İstanbul'da tenha yer mi kaldı dediğinizi duyar gibiyim. Evet bu devasa şehirde kafanızı dinleyebileceğiniz tenha bir yer bulmak zor ama imkansız değil. Amacınız eğer kendinizle baş başa kalmak, okkalı bir kahve eşliğinde hülyalara veya elinizdeki kitaba dalmaksa bu yerleri eminiz ki çok seveceksiniz. Veli'nin oğlu Orhan Veli'nin dediği gibi “İmkansız şey şiir yazmak aşıksan eğer ve yazmamak, aylardan nisansa…”. Nisanda doğaya karşı koymak da imkansız. İşte İstanbul'da, başınızda bahar yelleri estirecek 7 tenha köşe...

İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesi

Arkeoloji müzesinin doğayla ne ilgisi var demeyin. Müzenin bahçesinde oturup yüzlerce yıllık heykellerin arasında kahvenizi yudumlamak, yanı başınızdaki Gülhane Parkı'ndan gelip geçenleri izlemek pek keyifli. Toplum olarak eğlence anlayışımız AVM'lerden öteye pek geçmediği için emin olun bu bahçe hafta sonları da dahil hemen her zaman tenha. Bahçeye müze ücretini ödeyerek girebiliyorsunuz. Müzekart'ı olanlara ise bedava. Eğer bahçede oturmaktan sıkılırsanız müzeye girip yüzyılların mirasına yakından tanıklık edebilirsiniz.

Yıldız Parkı ve korusu

Arabanız yok, ya da var ama trafiğe girmek istemiyorsunuz. E bahar da hafta sonu da gelmiş; canınız gezmek de istiyor. Karamsarlık yok. Kendinize şöyle içi dopdolu bir sandviç yapın. Termosa da kahve doldurun. Aman ha kitabınızı unutmayın. Atın hepsini sırt çantanıza doğru Yıldız Parkı'na. Uzak desen uzak değil, kalabalık desen çok kalabalık değil. Elbet koca koruda sakin bir ağaç altı bulursunuz. Yapın doğanın içinde kahvaltınızı. Şanslıysanız sincaplara ve kertenkelelere de denk gelir, birlikte selfie çekersiniz.

Aşiyan Parkı ve müzesi

Aşiyan Parkı denilince hemen Zeki Müren'in o güzelim şarkısı gelir akıllara değil mi! “Aşiyan yollarından seslensem duyar mısın...” der o muhteşem sesiyle Müren... Rumeli Hisarı sırtlarında bulunan Aşiyan Parkı ve müzesi, hemen her daim oldukça tenha bir yer. Ulaşımı ise oldukça kolay. Taksim'den yarım saat. Nasıl mı; elbette metroyla. Metroya binip Boğaziçi Üniversitesi durağında iniyorsunuz. Salıyorsunuz kendinizi denize doğru. Parkta oturup güzelim Boğaz manzarası eşliğinde kitap okuyabilir ya da hemen yanı başınızda bulunan, şiirimizin önemli kalemlerinden Tevfik Fikret'in müzeye çevrilmiş olan evini gezebilirsiniz.

Kuzguncuk ve Fethipaşa Korusu

İstanbul'un hala semt olarak kalmayı başarabilmiş yegane yerlerinden, Kuzguncuk. Ara sokakları, Arnavut kaldırımlı yolları, iki taraflı köşklerin sıralandığı yokuşlarıyla bir başka güzel. Sahilinde kahvenizi içip denizi izleyebileceğiniz, sırtlarındaki Fethi Paşa Korusu'nda yeşilin tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bir vaha. İnsanların halen geçerken birbirine selam verdiği, İstanbul'da olduğuna inanamayacağınız kadar sakin, sessiz bir semt burası. Nazım ve Can Baba boşuna bu semtte geçirmemiş yıllarını... Çengelköy

Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi

Doğa deyince aklınıza yalnızca yeşil gelmesin. Deniz de doğanın ayrılmaz bir parçası. İstanbul'da denizle hemhal olabileceğiniz, lebideryada kafanızı dinleyip huzur bulabileceğiniz Çengelköy semti var. Alın nevalenizi yanınıza, çay bahçesinin en güzel masasına kurulun. Merak etmeyin bu bahçede dışarıdan yiyecek-içecek getirmek serbest. Oturup bir bardak çayla Boğaz'ın o muhteşem ambiyansını yaşayın. Kitap-kahve mi demiştik; peki kahve olsun.

Adalar

İstanbul'da doğa denilince akla elbette ilk olarak canım Adalar gelir. Gerçi Büyükada neredeyse şehir gibi oldu ama Burgaz ve Heybeli hala o sayfiye yeri havasını koruyor. Kabataş ve Kadıköy'den bir vapurla varabileceğiniz Adalar'da kendinizi İstanbul'da değilmiş gibi hissedeceksiniz. Bu güzelliği bugüne dek yaşamadıysanız diğer seçenekleri bir yana bırakıp doğruca Adalar'a gidin derim. Özellikle de Sait Faik'in adası Burgaz'a. Adanın en yüksek yeri olan Hristos Tepesi'ne çıkın. Çam ağaçlarının arasına, yeşil bir halı gibi görünen çimenlere uzanıp gökyüzünü izleyin. Başınızın oksijenden döndüğünü hissedeceksiniz.

Belgrad Ormanları

İstanbul'un göbeğinde kocaman, içinde nehir ve gölet olan bir orman var; Belgrad. Maslak'tan Bahçeköy yoluna giriyor; yürüyerek yarım saatte, otobüsle 15, özel araçla 5-10 dakikada huzurun ve doğanın kalbine ulaşıyorsunuz. Belgrad profesyoneller de dahil spor yapan pek çok insanın antrenman alanı. Bu nedenle özel olarak düzenlenmiş yürüyüş parkurunda spor yapan insanlarla karşılaşmanız mümkün. Begrad Ormanı'nda, bentlerin olduğu bölümde piknik yapabilir, bisiklet yolunda ruhunuz kadar bedeninizi de sağlığa kavuşturabilirsiniz. İsteyenler buraya yürüyüş mesafesinde olan Atatürk Arboretumu'na veya Fatih Ormanı'na da gidebilirler. Tüm bu güzellikleri yaşamak için ilk yapılacak şey İstanbul'a uçmak elbette. Öyleyse hemen en uygun İstanbul uçak bileti fırsatlarını karşılaştırın.