Bazıları yaşamak için yer, bazıları yemek için yaşar. Hatta bazıları yemek için uçar! Çünkü neden uçmasın?

Hayatın güzel yemeklerle daha güzel olduğunu hepimiz biliyoruz. Başka başka yemekler tadarak daha güzel olacağını da… Hal böyleyken, seyahat planları yaparken üzerinde durduğumuz en önemli başlıklardan birisi de yemek oluyor. İşte bu yazıda, kendi başına bir seyahat sebebi olabilecek yemeklerden bahsedeceğim.

Önemli uyarı: Açsan önce bir şeyler ye lütfen. Okurken şekerin eksi değerlere düşebilir, demedi deme. 

Ucuz Uçak Bileti Bulun

 

Barselona – Paella

Deniz ürünleri herkes için aynı şekilde cazip olmayabilir ama seven için paella’nın kelime anlamı cennetten düşen son yemek tanesi olabilir. O kadar güzel çünkü! Ben özellikle mürekkep balıklısına hayranım ama Gaudi'nin de dediği gibi “İlle de paella olsun, ister çamurdan olsun.”

Barselona’da lezzetli paella’lar yiyebileceğin pek çok mekân var ama en çok önerileni Botafumeiro. Hem ambiyansı hem de yemekleri gayet başarılı. Sanat eseri gibi tatlılarından da yemeyi unutma. www.botafumeiro.es

Paris – Ördek Confit

Ne kadar doğru bilemem ama Karacaoğlan’ın Yeşil Başlı Gövel Ördek koşmasını bu yemeği yerken yazdığı rivayet edilir. Zaten “Telli turnam sökün gelir, Elvan elvan kokun gelir” kısmından belli. Şaka bir yana… Ördek eti zaten lezzetliyken bir de üzerine Fransızların konfi tekniğiyle pişirmesi seviyeyi Nirvana’ya çıkarıyor. Ayrıca ben yanında gelen kızarmış halka patateslere de bayılıyorum.

Benim öneri üzerine gittiğim Les Philosophes, Paris’te tadabileceğiniz en iyi ördek confit’lerden birini yapıyor. Ayrıca gitmişken kaz ciğerlerini de mutlaka deneyin. www.cafeine.com/fr/philosophes

Roma – Coda alla Vaccinara

Adını hala hakkıyla söyleyemediğim ama tadı üzerine kitap yazabileceğim bir yemek daha… Aslında sığırın kuyruk eti ve pek çok sebze ile yapılan bir çeşit haşlama diyebiliriz. İtalyan mutfağının alışıldık tatlarından çok farklı ve gerçekten enfes!

Lezzetli bir örneğini tatmak istersen, geleneksel havasını hiç bozmamış Checchino Dal 1887’a muhakkak gitmen lazım.  www.checchino-dal-1887.com

Dubai – Mandi 

Saatlerce pişmiş, lokum kıvamında bir et ve baharatlarla lezzetine lezzet katmış bir pilav… Mandi işte böyle bir şey. Aslında anavatanı Yemen ama Dubai’de de hatırı sayılır derecede yeniyor ve aynı oranda lezzetli yapılıyor.

Dubai’ye gidersen, Arap mutfağını -Dubai’deki diğer her şey gibi- modernize eden Bait Al Mandi’ye de uğramayı unutma. www.baitalmandi.com

Meksiko – Taco

Taco neredeyse her yerde güzel ama memleketinde yemek bir başka. Zaten Meksika mutfağının diğer lezzetlerini tatmak, acısıyla yanmak için de daha iyi bir bahane olamaz değil mi?

Taco konusunda en çok duyduğum restoran El Bajío. Ben henüz tadamadım ama tadan arkadaşlarımın hepsi yanılmış olamaz bence. www.restauranteelbajio.com

New York – Hamburger

“Hamburger için o kadar yol gidilir mi?” diyorsan seninle yollarımızı ayıralım. Yazının bundan sonrasında yalnız da devam edebilirim. Çünkü hamburgerin farklı ustaların birbirinden ilginç sırlarıyla nasıl farklılaşabildiğini anlatmak çok zaman alır. Tamam, temelde bir köfte iki parça ekmek ama tarifler ve soslar değiştiğinde işin rengi de değişiyor. İşte o renklerin en güzeli de New York’ta, hamburgerin anavatanında. 

Her köşesinde farklı bir hamburgerci bulabileceğin New York’un en iyilerinden biri J.G. Melon Nyc. Cheesecake’leri de bir başka güzel bak, aklında olsun. www.jgmelonnyc.com

Londra – Scotch Egg (İskoç Yumurtası)

İngilizlerin geleneksel mutfakları pek öyle ahım şahım değil, hepimiz biliyoruz. Hele bizimki gibi bir kültürde büyüyen biri için, vitamin hapıyla beslenmek çok daha iyi olabilir. Ama adamlar dünyadaki neredeyse tüm yemek kültürlerini almış, harmanlamış. E şeflerin de maşallahı var… İşte scotch egg de o şeflerin en iyi yaptıklarından biri, bir İskoç reçetesi. Temelde kıyma ile kaplanmış haşlanmış yumurta. Ama ne yumurta…

Güzel bir örneğini yemek için The Trading House’a gidebilirsin. Üstelik mekân da şahane. Etrafı izlerken yemeği soğutmamaya dikkat et. www.thetradinghouse.uk.com

Gaziantep – Bülbül Yuvası

Sıra geldi en sevdiğime… Biriciğime… Uğruna yola yayan düşeceğime…

Gaziantep öyle bir şehir ki, sokağından aldığın bir çakıl taşını lavaşa sarıp kıtlasan “Biraz soğan piyazı da olaydı iyiydi” deyip yemeye devam edersin. Resmen lezzetsiz hiçbir şey yok. Amaaa… Bu bülbül yuvası daha bir başka! Üstelik benzersiz. Gaziantep’in kebabını, yuvalamasını bir başka şehirde de yiyebilirsin belki, ama koskoca İstanbul’da bülbül yuvasını Gaziantep’teki gibi yapan bir yer bulamadım ben.

Bülbül yuvasını şöyle tarif edeyim. Her tarafı fıstık kaplı, bir lokmacık bi’ şey. Ağzına attığın an 1-2 hışırdıyor ve bir bakıyorsun YOK! Hayal miydi, rüyada mıydım derken, bir daha bakıyorsun tepsiyi yemişsin. Öyle de hafif, öyle de naif.

Bülbül yuvası için Gaziantep’te tek bir adres verebilirim: Ömer Güllü. Mümkünse uçaktan indiğiniz gibi gidin, ne kadar bülbül yuvası varsa yiyin. Ha bu arada, çok zahmetli bir tatlı olduğu için her zaman fazlaca yapılmıyor, o yüzden önden sipariş vermekte fayda var. www.omergullu.com.tr

Şu an, ekrana ekmek banma kıvamına gelmiş olman lazım. Gel kendine eziyet etme, birlikte bilet bakalım. Uygun bilet bulmak zaten kolay, buraya tıklayıp gitmek istediğin şehri yazman yeter ama sen yemeğe yukarıdakilerin hangisinden başlayacağına karar ver. Zorlanırsan çekiliş, yazı tura gibi yollar serbest!