Tuna nehri öyle bir akmış ki geçtiği tüm şehirlere ayrı bir ruh ve zenginlik vermiş. Budapeşte şehri de ortasından akan Tuna nehrinden tüm bu güzelliklerini almış. Şehirde tarih, doğal güzellik, köprüler ışıklar ne ararsanız var. Gündüzü de gecesi de ayrı bir güzel. Tuna’nın etrafındaki binaları öyle güzel ışıklandırmışlar ki tam hava karardığı anda Tuna’nın etrafında durup bu ışık şölenini seyretmek ayrı bir keyif. 1,5 asır boyunca Türk egemenliğinde kalmış şehirdeki önemli eserlerin çoğu ise Avusturya Macaristan imparatorluğu zamanında yapılmış eserler. Yine de Osmanlı’dan kalma cami, hamam gibi eserler bulmak mümkün. Hatta Galatasaray Lisesi’nin de kurucu olduğu kabul edilen Türk Ermiş Gül Baba Türbesi'ni bile gezebilirsiniz.

Buda mı Peşte mi?

Budapeşte küçük bir şehir değil. Gezilecek yerler biraz dağınık. Yine de yürüyerek bir çok bölgesini gezebilirsiniz. Şehir Buda ve Peşte olarak önce iki parçaymış. Buda kısmı dağlık, Peşte kısmı ise düzlük olan tarafı. Tuna nehrinin ikiye böldüğü bu şehir ilk olarak 1849 yılında açılan Zincirli Köprü ile birbirine bağlanmış. Ardından sırayla diğer köprüler de açılmış. Köprü başlarındaki Aslanlı heykelleriyle dikkat çekici. Gece ışıklandırması da çok güzel. Köprüyü yapan mimar “Öyle bir eser yapacağım ki bir kişi kusur bulursa köprüden atlayıp intihar edeceğim” demiş. Köprü bitmiş açılışta bir çocuk aslanlardan birinin dili yok deyince köprünün mimarı Tuna’nın azgın sularına kendini bırakıvermiş.

Langos yemeden olmaz

Köprünün tam karşısında Kraliyet Sarayı sizi karşılıyor. Saraya isterseniz finikülere binerek çıkın isterseniz de yürüyerek. Biraz yokuşlu ama hemen finikülerin yanındaki parktan çıkılıyor. Saray artık müze olarak ziyaret edilebiliyor. Sarayın bahçesinde zaman zaman festivaller de oluyor. Kaleden manzara da çok şahane. Şanslıysanız buradaki festivallerden birine rastlayabilirsiniz. Buda tarafında görmeniz gereken önemli bir eser de Gellert Hill. Bu tepeden şehrin manzarası çok güzel. Tepeye çıkarken hediyelik eşyalar satan ufak dükkanlar da var. Hatta ben şehirdeki en lezzetli langos pidesini de burada yedim. Langos bizim bildiğimiz hamur kızartması, üzerine yoğurtlu sarımsaklı bir sos sürüp kaşar peyniri rendesi koyuyorlar.

 

Tuna turu yapmadan olmaz

Bu bölgede görmeniz gereken bir başka tarihi yapı da Matthias Kilisesi. Osmanlının camiye çevirdiği bu dini yapı yeniden kiliseye dönüştürülmüş. Tuna nehri etrafında çok güzel yapılar var ama en görkemlisi Parlamento Binası. Beyaz renkli işlemeli kuleleriyle, hele ki gece ışıklandırmasıyla şahane bir görünüme kavuşuyor. Budapeşte’de mutlaka bir Tuna nehri turu yapın. Bu şehrin olmazsa olmazı. Ben binaların ve Budapeşte’nin hikayelerini anlatan anlatımla bir tekne turu yapmıştım. Ama alternatif çok. Parlamento binasından çıkıp nehri kenarında yürürken gözünüze demirden yapılmış ayakkabılar çarpabilir. Bu demirden ayakkabılar Nazi zulmü gören ve bir kısmı Tuna nehrine atılan Yahudiler anısına yapılmış.

Kahramanlar Meydanı'ndan kaplıca havuzuna

Kahramanlar Meydanı da Budapeşte’ye görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Burası oldukça büyük ve görkemli bir meydan. Meydana çıkan yollarda önünde bira fıçısı olan bisikletleri çeviren gençler dikkatinizi çekebilir. Burada gençler 10-12 kişi böyle bisikletler kiralayarak meydan çevresinde tur atıyorlar. Kahramanlar Meydanı'nın hemen arkasında güzel bir şehir parkı bulunuyor. Ama sizi parka çekecek başka bir yapı ise havuz. Öyle sıradan bir havuz değil burası. Dışarıdan sarı renkli tarihi bir bina. İç avlusunda ise kışın sıcak su yazın ise soğuk su havuzu bulunuyor. Macarlar yaz kış bu havuzun keyfini çıkartıyor.

 

Estergon Kalesi

Şehirdeki önemli eserlerden bir başkası da Matthias Kilisesi. Bu kilisenin içi daha etkileyeceği. İçindeki süslemeler, resimler çok görkemli. Macar Kralı Matthias bu kilisede evlendiği için onun adı verilmiş. Budapeşte'de gezecek yer çok ayrıntıları Budapeşte'de gezilecek yerler galerimizden de görebilirsiniz. Ancak Budapeşte seyehatinde beni en çok etkileyen yeri yazmadan olmaz. Budapeşte'ye yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Estergon Kalesi. Biz orayı ünlü Türküsünden biliriz. Estergon'da Estergon Kalesini gezerken çok etkilendim. Yüzyıllar önce atalarımızın bu topraklarda canla başla savaştığını düşünmek, kalede yaşanan hikayeleri düşünmek etkileyici. Kaleyi ve kaleye yapılan katedrali görmek için Slovakya topraklarına geçtik. Burada bir köprü var ve Tuna nehri üzerindeki bu köprüden sınır falan olmadan Slovakya topraklarına geçebiliyorsunuz. Nehir kenarı küçük bir kafe var. Karşıdan güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Estergon Bazilikası ise oldukça görkemli. Buraya yakın güzel kasabalar da var. Yemek yemek alışveriş mekanları falan. Mutlaka turunuza renk katalacaktır.