Algılamalar ve ekonomi gündemi öyle hızlı değişiyor ki; alınan kararlar tersine dönüyor, taviz verilmeyeceğinden bahsedilen konular önemini yitirmeye başlıyor. Çok değil kısa bir süre önce krizden çıkış stratejileri kapsamında atılacak adımları konuşurken birdenbire “Yeni bir krize nasıl hazırlıklı oluruz” konusunu tartışır olduk. Konuyu enine boyuna tartışmayacak olsak da biz kredi alacakları yakından ilgilendiren boyutundan bahsetmek istedik. Zira bu kararların bazıları, kredi faizlerinin yönünü, bankaların kredi kabul kriterlerindeki sıkılaşma veya gevşeme eğilimini etkiliyor.

Bu çerçevede, yetkililerden yapılan son açıklamaların ve alınan kararların kredi ortamını biraz daha gevşeteceğini düşündüğümüzü müjdeleyebiliriz.

Bankalara 2011 yılı içerisinde kredilerde yıllık %25’lik büyüme sınırı koyan ve gerekirse banka bazında önlem almaya varana dek konunun takipçisi olacağını söyleyenler bu kez de bankalara bu konuda tek tek hesap sorulmayacağını belirten açıklamalarda bulunuyor. Sektördeki kredi yavaşlamasının, alınan önlemlerin etkisinin görülmeye başlanmasının da bunda önemli bir payı var elbette. Bu durumda yıl sonuna kadar bankaların kredi büyüme konusunda kendilerini daha az baskı altında hissedeceğini ve kredi kabul kriterlerinde göreceli bir gevşeme olabileceğini tahmin ediyoruz.

Merkez Bankası da yönünü çevirenler arasında ve geçen hafta TL mevduata uygulanan zorunlu karşılık oranlarında indirime gitti.

Banka, zorunlu karşılık oranlarını 3 aya kadar vadeli mevduat hesaplarında yüzde 13’ten yüzde 12,5’e; 1 yıla kadar vadeli TL mevduatta yüzde 13’ten yüzde 11’e, 3 yıla kadar vadeli mevduatta yüzde 13’ten yüzde 8’e ve 3 yıldan uzun vadeli TL vadeli mevduatta ise yüzde 13’ten yüzde 5’e indirdi. Bildiğiniz üzere kredilerin aşırı genişlemesinden şikâyetçi olan Merkez Bankası, bunu önlemek üzere çok değil kısa bir süre önce zorunlu karşılık oranlarını artırmış, bankaların maliyetlerini artırarak kredi faizlerinin artmasına neden olmuştu. Hatta bir kısım ekonomist 2011 yılı sonlarına doğru zorunlu karşılık oranlarında bir miktar daha yükseliş bekliyordu. Dediğimiz gibi ekonomi gündemi çok hızlı değişiyor, kararlar tersine dönüyor!

Mevduata uygulanan zorunlu karşılık oranları da kredileri yakından ilgilendiriyor.

Malum bankalar topladıkları mevduatı bize kredi olarak veriyorlar ve Türkiye’de kredilerin ana kaynağını mevduat oluşturuyor. O halde sorumuz şu: Artan zorunlu karşılık oranları kredi faizlerini yükselttiyse, düşen oranlar kredi faizlerini düşürür mü? Ancak ne yazık ki, bunun için biraz daha beklememiz gerekecek diye düşünüyoruz. Zira alınan son karar ile kısa vadeli mevduat zorunlu karşılık oranlarındaki yapılan değişiklik oldukça az ve bankaların maliyetlerini önemli miktarda etkileyecek boyutta değil!

Değişiklik daha ziyade uzun vadeli mevduatları ilgilendiriyor.

Oysa Türkiye’deki mevduatın %85’ini 3 aya kadar vadeli mevduatlar oluşturuyor. Bu da yapılan indirimin bankaların maliyetini önemli ölçüde indiremeyeceğini gösteriyor. Bu sebeple kredi faizlerinde yıl sonuna kadar aşağı yönlü önemli bir değişiklik olmayacağını düşünüyoruz.