“Nerede o eski Ramazan’lar?”, “Ah ah nerede o eski iftar sofraları?” cümleleri her Ramazan ayında aile büyüklerinin ağzında. Tabii yeni jenerasyon bu çok özlenen “eski Ramazan’lar”ı göremedi, yaşayamadı. Böyle olunca da büyüklerimizin neye özlem duyduklarını anlamak zor olabiliyor. Gerçi her geçen sene yaptıklarımız, yediklerimiz ve içtiklerimiz değişirken aslında çok da geriye gitmeye gerek yok bu özlem konusunda.

Bazı şehirlerde halk hala eski Ramazan geleneklerini sürdürmeye devam ediyor tabii. Ben de unutulmaya yüz tutmuş olsa da hala yerine getirilmeye devam edilen bu gelenekleri listeledim. Belki bazıları hoşuna gider ve sen de yerine getirmek istersin kim bilir…

Kilis

Kilis’te Ramazan ayının gelişi halkı heyecanlandıran ve birleştiren bir dönem. Kilisliler de bu döneme saygı duydukları için geçmişten gelen gelenekleri günümüzde de devam ettiren bir şehir. Ramazan ayının ilk günü geldiğinde Kilis’teki tüm evlerde keşkek pişirilir çünkü keşkek yaparken kullanılan dövme yani buğdayın ayrı bir yeri var. İnsanlar bu buğdayın midelerinde Allah’ı zikreden bir tespih görevi gördüğünü düşünürler.

Kilis’te ayrıca Ramazan Bayramı’ndan 15 gün önce bayramda ağırlayacakları misafirleri için kahke ve gerebiç hazırlamak da bir gelenek. Herkes kendi bütçesine göre yörenin mutfağına uygun kahke ve gerebici kendisi yapar.

Kilis

Gaziantep

Kahke geleneği, Gaziantep yöresi için de geçerli bir gelenek. Gaziantep’te de her evde Ramazan ayında çayın yanına eşlik eden kahkeler yapılıyor. Gaziantep’te geçmişte sahur için de özel hazırlıklar yapılırdı. Kadınlar toplaşıp çiğ köfte yoğururlardı ve dağıtırlardı. Bir de Gaziantep Mutfağı’nın sevilen lezzetlerinden Firik pilavı da sahur vakti için hazırlanır, komşulara dağıtılırdı.

Ramazan ayının son günlerine doğru da yuvalama dönemi gelirdi. Kadınlar telaş içerisinde bir araya gelir ve yuvalama yaparlardı. Tabii bayramda ikram etmek için kahke de yaparlardı. Günümüzde kadınlar yuvalamayı kendileri yapmasalar da restoranlardan satın alarak geleneği bu şekilde devam ettiriyorlar.

Gaziantep

Şanlıurfa

Şanlıurfa’da Ramazan ayına özgü olarak bir simit hazırlanıyor. Bu simidin sadece Ramazan aylarında hazırlanıyor olması da ona ayrı bir tat ve güzellik katıyor. Nohut mayasıyla yapılan bu simidin hamurunu hazırlayan kadınlar genelde taş ocaklarda pişmesi için fırınlara gönderiyorlar. İftardan sonra çay eşliğinde yenilen bu simit, sahur sofralarının da baş tacı.

Şanlıurfalı kadınlar Ramazan ayının son günlerinde bayramda misafirlerine ikram etmek için külünçe yaparlar. Külünçe, Urfa Mutfağı’na özgü baharatlı bir hamur işi. Kadınlar toplanıp birlikte külünçe yapma geleneğinden biraz uzaklaştıkları için Urfa’daki fırınlar Ramazan ayında külünçe yapmaya başlıyorlar ve kiloyla satıyorlar.

Şanlıurfa

Amasya

Yiyecek içeceklerle alakalı geleneklerden bahsettik, biraz da Ramazan ayında birlik ve beraberliği temsil eden geleneklerden bahsedelim. Amasya’da geçmişi 1860’lı yıllara dayanan bir bando geleneği var. O dönemlerin Amasta Mutasarrıfı Ziya Paşa, bir Ramazan gününde davuluyla Amasya Kalesi’ne çıkıyor ve davul zurna çalarak iftar ve sahur vakitlerini halka bildiriyor.

Bu gelenek belediyenin bandosuyla günümüze kadar taşınmış ve bu yıl da devam ediyor. Amasya Belediyesi’nin bandosu iftardan 1 saat önce şehirde tur atmaya başlıyorlar. Attıkları turun son durağı ise Harşena Dağı’nda bulunan Amasya Kalesi. Bu kaleye çıkıp konserlerine devam ediyorlar. Yörenin türkülerinin ve halkın isteklerinin icra edildiği bu konser insanları bir araya getiriyor.

Amasya

Samsun

İftar sofralarını pidelerin şenlendirdiği Bafra’da yıllardır süren yeni jenerasyona Ramazan ayının değerlerinin kazandırıldığı Sele Sepet geleneği var. Ramazan ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gece çocuklar Sele Sepet diye adlandırılan fenerlerle sokağa dökülüyorlar. “Sele sepet top kandil, aç kapıyı ben geldim. Ayda yılda bir kere, kapınıza ben geldim” gibi maniler söyleyerek bahşiş topluyorlar.

Günümüzde hala daha devam ettirilen bu geleneğin bir diğer güzel yanı da çocukluklarında kapı kapı dolaşan dedeler ve büyükannelerin torunlarıyla birlikte sokağa çıkması. Toplumun birlikteliğine katkıda bulunurken jenerasyonların birlikteliğini de geliştiriyor yani bu gelenek. Dedeler ve büyükanneler torunlarına bu geleneği anlatarak yüz tutmasına da engel olmuş oluyorlar hem.

Samsun

Şimdi eski Ramazan dönemlerine özlem duyan büyüklerimizi biraz olsun anladık bence. Birlik ve beraberliğin bu kadar güzel geleneklerle yansıtıldığı bir dönem özlenmez mi ki… Bu gelenekleri yaşayıp Ramazan ayının değerlerini yaşamak istersen bu şehirlerdeki etkinliklere katılabilirsin. Uçak biletini nereden alacağını zaten biliyorsun ama ben yine de buraya linki bırakıyorum.