Teknoloji geliştikçe eğlence anlayışı da dijitalleşti. Artık arkadaşlarımızla eğlenceli bir şey yapmak istediğimizde, yan yana olmasak da bilgisayar ve televizyon ekranlarında bir araya gelip oyun oynayarak eğleniyoruz. Hatta çocukların eline de telefon ya da tablet verip sanal oyunlarla eğlenmelerini bekliyoruz.
Biz de şimdi diyoruz ki, hadi artık biraz gerçek hayata dönelim. Tüm arkadaşlarını ya da aileni toplayıp güzel ve eğlenceli bir seyahat planlasan da şu dijital dünyadan uzaklaşıp tema parklara gidip eğlensen nasıl olur? Sen arkadaşlarını ve aileni ikna etmeye bak, ben buraya gidebileceğiniz parkları yazdım. Birlikte okur, seçersiniz.

Avrupa’nın ilk ve en büyük Legoland’i tabi ki de Lego’nun ana vatanı Danimarka’da olacaktı. Başka bir ülkede olsa çok ayıp olurdu. Zaten Legoland hayaliyle yanıp tutuşan tüm çocuklar ve çocuk ruhlu yetişkinler Billund’daki Legoland’i tercih ediyorlar. Legoland 9 ayrı bölgeden oluşan çok büyük bir park.
Düşün ki parkın içinde dünyadaki birçok ünlü bina ve şehrin legolardan yapıldığı, adeta dünyanın minyatür versiyonu olan, Miniland bölgesi bile var. Çok fazla bölge ve çok fazla etkinlik olduğu için gitmeden önce planını mutlaka yapmalısın. Sonra orada kendini kaybedip yapamadığın şeylere üzülmezsin. Bir de bence kendine bir bütçe sınırı koymalısın çünkü Lego mağazalarında kendini kaybedip hepsini almak isteyebilirsin.

Efteling için tema parkların atası diyebiliriz çünkü en eski tema parklarından biri. Hollanda’nın en büyüğü olan Efteling’in teması masallar. Hansel ve Gretel gibi bildiğimiz masalları, birçok efsaneyi ve miti bir araya getiren parkı gezersen adeta büyülü bir ormanda dolaşıyor gibi hissedeceksin. Efteling aynı zamanda Walt Disney’e ilham kaynağı olan ve Disneyland’ların açılmasına sebep olan parklardan biri.
İşin içinde peri masalları olunca parkta kaleler, şatolar olmazsa olmaz. En güzeli de, bütün şatoların ya da sarayların içinde gezebiliyor olmak. Efteling gezin sırasında, parkın birçok yerinde ağzı açık heykeller göreceksin. Bu heykellerin önünden geçerken “Papier hier” yani “Kağıtlar buraya” cümlesini duyacaksın. Elindeki kâğıt çöpünü attığındaysa, heykel sana teşekkür edecek. Parkı temiz tutmanın en eğlenceli yöntemi.

Evet dünyada birçok Disneyland var ama Kaliforniya’daki Disneyland Park inşa edilen ilk Disneyland olma özelliğini taşıyor. Bir diğer önemli özelliği de Walt Disney hayattayken inşa edilen ve kullanıma açılan tek Disneyland olması. Walt Disney, kızlarıyla birlikte Amerika ve Avrupa’daki birçok parkı gezdikten sonra Disney’e adanmış bir tema parkı kurmayı düşünmüş. Disneyland’ın açılış gününde de, “Disneyland sizlerin diyarı” diyerek Disney dünyasını, gezmek isteyen tüm insanlara armağan etmiş.
Walt Disney Şirketi’nin sembollerinden biri olan Uyuyan Güzel Kalesi de bu parkta bulunuyor. Bu, Walt Disney’in inşasını denetlediği tek prenses kalesi. Yani anlayacağın Kaliforniya’daki bu Disneyland, Walt Disney’in el emeği, göz nuru. Bu yüzden Disneyland’e gitmek istiyorsan ama sadece bir tanesine gideyim diyorsan, bence Kaliforniya’dakine gitmelisin.

İlk Disneyland’in başarısından sonra Walt Disney, fikrini Florida’ya taşımak istemiş ancak ne yazık ki hayattayken projesinin gerçekleştiğini görememiş. Vefatından sonra, kardeşi Roy Disney projeyi devralmış ve Walt Disney World Resort’un ilk parkı Magic Kingdom açılmış. Adından da anlaşılacağı üzere Disney’in prenses masalları teması hâkim bu parkta. Evet şu an tahmin ettiğin şey doğru, Magic Kingdom meşhur Sindirella Kalesi’nin bulunduğu park. Magic Kingdom’dan sonra teknolojiye adanmış Epcot açıldı. Kalıcı bir dünya fuarı olması amacıyla açılan Epcot’un simgesi jeodezik küre Spaceship Earth.

Disneyland’ın Avrupa’daki temsilcisine geldi sıra. Paris’teki Disneyland Park, Fantasyland, Discoveryland, Frontier Land, Adventuraland ve Main Street USA temalı alanlardan oluşuyor. Fantasyland, tüm parkın en çok ilgi gören kısmı çünkü burada birçok Disney hikâyesinin canlandırmaları yapılıyor. Yani burayı gezerken kendini bir Disney filminde gibi hissediyorsun.
Fantasyland ayrıca Disneyland’le özdeşleşmiş Uyuyan Güzel Kalesi’ne ev sahipliği yapıyor. Disneyland Paris’te bir de Walt Disney Studios Park var ki Disney’in ünlü filmlerinin çekildiği sahneler burada tekrar canlandırılıyor. Çok sevilen karakterlerin nasıl hayata geçirildiğine şahit olmak inanılmaz bir deneyime dönüşüyor. Disney’in Paris’te bir aşçı olmaya çalışan Remy’yi anlatan filmi Ratatuy’u da es geçmemişler ve Ratatouille: The Adventure bölümü açmışlar. Bu bölüme kurulan mutfakta kendini küçücük hissedeceksin. Mutlaka uğramalısın.

Severek izlediğin filmleri düşün. Jurassic Park, Harry Potter, Karayip Korsanları, Terminatör ve şu an aklına gelmeyen birçoğu. Universal Orlando Resort’ta bu filmlerin bir zamanlar çekildiği setlerde dolaşma hatta bazı sahnelerini izleme fırsatı bulabiliyorsun. Hatta sinema perdesinden ya da televizyon ekranından hayran kalarak izlediğin aksiyon sahnelerinin bir parçası oluyorsun. Tur aracından inip yanan arabayı arkana alarak o meşhur görüntünün fotoğrafını çektirmek isteyeceğine eminim.
Universal Stüdyolarını gezerken sevilen filmlerin karakterlerini yürürken görebilirsin. Şimdiden söyleyeyim, hepsiyle selfie çekilirsen tüm parkı gezmeye zamanın kalmayabilir. Gezinin en heyecanlı yeri, bir trene binip deprem, sel ve yangını yaşadığın stüdyo olacak. Tabii biraz cesaret istiyor ama unutulmaz bir deneyim yaşayacaksın. Tüm korkunu ve heyecanını atmak içinse dünyanın en büyük Hard Rock kafesine gidip kendini ödüllendirebilirsin.

Ferrari World, baştan aşağı Ferrari markası tarafından kurulan ilk Ferrari temalı park. Bu parkın en önemli özelliklerinden biri, dünyanın en hızlı hız treni Formula Rossa’ya ev sahipliği yapması. Daha da detaya ineyim, o zaman ne kadar hızlı olduğunu anlayacaksın. Klasik bir Ferrari Formula 1 arabası görünümüne sahip bir araca bindiğin bu hız treni yaklaşık 5 saniyede 240 kilometre hıza çıkabiliyor. Heyecan verici değil mi?
Bir gün çok zengin olunca almanın hayalini kurduğun, özelliklerini bildiğin Ferrari arabalarını sürmek de çok heyecan verici bence. Evet, Ferrari World’de bazı modeller deneme sürüşleriyle ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Parkın içinde bir de dünyadaki en büyük Ferrari mağazası var. Ferrari’nin o göz alıcı kırmızısı, sana “beni al, beni al” diye bağıracak, kendini hazırlasan iyi edersin.
Dünyadaki diğer parkları da merak ediyorsan dünyanın en büyüleyici ulusal parkları yazımızı inceleyebilirsin.