Bu haftaki gündem maddemiz belli. Kredilerdeki aşırı artışın önüne geçmek isteyen ekonomi kurmaylarının yaptırımlarını takip edeceğiz ve neler olduğunu yorumlamaya çalışacağız. Özellikle konut kredileri faizlerinde neler olacağına ilişkin çok soru geliyor ancak ilk yaptırım ihtiyaç kredisine geldi. Kredi faizlerindeki cazibe, geçmiş yıllara oranla artan alım gücü insanları yeni şeyler yapmaya itti. Burada özellikle ‘şeyler’ kelimesini kullandım çünkü ihtiyaç kredisini her türlü ihtiyacınız için kullanabiliyorsunuz, adı üstünde zaten. Ancak buradaki önemli soru şu ki, buna gerçekten ihtiyacımız var mı? Ve asıl kritik soru şu ki; bu krediyi gerçekten ödeme gücümüz var mı?

Türkiye’de çok ciddi oranda artan bir borçluluk sorunu oluştu. Türkiye’de kredisi takibe düşmüş kişi sayısı 2006 yılında yaklaşık 76 bin kişiyken, bu rakam dört yılda tam 8 kat artmış ve 2010 yılı sonunda 629 bin kişiye ulaşmış. Kredi kartı ve tüketici kredisi miktarı 185 milyar TL’ye ulaşmış durumda. 2011 yılının ilk üç aylık diliminde de artış sürmüş ve 225 bin dolayındaki kişinin kredisi takibe düşmüş durumda.

İlk yaptırım tüketici kredilerine uygulanıyor

Bu artan soruna çözüm bulmak için ilk yaptırım BDDK’dan geldi. Bankaların kolay kredi verme musluğunu kapatmaya çalışan BDDK;  tüketici kredilerinin toplam kredilerine oranı yüzde 20'nin üzerinde olan bankalarda, 100 liralık tüketici kredisi için artık 4 lira karşılık ayırma zorunluluğu uygulayacak. Donuk alacakları taşıt ve konut kredileri dışındaki tüketici kredilerine oranı yüzde 8'in üzerinde olan bankalar da kredilerin vadeleri süresince yüzde 8 karşılık ayırmak durumunda kalacak. 

Bu oranı geçmeyen bankalar için de düzenleme getiren BDDK, yüzde 1 olarak ayırdığı nakdi kredi karşılığının taşıt ve konut dışı kredileri dışındaki krediler için 2.5 katına çıkarılacağını duyurdu. Gayrınakdi krediler için binde 2 olarak uygulanan genel karşılık oranı ise bundan böyle bu oranın 1.25 katı olarak uygulanacak.

Kredi almışken şu kadar da olsun demeyin!

Krediyi kimse size bedava vermiyor. Bunu da taksitler gibi düşünerek bilinçsiz şekilde değerlendirirseniz büyük hata yaparsınız. Zaten kredi takibine düşen rakamlar da bu yanlışı belgeliyor. Kredi kullanmaya ihtiyacınız olabilir. Ancak her zaman kredi miktarını makul seviyede tutmak da fayda var. Ödeyebileceğiniz aylık limiti belirledikten sonra kredi araştırmasını buna göre yapmalısınız. 10 bin TL kredi alıyorum, almışken 5 bin TL daha alayım da şunu da yaptırırım derseniz, içinden çıkılamaz bir duruma sürüklenirsiniz. O 5 bin TL’lik farkın geri ödemede size ekstra maliyeti en az 250 TL olarak geri dönecektir. Bütçenizi aylık bazda o oranda aşmanız demek, bu krediyi geri ödemekte zorlanacağınız anlamına gelir.

Her tüketici en başta kendi danışmanı olmak zorunda. Gelirinizi ve giderlerinizi en iyi siz biliyorsunuz ve bunu yönetmek sizin elinizde. Kredi alırken ilk saptayacağınız husus, aylık ne kadarlık bir ödeme yapabileceğiniz olmalı. Yalnız, aylık şu kadar ödeyebiliyorum diyerek kredi ödeme süresini de artırıp, çok daha yüksek oranda bir faiz ödemeyin. Bunun için ihtiyaçlarınızı biraz daha kısın ya da bir miktar daha peşinat biriktirebilene kadar bekleyin. Acele etmek sizi yanlışa sürükleyebilir. Zaten yapılan bu uygulamalar kredinin kötü bir şey olduğunu göstermek için değil. Hanehalkını korumak için. Burada amaç çok düşük faizli kredi veriyoruz diyerek, herkesi arayan veya mesaj gönderen bankaların önüne geçmek. 

Önlemler tüketiciyi korumak için alınıyor

Eskiden kredi almak istediğiniz zaman kefil göstermeniz gerekliydi. Son dönemlerde kefilsiz ihtiyaç kredileri çıktı ve maaşın 10 katına kadar kredi kullanımı kolaylaştı. Aylık 600 TL geliri olan bir tüketici, 6.000 TL kredi alabiliyor. Şimdi burayı iyi analiz edelim; 

6.000 TL’lik krediyi 12 ay vadede ödemek isterseniz, aylık ödeyeceğiniz miktar 540 TL civarında oluyor. Aylık 600 TL geliri olan bir insanın, aylık bütçesinden ne kadar artırabileceğini düşünüyorsunuz? Bu şartlarda o paralara geçinmek çok zorken, bu insanlar o aylık gelirlerinden nasıl olacak da kredi ödemesi için pay ayırabilecekler?

Bu analizi yapmak zor değil ancak işin içinden çıkmak oldukça zor. Kredilerin cazibesi sizleri yanıltmasın. Türk halkının çok ilginç bir alışkanlığı var. ‘İndirim’ kelimesini gördükleri zaman her şeyi unutuyorlar. Hele bir ürünün fiyatı 100 TL’den 49 TL’ye düşmüşse, ihtiyacı olsun olmasın hemen almak istiyorlar. Pazarlamadaki tilki uygulama da böylece başarı sağlamış oluyor. İhtiyacınız olmasa da, fiyatı uygun geldiği için aldığınız ürünleri çok nadir kullanıyorsunuz ancak ürünlerin maliyeti bütçenizi vuruyor. Çünkü aylık hesap yapmadan, kuyuda altın bulmuş gibi indirimlere atlıyorsunuz.

Kredi konusunda da mevzu buna benzer aslında. Bana kredi veriyorlar, faizleri de çok uygun diyerek, yıllık bütçe planı yapmadan, bu krediyi ödemek için aylık giderlerimi şu kadar kısmalıyım diye hesap yapmadan krediye başvurursanız bütçenizin iflasına neden olabilirsiniz. İşte bu durum, yazının başında aktardığım korkutucu rakamların ortaya çıkmasına neden oluyor. 

Lütfen öncelikle ihtiyaçlarınızı net olarak belirleyin. İhtiyaçlarınızı karşılayacak bedelin asla üzerine çıkmayın. Sonra yıllık bütçe planı yapın. Aylık bazda ne kadarlık kredi ödemesi yapabileceğinizi hesaplayın. Bu aylık ödemelerin sizi hangi aylarda zorlayabileceğini hesaplayın ve o aya ait giderlerinizi kısmaya çalışın. Bu planlamayı yaptıktan sonra almak istediğiniz kredi miktarını ve ödeyebileceğini aylık ödeme miktarına göre kredi şekillendirmesini araştırın. Eğer ki almak istediğiniz kredi miktarı için ödemek zorunda olduğunuz aylık tutar, çok uzun vade için tutarlı oluyorsa, kredinizi almayı biraz erteleyin. Peşinat biriktirmeye zaman ayırın ve finansal huzurunuzu kaçırmayın.