Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 20 Kasım’da aldığı kararla gecelik borç verme faiz koridorunun üst sınırını 50 baz puan daha düşürerek yüzde 9’a çekti. Yüzde 5 olan faiz koridorunun alt sınırını ve politika faizini de gerekli gördüğü takdirde indirebileceğini belirtti. PPK toplantısında alınan bir diğer karar ise Rezerv Opsiyon Katsayılarının yüzde 40’lık dilimden sonrası için artırılması oldu. Faiz ve zorunlu karşılıkları ilgilendiren bu iki kararda da sınırlı değişiklikler yapan Merkez Bankası, piyasalara yine gidişata göre her iki yönde de karar alabileceğinin sinyalini vermiş oldu.

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Rating’in Türkiye’nin kredi notunu artırması ardından Türkiye’ye kısa vadeli sermaye akışının artması bekleniyor. Önünde yeni yeni kontrol altına alınmış bir cari açık sorunu olan Türkiye için ise sürdürülebilir büyüme kavramı hala oldukça önemli! Sermaye girişinin büyümeye katkısı olması hedeflenirken Merkez Bankası bir yandan da enflasyon ve cari açığı kontrol altına almaya çalışacak.

Bankalar konut kredisinde büyümeyi hedefliyor

Bundan sonraki dönemde faizlerin yönü aşağıyı işaret ediyor. Bu elbette kredi faizlerini de olumlu etkileyecek. Sorunlu kredi oranı diğer kredilere oranla oldukça düşük olan konut kredileri ise bankaların tüketici kredilerinde büyümeyi en çok tercih ettiği kredi türü. Not artışı sonrası bankaların yurtdışından daha az maliyetle borçlanmalarının da önü açılmış oldu. Tüm bu gelişmeler bankaların fonlama maliyetlerini olumlu etkilediğinden konut kredisi faizleri düşmeye devam edecek. Aslında bu düşüş süreci içerisine çoktan girildi. 2012 yılı başında yüzde 14,5 seviyesinde olan konut kredisi faizleri şu an yüzde 11’e kadar düştü. Bankalardan yapılan açıklamalar 2013 ilk çeyreği gibi faizlerin tek haneye ineceği yönünde. Ancak sürdürülebilir büyüme hedefi çerçevesinde kredi faizlerini belirleyen bir diğer etken ise “kredi büyümesi” olacak. Merkez Bankası kredi büyümesini sınırlamayı gerekli gördüğü takdirde faizleri aşağıda tutarken zorunlu karşılık oranlarını artırabilir. BDDK tarafından yapılan açıklamada 2013’de kredi büyümesinin yüzde14-16 arasında gerçekleşmesi beklendiğinin altı çiziliyor.

ROK artışı kredilere katkı yapmaz

Son PPK kararında alınan ROK (rezerv opsiyon katsayısı)’daki artışın kredilere olumlu ya da olumsuz yönde çok fazla katkı yapacağını düşünmüyoruz. Bu karar ile bankaların 1 TL zorunlu karşılık için ayıracakları döviz miktarı sınırlı da olsa artırılmış oldu. Eğer rezerv opsiyon oranlarında yukarı yönlü bir değişiklik olursa kredileri olumlu etkileyeceğinden bahsedebiliriz. Bu durumda bankalar daha çok TL zorunlu karşılık yerine döviz karşılık tutma imkânına kavuşacağından, TL likiditelerini artırmak için döviz tutmayı tercih edecektir. Özellikle de yurtdışı borçlanmanın daha az maliyetli olması beklenen bir sürece girilirken…