Japonya dünyanın en orijinal kültürlerinden birine sahip. Başkent Tokyo ise tarihi derinliği ve tüm ihtişamıyla yüzlerce yıldır Japon kültürüne ayna tutmayı başarıyor. Dokusunu yıllardır koruyan Budist tapınaklarından modern gökdelenlere, Uzak Doğu lezzetlerinden ışıltılı sokaklara dek şaşırtıcı pek çok detay burada seni bekliyor.
Japonya’nın bu ikonik ve ışıltılı şehrinde gezilecek en popüler duraklarını senin için bir araya getirdik. Ve elbette en çok sorulan birkaç soruya da yanıt verdik. Hadi Tokyo’yu keşfetmeye başla!
Tokyo’ya direkt uçuş var mı?
Evet, Tokyo’ya direkt uçuş bulunuyor. İstanbul’dan Haneda Havalimanı ya da Tokyo Narita Havalimanı'na aktarmasız gidebilirsin.
Tokyo kaç günde gezilir?
Hem keşfedilecek yerlerin sayısını hem de yolun uzunluğunu hesaba katarsak Tokyo için en az 1 hafta ayırmalısın.
Tokyo’ya ne zaman gidilir?
Tokyo'ya gitmek için en doğru zaman bahar ayları olur. Ünlü kiraz çiçeği dönemine de ilkbahar zamanı denk gelebilirsin.

Tokyo’nun merkezinde yükselen Tokyo Kulesi, şehrin sembol yapıları arasında. Tasarımında Eyfel Kulesi’nden de ilham alınan bu görkemli kule, Tokyo’nun pek çok noktasından rahatlıkla görülüyor. Hem mimarisi hem de sunduğu eşsiz deneyimlerle şehrin cazibe merkezlerinden olan kule, toplamda 333 metre yüksekliğinde. Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki yükselişinin de aynı zamanda bir sembolü olarak görülen Tokyo Kulesi’nde Japon kültüründen izler bulunuyor.
Kulenin 150 ve 250 metre yüksekliğine sahip olmak üzere iki ayrı terası bulunuyor. Şehrin ışıklarıyla bezenmiş manzarası sayesinde özellikle akşam saatlerinde kuleyi ziyaret etmek oldukça keyifli. Bu arada kulenin giriş bölümünde hediyelik eşya dükkânları, restoranlar ve eğlence mekanları yer alıyor. Modern mimarinin ve Japon kültürünün eşsiz bir birleşimi olarak görebileceğimiz Tokyo Kulesi, 1958 yılından bu yana hizmet veriyor.
Kişi başı 900 Yen
Açık olduğu saatler
Salı hariç 09.00 ile 23.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Tokyo’nun hemen merkezinde yer alan bu ikonik saray, geniş yemyeşil alanları ve tarihi dokusuyla öne çıkıyor. Japonya İmparatoru’nun resmi ikametgahı olan görkemli yapı, bahçeleri ve hendeklerle çevrili. Çok uzun yıllar boyunca Tokugawa Klanı’nın idari merkezi olarak işlev gören Tokyo İmparatorluk Sarayı, II. Dünya Savaşı sırasında ağır bir hasarla karşılaşmış. Oldukça sağlam surlarla çevrili İmparatorluk Sarayı, hem koruma maksatlı hem de görsel bir şölen sunacak biçimde tasarlanmış.
Tokyo’daki pek çok tören hala burada organize ediliyor. İç saraya giriş mümkün olmasa da bahçeler halkın kullanımına sene boyunca açık. Toplamda 3,41 kilometrekarelik bir alanı kaplayan bahçe bölümünde manzara eşliğinde yürümenin tadını çıkarabilirsin. Özellikle de kiraz çiçeklerinin açtığı bahar dönemleri, yerli ve yabancı turistlerin buraya olan ilgisi daha da artıyor. Tokyo İmparatorluk Sarayı, ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebiliyor.
Ücretsiz
Açık olduğu saatler
Pazar ve pazartesi hariç 09.00 ile 14.45 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Başkent Tokyo’nun en popüler Şinto tapınaklarından biri olan Meiji Tapınağı, hem tarihi hem de dini önemi ile biliniyor. Tarihi 1920’li yılların başına tekabül eden yapı, Japonya’nın modernleşmesine öncülük eden İmparator Meiji ve eşi İmparatoriçe Shöken’in anısını yaşatmak adına oluşturulmuş. Şehrin hemen merkezinde konumlanan tapınak, 700.000 metrekarelik geniş bir ormanlık alanla iç içe.
Tapınağa doğru giden yol, ülkenin her bir noktasından bağışlanmış olan 350’den fazla ağaç türüne ev sahipliği yapıyor. Uzun yürüyüş yollarında meditasyon yapmak ya da manzaranın keyfini çıkarmak adına burayı ziyaret edebilirsin. Farklı ağaçların arasından geçerek yaptığın yürüyüş, yaklaşık on dakika sürüyor. Tapınak kompleksi “Naien” ve “Gaien” olmak üzere iki ana bölüme ayrılıyor. Bu arada her sene ekim ayının son haftasında ana tapınağın olduğu binada “Sonbahar Festivali” düzenleniyor

Şehirde lüks ve hareketli bir yer görmek istersen sana Ginza District isimli bu alanı önerebiliriz. Hem alışveriş tutkunları hem de sanata ve gece hayatına düşkünlerin uğrak mekânı olan Ginza District, oldukça modern bir mimariye sahip. Etkileyici atmosferiyle hayranlık uyandıran bu bölgenin adı, geçmişte gümüş paraların basıldığı bir darphaneye ev sahipliği yapmasından kaynaklı. Zaten buranın ismini dilimize “Gümüş Darphanesi” şeklinde çevirmek mümkün.
1923’teki Büyük Kanto Depremi sonrasında inşa edilen Ginza District, sadece Tokyo’nun değil, tüm ülkenin en pahalı caddeleri arasında gösteriliyor. Sanat tutkunları burada Kabukiza Tiyatrosu ve Polis Müzesi gibi ilginç yerleri ziyaret edebilir. Ayrıca gastronomiden gece hayatına kadar her detayıyla ziyaret edilmeyi hak eden bu lüks bölge, tax free olanaklarıyla gezginlerin favorisi diyebiliriz.

Tokyo’da doğa ile içe bir ortamda vakit geçirmek istersen merkezdeki Ueno Parkı uygun bir seçim olabilir. Tokyo’nun merkezinde tam anlamıyla huzur veren bir vaha olarak görülen bu park hem doğa severler hem de kültür meraklıları için eşsiz bir deneyim vadediyor. Ueno Parkı, şehrin zengin tapınaklarından biri olan Kaneiji’nin bulunduğu alanın üzerine kurulu.
Ülkenin ilk Batı tarzı yeşil alanı olarak tanımlanan Ueno Parkı’nın giriş kısmında General Saigo Takamori heykeli yer alıyor. Parkı saran binlerce kiraz ağacının merkezinde bulunan Shinobazu Göleti ise ilginç köprüsüyle ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Bu arada çocuklu ailelerin favori mekanı Ueno Hayvanat Bahçesi ve Ulusal Bilim Müzesi de tam olarak parkı içerisinde yer alıyor.

Şehrin pek çok açıdan en ikonik yerlerinden biri olarak öne çıkan Shibuya, beş yaya geçidinin aynı anda dolup taştığı hareketli bir nokta. Bazı kaynaklarda Shibuya Crossing ismiyle de geçen bu orijinal yer, özellikle de sosyal medyada oldukça popüler. Tokyo’ya gidip de buraya uğrayıp fotoğraf çektirmek artık olmazsa olmaz bir ritüel olarak kabul ediliyor. Shibuya isimli bu yerin en ilginç özelliği, oluşan müthiş kalabalığa rağmen hiçbir şekilde kaosun oluşmaması.
Günün hangi saatinde buraya gelirsen gel, kalabalığa karşın insanlar birbirine hiç çarpmadan karşıya geçebiliyor. Üstten bakıldığında da ortaya oldukça ilginç bir görüntü çıkıyor. Özellikle binaları süsleyen devasa neon tabelalar, bölgeye müthiş bir renk katıyor. Bu arada meşhur Hachiko heykeli de bu alanda yer alıyor. Sahibine olan bağlılığı filmlere konu olmuş bu çok özel köpeğin hikâyesine yakından tanıklık etmek adına buraya uğrayabilirsin.

Tokyo’da Asakusa isimli bölgede yer alan Sensoji Tapınağı, kentin en çok ziyaret edilen tapınaklarından biri. Bir Budist tapınağı olan Sensoji Tapınağı, aslında başkentin daha geleneksel yüzünü keşfetmek isteyenlere önemli fırsatlar sunuyor. Sensoji Tapınağı’na girmek adına Kaminarimon isimli kapıdan giriş yapılıyor. Bu kapı aynı zamanda Gök Gürültüsü Kapısı olarak da biliniyor.
Kapının hemen yanında kocaman bir kırmızı fener yer alıyor. Kapıyı geçtikten sonra hediyelik eşya ve geleneksel Japon ürünleri satan dükkânlarıyla Nakamise Caddesi ile karşılaşabilirsin. Tarihi 7’nci yüzyıla dek uzanan Sensoji Tapınağ’nda, özellikle de Budist tanrıça Kanon’un heykeli biraz daha fazla ilgi görüyor.

Şehirde, çocuklu ailelerin gözde yerlerinden biri olan Hakuhinkan Oyuncak Parkı, Ginza isimli bölgenin merkezinde yer alıyor. Toplamda 200 binden fazla oyuncakla donatılmış bu eğlence mekanının dünyada çok fazla örneği yok. Çocuklar için tam anlamıyla bir cennet olan Hakuhinkan Oyuncak Parkı, toplamda beş ayrı kattan meydana geliyor.
İlk katta kırtasiye malzemeleri ve iç mekan süslemeleri ile dolu. Dolayısıyla parti malzemeleri almak isteyen ziyaretçiler ilk kata yöneliyor. İkinci katta renkli peluş oyuncaklar bulunuyor. Üçüncü katta bebeklere yönelik ahşap oyuncaklar ay da binilebilir oyuncaklar öne çıkıyor. Dördüncü katta çocukları ve ebeveynleri kart, video ve masa oyunları bekliyor. Bodrum katında ise eğlenceli bir 3D yapım mağazası mevcut. Bu katta ayrıca Licca-chan adı verilen moda bebeklerine yer veriliyor.
Ücretsiz
Açık olduğu saatler
Salı hariç 11.00 ile 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Kapılarını 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru açan Tokyo Ulusal Müzesi, ülkenin en köklü ve zengin müzeleri arasında bulunuyor. Yukarıda bahsettiğimiz Uneo Parkı’nın içerisinde konumlanan müze, ülkenin tarihine etkileyici bir bakış sunuyor.
Müzeyi dolaştığında içeride geleneksel Japon kıyafetleri, zırhlar, çömlekler ya da silahlarla karşılaşabilirsin. Kuruluşunda Yushima Seido Tapınağı’nda olmasına rağmen 1972 sonrasında bugünkü yerine taşınan müzede yerel sanatçıların eserlerinden oluşan geniş koleksiyonlara da yer veriliyor. Müzenin koleksiyonu yaklaşık olarak 110 bin parçadan meydana geliyor.
Kişi başı 1000 yen
Açık olduğu saatler
Haftanın her günü 09.30 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Başkent şehir merkezinde yer alan Akihabara Electric Town, turistlerin gözde yerlerinde. Japonya denildiği zaman akıllara üst düzey teknoloji ürünlerinin gelmesi oldukça doğal. Akihabara Electric Town da işte tam olarak bu konudaki beklentileri karşılıyor. Burada elektronik eşyaların haricinde anime kültürüne dair de büyük bir dünyayla karşılaşabilirsin.
Anime çizim sanatı ile oluşturulmuş mangaları okumaktan keyif alıyorsan, Akihabara Electric Town’da oldukça mutlu olacaksın. Japonya’daki otaku adı verilen kültürün ikonik noktalarından olan Akihabara Electric Town, her daim capcanlı ve renkli. Her türlü elektronik ürünü bulabileceğin bu yer, her yaştan ziyaretçiyi kendine çekmeyi başarıyor.

Tokyo’da etkileyici mimariye sahip bir binayı keşfetmek istersen sana Tokyo Metropolü Hükümeti Binası’nı önerebiliriz. Shinjuku tarafında yer alan Tokyo Metropolü Hükümeti Binası sayesinde şehri panoramik bir açıdan gözlemlemek de mümkün. Toplamda 243 metrelik bir yüksekliğe sahip olan tarihi bina, 2017 senesine dek şehrin en yüksek binası olarak biliniyordu.
Midtown inşa edildikten sonra bu unvanı elinden yitiren bu görkemli yapı, iki ayrı kuleye sahip. Tokyo Metropolü Hükümeti Binası, bu noktalara yerleştirilen seyir terasları sayesinde çok sayıda turisti kendine çekiyor. Fuji Dağı, Tokyo Skytree, Tokyo Tower başta olmak üzere şehrin birçok sembolik yeri, manzaraya dahil oluyor. Bu arada Metropolitan Meclisi de bu bina içerisinde kendine yer buluyor.

Şehrin yine kalbinin attığı noktalardan birinde bulunan Shinjuku, dünyanın en meşhur tren istasyonları arasında gösteriliyor. Üstte bahsettiğimiz Tokyo Metropolü Hükümeti Binası da bu alanda yer alıyor. Shinjuku aynı zamanda iş merkezlerine de ev sahipliği yapıyor. Bu sayede yıl boyunca Shinjuku’ya gelenler mutlaka dinamik bir atmosferle karşılaşabiliyor.
İkiz kulelerin, lüks otellerin ve gökdelenlerin öne çıktığı bu turistik yer, Tokyo’nun daha modern tarafını temsil ediyor diyebiliriz. Dolayısıyla eğlenmek, alışveriş yapmak ve yeni restoranlar keşfetmek adına Shinjuku’yu mutlaka notlarının arasına almalısın. Kabukicho isimli kırmızı ışık bölgesini, yeraltı elektronik mağazalarını, gece kulüplerini, mağazaları ve yanıp sönen rengârenk tabela ışıklarını keşfetmeye hazır ol!

Meiji Tapınağı gibi çok önemli bir tapınağa ev sahipliği yapmasından dolayı Tokyo’da her daim popüler bir mekan olan Yoyogi Park, kentin karmaşasından uzaklaşmak isteyenleri kendine çekiyor. Turistler kadar yerli halkın da ilgi gösterdiği Yoyogi Park, özellikle ilkbahar mevsiminde kiraz çiçeklerinin açmasından kaynaklı olarak çok özel bir ambiyans sunuyor.
Yoyogi Park, toplamda 550 bin metrekarelik bir alanı kaplıyor. Bir dönem ABD’ye bağlı ordu personellerinin kaldığı konutlara da ev sahipliği yapan Yoyogi Park, özellikle 1964 Tokyo Olimpiyatları’nda aktif şekilde kullanılmış. Olimpiyatlar’ın sona ermesinden 3 yıl kadar sonra ise belli düzenlemelerle beraber halkın kullanımına açılmış.

Tokyo mutfağında deniz ürünlerinin her zaman çok özel bir yeri bulunuyor. Nu kültüre daha yakından bakmak adına sen de Tsukiji Balık Pazarı’na göz atmalısın. Tokyo’nun en orijinal gastronomi mekânlarından olan Tsukiji Balık Pazarı, taze deniz mahsulleri ile dikkat çekiyor. Aynı zamanda ülkenin en geniş balık pazarlarından olan bu yerde 400 dükkân bulunuyor.
Buraya gelince meşhur ton balığı müzayedesini de görme şansı bulabilirsin. Buradaki dükkânlar çok erken saatlerde açılıyor. Bu arada pazarın, 1923'teki Büyük Kanto Depremi’nde çok büyük zarar gördüğünü, sonra aynı yerde tekrar oluşturulduğunu belirtelim.

Tokyo Körfezi’nde bulunan Odaiba Adası, hem bölge halkı hem de turistler açısından sunduğu eğlence olanaklarıyla ciddi bir popülerliğe sahip. Tarihte, denizden gelebilecek saldırılara karşı korunmak maksadıyla tasarlanan Odaiba Adası, stratejik açıdan önemli bir konumda.
1980’lerdeki kentsel dönüşüm projeleri ile beraber gelişmeye başlayan ada, günümüzde hem turizmin hem de ticaretin merkezlerinden. Bugün itibarıyla adada toplamda dört ayrı bölge yer alıyor. Bu arada dünyaca ünlü TV kanalı olan Fuji TV'nin merkezi de ada içerisinde yer alıyor.

Şehrin kırmızı fener bölgesi olan Kabukicho, yetişkinlere özel bir eğlence alanı sunuyor. Gezginlerin uğrak mekanlarından olan Kabukicho, Yasukuni Dori'ye de epey yakın. Kabukicho’nun adı, kökü Edo Dönemi’ne dek uzanan geleneksel kabuki tiyatrosundan alıyor.
Tokyo’da gece hayatının merkezlerinden sayılan Kabukicho, son derece canlı bir atmosfere sahip. Buraya geldiğinde pachinko adı verilen salonlarda slot konusunda şansını değerlendirebilirsin. Slot makinelerinin haricinde peep show etkinlikleri ve özel kabare gösterileri de mekanı epey renklendiriyor.

Tokyo’nun en önemli sembolleri arasında olan Rainbow Köprüsü’nü yakından görme fırsatını kaçırma deriz. Tam olarak körfezdeki Odaiba Adası'na bağlanan bu dev köprü, toplamda 750 metrelik bir uzunluğa sahip. Köprünün üst katı bir otoban olarak kullanılıyor. Alt kat ise doğrudan metro hattı olarak değerlendiriliyor.
Köprüde hem araç hem de özel yaya yolları mevcut. Yaya yolunu takip ettiğinde şehrin en büyüleyici manzaralarından birini geniş bir açıdan görme şansı bulabilirsin. Köprünün gece saatlerinde özel tekniklerle ışıklandırılması, buranına atmosferine özel bir boyut kazandırıyor. Bu arada alışveriş merkezleri ve teknoloji müzelerinin çoğu, köprüye yürüme mesafesinde bulunuyor.

Harajuku bölgesinde yer alan Takeshita Caddesi, özellikle genç turistlerin uğrak mekanlarından biri. Alışveriş mağazaların ve kafelerin yoğunlukta olduğu bu popüler cadde, Takeshita Dori ismiyle de tanınıyor. Toplam uzunluğu 400 metre olan cadde, Japon gençlik kültürünü net şekilde yansıtıyor.
Cadde çoğunlukla hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Bu nedenle hafta içinde ziyaret etmek daha akıllıca olabilir. Bu arada caddenin, meşhur Harajuku tarzı sokak modasının doğduğu yer olduğunu da belirtelim. 90’lı yıllarda Takeshita Caddesi’nde özellikle sahte Amerikan ve Japon kıyafetlerine yer veren dükkânların yer aldığı biliniyor.

Bilindiği üzere dünya genelinde pek çok ülkede Disneyland adı verilen devasa eğlence parkları yer alıyor. En gelişmiş Disneyland tasarımlarından biri de Tokyo içerisinde yer alıyor. 1983 yılında açılan Tokyo Disneyland, aynı zamanda ABD harici bir ülkede açılan ilk Disneyland olarak biliniyor. Bir tür tema park olan Disneyland, zaman içerisinde kendi kültürünü ve atmosferini yaratmış durumda.
Park içerisinde Adventureland, Westernland, Fantasyland ve Tomorrowland olmak üzere toplamda dört ayrı tema alanı bulunuyor. Yılda 17 milyon ziyaretçi ile 2013 senesinde önemli bir rekora imza atan Tokyo Disneyland’ta binlerce çalışan görev alıyor. Parkların içerisinde World Bazaar adı verilen özel alışveriş ve yeme-içme alanını da değerlendirebilirsin.
Kişi başı 6000 yen
Açık olduğu saatler
Haftanın her günü 08.00 ile 22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Başkentin renkli yüzünü simgeleyen Harajuku, genç nüfusun ağırlıkta olduğu popüler bir destinasyon. Tam olarak Shinjuku ve Shibuya arasında konumlanan Harajuku Cat Street ve Takeshita Caddesi’ni de içinde barındırıyor. Rengarenk butikleri ya da retro mağazaları ile dikkat çeken Harajuku, Şanzelize Caddesi’ne benzetiliyor.
Bölge genel olarak hediyelik eşya almak isteyenler için öncelikli seçenekler arasında. Alışveriş mekânlarının dışında Togo Tapınağı, Nezu Müzesi ve NHK Studio Park gibi turistik yerler de bu alanda yer alıyor.

Japonya’nın en eski alışveriş caddeleri arasında gösterilen Nakamise, otantik bir atmosfer sunuyor. Sensoji Tapınağı’na komşu olan caddenin kökenleri Edo Dönemi’ne dek uzanıyor. 200 metrelik uzunluk içerisinde 54 dükkâna ev sahipliği yapan Nakamise, tarihi bir ambiyans içinde alışveriş yapmana olanak sağlıyor. Cadde üzerinde genellikle Japon şekerleme dükkânları veya ahşap terliklerin satıldığı dükkanlara ilgi biraz daha fazla.

Başkentin Minato semtinde olan Roppongi, “altı ağaç” anlamına geliyor. Zengin eğlence imkanları ile hayranlık uyandıran Roppongi, geçmişte daha sakin ve geleneksel bir yer olarak biliniyordu. Fakat Roppongi Hills ve Tokyo Midtown gibi yapılarla beraber turistik açıdan cazibesini artırmayı başarmış diyebiliriz.
Lüks ve seçkin mağazaların, butiklerin restoranların yer aldığı Roppongi, aynı zamanda çok sayıda konaklama olanağına sahip. Ziyaretçiler buraya uğradığında ayrıca Ulusal Sanat Merkezi, Mori Sanat Müzesi gibi kültürel mekanlarla da karşılaşabiliyor. Ayrıca Roppongi Hills veya Tokyo Midtown içerisinde çok büyük gözlem terasları da mevcut.

Japonya’nın en önemli kültürel ve tarihi zenginliklerinden olan Kaneiji Tapınağı, Ueno Parkı ile adeta iç içe. Şehrin en çok ziyaret edilen Budist tapınakları arasında gösterilen bu yer, aynı zamanda Shinobazu Göleti'ne de epey yakın.
Beş katlı bir pagodaya sahip olan tapınağın tarihi, 1625 senesine dek uzanıyor. Tapınağın kuruluş döneminde Tendai Priest Tenkai ismi öne çıkıyor. Tokugawa klanının 13 üyesinin 6 tanesinin gömüldüğü Kaneiji Tapınağı, parkın bir parçası olabildiği için ciddi bir ziyaretçi akınına uğrayabiliyor. Ziyaretçiler, tapınağın insanları kötü ruhlardan arındıran bir özelliğe sahip olduğuna inanıyor.

Tokyo’da sanat tutkunları için vazgeçilmez mekanlardan biri olan Yayoi Kusama Müzesi, “Puantiye Prensesi” olarak da ün yapan Kusama’yı yakından tanımana olanak tanıyor. Kusama’nın kendine has tarzına ve ilginç hikayesine ayna tutan müze, şehrin batısındaki Shinjuku bölgesinde konumlanıyor. Müze içerisinde toplamda 600’e yakın eser bulunuyor.
Japon mimarlık firması Kume Sekkei’nin girişimleri ile tasarlanmış olan Yayoi Kusama Müzesi, Kusama’nın sanatsal evrimini de detaylı şekilde gözler önüne seriyor. 2017 yılından bu yana hizmet veren müzenin bir katı, “Sonsuzluğun Ötesinde Aşk Hakkında Çığlık Atan Balkabakları” isimli çalışmaya ayrılmış durumda.
Kişi başı 1100 yen
Açık olduğu saatler
Pazartesi ve salı hariç 11.00 ile 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Şehrin Bunkyō-ku isimli bölgesinde ziyaretçilerini ağırlayan Rikugien Bahçesi, sadece başkentin değil aynı zamanda tüm Japonya’nın en popüler metropol parkları arasında yer alıyor. Bahçe tasarımında genel olarak bazı Japon şiirlerinden ilham alınmış. 1695 ile 1702 yılları arasında, Japonya'nın beşinci Tokugawa şogunu Tsunayoshi Tokugawa'nın onayı ile tasarlanan Rikugien Bahçesi, Edo Dönemi’nin tarzını yansıtıyor.
Zaman içerisinde farklı restorasyon süreçlerinden geçen bahçe, günümüzde orijinal boyutunun üçte birine sahip. 1938 senesinde Şehir Hükümeti’ne bağışlanmış olan Rikugien Bahçesi bundan 15 yıl kadar sonra hükümet tarafından “özel bir doğal güzellik noktası” olarak ilan edilmiş.

MOMAT olarak kısaltılan Tokyo Modern Sanat Müzesi, şehrin sevilen semtlerinden Chiyoda içerisinde yer alıyor. Bir tür modern sanat müzesi olan bu yer, 1952 senesinden bu yana hizmet veriyor. Batı tarzı ile geleneksel Nihonga sanatını birleştirmeyi amaçlayan Tokyo Modern Sanat Müzesi’nde bulunan eserler, 20’nci yüzyıldan günümüze dek Japon sanatçıların ortaya koydukları çalışmaları kapsıyor.
Tasarımı ünlü Japon mimar Kunio Maekawa tarafından gerçekleştirilen Tokyo Modern Sanat Müzesi, Takebashi İstasyonu'na yürüme mesafesinde. Modern sanat koleksiyonunda toplamda 4500 parçaya yer veriliyor.
Kişi başı 500 yen
Açık olduğu saatler
Pazartesi hariç 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Tokyo'nun ikonik kültürel mekanlarından olan Kabukiza Tiyatrosu, ilk olarak 1889 senesinde inşa edilmesine rağmen zaman içinde pek çok felaketle karşı karşıya kalmış. Kabuki’nin merkezindeki bu tarihi tiyatro, 2013 senesinde 5’inci kez inşa edilmiş.
Gelinen noktada tarihi dokusunu tam anlamıyla koruyamasa da modern bir çehreye kavuşan tiyatroda izleyicilere müthiş bir görsel deneyim sunuluyor. Kökenleri 1600’lü yıllara dek uzanan Kabuki kültürü; dans, şarkı ve mimik gibi unsurları sahnede dramatik biçimde harmanlıyor. Kabukiza Tiyatrosu’nun dış kısmı daha çok Batı tarzında tasarlanmış olsa da iç bölümlerinde geleneksel Japon mimari tarzından esintiler sunuluyor.

Japonya'nın doğasını keşfetmek isteyenlerin yönelebileceği Nikko Milli Parkı, şehrin kuzeydoğusunda yer alıyor. Volkanik faaliyetlerin etkisiyle şekillenmiş olan bu dağlık bölge, hem tabiat güzellikleri hem de tarihi zenginlikleriyle cazip bir yer olmayı başarıyor.
Yoğun geniş yapraklı ormanlarda meşe ve kayın ağaçları ağırlıkta. Özellikle de sonbahar döneminde burayı ziyaret edersen gerçek bir renk cümbüşü ile karşılaşabilirsin. Milli park başta Nikko Toshogu Tapınağı, Nikko Futarasan Tapınağı ve Nikkozan Rinnoji Tapınağı olmak üzere pek çok tarihi tapınağa ev sahipliği yapıyor. Shinkyo Köprüsü’nden geçerken çekeceğin manzara fotoğrafları için yanına bir makine almanda yarar var.

Başkentte Taito isimli semtte konumlanan Asakusa, oldukça karakteristik bir mahalle. Sumida Nehri’nin batı bölümünde yer alan Asakusa, bir tür eğlence tapınak merkezi diyebiliriz. Asakusa, Sensoji adı verilen meşhur Budist tapınağına da ev sahipliği yapıyor. Aynı şekilde görsel anlamda epey etkileyici olan Kaminarimon Kapısı da bu mahallede yer alıyor. Kalabalıklardan kaçmak adına buraya sabah saatlerinde uğramanda yarar var.

Listemizin sonunda doğayla bütünleşebileceğin, iç açıcı bir mekan var. Tokyo’nun en meşhur bahçelerinden biri olan Hamarikyu Bahçeleri, Tokyo Körfezi’nin kıyılarında yer alıyor. Burası uzun yıllar boyunca İmparatorluk tarafından değerlendirilmiş olsa da 1946 sonrasında park olarak düzenlenmiş. Devasa peyzajlı bahçede büyük göletler, patikalar ve çay evleri mevcut.
Japonların kendilerine has bahçe tekniklerine ve estetik algılarına tanıklık etmek istersen Hamarikyu Bahçeleri’ni mutlaka notlarının arasına almalısın. Sumida Nehri’nin kıyısında bulunan bu bahçeler, sadece turistlerin değil bölge halkının da favorileri arasında.
Tokyo ile birlikte tüm ülkeyi gezmeye devam etmek istersen Japonya’da gezilecek yerler yazısından rehberine ulaşabilirsin.