Büyükada, Heybeli, Burgaz tamam. Peki, şehirde yaşanan büyük bir deprem nedeniyle sular altında kaldığı tahmin edilen Vordonisi'yi duydunuz mu? İstanbul'un adaları sadece şehre yakın harika birer sayfiye yeri değil, kendine has tarihi yapıları ve hikayeleriyle de apayrı bir dünya. Üstelik şimdi buraları keşfetmenin tam zamanı...

Tarihi köşkleriyle Büyükada

İstanbul adalarının en büyüğü olan Büyükada aynı zamanda en fazla yerleşimin olduğu yer. Banka şubeleri ve belediye gibi birçok yerin de burada bulunması nedeniyle diğer adalarda yaşayanlar tarafından da ziyaret ediliyor. Adanın tepe noktasında bulunan Aya Yorgi Manastırı ise en çok ilgi çeken yerleriinden biri. Kilise her yıl kutsal kabul edilen 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde ziyaretçi akınına uğruyor. Burası aynı zamanda Efes'te bulunan Meryem Ana Evi ile birlikte iki önemli hac noktasından biri olarak anılıyor. Hemen yanındaki restoran da artık neredeyse kilisenin kendisi kadar ünlü. Tepeye kadar gelmişken burada lezzetli bir yemek molası verebilirsiniz. Motorlu araçların bulunmadığı adaların en popüler ulaşım seçenekleri ise fayton ve bisiklet. Siz de kendi bisikletinizi vapurla getirebilir veya buradan kiralayabilirsiniz. Tüm bunların yanında Büyükada, yaz aylarında denize girmek için de harika bir yer. Siz de adanın farklı bölgelerinde bulunan plajlardan birinde İstanbul'da denize girmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu benzersiz ortamı daha uzun süre yaşamak isteyenler içinse adada her bütçeye uygun otel seçenekleri var.

Adaların en yeşili Heybeli

Eski adı Rumca bakır anlamına gelen Halki olan Heybeliada, adalar arasında doğal yaşamı en iyi korunan alternatiflerden aynı zamanda. Adanın en ünlü yapılarından biri şüphesiz Ruhban Okulu olsa da sahilde ilk dikkat çekenlerden olan Deniz Lisesi veya Kamariotissa Kilisesi de bir o kadar ilgi çekici. Bizans döneminden kalan kilisenin dışında diğer önemli yapılar arasında Aya Nikola Manastırı ve Tarik-i Dünya Manastırı geliyor. Ayrıca yine Heybeliada'da bulunan Beth Yaakov Sinagogu da adada görülebilecek dini yapılardan. Heybeliada, piknik yapmak için de şehrin en uygun adreslerinden. Adada pinik yapabileceğiniz çok sayıda manzaralı alan var. Alın yanınıza yiyecek ve içeceklerinizi, düşün yollara. Hem İstanbul'un içinde hem de bir o kadar dışında sayılan bu yerde bir günlüğüne de olsa her şeyden uzaklaşmanın tadını çıkarın.

Sakin ve sessiz Burgaz

İstanbul adaları arasında özellikle sessiz ve sakin bir ortam ve huzur arayanların tercihi olan Burgaz, ünlü yazar Sait Faik Abasıyanık'ın adası olarak da anılıyor. Öyle ki yazarın adını taşıyan bir müzenin de bulunduğu ada birçok öyküye ilham kaynağı olmuş. Adanın Bayrak Tepe olarak da anılan tepe noktasında yer alan Hristos Manastırı ise çok uzun zamandır burada. Adayı dolaşırken elinize Sait Faik'in kitaplarından birini alın ve gözünüze kestirdiğiniz bir köşede okumaya dalın.

İstanbul'a en yakını Kınalı

Aynı zamanda şehre en yakın ada olan Kınalıada, kırmızı renkli toprakları sayesinde bu ismi almış. Adanın sahil boyunca uzanan plajları hemen vapur iskelesinin yanından başlıyor. Kınalıada, şehre yakın konumunun da etkisiyle yerleşimin en fazla olduğu adalardan biri. Bu nedenle yeşil alanları diğerleri kadar fazla değil belki ama sakinlik ve huzur konusunda en az diğer adalar kadar iddialı. 

Alternatif tatil rotası Sedef

Tıpkı İstanbul'un diğer adaları gibi Bizans döneminde sürgün yeri olan Sedef Adası, günümüzde şehirden kopmadan deniz ve güneş tatili yapmak isteyenlerin buluşma noktası. Adada bulunan plajlar yaz aylarında sessiz, sakin bir doğanın içinde denize girmek isteyenler için son derece uygun bir ortam sunuyor. Diğer adalardan farklı olaraksa burada yerleşim çok daha sınırlı. Bu sayede ada şehirden ve kalabalıktan kaçmak için belki de en ideal alternatif denebilir. Sedefadası dışında Sivriada, Kaşık Adası, Tavşan Adaısı ve Yassıada gibi irili ufaklı adalar da var ancak buralarda yerleşim bulunmuyor.

İstanbul'un batık adası Vordonisi

İstanbul'un onuncu adası olarak bilinen ve şehirde yaşanan bir depremle sular altında kaldığı tahmin edilen Vordonisi, çok sayıda hikaye ve efsaneye de konu olmuş. Bugün şehirde yaşayanların birçoğu yıllar önce böyle bir adanın var olduğundan haberdar olmasa da diğer adalara yolculuk yaparken bu batık adanın yakınlarından geçiyorlar. 1010 yılında yaşanan büyük İstanbul depreminde su altında kaldığı tahmin edilen adanın üzerinde bir manastır olduğu biliniyor. Günümüzde ise ada ile birlikte bu manastır hakkında araştırmalar sürüyor. Osmanlı döneminde ''Batık Manastır Kayalıkları'' adıyla da bilinen adada inşa edilen manastırın İstanbul'un Küçükyalı semtinde bulunan bir kilisenin devamı olarak yaptırıldığı biliniyor. Baharda İstanbul adalarının tüm güzelliklerini yaşamak ve kayıp ada Vordonissi'nin izini sürmek isterseniz hemen İstanbul uçak bileti karşılaştırması yapabilir, şehirde görülecek diğer yerler ve yapılacak şeyleri detaylı şehir rehberimizde bulabilirsiniz. 7 tepe üzerine kurulduğu bilinen şehrin tepelerine doğru yolculuğa çıkmak içinse İstanbul'un 7 tepesinde görmeniz gereken 7 yer yazımıza göz atmayı unutmayın.