O hepimizin hayallerini süsleyen şeyi yapıyor; sırtında çantası dünyayı dolaşıyor. Üstelik bir de bundan para kazanıyor. Gezi izlenimlerini ve deneyimlerini yazıp insanlarla paylaşıyor. Bugüne dek 4 kıtada 60 ülke gezmiş. Tam sayı yazamıyorum çünkü kendisi de bilmiyor. Engin Kaban turist değil, tatilci değil; bir gezgin. Gezmek daha doğrusu "gezgin olmak" ciddi bir iş. Engin de bu bilinçle düşmüş yollara. İlk seyahatini 19 yaşında, pek çok genç gibi üniversite yıllarında yapmış. Almanya'da bir gençlik festivaline gitmiş. Kendi deyimiyle "orada kapmış seyahat virüsünü". 15 yıldır sürdürdüğü gezginlikte öyle ustalaşmış ki kitabını yazacak noktaya gelmiş. Hayır mecazen söylemiyorum; gerçek bu.Kendisi gibi bir gezgin olan Onur İnal'la yazdıkları "Gezginin Pratik Seyahat Rehberi", 2012'den bu yana raflarda. Üstelik gezmeyi bir hobi, bir boş zaman uğraşı olarak görmeyip hayat tarzına çeviren diğer gezginlerle, Sırtçantalılar Topluluğu'nu kurmuş. Bu topluluk insanlara, tabiri caizse "bu sevdayı" aşılamayı, onları cesaretlendirerek yollara düşürmeyi hedefliyor.

Profesyonel gezgin, seyahat yazarı, blogger ve çok gerilerde bıraktığı mesleğiyle inovasyon çalışmaları alanında mastır yapmış bir makine mühendisi, Engin Kaban. Pek çok şapkası var. Neredeyse tüm dünyayı dolaşmış bir gezginle öylesi bir yerde söyleşmeliyiz ki hem şaşırmalı hem de müthiş keyif almalı diyorum. Kolundan tutup tarihi kadar turistik yönüyle de bilinen 275 yıllık Cağaloğlu Hamamı'na götürüyorum. Paklanmaya değil elbette! Kafesinde, şömine başında muhabbete. Ve beklediğim sonuç; sohbet güzel, mekan muhteşem, röportaj 10 numara!

Nasıl kaptın seyahat virüsünü?

İTÜ'de okuyordum. Birinci sınıfta, Almanya'da bir öğrenci festivaline katıldım. Sonra aynı yaz Macaristan'da bir yaz festivaline gittim. 2002'de "interrail" yaptım. Üniversite bittikten sonra mastır için İsveç'e gittim ve 1,5 yıl kaldım. Bu dönemde de epey gezdim. Bitince Türkiye'ye döndüm ve uluslararası bir şirkette çalışmaya başladım. Yıllık izinlerde fırsat buldukça yurtdışına kaçıyordum. 2,5 yıl tam zamanlı çalıştım ama aklımda hep yollar vardı. Yeterince para biriktirdiğimi düşündüğüm an istifa ettim ve Güney Amerika'ya "tek yön bir bilet" aldım. Ve dünya seyahatim başladı.

Engin Kaban Güney Amerika

O "tek yön bilet" seni nereye götürdü?

Brezilya'ya indim önce, 2009 aralık ayında. Güney Amerika'da tam 8 ülke gezdim. Giderken Dubai üzerinden uçtum. Dönüşte de Amerika'ya uğradım. Toplam 10 ülke gördüğüm bu seyahat bir yıldan fazla sürdü.

Şu an acemilik olarak görüp hatırladıkça güldüğün neler yaptın, ilk seyahatlerinde?

Çantamı çok büyük hazırlıyordum. Taşıması çok zor oluyordu. Her seyahatimde çantam biraz daha hafifledi, küçüldü. Her seferinde ne kadar eşyaya ihtiyacın olduğunu biraz daha iyi anlıyorsun ve sonunda optimum noktaya ulaşıyorsun. Her "backpacker" bu evrelerden geçmiştir. Parayı daha iyi yönetmeyi; neyin, nereden, nasıl en uygun fiyata alınacağını öğreniyorsun.

Engin Kaban

Gittiğin yerlerde nerede kalıyorsun?

Genellikle "couchsurfing" yapıyorum. Kamp alanı olan yerlerde ise çadır kuruyorum. O da olmadı hostellerde kalıyorum. Arada otelde kalıp kendimi şımarttığım da oluyor. Özellikle uzun seyahatlerde yoruluyorsun çünkü. Çadır, hostel derken insan bazen konfor da istiyor.

Engin Kaban Arjantin

Kültürüyle seni şaşırtan, gerçekten çok farklıydı dediğin bir ülke var mı?

Bazı Asya ülkelerinde çocukların kafasını okşamak kötü karşılanıyor. Ayrıca sol elle tokalaşmaman gerekiyor çünkü tuvalet temizliğini sol elle yapıyorsun. Kültürel farklılıklar her yerde karşına çıkıyor. Bizde de yabancıların farklı bulduğu kültürel kurallar var. Örneğin evime sık sık yabancı arkadaşlarım gelir. İlk kez gelenler bilmez, ayakkabısını çıkarmadan girer. Ben hemen hop der, uyarırım. Zamanla alıştılar, çıkarıyorlar şimdi.

Engin Kaban Kabile

"İNSANLAR VE ŞEHİR, DOĞADAN ÇOK DAHA TEHLİKELİ"

Seyahatlerin sırasında buraya kadarmış, her şey bitti dediğin anlar oldu mu? Bu kadar kötü bir şey geldi mi başına yollarda?

Sorduğun buysa param da, cüzdanım da, fotoğraf makinem de, telefonum da çalındı. Portekiz'de gasp edildim. Epey bir şeyimi aldılar. İtalya’da sırt çantamı komple kaybettim. 2 ay sonra bulundu, almak için geri döndüm. Kolombiya ve Uruguay’da gasp girişimleri oldu, kaçtım. Zamanla kazanılan tecrübeyle tehlikeyi genellikle çok kısa bir süre önceden sezip ona göre davranıyor, önlem alabiliyorsun.

Ne yaptın peki? Ya da daha genel sorayım; böyle bir anda ne yapmalı/yapmamalı?

Soğukkanlı olacaksınız. İstedikleri şeyi verin. Çünkü mesela Kolombiya, Brezilya gibi ülkelerde adamların şakası yoktur. Ya paran ya canın noktasındalar. Ben her zaman paramı ve pasaportumu belimde, pantolonumun altında duran, dışarıdan gözükmeyen bel çantamda taşırım. O olay sırasında da bel çantamda yüklüce param ve pasaportum vardı ama yalnızca cebimdeki parayı bulup aldılar. Ben bir yere gitmeden önce orayı mutlaka araştırırım. Güvenli ve tehlikeli bölgeleri, o bölgede sık kullanılan dolandırıcılık yöntemlerini öğrenirim ve ona göre hareket ederim.

Bu tür bilgileri edinebileceğimiz siteler vardır mutlaka. Sen hangilerine bakıyorsun yola çıkmadan önce?

Genelde wikitravel ve lonelyplanet yetiyor bana.

Doğada herhangi bir tehlikeyle karşılaştın mı?

İsveç'te ormanın ortasında terk edilmiş bir kulübede kaldım. Dışarıda ayılar vardı. Seslerini duyuyordum hatta arada kulübeye de çarpıyorlardı. Gece boyunca tedirgin, bir gözüm açık uyudum. Neyse ki bir şey olmadı. Arjantin'de, Patagonya'da kimsenin olmadığı ormanda tek başıma kamp attım. Geçtiğimiz hafta Kenya'da milli parkta çadırdaydık. Aslanlar, filler dolaşıyordu her tarafta. Ne koruyucu bir alan, ne de çit vardı. İsteseler her an için gelebilirlerdi. Bunu biliyorduk. Müthiş heyecan vericiydi. Doğada ölümcül bir şey yaşamadım. İnsanlar ve şehir çok daha tehlikeli bence.

Engin Kaban Dalış

Burayı görmek benim hayata bakış açımı değiştirdi, dediğin bir yer var mı?

İlk seyahatlerim sadece Avrupa'ya olmuştu. Avrupa ülkeleri hep birbirine benziyor. Bu coğrafya dışında ilk gittiğim yer Fas'tı. Marakeş'teki Jemaa el-Fnaa meydanı beni benden aldı. Yılan oynatıcıları, hokkabazlar, ateş püskürtenler, boa yılanıyla dans edenler, kafasında tavukla gezen çalgıcılar; tarif edilemez bir ortam. Burada dünyanın ne kadar renkli, farklılıklarla dolu olduğunu gördüm. Ardından Asya, Güney Amerika, Afrika geldi. Amazon ormanları müthişti. Her kıta bambaşka görüntüler sundu bana.

Engin Kaban Safari

Hep tek başına mı geziyorsun; bizi de götürsene!

Bu istekle uzun yıllardır, sıklıkla karşılaşıyorum. Hiç tanımadığım insanlar bana enginkaban.com veya sirtcantalilar.com üzerinden ulaşıp dünyayı gezmek istediklerini söylüyor, yol göstermemi istiyorlar. Bu sebeple ben de küçük bir grup halinde, birlikte gezebileceğimiz seyahatler kurgulamaya başladım. Yaptığım organizasyonları zamanı geldikçe sosyal medya hesaplarım üzerinden paylaşıyorum.

Engin Kaban Amazon Nehri

Dünyada sürekli mobil halde olan senin gibi pek çok gezgin var. Bu gezginleri gruplandırsan nasıl ve kaça ayırırsın?

Aslında epey farklı gezgin tipleri var. Ama işin özünde herkesin amacı gezip görmek, deneyimlemek. Bütçeye göre değişir örneğin; lüks gezginle "budget traveller" dediğimiz gezgin çok farklı. Süreye göre de değişiyor; yalnızca yıllık izninde gezen de var, birikmiş parasıyla veya gittiği ülkelerde çalışıp 1-2 yıl boyunca gezen de. Bunların dışında "digital nomad" dediğimiz bir kitle de mevcut; teknoloji sayesinde coğrafyadan bağımsız, hem gezip hem bilgisayar ve internet üzerinden çalışabiliyorlar. Flashpacker'lar var; çantasında giysiden çok laptop, fotoğraf makinesi, iPad gibi dijital ürün taşıyan ve biraz daha yüksek bütçeyle gezenler.

Engin Kaban Pazar Yeri

En sevdiğin mutfak hangisi?

Tayland mutfağı, net!

"BÖCEK YEDİM, CİPS GİBİYDİ"

Böcek yedin o zaman! 

Yedim tabii, lezzetliydi. Cips gibiydi. Ancak Tayland ya da genelleştirirsek Asya mutfağını böceğe indirgememek lazım. O kadar çok çeşit yiyecek var ki dene dene bitmiyor; böcek bunlardan sadece bir tanesi. İlgimi çeken her şeyi yerim. Oradaki insan yiyorsa ben neden yemeyeyim ki! Geçtiğimiz haftalarda Nairobi'deydim. Kenya'nın en iyi restoranlarından olan Carnivore Restaurant’ta timsah eti, devekuşu köftesi ve billur yedim.

Engin Kaban Tayland

Son olarak bunu da seni kınayabilmek ve ben de dahil yaşantına gıpta eden yüzlerce insanın öcünü almak adına soruyorum. Şaka bir yana, dünyanın yarısını gezmiş biri olarak Türkiye'de henüz görmediğin bir şehir var mı?

Var valla ya! Doğu Anadolu’da eksik birkaç yer kaldı. Van'ı görmedim mesela. Bak gerçekten çalışmadığım yerden sordun. İlk fırsatta gideceğim.