Temmuz ayında bankalar bankalar konut, taşıt ve ihtiyaç kredisi faizlerini bir miktar yükseltmişti. Son ekonomik gelişmeler ışığında, bir aydır durağan seyreden kredi faizleri bundan sonra nasıl şekillenebilir diye düşündük.

Piyasalarda çalkantılı bir ay geride kaldı. ABD’nin kredi notunun düşürülmesi haberi ile borsalarda düşüş yaşanırken, USD kuru yükselişe geçti. Merkez Bankası’nın müdahalesi ile TL’nin daha fazla değer kaybetmesi engellenirken, ABD’nin faiz oranlarını iki sene kadar daha düşük tutacağı yönünde beyanatlar vermesi (parasal genişlemeye devam anlamına geldiği için) kurun yükselişini frenledi. Kur tarafındaki sorunun büyümesi şimdilik çözüme kavuşmuş gibi duruyor. USD cephesinde hal böyleyken geçtiğimiz ay piyasalarda tedirginlik yaratan diğer ve belki de çok daha önemli konu ise Merkez Bankası’nın yaptığı faiz indirimi idi. Bu konu kredi faizlerinin yönü açısından da bilgiler içerdiğinden kredi almayı planlayanları daha çok ilgilendiriyor.

Malum senenin en önemli gündemi cari açık! Muhtemeldir ki; önümüzdeki birkaç yılın da gündeminde olacak. Hızlı iç büyümenin cari açığı olumsuz etkilemesinden dolayı bir süre önce bankalara kredilerde büyüme yönünde kısıtlamalar konulmuş, bu amaca yönelik olarak da bankaların kredi maliyetlerini artırmak için zorunlu karşılık oranları yükseltilmişti. Kredilere talep olduğu halde bu maliyete bir süre direnen bankalar ise, sonunda kredi faizlerini bir miktar yükseltmek zorunda kalmıştı. Ancak şimdi ise Avrupa borç krizi ile birlikte küresel durgunluğun derinleşmesinden endişe eden ve bu konuyu (bu kez ters taraftan da olsa) politika belirleyicisi olarak ana gündemine aldığını ifade eden Merkez Bankası, durumu biraz daha gevşetmeye karar vermiş gibi görünüyor. Kredilerin istenilen ölçüde hız kestiği, yılsonu enflasyonun beklenen seviyelerde gelmesini beklediğini vurgulayan Merkez, ufukta görülmesi muhtemel yeni bir küresel yavaşlamanın finansal istikrarı daha fazla zarara uğratacağını düşünüyor. Ayrıca küresel belirsizliğin kendiliğinden iç talebi yavaşlatmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın kararlarını yerinde bulanlar ya da aceleci davranıldığını düşünenler olsa da faiz indirimi ve beraberinde gelen açıklamalardan yılsonuna kadar politika faizinde yükselmenin ya da zorunlu karşılık oranlarında artışın olmayacağı sonucuna varıyoruz. Hatta yeni bir faiz indirimi gelmesi de beklentilerimiz arasında. Ancak politika faizlerinde yapılacak indirimin kredi faizlerine hemen yansımasını da pek ihtimal dâhilinde görmüyoruz. Zira hala bankaların %25 kredi büyüme sınırı ve artırılmış zorunlu karşılık oranları var. Yeni bir gelişme olmazsa kredi faizleri seneyi bu seviyelerde kapatır görüşündeyiz.