Bundan birkaç yıl önce İtalya'nın başkenti Roma'ya gittiğimde dikkatimi çeken ilk şeylerden biri bizde neredeyse her köşe başında görmeye alışık olduğumuz fast food restoranlarının olmamasıydı. Şehrin bazı bölümlerinde bulunsa da nereye baksa bir Amerikan restoran zincirini görmüyordu insan. O zamanlar bu durumun bilinçli bir hareketin sonucu olduğunun farkında değildim.

Yaşadığımız hayat, her geçen gün biraz daha hızlanıyor. İster büyük bir şehirde ister küçük bir kent veya kasabada olalım her birimiz sürekli bir yerlere yetişmek zorundayız. Peki, nereye kadar? İşte bu soruya aranan yanıtın sonucu olarak ortaya çıkan akım yani yavaş şehirler, ziyaretçilerine tıpkı adı gibi yavaş, sakin ve huzurlu bir tatilin kapılarını açıyor.

Cittaslow, İtalyanca şehir anlamına gelen ''citta'' ile İngilizce yavaş kelimesinin karşılığı olan ''slow'' sözcüklerinin birleşmesiyle meydana gelen bir kavram. Türkçe'ye ise ''yavaş şehir'' veya ''sakin şehir'' olarak çevirmek mümkün. İlk olarak İtalya'nın Chianti şehri ile başlayan bu herekete katılan bugün dünyanın farklı ülkerinde 200'e yakın sakin şehir var. Yavaş şehir hareketinin başlangıcı ise oldukça ilginç. 1986 yılında yine Roma'nın tarihi meydanlarından birinde açılan fast food restoranına karşı gösterilen tepkiler sonucunda restoran kapatılmış. O günden sonra da cittaslow hareketi önce İtalya'da, sonrasında ise Avrupa ve dünyanın geri kalanında yayılarak bugün bu yerlerin tarihi ve kültürel zenginliklerini koruyan bir harekete dönüşmüş. Gelin, şimdi günlük yaşamın koşuşturmasından biraz uzaklaşalım ve sakin olduğu kadar yavaş ve huzurlu bu yerlere doğru yolculuğa çıkalım.

Türkiye'nin ilk yavaş şehri Seferihisar

Seferihisar, İzmir'e yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan ve muhteşem doğası ile tüm ziyaretçilerinde hayranlık uyandıran bir yer. Yörede neredeyse her şey geleneksel yöntemlerle doğal olarak yetişiyor ve hazırlanıyor. Yani burası doğal olarak bir ''yavaş şehir''. Kıyı şeridi boyunca uzanan balıkçılarda denizden taze taze tutulan balıklar en lezzetli Ege otlarıyla birlikte servis ediliyor. Dünya üzerinde herhangi bir yerin sakin şehir olabilmesi için geleneksel mimarinin korunması, yenilenebilir enerji kullanılması, ürünlerin organik yöntemlerle üretilmesi ve geleneksel el sanatlarının sürdürülmesi gibi kurallar var. Seferihisar ise kurulan bölge halkı tarafında kurulan organik pazarı, yerli tohumların tanıtımı için her yıl düzenlenen Tohum Takas Şenliği ve kaynağını güneş enerjisinden alan aydınlatma sistemiyle Türkiye'nin ilk sakin şehri. Burası yaz aylarında daha hareketli olsa da doğal güzellikleri ve elbette sakin yaşamıyla yılın her döneminde ziyaretçilerini kucaklıyor. Seferihisar'a İzmir'den otobüslerle veya kendi aracınızla kolayca ulaşabilirsiniz. Bu dönemde İzmir'e en uygun uçak biletlerini karşılaştırmak için acele edin.

Seferihisar

Akdeniz'in renkli yüzü Amalfi

İtalya'nın Akdeniz kıyıları boyunca uzanan tarihi bölgesi Amalfi de dünyanın ilk sakin şehirlerinden. Dağların kıyıya açılan dik yamaçlarında kutulan Amalfi, Venedikliler ve Cenevizliler gibi birçok uyagarlığa ev sahipliği yapmış. Amalfi'de göz alıcı işlemeleriyle dikkat çeken St. Andrea Katedrali gibi tarihi yapıları görebilir, İtalya'nın bu bölgesinde çok meşhur olan yemek ve şarap turlarına katılarak geleneksel İtalyan mutfağının izinde lezzetli bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Amalfi'ye İtalya'nın dünyaca ünlü pizzalarıyla bilinen şehri Napoli üzerinden de kolayca ulaşabilirsiniz.

Amalfi

Ege'de bir başka dünya Gökçeada

Yavaş şehirlerin en önemli önceliklerinden biri de belirlenen bölgelerin yerel kültürlerini korumak. Ege'nin serin suları arasında yükselen Gökçeada bu anlamda en doğru seçimlerden biri. Adada her şey doğal. Özellikle burada yetişen zeytinlerden geleneksel yöntemlerle elde edilen zeytinyağını mutlaka deneyin. Gökçeada'da yerel halk da yerli ve yabancı turistlere karşı çok ilgili ve yardımsever. Adanın eski adı ''İmroz'' ise ''ana tanrıça'' anlamındaki ''İmaura''dan geliyor. Gökçeada'ya kadar gelmişken, adaya gelen hemen herkesin mutlaka ziyaret ettiği yerlerden biri olan Madam'ın Dibek Kahvesi'ne de mutlaka uğrayın. Geçmişten günümüze tamamen geleneksel yöntemlerle havanlarda dövülen kahveler özenle hazırlanıyor ve masalara servis ediliyor. Akdeniz'in en canlı su altı yaşamına sahip alanlarından birini de barındıran adada rengarenek balıklar, yunuslar ve Akdeniz foku gibi deniz yaşamının en ünlü kahramanlarını da görebilirsiniz. Gökçeada civarında kalabileceğiniz çok sayıda otel seçeneği de var. Genellikle burada yaşayan aileler tarafından işletilen otellere göz atabilirsiniz.

Gökçeada

Yeşiller içinde bir kuzeyli Falköping

İskandinav ülkesi İsveç'in kuzeyinde bulunan Falköping, ''yavaş şehir'' adının hakkını sonuna kadar veren yerlerin başında geliyor. Esasında İsveç ve diğer İskandinav ülkelerinde büyük şehirlerde bile genel olarak sessiz ve sakin bir yaşam hakim. Ancak geleneksel İsveç kültürünün tüm özelliklerini görebileceğiniz bu yerde bundan biraz daha fazlası var. Falkoping'de yerel halkın geleneksel üretim yöntemlerini sürdürdüğüne tanık olabilir ve doğanın en şaşırtıcı olaylarından biri olan kuzey ışıklarını görebilirsiniz. İskandinav Savaşları sırasında Danimarka ordusunun tamamen yakıp yıktığı bu kent zaman içinde tekrardan toparlanarak bugün hem ülke içinden hem de komşu ülkelerden ziyaretçi çeken bir yer haline gelmiş. Kentin çevresinde bulunan geniş ormanlar ve göller, insana adeta başka bir dünyadaymış hissi veriyor. Buraya kadar gelmişken başkenti de gezmek isterseniz, Stockholm'de mutlaka görülmesi gereken yerler galerimizde.

Falköping

Sular altında yatan tarih Halfeti

Halfeti Şanlıurfa'nın dünyaca ünlü ilçesi. Bu ününü ise Fırat Nehri kıyısında kurulmuş genellikle iki katlı taş evlerin oluşturduğu kendine has mimarisinden alıyor. Bölgede Sasaniler, Abbasiler, Emeviler, Bizans ve Osmanlı gibi çok sayıda uygarlık hüküm sürmüş. İçinde tarihi kiliseleri ve binaları barındıran Rumkale ise bölgenin en önemli merkezini oluşturuyor. Halfeti'yi keşfettikten sonra biraz da Şanlıurfa'nın hayranlık uyandıran lezzetlerini denemek isterseniz, Şanlıurfa'da ne yenir ne içilir galerimize mutlaka göz atın. Yakın zamanda Şanlıurfa'yı ziyaret etmek planlarınız arasındaysa, şehre İstanbul'dan, Ankara'dan veya Türkiye'nin ve dünyanın her yerinden direkt ve aktarmalı uçuşları karşılaştırabilirsiniz.

Halfeti

Tarihin kavşağında Mudurnu

Tarih boyunca önemli kavşak yolları üzerinde bulunan Mudurnu, hem mimarisinde hem de geleneklerin halen sürdüğü günlük yaşamında bu zenginliğin izlerini taşıyor. Hacı Şakirler Konağı, Armutçukar Konağı ve Keyvanlar Konağı gibi çok sayıda eser özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ziyaret ediliyor. Mudurnu'da birçok gelenek ilk günkü gibi yaşatılıyor. Yöre halkı tarafından hazırlanan sıcak gözlemeler ise gezmekten yorulanlar için lezzetli bir mola fırsatı sunuyor. Tüm bu özellikleriyle de Mudurnu henüz listeye girmemiş olsa da en güçlü adaylardan birisi. Hemen yakınlarında yer alan Taraklı ise listeye adını çoktan yazdırdı. Mudurnu'ya kadar gelmişken yine yakınında bulunan Abant Gölü'nü de görebilirsiniz. Doğanın benzersiz güzellikleri ile çevrili göl ve çevresi her mevsim farklı sürprizlerle ziyaretçilerini karşılıyor.

Mudurnu