İstanbul her mevsimi başka güzel, geze geze bitiremeyeceğiniz muhteşem şehir… Tarihi yer derseniz yüzlerce, müze isterseniz onlarca, doğal güzellik ararsanız yine onlarca mekan bulabileceğiniz bu şahane şehirde, kış gelmeden sonbaharın keyfini sürebileceğiniz yerleri sıralamak istedim… İstanbul’un tek bir handikabı var trafik. Haftasonu ise sabah erken yola çıkmayı ya da deniz yolu (vapur, marmaray, motor vs) kullanmayı tercih edebilirsiniz. Trafik saatlerine göre bir düzenleme yaparak, pastırma sıcaklarını da kaçırmadan İstanbul turu yapmaya ne dersiniz?

Kalamış-Fenerbahçe-Göztepe

Eğer Anadolu yakasında oturuyorsanız Kalamış-Fenerbahçe-Göztepe üçgenindeki parkları biliyorsunuzdur. Bu bölgede gerçekten de çocuklarınızla birlikte keyifli vakit geçirebileceğiniz ya da eşsiz manzara eşliğinde yürüyüş yapabileceğiniz yerler var. Selamiçeşme Özgürlük Parkı oldukça büyük. İçerisinde kafe restoran çocuk oyun alanları ve yürüyüş yolları var. Kamelyalı alanlarda piknik de yapabilirsiniz. Bağdat Caddesi’ndeki Göztepe Parkı’ndaki çiçek ve bitki çeşitliliği görmeye değer. Yine çocuklar için çok değişik oyun alanları var. Bu parktan gün batımına doğru Kalamış Marina’ya doğru yol alabilirsiniz. Kalamış artık sağlı sollu mekanların yer aldığı bir yer. Bir sürü marka var. Ama biraz daha sakin olsun derseniz Fenerbahçe burnuna doğru ilerleyin. İstanbul Yelken Kulübü’nün yanından parka girin. Parkın gün batımı manzarası şahane. Burası günbatımını izlemek ve yürüyüş yapmak için benim favori yerlerimden birisi.

Garipçe Köyü – Rumeli Feneri

Rumeli Feneri ve Garipçe köyü, 3. köprü yapılmadan önce salaş şirin bir köydü. Fenerin ucundaki balıkçılar favorimdi bir de köyde çok güzel kahvaltı edilirdi. 3. Köprü yapımı buraların keyfini biraz bozsa da yine de Karadeniz ormanlarında yol alıp bu eski köye ulaşabilirsiniz. Üstelik köprünün ayakları da yükseldi. Bizim babalarımızın 1.köprünün yapımıyla ilgili anlattıklarını belki siz de çocuklarınıza “Bu köprünün yapılışını bilirim, onları seyrederdim” şeklinde anlatabilirsiniz. İsterseniz burada küçük bir gezinti yaptıktan sonra dar bir yolla Rumeli kavağına da inebilirsiniz. Rumelikavağı’nda balık restoranı seçeneği daha fazla. Sonra Sarıyer-Çayırbaşı tünelinden kolayca Maslak’a varabilirsiniz. Ya da trafik yoksa sahil yolunda mini bir gezintiye çıkın. Trabya ve İstinye diğer seçeneklerimiz. Hatta hava güzelse Emirgan Korusu'na da gidebilirsiniz.

Florya-Yeşilköy

Son yıllarda Florya ve Yeşilköy’de çok sayıda mekan açıldı. Benim çocukluğumun sakin bu iki semtinde kafe ve restoran sayısında inanılmaz artış var. Yeşilköy’ün balıkçıları malum, Florya’nın ise kebapçıları… Deniz kenarında açılan yeni alışveriş merkezi Aqua Florya ve buradaki akvaryumu çocuklarınızla beraber gezebilirsiniz. Bir tavsiyem de Yeşilköy-Florya Caddesi üzerindeki Havacılık Müzesi ve yine Florya sahilindeki Atatürk Evi müzesi. Bu iki müzeyi de mutlaka gezin. Atatürk’ün oturduğu ve çok sevdiği bu denizin üzerindeki evde eşyalar orijinal halde bırakılmış. 10 Kasım haftasındaki Atamızı ziyaret etmek isteyenlere öneririm. Yeşilköy sahilindeki ya da yine Florya sahilinde uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Florya’da uygun fiyatlı yemek yemek isteyenler belediyenin tesislerini de önerebilirim.

Tünel-Karaköy

Taksim-Beyoğlu artık günün her saati kalabalık. Zaten daha tarz mekanlar artık Tünel, hatta son yıllarda Karaköy’de açıldı. Karaköy’de güzel çay, kahve ve yemek mekanları da var. Tavsiyem hiç Taksim kalabalığına girmeden direk Tünel’den geziye başlayın. Vaktiniz varsa Tünel’deki Mevlevihane’ye gezin. Hatta her ayın ilk cumartesi burada semah gösterisi de oluyor. Pera Müzesi’ni gezebilirsiniz. Tünel’den Karaköy’e doğru yol alınca buralardaki inanılmaz değişime tanıklık edeceksiniz. Dem’in çay konusunda ünü çoktan yayıldı. Yemeğinizi ise İstanbul Mimarlar Odası’nın binasının üzerindeki Ferehfeza, Comodor, Naif ya da Wom’da yiyebilirsiniz. Diğer mekan önerilerimiz ise Nar Dükkan, Ops Kafe, Bej Karaköy, Maya ve Karabatak.

Şile-Ağva-Riva

İstanbul’da sonbaharın bin bir rengini görmek için şöyle Şile’ye doğru yol almanız lazım. İsterseniz güne, daha Şile’ye varmadan sağ taraftaki saklı gölde kahvaltı ederek başlayın. Eski Şile yolunda Karamandere köyünü geçtikten sonra Saklıgöl’e ulaşabilirsiniz. Sonrasında Şile’de sahilin ucundaki balıkçılarda şahane bir yemek yiyebilirsiniz. Benim favorim fenerdeki balıkçı ama buralarda çok fazla balık restoranı seçeneği var. Üstelik genelde bu balıkçılar Şile balıkçılarının günlük tuttuğu balıkları satıyor. Şile çarşısındaki şile bezi satan dükkanları da gezmeden olmaz. Geceyi Ağva’da nehir kenarındaki otellerde geçirebilirsiniz. (Ağva otelleri için tıklayın) Küçük ama çok şirin bir yer Ağva. Göksu nehrini salla geçerek farklı bir deneyim de yaşayabilirsiniz. Dönüş yolunuzu ise köy ve sahil yolunu kullanarak Riva’dan yapın. Böylece yine rengarenk ağaçlı yollardan ve şirin köylerin yanından geçerek güzel bir yolculuk yapabilirsiniz.