Teknoloji devriminin yaşandığı bir çağda yaşarken, teknolojiden uzak kalmak kaçınılmaz. Teknolojinin gelişmesi ve teknolojiyi kullanmak çok güzel bir şey olsa da, teknolojik oyuncakların bütçelere getirdiği yük bir hayli fazla olabiliyor. Teknolojik ürünlerde çok hızlı değişim ve gelişim olması sebebiyle, aldığınız bir ürünün miladı bazen bir yıl dahi geçmeden dolabiliyor.

Bu durumda aldığınız ürünün henüz taksidini ödememişken, yeni ürünü alma planı yapabiliyorsunuz. O yeni ürünü almak için eski ürününüzü, aldığınızın çok altına bir fiyata satmaya razı oluyorsunuz. Hem o ürünün taksidini ödemeye devam ederken, hem de o ürünü aldığınızın çok altına fiyata satmaya razı olmanın finansal açıdan bir açıklaması yok elbette. Finansal anlam dışında yapılan araştırmalar, bütçeye ek yük getiren teknolojinin sosyal hayata etkileri de ortaya çıkarıyor.

Bağımlılık çok fazla, ilişkiler etkileniyor mu?

Intel tarafından tüketicilerin mobil cihazlarıyla etkileşimlerini ve mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını incelemek amacıyla Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi’nde gerçekleştirilen “Mobil Etiket” adlı araştırma, cihazların günlük yaşamımızda kendilerine ne kadar ciddi bir yer edindiğini ve her geçen gün artan önemini ortaya koyuyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 16 ülkede 12 bin 761 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar kullanım alışkanlıklarının yanı sıra, bu cihazların kullanımı ile ilgili en fazla rahatsız olunan noktaları da belirledi. Araştırma 16 ülkede toplumda kabul edilebilir sayılabilecek davranışların değişmeye başladığını, kişilerin tolerans düzeylerinin arttığını ve mobil teknolojilerin kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yeni davranış kurallarının ortaya çıkma gerekliliği doğduğunu gösterdi. 

Bilgisayara göz atmadan gün başlamıyor

16 ülke genelinde araştırmaya katılan kullanıcıların yüzde 67’si sabah kalkıp çayını ya da kahvesini içtikten sonra kapıdan çıkmadan önce ilk iş olarak e-postalarını kontrol ediyor ya da ilk tweet’ini atıyor. Hatta araştırmaya katılanların yüzde 23’ü artık yataktan çıkmadan ilk iş olarak bunu yaptıklarını belirtiyor. Mobil cihazını kontrol etmek, Türk kullanıcıların da sabah ilk işleri arasında yer alıyor. Türkler’in yüzde 31’i sabah daha yataktan çıkmadan, yüzde 27’si kahvaltı sırasında, yüzde 25’i ise işe gittikten sonra cep telefonunu ya da dizüstü bilgisayarını kontrol ettiğini söylüyor.

Arkadaşlarla birlikte kahve içerken Facebook statüsüne göz atmak, haftasonu tatilinde dizüstü bilgisayarla kaçamak yapmak ve yatak odasında mobil cihazları kullanmak 16 ülke genelinde artık eskisi kadar rahatsız edici olmayan davranışlar olarak dikkat çekiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 84’ü yolda mesaj atmaya çalışırken dalgınlıkla kendisine çarpan biri olduğunda hoşgörüyle yaklaşabiliyor. Kullanıcıların sadece yüzde 7’si yatak odalarında mobil cihaz kullanmayı reddediyor. Arkadaş ortamında Facebook’a göz atmak da ankete katılanların sadece yüzde 7’si tarafından sorun olarak görülüyor. Araştırmaya katılanların neredeyse yarısı (yüzde 46) arkadaş ortamında da cihazlarını kullanmaya devam edeceklerini belirtiyor. Yatak odasına giderken mobil cihazını yanına alanların oranı da aynı şekilde yüzde 46.

Telefon insanların vazgeçilmezi oluyor

Mobil Etiket Araştırması mobil cihazların kullanıcılar için ne kadar vazgeçilmez olduğunu da ortaya koydu. Mobil cihazını bırakmamak için bir haftalığına nelerden vazgeçebilecekleri sorulan kullanıcıların yarıdan fazlası (yüzde 52), çikolata ve tatlıdan vazgeçtiğini söylüyor. Çikolata ve tatlıyı yüzde 23 ile çay ve kahve takip ediyor. Katılımcıların yüzde 11’i mobil cihazları yerine tatil günlerinden ya da iş dışındaki zamanlarından feragat ediyor. Bundan daha fazlasından vazgeçenler de var: Eşlerinden ya da sevgililerinden… 16 ülke genelinde sevgilisini gözden çıkaranların oranı yüzde 9 iken, en fazla Romen kullanıcılar (yüzde 21). Türk kullanıcıların yüzde 37’si çikolata ve tatlıdan, yüzde 26‘sı çay ve kahveden, yüzde 17‘si eşinden ya da sevgilisinden, yüzde 14’ü de tatil günlerinden feragat ediyor.

Mobil cihazlar statü sembolü

Mobil Etiket Araştırması’na katılan kullanıcıların yarıdan fazlası (yüzde 54) mobil cihazların birer statü sembolü olarak ya da dikkat çekmek için kullanıldığı, işlevsel olmanın yanı sıra kendilerine bir yaşam tarzı sunduğu görüşünde. Türk kullanıcıların da yüzde 70’i insanların mobil cihazları statü sembolü olarak kullandığını düşünüyor. Türkiye bu oranla listede ilk sırada yer alıyor.

16 ülke genelinde katılımcıların yüzde 69’u sosyal medyayı günlük olarak kontrol ettiğini söylüyor. Bu kullanıcıların yüzde 28’i günde 3-4 defadan fazla, yüzde 7’si de bir saatten az aralıklarla kontrol ettiğini söylüyor. İngiltere ve Almanya’da kullanıcıların yarıdan fazlası (yüzde 53) sosyal medyayı bir günden uzun zaman dilimlerinde kontrol ederken, Mısır (yüzde 90) ve Türkiye’de (yüzde 89) kullanıcıların çoğu her gün ve daha sık kontrol ediyor. Türk katılımcıların yüzde 45’i günde 3 – 4 kez, yüzde 32’si günde bir kez, yüzde 12’si saatte bir kereden, sadece yüzde 11’i haftada bir ya da daha az kontrol ettiği yanıtını veriyor.

Türk sosyal medya kullanıcıları, sosyal medyada en fazla insanların izin almadan kötüleyici fotoğraf veya bağlantılarda etiketleme yapmalarını (yüzde 78), kişisel veya özel bilgilerin paylaşılmasını (yüzde 75), izin almadan başkalarının yerinin etiketlenmesini (yüzde 63), tanımadıkları kişilere arkadaşlık isteği gönderilmesini (yüzde 63), şaka mesajı yayınlamak için başkasının kişisel hesabının kullanılmasını (yüzde 61) görgü kuralları açısından uygunsuz buluyor.

Maddiyat üzerinden insanlar yargılanmaz!

Bu araştırmaların sonucunu finansal anlama taşıyacak olursak ortaya korkutucu bir gerçek çıkıyor. Mobil cihazlara bağlılık ve sosyal statü sembolü olarak algılanmasının sonucu bütçeye yansıyor. Bazı tüketiciler aylık gelirlerinden daha yüksek bedelde olan bir mobil cihazı taksitle alma yanlışına düşebiliyorlar. Başka ihtiyaçlarımdan kısarım, bu cihaza sahip olacağım algısı insanlar için korkutucu sonuçlar doğurabilir. Kendimiz için yaşadığımızı unutmadan, gelirimiz neyse ona göre harcama yapmamız gereksinimini unutmayalım. Kimse kimseyi maddi objeler üzerinden yargılama hakkına sahip olamaz!