Mısır’ın başkenti Kahire, etkileyici mimarisi, dünyaca ünlü piramitleri ve hareketli sokakları ile ziyaretçilerde büyük izler bırakmayı başarıyor. Dünyanın en uzun nehri olan Nil Nehri’nin kıyısına kurulan bu özel şehir, ilk etapta genellikle Giza Piramitleri’ni akıllara getiriyor. Oysa şehri ziyaret ettiğinde sayısız müze, sanat galerisi, otantik çarşı ve tarihî yapı ile karşılaşabilirsin. Kahire’nin otantik atmosferinde kaybolmaya hazırsan, gezi listemizi hemen inceleyebilirsin!
Kahire’ye hangi ay gidilir?
Kurak çöl ikliminin hakim olduğu Kahire’de yaz ayları kurak ve sıcak, kış ayları ise ılık geçiyor. Kasım ve nisan ayları arasında kış, mayıs ve ekim ayları arasında ise yaz mevsimini yaşayan Kahire’de temmuz ve ağustos ayları arasında hava sıcaklıkları 40°C’ye kadar çıkabiliyor. Kahire’ye gitmek için en ideal aylar ise kasım ve mart ayları. Bu dönem hava sıcaklıkları gündüz 19-29°C, akşamları ise 5-11°C arasında değişiyor. Mart ve nisan ayları ise çöl rüzgarlarının ve kum fırtınalarının görüldüğü aylar. Bu nedenle seyahat için uygun olmayabilir.
Kahire’nin neyi meşhur?
Antik Mısır’ın izlerini taşıyan Kahire, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle popüler şehirler arasında yer alıyor. Özellikle Nil Nehri, El Ezher Camii, Giza Piramitleri ve Sfenks gibi tarihî yapıları ya da doğal güzellikleri ile bilinen şehrin mutfağı da oldukça ünlü.
Kahire’de ne yenir?
Mısır mutfağından dünyaya yayılan lezzetlerden biri olan falafel, Kahire seyahatinde mutlaka denemen gereken yemekler arasında. Bir çeşit sebzeli makarna olan koshary de şehrin önemli lezzetlerinden. Akşam sofralarının lezzetli yemeklerinden olan şıvarma da koyun etinin lavaş ekmeğine sarılarak yapıldığı lezzetli bir yemek. Tatlı için künefe ve basbousa gibi tatlıları deneyebilirsin.

Sadece Kahire şehrinin değil tüm Mısır’ın en popüler yerlerinden biri olan Tahrir Meydanı, basit bir buluşma noktası değil. Burası hemen hemen her dönemde ülke tarihine adeta damga vuran siyasi, askeri ve toplumsal gelişmelere şahitlik ettiği için özel bir değere sahip. Kahire’nin bu ikonik meydanının Hidiv İsmail Paşa zamanında “İsmailiye Meydanı” ismiyle anıldığı biliniyor.
1919 senesindeki Mısır Devrimi ile beraber günümüzdeki adına kavuşan Tahrir Meydanı, “Özgürlük Meydanı” adıyla da biliniyor. Mısır’ın en önemli yapılarından bazılarına da ev sahipliği yapan meydan, bu nedenle turistlerin ilgisini çekmeyi başarıyor.
Mısır Müzesi ve Arap Birliği Binası, meydanda yer alan en önemli yapılar arasında bulunuyor. Ayrıca meydanda dolaştığında Ramses II dönemine ait heykellere de rastlayabilirsin. Bu arada Tahrir Meydanı’nın, 2011 Arap Baharı sırasında milyonlarca protestocunun toplandığı yer olduğunu da anımsatalım. Şehrin her daim en kalabalık yeri olan bu meydan, “Nil’in Paris’i” olarak tanımlanıyor.

Şehrin merkezinde yer alan Mısır Müzesi, kimi kaynaklarda Kahire Müzesi olarak da geçiyor. Özellikle de antik Mısır'ın zengin tarihi ve kültürünü gözler önüne seren müze, dünyanın en kapsamlı koleksiyonlarından birine sahip. Yaklaşık 150 bin civarında eserin yer aldığı Mısır Müzesi, 1902 yılından bu yana hizmet veriyor. Bu arada müzeye ev sahipliği yapan binada Fransız mimar Marcel Dourgnon’un imzası yer alıyor.
Müzenin zemin katında büyük ölçekli taş eserler ve heykeller yer alıyor. Öte yandan ikinci katta daha küçük eserler, papirüsler ve mumyalar sergileniyor. Tutankhamun'un mezarından çıkarılan altın maske, müzenin en çok ilgi gören parçaları arasında diyebiliriz. Firavunların mezarlarından çıkarılan eserlerin ve gündelik yaşam eşyalarının ağırlıkta olduğu Mısır Müzesi, ülkenin 5000 yıllık tarihine ışık tutuyor. Müzenin doğrudan Tahrir Meydanı’nda olması, ziyaret açısından büyük bir kolaylık sağlıyor.
Kişi başı 400 EGP
Açık olduğu saatler
Her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Giza Piramitleri ve Büyük Giza Sfenksi, hiç kuşkusuz Kahire’ye giden turistler için en önemli motivasyon kaynakları arasında bulunuyor. Mısır’ın sembollerinden olan bu yer, adeta ziyaretçi akınına uğruyor. Dünyanın en etkileyici tarihî miraslarından biri olan Giza Piramitleri ve Büyük Giza Sfenksi, adından da anlaşılacağı üzere Gize Vadisi’nde konumlanıyor.
Mısır'ın eski krallığının gücünü, mühendislik dehasını ve elbette dini inançlarını net şekilde yansıtmayı başaran piramitler, o dönemlerde Firavunlar için görkemli mezarlar olarak tasarlanıyor. Üst düzey mühendislik bilgisi ile tasarlanmış olan piramitlerin gizemi, bugün bile tam anlamıyla çözülebilmiş değil.
MÖ 2580-2560 yılları arasında inşa edilen Büyük Piramit, Keops'a adanıyor. Piramit normalde 146 metre olsa da zaman içinde taşlarının bir kısmı söküldüğü için 138 metreye kadar düşürülmüş. Giza Piramitleri, Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olarak biliniyor.
Giza'nın bir başka simgesi olan Büyük Giza Sfenksi, devasa bir heykel formunda. Yarı insan yarı aslan olan bu yapı, 73 metrelik bir uzunluğa sahip. Antik Mısır’ın gücü ve büyüklüğünü daha derinlemesine kavramak adına burayı mutlaka yerinde görmelisin!

Mısır’ın başkenti Kahire’nin en popüler tarihî yapılarından biri olan Kahire Kalesi, Orta Çağ Mısır mimarisinden izler sunuyor. Kalenin 1183 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından inşa edildiği aktarılıyor. Yapıldıktan sonra zaman içinde sultanlar tarafından genişletilen kale, Kahire’yi koruyacak bir savunma noktası olarak işlev görmüş.
Kapıları haricinde yüksek kuleleri ve savunma sistemleriyle de dikkat çeken Kahire Kalesi’nin üst tarafında Muhammed Ali Camii bulunuyor. Bu durum kaleye olan ziyaretleri daha da anlamlı kılıyor. Bu arada Kahire Kalesi’nde Mısır Askeri Müzesi adında ufak bir müze de yer alıyor. Kahverengi taşlarla yapılmış surların her köşesi tam anlamıyla tarih kokuyor. Tam olarak Mokattam Tepesi üzerinde konumlanan kale, “Selahaddin Eyyubi Kalesi” olarak da geçiyor.

Şehrin en eski alışveriş alanlarından biri olan Khan El Khalili Çarşısı, 14’üncü yüzyıldan bu yana hizmet veriyor. Memlükler döneminden bu yana hizmet vermeye devam eden çarşı, dokusunu büyük oranda koruyor. Merkezdeki Cairo bölgesinde olan çarşı, geleneksel Arap çarşılarının en güzel örneklerinden biri olarak sunuluyor. Hem renkli dükkânlara hem de ilginç Arap yapılara ev sahipliği yapan Khan El Khalili Çarşısı, ziyaretçilerine otantik bir ortam vadediyor.
Kahire’yi keşfederken keyifli bir kahve molası vermek ve farklı bir kültürel deneyimin içinde alışveriş yapmak adına bu çarşıya yönelebilirsin. Orta Doğu’nun en geniş çarşılarından biri olan Khan El Khalili Çarşısı, şehrin kalbi olarak görülen Tahrir Meydanı’na oldukça yakın. “Han el-Halili Çarşısı” olarak da bilinen tarihî çarşı, ülkemizdeki Kapalı Çarşı’yı andırıyor. Bu arada çarşının bulunduğu yerin, bir dönemler köle ticareti için de kullanıldığını aktaralım.

Şehrin dini, kültürel ve tarihî geçmişini gözler önüne seren Old Cairo ya da bir başka deyişle Eski Kahire, buraya gelen turistlerin ziyaret etmekten en çok keyif aldığı yerlerden biri. Özellikle İslamiyet öncesi döneme dair eserlerin de yer aldığı bu özel alanda Mısır’ın erken dönemine ait camiler, kiliseler ve sinagoglar ön plana çıkıyor.
Eski Kahire’nin merkezine doğru ilerledikçe özellikle geçmişe dair çok kültürlü yapıyı daha fazla hissedebilirsin. Kıpti Hristiyanları, Eski Kahire isimli bölgeyi kutsal olarak kabul ediyor. Kıpti Hristiyanları için şehirde ayrıca bir müze de bulunuyor. Old Cairo’da Sarga Kilisesi, Sitt Barbara Kilisesi, Ibn El-Aas Camii ve Ben Ezra Sinagogu gibi iz bırakan yapılara rastlayabilirsin. Mısır’ın en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Old Cairo, Mısır’ın eski ve modern yüzü arasında bir köprü kuruyor.

Kahire’nin yaklaşık 40 kilometre güneyinde yer alan Dahshur Piramitleri, antik bir alanın parçası olarak karşımıza çıkıyor. Mısır'ın Eski Krallığı’na ait piramitleriyle tanınan bu antik alanda, büyüleyici yapıların aslında evrimsel gelişimini gözlemlemek mümkün. Buraya geldiğinde Eğik Piramit ve Kırmızı Piramit adında iki ayrı piramitle karşılaşacaksın.
Mısır’ın ilk düzgün kenarlı piramidi olarak kabul edilen Dahshur Piramitleri, bazı mühendislik hatalarına sahip. Başlangıç aşamasında düz bir şekilde inşa edilmesi planlanan bu piramitler, oluşan hatalar nedeniyle açılı şekilde inşa edilmiş. Kral Sneferu’nun emriyle inşa edilen Dahshur Piramitleri, o dönemli Mısır krallarının ihtişama ve kültürel zenginliğe verdiği önemi yansıtıyor. Daha sonra inşa edilen piramitler için buradaki hataların iyi bir ders olduğu biliniyor.

Kahire’ye kadar gelmişken Nil Nehri gibi göz alıcı bir tabiat güzelliğini ziyaret etmeyi ihmal etmemelisin. Zira bu nehrin en çarpıcı özelliği, dünyanın en uzun nehri olması. Yaklaşık olarak 6,650 kilometre uzunluğundaki Nil Nehri, Akdeniz'e dökülmeden önce, Afrika'nın farklı bölgelerinden geçiyor ve son tahlilde Mısır’a kadar ulaşıyor.
Ülkede hem tarımın hem de ticaret ve ulaşımın gelişiminde müthiş bir katkısı olan Nil Nehri, iki ayrı koldan oluşuyor. Bu iki kol, Hartum’da birleşerek tek bir nehir halini alıyor. Bu arada günümüzde Nil, aynı zamanda turizm açısından da epey büyük bir cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. Nil Nehri boyunca yapılan nehir turları, Kahire’den Aswan’a kadar uzanıyor. Ayrıca Luxor, Aswan ve Edfu gibi tapınaklar da nehrin yakınlarında bulunuyor.

Kahire, İslam dünyasının en önemli dini yapılarından birine ev sahipliği yapıyor. 970 senesinde inşa edilen Al Azhar Camii, şehir merkezinde yer alıyor. O dönem Fatımiler tarafından inşa edilmeye başlanan dini mekân, eğitim, bilim ve kültür merkezi olarak işlev görüyor. Çünkü dünyanın en eski ve saygın üniversitelerinden olan Al Azhar Üniversitesi de burada yer alıyor.
Camiye girdiğinde göreceğin büyük avlu ve çevresindeki geniş sütunlar oldukça dikkat çekici. Aynı şekilde iç mekânın süslemeleri de ziyaretçileri etkileyebilecek bir güzelliğe sahip. Bilhassa bu alandaki kaligrafi ve minyatürler, mekânın İslam sanatındaki önemini net şekilde yansıtıyor. İslam dünyasının en köklü ve etkili eğitim kurumlarından biri sayılan Al Azhar Camii, astronomi, tıp, matematik ve edebiyat gibi alanlarda önemli isimlerin yetişmesine aracılık etmiş. Bu arada Osmanlı zamanında en büyük restorasyonun Kethüda Abdulrahman tarafından yapıldığı biliniyor.

Kahire’nin simgelerinden biri olan Kahire Kulesi, şehri panoramik açıdan görme fırsatı sunuyor. Bu eşsiz yapı Nil’in hemen batı kısmında konumlanıyor. 1961 senesinden bu yana Kahire’nin en ikonik yapıları arasında olmaya devam eden Kahire Kulesi, aynı zamanda Giza Piramitleri’ne de epey yakın.
Şehre çok özel bir siluet kazandıran bu popüler kule, yaklaşık 187 metreye ulaşan yüksekliğiyle dikkat çekiyor. Kulede İtalyan mühendis Oliviero Gatti’nin imzası bulunuyor. Başlangıçta televizyon ve radyo iletişim kulesi olarak tasarlansa da günümüzde Kahire Kulesi’nin daha çok turistik amaçlarla kullanıldığını söyleyebiliriz. Kuledeki döner restoranda yer alan yemekler eşliğinde şehri izleme fırsatını kaçırmamalısın.

Şehrin tarihî dokusu ile iç içe geçtiği için büyük ilgi gören El Ezher Park, turistler için popüler bir durak. Kahire’nin aynı zamanda en büyük yeşil alanı olan El Ezher Park, merkezde konumlanıyor. Açılışı 2005 senesine tekabül eden park, devasa bir restorasyon projesinin parçası diyebiliriz. Parkın olduğu alanın daha önceki senelerde harabe halde olduğu görülüyor.
Eski su kanalları ve harabe alanların temizlenmesi neticesinde bugünkü haline kavuşan park, 30 hektarlık bir alana yayılıyor. Parkın olduğu noktada gölleri, palmiye ağaçları ve yürüyüş yollarını değerlendirebilirsin. Tam olarak Salah Salem Caddesi üzerinde yer alan El Ezher Park, Mısır’ın en eski üniversitelerinden olan El Ezher Üniversitesi’ne yürüme mesafesinde.

14’üncü yüzyılda Memlük Sultanı Sultan Hasan’ın girişimleri ile inşa edilen Sultan Hasan Camii ve Medresesi, Mısır’ın en çok bilinen dini mekanları arasında. Bu devasa cami ve medrese kompleksi, Mısır Memlük mimarisini merak edenlerin beklentilerini karşılıyor. Tam olarak 1356-1363 yılları arasında inşa edilen cami, göz alıcı minareleri dışında heybetli kubbeleri ve süslü taş işçiliği ile hayranlık uyandırıyor.
İşlemeli taşların büyük bir çoğunluğu caminin iç bölümünde yer alıyor. Burada aynı zamanda geometrik desenler ve duvar süslemeleri de mevcut. Buradaki medresede bir dönem İslam hukuku, fıkıh, tefsir, astronomi gibi alanlarda dersler verilmiş. Dört minaresi ve geniş avlusuyla büyük bir alanı kaplayan Sultan Hasan Camii, kısa bir süre hastane olarak da değerlendirilmiş.

19. yüzyılın sonlarında, Mısır’ın son hükümdarı olan Kral Faruk’un yönetimi esnasında tasarlanan Abidin Sarayı, her yönüyle ülkenin kraliyet geçmişi ve görkemli mimarisini yansıtıyor. Kahire’nin simgelerinden olan sarayın yapımında Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu İsmail Paşa’nın çabası büyük.
Uzun yıllar boyunca bir kraliyet konutundan ziyade hükümet merkezi gibi kullanılan Abidin Sarayı’nda Neoklasik ve Barok tarzlarının etkisi hissediliyor. Konum olarak Kasr el-Nil Caddesi’nde yer alan sarayın yapım süresi tam 10 sene sürmüş. Sarayı dolaştığında eski Mısır heykelleri ile Osmanlı dönemi objelerine de şahitlik edebilirsin. Sadece sarayı değil, aynı zamanda farklı ağaç türlerinin yer aldığı bahçe kısmını da ziyaret etmeni öneriyoruz.

Başkentin en eski camilerinden olan İbn Tulun Camii, kimi kaynaklarda doğrudan “Tolunoğulları Camii” adıyla da geçebiliyor. 879 yılında Ahmed bin Tolun tarafından inşa edildiği için böyle bir isme sahip olan İbn Tulun Camii, hala orijinal ihtişamını koruyor.
Özellikle ince mimarisiyle fark yaratan yapı, zaman içinde pek çok restorasyon görmüş. Kare planlı bir avlu etrafında yer alan cami, günümüzde kültürel ve sanatsal başyapıt olarak görülüyor. Camiyi ziyaret ettiğinde özellikle mihrap kısmındaki işçiliğe odaklanmanı öneriyoruz.

Kahire’de camiler, piramitler ve müzeler kadar günümüze dek ulaşan saraylar da dikkat çekiyor. Bu saraylardan biri olan Manial Sarayı, Gezira Adası’nda konumlanıyor. 1899 ile 1929 yılları arasında inşa edilen sarayda özellikle de Prens Muhammed Ali Tevfik’in çabaları ağırlıkta. Mısır kraliyet ailesinin lüks yaşamını yansıtan Manial Sarayı, seramik süslemeler, el yazmaları ve taht odaları gibi ilgi çeken unsurları bünyesinde barındırıyor.
Büyük ölçüde Osmanlı, Pers ve Mağribi mimarisinin kullanıldığı sarayda fayans işçiliğine, süslü kemerlerle işlenen ahşap detaylara odaklanmalısın. Sarayın iç kısımları dışında bahçesi ve avlusu da görmeye değer. Bahçe alanında çok sayıda çiçek ve ağaç dışında çeşitli portre büstler yer alıyor. Bu arada yılın her döneminde sarayın sanat galerisine de göz atabilirsin.

İlginç yapısı itibarıyla her daim heyecan uyandıran Mağara Kilisesi, Kahire’deki Mokattam Dağı’nda konumlanıyor. Hem tarihsel hem de görünüm açısından büyük önem verilen bu orijinal kilise, St. Simon Manastırı olarak da anılıyor.
Fatımi Halifesi El-Muiz’in döneminde, 10’uncu yüzyıl içinde inşa edilen kilisenin Aziz Simon anısına yapıldığı biliniyor. Kayalara oyulan Mağara Kilisesi’ni dolaştığında resimler ve dini figürlerin yer aldığı eşsiz bir sanat koleksiyonuna tanıklık edebilirsin. Oyma resimlerle beraber yazıları uzun uzun incelemeyi ihmal etmemelisin. Bu arada Mağara Kilisesi’nin kapasitesi yaklaşık olarak 20 bin civarında. Bu yönüyle de Orta Doğu’nun en geniş kiliselerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kahire Kalesi'nin içinde bulunan Mehmet Ali Paşa Camii, şehre hakim konumundan dolayı daha fazla ilgi görüyor. 1830-1848 yılları arasında inşa edilen caminin Mısır'ın son hükümdarlarından olan Mehmet Ali Paşa tarafından inşa edildiği aktarılıyor.
Mısır'ın Osmanlı yönetiminden çıkıp bağımsızlığını ilan etmesinden kaynaklı olarak Mehmet Ali Paşa çok önemli bir isim olarak kabul ediliyor. Camide, Kahire’ye uzun süre hükmeden Osmanlı’dan izler bulmak mümkün. Yüksek kubbesi ve ihtişamlı avizeleriyle farkını ortaya koyan tarihî caminin avlusunda büyük şadırvanlar bulunuyor. Renkli cam mozaiklere sahip camiye gelerek şehri kuşbakışı izleme şansı bulabilirsin.

Şehrin kültürel ve tarihî güzellikleri müzelerle vücut buluyor. Bu müzelerden biri olan Kahire Kıpti Müzesi, özellikle Hristiyanlık tarihine ışık tutan bir cevher niteliğinde. Kıpti Hristiyanlığı'nın derin mirasını günümüze taşıyan müzede toplamda 20 bin civarında eser bulunuyor. Müzenin kuruluş tarihi ise 1908.
Kıptiler'in tarih boyunca koruduğu dini ve kültürel kimliğin yansımaları ile ziyaretçileri tanıştıran Kahire Kıpti Müzesi, aynı zamanda sanatsal koleksiyon açısından da epey zengin. Ahşap işçiliği ve taş oymacılığı gibi tekniklerle tasarlanan eserlerin yanında doğrudan teolojik eserlere de yer veriliyor. İki ayrı kattan oluşan Kahire Kıptı Müzesi’nin her iki katında da sanat galeri mevcut. Giriş katında Kıpti sanatına ve kutsal objelerine odaklanılıyor. Üst kattaysa Mısır'daki Hristiyan topluluğuna dair orijinal belgeler ve materyaller mevcut.
Kişi başı 230 EGP
Açık olduğu saatler
Her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Şehrin görece karmaşık yapısından biraz uzaklaşmak ve doğayla bütünleşmek adına Zamalek Adası’nı keşfedebilirsin. Nil Nehri’nin üzerinde yer alan ada, Kahire’nin en huzur veren noktalarından biri sayılıyor. Yeşil alanların ve büyük ağaçların yoğunluğu, burayı daha da cazip hale getiriyor. Adada eski Mısır’a ait beyaz mermer heykeller ve tarihî villalar öne çıkıyor. Ayrıca sanat galerileri ve kafeleriyle de meşhur olan Zamalek Adası, ağırlıklı olarak şehrin elit kesimine hitap ediyor.

Şehrin en çarpıcı ve en orijinal yapılarından olan Baron Sarayı, mimari zarafeti ve gizemli atmosferiyle hayranlık uyandırıyor. Kahire’de Heliopolis isimli bölgede konumlanan saray, Batı ve Doğu mimarisinin bir birleşimi olarak karşımıza çıkıyor.
1907’de Baron Empain tarafından inşa edilen Baron Sarayı’nın dış cephesinde büyük pencereler ve dev sütunlar, araya apayrı bir ihtişam kazandırıyor. İç mekanda ise bazı noktalarda altın ve gümüş işçilikleri, sarayın zenginliğinin göstergesi. Restorasyon çalışmalarından sonra ziyarete açık hale getirilen Baron Sarayı, bölge için güçlü bir sembol niteliğinde. Kahire’nin 20 kilometre kuzeydoğusunda bulunan tarihî yapının tasarımında Hindu tapınaklarından esinlenildiği görülüyor.

İslam dünyasının zengin mirasını sergileyen İslam Sanatları Müzesi, hem Mısır'dan hem de dünyanın dört bir yanından gelen İslam sanatına dair eserleri bünyesinde barındırıyor. Kuruluş yılı 1881 olan müze, benzer temalardaki müzelere kıyasla oldukça geniş bir koleksiyona sahip. İslam sanatının zaman içindeki evrimini bizzat yerinde gözlemlemek adına İslam Sanatları Müzesi müthiş bir fırsat sunuyor.
Genel olarak hat sanatı ve minyatürler, müzeye damga vuruyor. Öte yandan İslam sanatlarında yazının ve resmin özel bir yere sahip olduğunu gözlemleyebilirsin. Rauf Abdel Kader tarafından tasarlanmış olan bina, tıpkı müzenin koleksiyonu gibi ilgi uyandırıyor. Hem çatı ve kule hem de iç mekandaki detaylarda Osmanlı mimarisine dair dokunuşlar yakalamak mümkün.
Kişi başı 180 EGP
Açık olduğu saatler
Her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Kahire’nin tarihî ve popüler caddelerinden biri olan Muizz Caddesi, yukarıda değindiğimiz Eski Kahire bölgesinde konumlanıyor. Geçmişin izlerini yansıtan mekanların çokluğundan dolayı cadde otantik bir atmosfere sahip. Mısır’ın en eski camilerine ve çarşılarına ev sahipliği yapan cadde, yılın her döneminde kalabalık olabiliyor.
Beyt el-Kadi, El-Azhar Camii ve Süleyman Paşa Camii, caddede konumlanan üç camiyi oluşturuyor. Ayrıca Kalavun Külliyesi, Kasr Baştak ve Sultan İnal Hamamı gibi tarihî yapılar için de caddeye yönelmen gerekiyor. İsmini Fatımi halifesi El-Muizz li-Din Allah’tan aldığı bilinen Muizz Caddesi, 1979’dan bu yana UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde yer alıyor. 10’uncu yüzyılda inşa edilmiş olan cadde, Osmanlı haricinde Emeviler ve Memlüklüler’in geçmişteki varlığını fazlasıyla hissettiriyor.

Şehirde kültür ve sanat etkinliklerinin kalbi Kahire Opera Binası’nda atıyor. Kahire’nin sanat kimliğine büyük katkısı olan Kahire Opera Binası, 1869 senesinden bu yana hizmet veriyor. Kral II. İsmail tarafından açılışı yapılan mekân, Arap dünyasının en prestijli sanat merkezleri arasında kabul ediliyor. Binanın genel olarak neoklasik tarzda inşa edildiğini söylemek mümkün.
Kuruluş aşamasında çoğunlukla İtalyan opera sanatçıları tarafından yapılan gösterilere yer verilen binada gelinen noktada Batı klasik müziği, opera, ballet ya da tiyatro için de bilet alabilirsin. Mısırlı sanatçıların da eserlerini sahnelemesine olanak tanıyan Kahire Opera Binası’nda aynı zamanda çok sayıda festival de organize ediliyor. Uluslararası Kahire Film Festivali de bu festivaller arasında öne çıkıyor.

Kahire'nin en ilginç müzelerinden biri olan Gayer Anderson Müzesi, 16. yüzyıldan kalma iki tarihî evin birleşiminden meydana geliyor. Müze, içerdiği koleksiyon kadar şehrin eski mimarisini de gözler önüne seriyor. Gayer Anderson, 1930’lu yıllarda Kahire’ye taşınmış önemli bir doktor olarak tanınıyor. Fakat kendisinin aynı zamanda subay ve sanat koleksiyoncusu olduğunu da hatırlatalım. Anderson’un 7 sene boyunca müzeye ev sahipliği yapan bu binada yaşadığı aktarılıyor.
Müze temel olarak Gayer Anderson’un şehre taşındığında topladığı eşyalardan meydana geliyor. Eşyalar, İngiliz doktorun şehre olan büyük hayranlığını yansıtıyor. Halılar, el yapımı mobilyalar ve özgün aksesuarlar sayesinde otantik bir atmosferle karşılaşabilirsin. İslam sanatı, Osmanlı dönemi ve Mısır halk kültürüne ait pek çok materyalin kendine yer bulduğu Gayer Anderson Müzesi, iki ayrı binadan oluşuyor.
Kişi başı 100 EGP
Açık olduğu saatler
Her gün 09.00 ile 15.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Kahire’nin en ilginç yapılarından biri olan Gemi Mezarı, Nil Nehri’nin hemen batı kıyısında konumlanıyor. Şehir merkezine 20 km mesafede olan Gemi Mezarı, tam olarak Saqqara adlı bölgede bulunuyor. Antik Mısır’a ait en büyük gömme alanlarından olan bu yer, ismini burada keşfedilen antik gemi kalıntılarından alıyor.
Gemi Mezarı’nın Firavun Keops’un dönemine ait olduğu görülüyor. İlk olarak 1950’li yıllarda Japon arkeologları tarafından bulunan bu ilginç yer, başarılı bir şekilde korunabilmiş. Antik Mısır’da gemiler, ahiret yolculuğunun bir sembolü olarak görülüyordu. Bu nedenle bölge halkı tarafından hala özenli bir şekilde korunuyor. Keops'un piramidinin yakınlarında bulunan Gemi Mezarı, yaklaşık 5 bin yıllık bir tarihe sahip. Bu arada aktarılan bilgilere göre 30 yıl süren bir arkeolojik çalışmanın ardından gemi kalıntıları birleştirilmiş ve bugünkü formuna ulaştırılmış.
Mısır’ın tüm şehirlerini keşfetmek istersen en güzel Mısır şehirleri yazımıza göz atabilirsin.