Her köşesi doğal ve tarihi güzelliklerle dolu ülkemizde fazla para harcamadan da unutulmaz bir tatil yapabilir, tüm yılın yorgunluğunu atabilirsiniz. Üstelik ekonomi yapacağım diye güzel bir deniz veya eğlenceli bir gece hayatı gibi tatilin olmazsa olmazlarından ödün vermenize de gerek yok. Bakalım hem ucuz hem de unutulmaz bir tatil için nerelere gidebilir, neler yapabilirsiniz?

Antalya’da gizli bir cennet Olimpos

Olimpos, kendine has ağaç evleri, yeşillikler içindeki tesisleri ve özellikle akşamları yakılan ateş etrafında süren gitar eşliğinde eğlenceleri ile bir tatilden beklediğinizden çok daha fazlasını sunuyor. Üstelik yakında bulunan Kelebekler Vadisi ve Yanartaş Dağı gibi görülmeye değer harika yerler de cabası. Buranın olumsuz denebilecek tek özelliği tesisler genellikle deniz kıyısında değil ve yüzmek için araçla kıyıya gitmeniz gerekiyor ancak birçok tesisin günlük denize servisleri var ve bu sayede ulaşım rahatça sağlanıyor. Olimpos’ta tesisler genelde oda kahvaltı veya yarım pansiyon sistemiyle çalışıyor ancak az sayıda da olsa tam pansiyon veya her şey dahil seçenekler de var. Burada bir haftalık tatil sezona göre değişmekle birlikte Haziran ayında konaklama ve diğer masraflar dahil ortalama 500 TL’nin altında.

İzmir’in en ünlü komşusu Çeşme

Çeşme özellikle son yıllarda hem yurt içi hem de yurt dışında en fazla yıldızı parlayan tatil beldelerinden biri. Özellikle Alaçatı ve çevresi denince aklımıza lüks kafeler, yüksek giriş ücretleri alınan plajlar veya günün her saati kalabalık tesisler gelebilir. Ancak şimdi bunların hepsini unutun ve hala keşfedilmeyi bekleyen Çeşme’nin diğer yüzüyle tanışmaya hazır olun. Örneğin bölgenin belki de en güzel denizine sahip Ilıca Plajı boydan boya günübirlik 10 TL civarına kiralayabileceğiniz şezlonglarla dolu. İzmir’in en ünlü fast food yemeği kumrular ise yine 10-15 TL cirında. Buna bir de İzmir’den gidiş dönüş yaklaşık 25 TL tutan otobüs ücretini eklerseniz, toplamda 50 TL’ye çok keyifli bir gün geçirebilirsiniz. İzmir merkezde yaşayan bir yakınınızın yanında konaklarsanız, cebinizde kalan otel parasını civarda bulunan Efes Antik Kenti, Şirince gibi harika yerleri keşfetmek için veya gece eğlenmek için değerlendirebilirsiniz.

Taşların yarattığı dünya Kapadokya

Nevşehir’de bulunan Ürgüp, Göreme, Uçhisar ve civarını kapsayan Kapadokya taşların aşınması sonucu oluşan ilginç yeryüzü şekilleriyle herkesi büyülüyor. Siz de henüz bu muhteşem yeri görmediyseniz veya yıllar önce gidip tekrar göreceğiniz günü sabırsızlıkla bekliyorsanız, iyi bir haberimiz var. Kapadokya’yı gezip dinlenmiş ve eğlenmiş bir şekilde evinize dönmek için ortalama 400 TL’den az harcamanız yeterli olacak. Peki ama nasıl derseniz, bu bölge başlıbaşına bir müze. Yani yolda yürürken bile peri bacalarını görüp fotoğraf çekebilirsiniz. Yine de müzeleri gezmek isterim derseniz, öğrenciler için 20 TL, öğrenci olmayanlar içinse 40 TL karşılığında bir Müzekart alarak Göreme Açıkhava Müzesi gibi harika müzelerin tamamını gezebilirsiniz. Kapadokya’da konaklama da diğer birçok yere göre çok uygun. İki kişi için 100 TL hatta daha da altına kahvaltı dahil pansiyonlar ve küçük oteller bulabilirsiniz. Kapadokya'da kalmak için uygun bir otel arıyorsanız hemen tıklayın.  Bölgede yaşayan yakınlarınız varsa, onların yanında kalırsanız sadece gezmek ve yeme içme için bütçe ayırmanız gerekir ki bunun için 300-400 TL yeterli olacaktır.

Karadeniz’in yeşil hazineleri

Karadeniz denince akla yemyeşil dağlar, berrak denizler ve serin yaylalar gelir. Trabzon da bu imaja fazlasıyla uyan Türkiye’nin cennet köşelerinden biri. Uzun zamandır aklınızda Karadeniz’e açılıp bölgeyi keşfetmek varsa Trabzon başlamak için harika bir seçim. Tarihi Sümela Manastırı, en lezzetli Karadeniz yemeklerini sunan uygun fiyatlı restoranları ve temiz, küçük otelleri ile Karadeniz’de yeşilin kalbine uzanan bir yolculuk size birkaç günlük tatilde en fazla 500 TL harcatacaktır. Üstelik bir tanıdığınızın yanında kalma şansınız varsa bu tutarı daha da düşürebilirsiniz. İş çıkışı kahve içmek, yemeğin üstüne tatlı yemek gibi alışkanlıklarınızdan kısa bir süre vazgeçerek bu benzersiz dünyaya yolculuk için kaynak ayırabilirsiniz. Üstelik Kardeniz’in temiz havası ve iklimi sağlığınıza bu alışkanlıklardan çok daha iyi gelecek.

Lezzetli bir mola için Adana

Adana, tatil denince ilk akla gelen yerlerden biri olmasa da kendine has kebabı, tarihi ve doğal güzellikleri, sıcak iklimiyle en azından bir süre yaşadığınız şehirden uzaklaşıp dinlenmek için iyi bir seçenek. Burada yapılacak en iyi şey elbette muhteşem yemeklerin tadına bakmak. Kebap, salatalar, acılı veya acısız şalgam suyu ve baklava türü ağırlıklı tatlıların sunulduğu geleneksel Adana mutfağının en lezzetli alternatiflerinden oluşan zengin ve doyurucu bir yemek için en fazla 20 TL ödemeniz gerekmesi de burayı İstanbul gibi büyük şehirlerden ayıran en önemli ayrıntı. Üstelik Adana’da üzüm gibi meyveler ve sebzeler de çok ucuz. Bu durum yemeğin yanında gelen salata veya tatlı olarak baklavaya alternatif olarak alabileceğiniz meyve gibi alternatiflerin çoğunun ücretsiz sunulmasını sağlıyor. Özellikle yaz aylarında ziyaret ederseniz, bol sulu Adana karpuzunun da tadına bakmayı ihmal etmeyin.

İstanbul’un arka bahçesi Polonezköy

Polonezköy adından da anlaşılacağı gibi yıllar önce bölgede yaşayan Polonyalılar tarafından kurulmuş bir belde. İstanbul’a yakınlığı ve doğal güzelliğini kaybetmemiş yapısı burayı alternatiflerine göre daha özel kılıyor. Polonezköy’de ne yapılır derseniz, sabah erken gidip civarda bulunan kafelerde ve butik otellerde sunulan köy kahvaltısının keyfini çıkarmak diyebiliriz. Burada bulunan işletmeler genellikle nesilden nesile bu işi yapan aileler ve ziyaretçilere müşteriden çok misafir gibi yaklaşıyorlar. Özellikle bahar ayları, yaz başlangıcı ve sonu gibi dönemlerde burası en güzel zamanlarını yaşıyor. Sabah güneş yakmaya başlamadan uzun bir yürüyüş yapabilir, öğle saatlerine doğru uzun bir kahvaltıyla karnınızı doyurup kafe ve otellerde bulunan hamaklarda sallanabilirisniz. Akşama doğru civarda gezerken büyük bahçeler içindeki özenle yapılmış evleri görünce fotoğraf da çekmek isteyebilirsiniz. Bu yüzden giderken makinenizi de mutlaka yanınıza alın.

Beyaz mucizelerin diyarı Pamukkale

Bembeyaz travertenlerle birlikte anılan Pamukkale, sadece bu mucizevi doğal oluşumların değil aynı zamanda şifalı kaplıcaların ve Ara Güler’in fotoğraflarıyle keşfettiğimiz tanrıça Afrodit’e adanan antik kent Afrodisyas’ın da anavatanı. Yılın her dönemi görülmeye değer Pamukkale için en iyi dönem taşların halen beyaz kaldığı Mayıs, Haziran ayları. Daha öncesinde giderseniz kış soğuğunda kaplıca keyfini yaşayabilir, yazın giderseniz de civarda bulunan antik kalıntıları rahatça gezebilirsiniz.

Yükseklerin şehri Kars

Tarihi Ani Harabeleri, Kars Kalesi ve Kars Müzesi gibi ilk akla gelen tarihi ve görülmeye değer yerler Kars’ı tarif etmek için iyi birer başlangıç olabilir. Ancak kesinlikle yeterli değil. Burası geniş caddeleri, büyük, heybetli yapıları ve özellikle İlkbahar’da açığa çıkan muhteşem doğasıyla kesinkle görülmeye değer bir yer. Özellikle yöre halkının yardımseverliği buraya geldiğinizde sizi şaşırtacak şeylerin başında geliyor. Kış aylarında iklim soğuk ve sert geçiyor ancak yaz mevsimi ne bunaltacak kadar sıcak ne de üşütecek kadar soğuk. Üstelik pansiyon ve oteller, birbirinden lezzetli yöresel yemekleri sunan restoranlar sıradan bir tatilde harcayacağınız meblağın neredeyse yarısıyla yepyeni bir dünyayı keşfetmenizi sağlıyor. Peki ortalama ne kadar derseniz, Kars’ta konaklama, yeme içme ve civarı keşfetmek için birkaç günlük tatilde kişi başı 500 TL ve belki daha da azı yeterli olacaktır.