Yılın son günlerinde, yeni yıla ilişkin görüşleri aktarmaya devam ediyorum. Pek iç açıcı bilgiler veremediğim için üzgünüm ancak bazen gerçeklerin acı yüzünü direkt olarak yansıtmak faydalı olabilir. Bazı durumlarda planlamayı en kötüye göre yapmak, rahat bir yıl geçirilmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle her şeyin güllük gülistanlık olduğuna inanmadan, neler olduğunu inceleyerek yeni yılı karşılayalım.

Kredi konusuna baktığımız zaman, bu ay içerisinde çok sayıda yazı yazarak, durumun nasıl ilerlediğini anlatmaya çalıştım. Kredi hacminin genişlemesinin kabul edilebilir seviyenin üstüne çıkmasının ardından alınan önlemler amacına ulaşmaya yavaş yavaş başlıyor. Kredi faizlerindeki yükseliş dalgasının ilk ayağını geçtiğimiz aylarda yaşadık ve bu dalganın yıl boyunca belli oranlarda sürebileceğini gözlemiyoruz. Çünkü Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, son yaptığı konferansta kredi genişlemesini kontrol altında tutmaya devam edeceklerini açıkladı.

Kredilerde genişlemesine dönük alınan tedbirlerin amacına ulaştığını söyleyen TCMB Başkanı Başçı, "Yıllıklandırılmış kredi büyüme eğilimi, geçen yıl sonunda bulunduğu % 50'nin üzerindeki seviyelerden, bugün itibariyle % 10'a yakın seviyelere indi" dedi.

Başkanın konuşmasından önemli satır başları

2010 yılının son çeyreğinden itibaren bol ve düşük maliyetli yurt dışı finansmanın etkisiyle ortaya çıkan aşırı hızlı kredi genişlemesi bu risklere bir örnek olarak ele alınabilir. Türkiye'de söz konusu riskleri sınırlamak amacıyla politika faizine ilave olarak 2 araç daha kullanmaya başladık. Bu araçlar faiz koridoru ve zorunlu karşılıklardır. Memnuniyetle belirtmek isterim ki aşırı hızlı kredi genişlemesi sorununa yönelik olarak aldığımız tedbirler amacına ulaşmıştır.

Yıllıklandırılmış kredi büyüme eğilimi, geçen yıl sonunda bulunduğu % 50'nin üzerindeki seviyelerden, bugün itibariyle % 10'a yakın seviyelere inmiş bulunmaktadır. Mevcut küresel konjonktürde ülkemizi dış şoklara karşı koruyacak en önemli ve önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi gereken gelişme budur. ’’ MB Başkanı Başçı özetle, kredilerdeki yavaşlama % 10 civarında devam ederse, cari açık beklenenden hızlı düşer, diyor.

2012 yılı sorunlu yıl, kredilere aşırı özen gösterilecek

2012 yılı için ülkelerin büyüme tahminleri düşüyor. Bugün, OECD ülke ekonomileri için büyüme tahminlerini düşürdü. Türkiye için % 3’lük bir büyüme öngörüldü. Uluslararası yatırım banka ları da hedefleri düşürdü. Hatta Bank of America Merrill Lynch, Türkiye için yüzde 3’lük büyüme hedefinin bile çok yüksek olduğunu belirtti. Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta; Türkiye’nin iç dinamikleri ve tüketim alışkanlığının azalmaması ile büyümeye devam edebileceğini göze almak fakat cari işlemler açığı noktasında finansman sıkıntısı çekeceğidir.

Avrupa’nın ekonomik sıkıntığı yaşadığı bir dönemde ihracatımızın düşeceği beklentisi haliyle yüksek. İthalat noktasında da dolaylı olarak düşüş bekleniyor. Ancak iç tüketimin yavaşlamadan devam etmesi halinde ithalatın, ihracatın düşüş hızı ile aynı oranda yavaşlamayacağını öngörebiliriz. Bu durumda cari açık riski devam edecektir. Bu da pek istenmeyen bir durum olacağı için, finansman sıkıntısının zirve yapacağı günlerde kredi genişlemesine darbe biraz daha şiddetli vurulabilir.

İşin özetine baktığımız zaman 2012 yılında krediler konusunda ciddi önlemler izleyeceğiz. Özellikle ihtiyaç kredilerindeki genişleme hızı istenilen seviyeyi aştığı durumda müdahaleler hiç kaçınılmadan gelecektir. Ülke olarak büyüme hızından taviz vereceğiz bir döneme giriyoruz. Bu nedenle tüketimin belli ölçüde yavaşlaması izlenecek. Cari işlemler açığının en büyük risk olduğu ülkemiz, krizle geçmesi beklenen 2012 yılına bu şekilde bir planla giriyor.

Bu durum da kredi konusunda faizlerin 2012 yılında oynak seyredebileceğine işaret ediyor. Tüketicilerin kredi kullanımı konusunda planlamalarını çok iyi yapmaları gerekiyor. Maliyet oranları yükselmeye başlıyor ve gelecek yıl için, kredi faizlerinde öngörü gücü azalmaya başlıyor. Ancak kredi faizlerinde düşüş yaşanması pek ihtimal dahilinde görünmüyor. Hele ki Merkez Bankası’nın faizlerde bir artırım yapma ihtimalinin de güçlü olduğunu düşünürsek, kredi faizlerinin 2012 yılında bir nebze daha yükselebileceğini hatırlatalım.