Panteleimon'a adanmış bir Rum Ortodoks kilisesi. İlk olarak 1831 yılında ibadete açılmış ancak 1872 yılında yanmış. 1890 yılında yeniden inşasına başlanmış ve 1892 yılında yeniden ibadete açılmış. Çok zarif bir mimariye sahip olan kilisenin avlu girişine 1911 yılında çan kulesi de yapılmış. Mimarisi ve iç dekorasyon ile dikkat çeken kiliseyi Kuzguncuk’ta gezilecek yerler listene eklemeyi unutma.
Ücretsiz.
Açık olduğu saatler

Kuzguncuk Çarşı Caddesi üzerinde konumlanan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi, ilk olarak 1835 yılında Kayserili Mimar Ohannes Amira Servenyan tarafından inşa edilmiş ancak 1861 yılında yeniden inşası yapılmış. 2005 yılında geçirdiği restorasyon sonrası ibadete yeniden açılmış. Kuzguncuk’taki simgesel yapılardan biri olan kilisenin avlusunda ve kilisenin girişinde bulunan tarihî çeşmeler de görülmeye değer. Bahçesinde bulunan Kuzguncuk Camii ile yan yana olan görüntüsü Kuzguncuk’ta yaşayan kültürel mozaiği bir kez daha gözler önüne seriyor. Kilisenin kuzey duvarında kilise vaizlerinden Episkopos Hovhannes Setyan’ın defni bulunuyor.
Ücretsiz.
Açık olduğu saatler

Yahudi Mezarlığı’nın hemen karşısında oldukça geniş bir alana yayılan Abdülmecid Efendi Köşkü’nün tarihi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor. Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından av köşkü olarak yaptırılmış. İsmail Paşa’nın ölümünden sonra köşk II. Abdülhamid tarafından alınarak Şehzade Abdülmecid Efendi’ye hediye edilmiş. Abdülmecid Efendi burada resim sanatını icra etmiş, yazı işlerini yürütmüş ve avcılık yapmış. Burası dönemin sanatçılarını, yazarlarını, devlet adamlarını da ağırlamış. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra devlet himayesine geçen köşk bir süre boş kalmış ancak 1980 yılında Yapı Kredi tarafından satın alınıp restore edilmiş ve Koç Grubuna devredilmiş. Günümüzde çeşitli kültür-sanat faaliyetleri ve modern sanat sergilerinin yapıldığı bir mekan olarak kullanılıyor.
Ücretsiz.
Açık olduğu saatler

1952 yılında Surp Kirkor Lusaroviç Kilisesi’nin bahçesinde inşa edilmiş. Caminin mimarı Cemil Şavkay Bey’dir. Caminin inşa edilmesinde bölge halkının ve Ermeni Kilisesi Vakfı’nın katkıları olmuş. Kilise bahçesinde bir caminin de yapılmış olması bölgenin dini ve kültürel farklılıklara gösterdiği hoşgörü seviyesinin ne kadar yüksek olduğunun göstergesi. Altın rengi mihrabı, tek kubbeli yapısı ve kubbe duvarlarında kullanılan çiniler oldukça ilgi çekici ve hayran bırakan bir mimariye sahip.

Boğazın ‘Pembe Yalısı’ olarak da bilinen Ahmet Fethi Paşa Yalısı Osmanlı’dan günümüze gelen nadir tarihî yalılardan biri. İlk yapıldığı zaman bilinmiyor. Kayıtlara geçen ilk hali 18. yüzyıl sonlarına doğru II. Mahmud’un damadı olan Ahmet Fethi Paşa’nın alıp yaptırdığı plan. Pembe Yalı olarak bilinmesinin nedeni bir zamanlar yalının sahibi olan Şevket Mocan’ın yalıyı pembeye boyatmış olması. Yalı son olarak 1990 yılında İsmail Yalçın tarafından satın alınıp restore edilmiş. Yalının arkasında bulunan koru belediye tarafından kamulaştırılmış.

Sahilden İcadiye Caddesi boyunca yukarı doğru çıkarken sağda kalan Nail Kitabevi cadde ve sokağın kesişiminde konumlanan güzel mimarisiyle dikkat çekiyor. Yapının yapım tarihi 19. yüzyıla ait. Tarihî yapısının yanı sıra, içinde yer alan eserler, tablolar ve okuma köşeleriyle kafe konseptinde samimi ve sıcak bir ortam sunuyor. Kuzguncuk’un tarihini adım adım gezdikten sonra burada kendine huzurlu bir köşe seçip lezzetli bir kahve eşliğinde kitabını okuyabilirsin.

Kuzguncuk’un semt kimliğine değer katan mekanlardan biri de Tarihi Kuzguncuk Fırını. Burada lezzetli bir kahvaltı edebilir, günün herhangi bir saatinde tatlılarını deneyebilirsin. Burada ayrıca gluten içermeyen, sağlıklı seçenekler de bulunuyor. Kuzguncuk semtinin bu mis gibi lezzetlerinden istersen satın alıp yanında götürebilirsin.

Kuzguncuk'a yakın mesafede yer alan Fetih Paşa Korusu, muazzam boğaz manzarasına sahip ve Kuzguncuk’un en yeşil alanlarından biri. Burada bulunan sosyal tesiste boğaz manzarasına karşı kahvaltı edebilir, doğanın içinde oksijen dolu bir yürüyüş yapabilir, dilersen ufak bir piknik keyfi de yaşayabilirsin.
Ücretsiz.
Açık olduğu saatler

İstanbul’un en yüksek tepelerinden olup enfes manzaraya ev sahipliği yapan Nakkaştepe’den Çırağan Sarayı, Yıldız Korusu, Feriye ve Ortaköy Camii’yi görebilirsin. Burada açılan Millet Bahçesi'nde sevdiklerinle beraber oldukça keyifli vakit geçirebilirsin. Yukarıdan akan şelalenin etrafında gezebilir, harika fotoğraflar çekebilirsin. Ayrıca burada piknik yapabilir, yürüyüş yapabilir, çocuk oyun alanlarında çocuklarınla eğlenebilir, zippline yapabilir, tenis kortu ve diğer spor alanlarını kullanabilirsin. Burada bulunan tesislerde yeme-içme ve tuvalet gibi ihtiyaçlarını da karşılayabilirsin.

Sahilde bulunan Çınaraltı Meydanı hem oturup dinlenmek hem de boğaza karşı çay kahve molası vermek için güzel bir seçenek. Kuzguncuk'un merkezinde bulunan Çınaraltı Meydanı, semtin sosyal merkezlerinden biri. Bu meydanın altında gölgede oturabileceğin büyük çınar ağaçları var. Ayrıca hem yerel halkın hem de semt ziyaretçilerinin toplandığı ve sohbet ettiği bir mekan olan meydanda kafe ve restoranlar bulunuyor. Burada bulunan Can Yücel’in de sık sık geldiği Çınaraltı Cafe’de 80’lerin nostaljik atmosferinde çayını yudumlayıp denizin enfes kokusunu içine çekebilirsin.
Kuzguncuk'ta el yapımı hediyelik eşyalar, takılar, diğer el sanatları ürünleri ve büyüleyici esansların seni rahatlatacağı el yapımı aromaterapi ürünleri satan dükkanlar bulabilirsin. Bu dükkanlardan alışveriş yaparak Kuzguncuk’tan kendine hatıralar edinebilirsin. Alışveriş için İcadiye Caddesi'ni ve Üryanizade Sokağı'nı tavsiye ederiz.
Ücretsiz
Açık olduğu saatler
İcadiye Caddesi Kuzguncuk’un ana caddesi olarak geçiyor. Burada bulunan kitapçılar, restoranlar, antika dükkanları, kafeler sana nostaljik bir hava yaşatacak. Yol boyunca sıralanan çınar ağaçları yürüyüşüne eşlik edecek. Bu caddeden Kuzguncuk’un sokaklarına geçerek doyasıya bir keşif yaşayabilirsin.
‘Küçük Hamam’ olarak da bilinen Kuzguncuk Batak Hamamı’nın yapım tarihi 1900’lü yıllara dayanıyor. 1980 yıllarında kapanmış ve günümüzde harap halde olsa da yine de dışarıdan görülmeye değer bir yapı.
Kuzguncuk’taki iki büyük sinagogtan biri olan Beth Yaakov Sinagogu, Kuzguncuk Musevi Cemaati Vakfı bünyesinde bulunuyor ve 1878 yılında inşa edildiği düşünülüyor. Halk arasında ‘Merkez’ ya da ‘Aşağı Sinagog’ olarak da biliniyor. Kuzguncuk’ta yaşayan çok fazla Yahudi kalmamış olmasına rağmen cumartesi günleri ve dini bayramlarda bölgeden yaşayan yahudiler tarafından ibadet amacıyla ziyaret ediliyor. Kapısının üzerinde bulunan altı köşeli Hazret-i Davut Yıldızı oldukça ilgi çekici bir detay olarak göze çarpıyor.
Ücretsiz.
Açık olduğu saatler
Cemil Molla Köşkü, 1885 yılında Cemil Molla tarafından yaptırılan, İstanbul'un Kuzguncuk semtinde bulunan tarihî bir köşk. Kuzguncuk, İstanbul'un tarihî ve kültürel zenginliklerini yansıtan birçok tarihi yapının bulunduğu bir semt ve Cemil Molla Köşkü de bu yapılar arasında öne çıkıyor. Cemil Molla Köşkü saray dışında ilk defa kalorifer tesisatının kurulduğu, elektrik ve telefonun kullanıldığı yer olmuş. Köşk 2004-2005 yıllarnda geçirdiği onarımlarla günümüzdeki haline ulaşmış.
Yapımı 1840’lı yıllara dayanan Beth Nissim Sinagogu, aktif olarak Yahudilerin ibadet yeri olmaya devam ediyor. Kuzguncuk’un önemli tarihî ve dini yapılarından biri olan sinagog halk arasında Virane’ ve ‘Yukarı Sinagog’ isimleriyle de biliniyor. Zamanla Yahudi nüfusu azaldığı için ibadete kapanmış ancak yahudi bir hayırsever tarafından onarım çalışmalarından sonra 1980 yılında yeniden ibadete açılmış.
Osmanlı Dönemi'nde önemli bir kişilik olan Marko Paşa’nın kendi adına yaptırdığı köşkü de listene dahil etmelisin. Bu köşk, İstanbul'un tarihî ve kültürel mirasları arasında özel bir yere sahip. Boğazı kucaklayan bu köşkte Hayat Bilgisi dizisi de çekilmiş. Şu anda Kuzguncuk İlkokulu olarak kullanılıyor.
İstanbul’un botanik bahçelerinden biri de Kuzguncuk’ta yer alıyor. Yeşillikler içindeki bahçeyi gezebilir, içeride yer alan mekanlarda bir şeyler yiyip içebilir, hem de burada yetişen ürünlerden satın alabilirsin. Botanik bahçenin içinde ayrıca kahvaltı da veriliyor.
Kuzguncuk ile birlikte İstanbul’u keşfetmeye devam etmek için İstanbul’da gezilecek yerler listemize mutlaka göz atmalısın.