Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) geçtiğimiz haftanın kredi verilerini açıkladı. Buna göre bankacılık sisteminde toplam krediler 17 Haziran haftasında 613.4 milyar TL'ye yükseldi. Geçtiğimiz haftaya göre 6 milyar TL’lik bir artış yaşanmış durumda. Göze batan veri ise konut kredileri oldu. Konut kredileri toplamı 80 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Toplam tüketici kredileri de yüzde 0.6 artışla 153.5 milyar TL'ye yükseldi. Bir önceki değer ise 152.7 milyar lira civarındaydı.

Yukarıdaki grafikte tüketici kredileri gelişimi görülüyor. Grafikten anlayabileceğimiz gibi kredilerdeki genişleme 2004 yılından itibaren başlıyor. Özellikle ihtiyaç kredilerinde 2004 yılından itibaren ciddi bir genişleme izleniyor. Türkiye 2001 bir krizinden sonra büyüme eğilimine girmiş ve 2002 ila 2005 yılları arasında sırasıyla; %7.9 - %5.9 - %9.9 ve %7.6 oranında büyüme yakalamıştır. 2004 yılındaki bu yüksek büyüme rakamından sonra ekonomide artık bir büyüme istikrarı yakalanmaya başlanacağının sinyalleri alındı. Bu yıldan sonra güçlendirilen bankacılık sistemi, kredi musluklarını da açmaya başladı.

Türkiye ekonomisi 2004-2007 yılları arasında ortalama yüzde 6.5 oranında büyüdü. Türkiye tarihinin büyüme ortalaması yüzde 4 civarında bulunurken, bu oran yaklaşık bir buçuk kat fazla. İşte bu dönemde kredilerdeki genişlemenin arttığını net şekilde görebiliyoruz. 2007 yılında  ihtiyaç kredileri 60 milyar TL’ye ulaşmışken, konut kredileri ise 40 milyar TL’ye yaklaşmış durumda bulunuyor.

2008 yılına, yani dünyanın yaşadığı en ciddi ekonomik kriz dönemine geldiğimizde, bankacılık sistemimizin sağlamlığını ve kredi kullanımının ne düzeyde olduğunu da bu grafikten gayet iyi anlıyoruz. Krize ragmen kredilerde düzenli artış devam ediyor. Özellikle konut kredilerinde, 2009 yılı ile beraber Merkez Bankası’nın yaptığı faiz indirimlerinin ardından, ciddi artış eğilimine girildiğini grafikten görebiliyoruz. Konut kredisi kullanımı 2009 yılından sonra hızlı bir artış eğilimine girmiş ve bu döneme geldiğimizde 70 milyar TL’yi aşmış durumda. Ancak burada ihtiyaç kredilerindeki gözle görülür artış, daha önceki yazılarımda bahsettiğim durumu özetlercesine, çok yüksek oranda yaşanmış. İhtiyaç kredisi kullanımı 140 milyar TL’ye yaklaşmış durumda.

İhtiyaç kredi kullanımına sınırlama getirilmek zorundaydı

Son uygulanan yaptırımların neden gerekli olduğunu bu analizden anlayabiliriz. Konut kredisi, taşıt kredisi gibi kalemlerde artışlar büyüme için faydalı görülebilir. Ancak ihtiyaç kredisi çok geniş bir alan ve tüketime dayalı büyümenin desteklediği bir gösterge. Buradaki sorun ihtiyaç kredilerini kullanan tüketicilerin çok çeşitli alanlarda bu paraları kullanmaları. Bazıları konut peşinatı için, bazıları ise taşıt peşinatı için ihtiyaç kredisi kullanıyor. Çok sayıda insan ise kredi kartı borçlarını ve/veya genel borçlarını kapatmak için ihtiyaç kredisi kullanıyor.

Kredi kartı borçlu sayısı ile ihtiyaç kredisi borçlu sayısının orantılı artması, kredi kartı borcunu kapatmak için ihtiyaç kredisi kullanan kişi sayısının çok olduğunu gösteriyor. Bıçaksırtında büyümeye dönen bu durumu düzeltmek için ve hanehalkını korumak için, bu kredilere bir sınırlama koyma vakti gelmişti. Krizle beraber yüzde 5’lere düşen büyümenin, iki-üç yıl yüzde 6 seviyesinde olacağı tahmin ediliyor. Kredi genişlemesi de büyüme oranlarına göre sınırlanacak gibi görünüyor.

Merkez Bankası ne zaman faiz artıracak

BDDK’nın yaptırımları ile kredi faizlerinde bir miktar yükselişler gördük. Merkez Bankası haziran ayını da faiz artırımı yapmadan geçirdi. Uluslararası yatırım bankalarına göre MB bu çeyrekte faiz artırımı yapacak. Temmuzda bu konu hararetli şekilde konuşulmaya başlanır. Ancak ben ağustos ayından önce artırım geleceğini düşünmüyorum. Faiz artırımı sonrasında ise kredi faizlerinde bankalar bir düzenlemeye daha gidebilirler. 

Ancak burada grafiğe tekrar dönecek olursak, artık Türkiye’de kredi genişlemesi bir düzene oturmuş şekilde devam edecektir. Konut ve taşıt kredilerinde artışların hızı kesilse de, düşme eğilimine girmesi pek muhtemel değil. İhtiyaç kredilerinde ise bu hızın kesilmesi amaçlanıyor zaten. Türkiye’de artık tüketime dayalı büyümenin, biraz daha üretime yönelik büyümeye yönelmesi hedefleniyorsa, kredilerde bu oynamanın normal olduğunu da söylemek gerekli. Tüketici, krediyi kullanmayı bildiği sürece zarar etmeyecektir.