Ekonomide en çok karıştırılan iki kavram 'spekülasyon' ve ‘manipülasyon‘dur. Spekülasyon mevcut piyasa yapısının değerlendirilmesi sonrasında oluşan beklentiler dikkate alınarak ve risk üstlenilerek kazanç sağlayabilme çabasıdır. Manipülasyon ise insanları kandırarak bir menkul kıymeti almaya veya satmaya sevk etmeye veya menkul kıymetin fiyatını yapay bir seviyede tutmaya yönelik davranışlardır.

İçinde bulunduğumuz global ekonomik sorunlar çerçevesinde tartışılabilecek birçok konu mevcut. Hisse senetleri ve altın piyasalarında yaşanan hareketler spekülatif hareketlerdir. Almanya ekonomisindeki daralma, Avrupa ekonomisinin küçülmesi ya da beklenenden az büyümesi için önemli bir sinyaldir. Yatırımcıların bu gelişmeyi fiyatlayarak hisse senetlerinde satış yapıp, altında pozisyon açmaları normal ve spekülatif bir harekettir. Zaten piyasa spekülatif hareketlerle işler ve fiyatlandırmalar buna göre yapılır. Burada bir suç unsuru yoktur.

Kriz söylentisi çıkarmak manipülatiftir
Ancak Türkiye’de kriz çıkacağı söylentisini ortaya atmak asla spekülatif bir hareket değildir. Bu tamamen manipülasyondur ve insanları yok yere korkutmaktır. Son günlerde karşılaştığımız insanların ekonomide kriz çıkacak, ne düşünüyorsunuz sorularına maruz kalmak üzücü. Biraz düşünelim, biraz sağımıza solumuza bakalım ve değerlendirelim.

Kriz sinyalini nasıl alıyoruz, neye bakarak kriz çıkacak diyoruz? Ekonomik anlamda üç çeşit krizi türü vardır. Daha doğrusu kriz bu üç nedenden dolayı çıkar. Birincisi bankacılık krizidir, ikincisi parasal krizdir, üçüncüsü ise finansal krizdir.

2008 yılında başlayan global ekonomik krizin kökeni finansal krizdir. Banka iflasları, türev enstrümanların fazlalığı ve nereye gittiğinin belli olmaması, borsalardaki satışlarla şirketlerin piyasa değerlerinin erimesi bu krize neden oldu. En önemlisi bankaların sorunlarıdır. Bankacılık krizi; finansal piyasalarda bir ya da birkaç bankanın ödeme güçlüğü çekmesi veya iflas etmesi halinde, yeterli güçte ve derinlikte olmayan piyasalarda, durumun tüm bankacılık sektöründe yayılması ve ödemeler sisteminin olumsuz etkilenmesi hatta tamamen durması olarak tanımlanır. Kredilerin durması ve bankalarının borç batağına saplanmasıdır.

Para krizi ise;  başta spekülatif atak olmak üzere, herhangi bir etki sonucu ülke parasının devalüe edilmesiyle ya da değer kaybetmesiyle sonuçlanan; veya spekülatif bir atak ya da ülke parasından kaçışın başlaması sonucunda ortaya çıkan krizdir.

Finansal krizler ise: döviz ve hisse senedi piyasaları gibi finans piyasalarındaki şiddetli
fiyat dalgalanmaları veya bankacılık sisteminde bankalara geri dönmeyen (batık) kredilerin aşırı derecede artması sonucunda yaşanan ciddi ekonomik sorunlar olarak kabul edilebilir.

Türkiye’de hangi sorun kriz göstergesi olabilir?
Türkiye nasıl krize gidiyor? Finansal sistemde bankalarımız, Avrupa ve Amerikan bankaları zor durumdayken, karlarını ikiye katladılar. Güçlü yapıları, tarihi kar rakamları ve güçlü kredi kanalları ile finansal sistemin sağlıklı işlediğinin göstergesi durumundalar. Bu halde Türkiye’de bir bankacılık krizi çıkabilecek demek mümkün mü? Hele ki BDDK’ın sermaye yeterliliği konusundaki hassasiyeti ile böyle bir krizin boy göstermesi ne kadar mümkün?

Para birimimiz yaşanan büyük krize rağmen ayakta dururken, faizlerde artışlar değil düşüşler yaşandı. 1994, 1999 ve 2001 krizi zamanında Türkiye’de bir gecede yüzde 200’e fırlayan faiz dönemleri parasal krizin sonucu olarak ortaya çıkarken, gerek para birimi gerekse faiz oranları böyle bir krizin sinyali değil.

Geçmiş yıllarda hisse senetleri piyasaları Amerika 1 düşerken, 5 düşerdi. Şimdi Amerika 3 düşerken, 1 düşüyor. Cari işlemler açığı nedeniyle sorun yaşayabilecek olan Türkiye’nin sıcak para ihtiyacının borsadan karşılandığı ve eğer ki borsalara para girişi olmazsa cari açığın kriz için en önemli neden olacağı söylenebilir. Ancak Merkez Bankası’nın çok güçlü döviz rezervine sahip olması, doğrudan yatırım miktarlarının artması ve ekonomi kurmaylarının ülkeye doğrudan yatırım çekmek için uğraşları bu etkileri minumuma indirecektir.

Reel krizler ülkeleri küçültür, iflas ettirmez
Türkiye’nin büyüme rakamlarına baktığımız zaman ilk çeyrekte yaşanan çift haneli büyümenin ardından, diğer çeyreklerde daha düşük büyüme oranları görecek olsak dahi bu yılı yüzde 5-6 civarında bir büyüme ile tamamlayacağımız öngörülüyor. Daralmayı geçtim, yüzde 5 civarında büyüyen bir ülke ekonomisinde krizden nasıl söz edilir? 2012 yılı için büyüme öngörüleri yüzde 3-4 seviyesine düşürüldü. Bunun en önemli nedeni Almanya ekonomisindeki daralma. Bu durum Türkiye’yi krize mi sokar?

Hisse senetleri piyasalarında yaşanan satışların kriz göstergesi olarak algılanması doğru değildir. Global çapta dahi piyasalarda yaşanan satışların şirketlerin piyasa değerlerini ne kadar aşağı çektiği ve görece ucuz duruma geldiği ortada. Ancak fonlar Amerika ve Avrupa borsalarında uğradıkları zararı çıkartmak için karda oldukları Türkiye borsasını kullanıyorlar. Türk borsasından çıkış sebebi Türk ekonomisine olan güvensizlik değil. Dışarıda uğradıkları büyük zararları Türkiye’de yakaladıkları karlarla kapatmak zorunda olmaları.

Çin’den sonra en hızlı büyüyen ekonomi olan Türkiye’nin geleceği karanlık mı?, Global bankalar işçi çıkartıp zarardan kurtulmaya çalışırken, tarihi kar rakamlarına ulaşan ve güçlü finansal sistemle ayakta duran Türk bankalarına yatırım yapmamak akıllıca mı? Ekonomisi büyürken, kriz döneminde faizleri radikal şekilde indirirken enflasyonu dizginlemeyi başaran Türkiye ekonomisi güçsüz mü?

Yabancı yatırımcılar zararları kapattıktan sonra ilk olarak Türk bankalarına, borsasına gelecektir. Bazı büyük bankaların, güçlü şirketlerin hisselerinin piyasa değerlerinin oldukça komik rakamlarda olması, uzun vadede Türk borsasının yine en iddialı borsalardan biri olmasını sağlayacaktır.

Bunlar olduğu zaman kriz manipülasyonunu körükleyenler ne yapacaklar? Siz siz olun boş yere galeyana gelmeyin. Kriz çıkacak diyerek tüketimi kısmak gelişmekte olan ülkeye zarar verecektir. Bu dönemde tüketimi bitirmeyin, yalnızca ihtiyaçlarınızı belirleyerek tüketim yapın. İsraf ekonomisinden kaçınmak deyişini doğru algılayın. Parası olup konuta yatırım yapacak yerli yatırımcının kriz çıkacak diyerek parasını saklayıp, fiyatların düşmesini beklemesi ekonominin gelişimini engeller. Ancak düşüşe değil sadece durağanlığa düşürür ve gelişim süresini engeller.

Hiçbir veriye, gelişmeye bakmadan yalnızca düşen borsaya, tarihi geçmişe görece çok düşük oranda artan dolar kuruna bakıp Türki'ye krize sürükleniyor demek yanlıştır. Bunu yapmak manipülasyondur. Temkinli olun ancak korkmayın!