2008 yılında dünyayı saran kriz dalgasının ardından çok rahat günler geçirdiğimiz söylenemez. Ülke olarak bu krizi göreceli olarak az hasarla geçiyor olsak da, bu krizin çok ciddi boyutlarda olduğunu idrak etmemiz gerekiyor. Küresel düzen içerisinde, hiçbir ülkenin birbirinden bağımsız olma gibi bir lüksü yok. Bu hem makro hem mikro ekonomik durgunluğu açıklar. Raporlarda, global çapta ülkelerde büyüme oranlarının düşeceği beklentisi yer alıyor. Aynı şekilde Türkiye için de gelecek üç yıl içerisindeki büyüme oranının yavaşlayacağı öngörülüyor.

Büyüme sorunu dışında işten çıkarılmalarla birlikte istihdam kaybının artacağı beklenen bir gerçek. Özellikle zarar eden finans kuruluşları çok ciddi bir istihdam azalışına gidiyorlar. Küresel finans hizmetleri sektöründeki istihdam kaybı bu yıl, Citigroup, BNP Paribas ve Bank of America da maliyetleri azaltmaya yönelik istihdam kısıntısı adımları ile birlikte, 200,000 seviyesini aşmaya çok yaklaştı.

Bu istihdam kısıntıları, bu yıl finans şirketlerince açıklanan toplam 195,000 kişilik istihdam kısıntısına ilave oldu. 2009 yılında bu rakam 174,000 seviyesindeydi. Finans şirketleri, Avrupa borç krizinin piyasaları olumsuz etkilemesi, hisse sendi ve tahvil işlemlerinden gelen gelirleri azaltması ve şirket birleşme ve satınalmalarını azaltması sonucu, personel sayısını azaltıyorlar. 

Londra'da Kennedy Group'un CEO'su, 41 yaşındaki Jason Kennedy, "Bu kadar kötüsünü görmedim" dedi ve "Gelecek de belirsiz. Bu durum 14 ya da 15 ay daha sürer. 2012 açık bir şekilde kayıp yıl" değerlendirmesinde bulundu.

Dünyada hal böyleyken etkilenmeyen ülke olamaz

Türkiye’de toz pembe bir ekonomik tablo olduğunu söylemek çok doğru değil. Her birey ekonomik genel trendi az çok bilmeli. Çünkü kişisel bütçe planlamasında bu risklerin büyük önemi var. Malum 2011 yılının sonuna geliyor ve yeni yıl için de bazı planlamalar yapılacak. Bu planlamaları yaparken ve 2012 bütçesini oluştururken, yeni yıl içerisinde yaşanabilecek olumsuz gelişmeleri de iyi düşünmek gerkecek. Ülkemizde en ciddi istihdam kaynağına sahip olan sektörün bankacılık sektörü olduğunu varsayarsak, Türk bankalarının ayakta kalması istihdam açısından sorun yaratacakmış gibi görünmese de, kar oranlarının belirgin şekilde yavaşlaması, hesapta olmayan istihdam azaltılmasını gündeme getirebilir. Büyüme hedeflerinde revizyona gidilmesi ve göreceli küçülme politikası izlenmesi halinde, istihdam azaltılması dünya ile paralel mümkün hale gelebilir.

Aynı şekilde büyümenin yavaşlaması ve üretimin düşmesi ile kısmı ve dönemli istihdam azalışları ülkemizde de yaşanabilir. Avrupa’nın durumu hiç iç açıcı değil. Bu durum bizi de etkileyecek çünkü ihracatımız etkilenecek. Reel sektör, satamadığından dolayı üretim kısıntısına gitmesi halinde, günümüzde yaşanan gevşek seyir sekteye uğrayabilir ve hayat kalitemizde de bir daralma gözlenebilir.

Hal böyle olunca bireylerin tüketimlerini ve bütçelerini iyi organize etmeleri gerekir. 2012 yılının ekonomik açıdan çok parlak geçmeyeceğini vurgulayarak, yeni yıl için finansal hedeflerinize risklerin ciddi olduğunu dahil ederek, yüksek giderli harcama planlarınızı bütçenize göre erteleyebilirsiniz.

Lütfen; birey olarak, genel ekonomik trend hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın. Global düzende dönen çarklar içinde yer alan bir yaşamda yer alıyorsak, her çarkın nasıl döndüğünü ve o halka içinde bizim nasıl etkileneceğimiz hakkında fikriniz olsun. Ekonomi yalnızca ülkelerin değil, bireylerin de yönettiği bir bilimdir. İsraf ekonomisinden uzak durmanın önemi de burda ortaya çıkıyor.