Enerji tüketiminde dışa bağımlı bir ülke olmamıza rağmen, tüketim artış hızımıza yetişmek pek mümkün olmuyor. Geçtiğimiz hafta elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar çok konuşuldu ve konuşulmaya devam ediyor. Üretmediğimiz ve ürettiğimiz ancak tüketime yetişemeyen üretim yaptığımız hizmetlerde, dışa bağımlı yaşıyorsak, fiyat hareketlerinde değişim olması kaçınılmaz olacaktır.

İlk olarak elektriği incelersek; Türkiye’de elektrik üretimi Ocak-Temmuz döneminde yüzde 8.5 arttı. Üretim 2010 yılının tümünde yüzde 7.9 artmıştı. 2011 yılında üretim aylık bazda ortalama 18 Gwh civarında bulunuyor. Bugün açıklanan verilere göre ise Eylül ayında elektrik tüketimi yüzde 10.9 oranında artış gösterdi.

Geçen ay yaklaşık 19 milyar kWh elektrik tüketildi. Eylülde serbest üretim şirketlerince üretilen elektrik geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62,6 arttı. Yani tükettiğimiz elektrik miktarı, ürettiğimizden fazla. Petrol ve doğalgaz tüketimimiz de artıyor BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu‘na göre 2010 yılında dünyadaki toplam enerji tüketiminin yüzde 0,9‘unu gerçekleştiren Türkiye‘de enerji tüketimi 2009 yılına göre yüzde 9,8 oranında arttı. BP Türkiye‘den rapora ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Türkiye‘de 2010 yılında 28,7 milyon ton petrol tüketildiği ve 2009‘a göre yüzde 1,7 oranında artış kaydedildiği, Türkiye‘nin bu rakamlarla dünya petrol tüketiminin yüzde 0,7‘sini gerçekleştirdiği bildirildi.

Geçtiğimiz yıl dünyadaki toplam enerji tüketiminin yüzde 0,9‘unu gerçekleştiren Türkiye‘de enerji tüketiminin 2010‘da 2009 yılına göre yüzde 9,8 oranında arttığı belirtilen rapora göre, 2010 yılında Türkiye‘de 39 milyar metre küp doğalgaz tüketildi. Buna göre, Türkiye‘de doğalgaz tüketimi geçen yıla oranla yüzde 9,2 arttı. Türkiye, geçtiğimiz yıl dünyadaki doğalgaz tüketiminin yüzde 1,2‘sine sahip oldu.

Dünyadaki kömür üretiminin yüzde 0,5‘ini gerçekleştiren Türkiye‘de 2010 yılında kömür üretiminin değişmediği ve değerini koruduğu dikkat çekerken, kömür tüketiminde yüzde 7,4‘lük artış görüldü. Dünyadaki hidroelektrik enerji tüketiminin yüzde 1,5‘ini gerçekleştiren Türkiye‘de bu enerjinin tüketimi yüzde 44,3 oranında artış gösterirken, dünya çapında yenilenebilir enerji tüketiminde 2010‘da yüzde 15,5‘lik büyüme yaşandı. Türkiye, yüzde 88,1‘lik artışla küresel yenilebilir enerjinin yüzde 0,6‘lık kısmını tüketmiş oldu.

Bireysel tüketime ne kadar dikkat ediyorsunuz?

Türkiye’de özellikle fiyatlardan çok şikayetçi oluyoruz. Benzin fiyatlarındaki yüksek seviyeler herkesin diline dolansa da, kimse araba kullanmaktan vazgeçmiyor. Elektrik zamlarından şikayet ediliyor ancak tasarruflu ampül veya enerji tasarruflu elektrik araçlar kullanılmıyor. Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki; üretmediğimiz ürünlerin tüketimini hayati konumda kullanıyorsak bazı şeylere razı olmalıyız.

Cari açık herkesin bildiği ve ne olacak halimiz dememize neden olan bir sorun

Bu sorunun en önemli kaynaklarından bir tanesi petrol ve doğalgaz ithalatçısı olan bir ülke olmamız. Benzin fiyatlarında; 3.70 TL olan litrede 2.50 TL civarında vergi yükü ile karşı karşıyayız. O bahsettiğimiz cari açık sorunu çözüme kavuşmadan bu vergi oranlarının azaltılması söz konusu bile olamaz. Yani benzin fiyatları yükselmeye devam ediyor diyerek yaygara koparmak, ağızlara sakız olan muhabbete işaret eder.

Keza doğalgaz fiyatlarında yapılan zamlar da, bunlara paralellik gösteriyor. Bu nedenle enerji konularında, her bireysel tüketici kendi tasarrufunu kendisi yapmalı. Bütçenizi korumak adına önlemlerinizi kendiniz almak zorundasınız. Elektrik üretimine dikkat etmeden, har vurup harman savururcasına klima tüketimi yapmak sorunları arttırır.

Size basit bir hatırlatma yaparak yazımı bitirmek istiyorum. Microsoft’un Seattle’daki üssündeki binalarda klima sayısı çok az. Seattle’ın mevsimsel şartlarından dolayı böyle bir uygulama yapılmış ve aşırı tüketimin önüne geçilmiş. Her şeyin para ile ilgili olmadığını hatırlamanızda fayda var. Unutmayın; kıt kaynakların değerini kaybetmeden bilmek çok önemlidir.