Tüketim alışkanlıkları değişip, çılgın bir boyut kazanırken ne yazık ki gelirlerde bu alışkanlıklara yetişecek kadar artış olmuyor. Enflasyonun da çift hanelerde olduğu gerçeğini kabul ettiğimiz zaman, satın alma gücünün istekleri karşılamaya yetmediğini görüyoruz. Geçmiş zamanlara baktığımız zaman faiz oranlarının da çok yüksek olduğu dönemde, insanlar paralarını bankaya yatırarak faizden getiri etme yolunu seçiyorlardı. Ancak şimdi reel faizin çok düşük seviyelerde olması paranın tembel olmasına yol açtı. Hal böyle olunca insanlar yatırım için yollar aramaya başladı.

Her zaman söylediğim gibi; paranızın miktarı ne kadar olursa olsun, paranız değerlidir. Yatırım yapmak için milyonlarca liranız olmak zorunda değil. Yatırımın, tasarrufun bir fonksiyonu olduğunu hatırlayarak, öncelikle tasarruf yapma bilincini kendinize aşılamanız, sonrasında tasarruf ettiğiniz parayı değerlendirerek, ekstra ihtiyaçlarınızı karşılamak için fırsat kollamanız gerekmektedir. Bir nevi; paranızı biriktirerek çalışkan hale getirmeniz şart.

Stratejinizi kendiniz belirlemelisiniz, dizginler sizin elinizde!

Her bireyin risk toleransı kendine aittir. Ne ölçüde risk alabileceğinizi, geleceğe bakışınızı, işinizle ilgili endişelerinizi hesaba katarak yatırım stratejinizi belirlemeniz gerekli. Nakit akışı şirketler için çok önemlidir. Kendi bütçenizde de nakit düzenini iyi sağlamanız gerekli. Sabit giderlerinizi ve önünüzdeki 3-6 aylık süredeki harcamalarınızı biliyor olmalısınız. Ve bu giderlerinize göre nakit değerini kasanızda tutmanızda fayda var. Yani bu miktarı ayırarak, geri kalan tasarruf miktarınızı yatırım olarak belirleyebilirsiniz. Özellikle böyle dönemlerde belli miktarda likitte kalmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Bu miktar da en az üç aylık gideriniz kadar olmalı.

Amaç ve araç kavramını birbirinden ayırmayı öğrenin!

Finansal hedeflerle ilgili birçok yazı yazdım. Bireyler finansal olarak bir hedef belirlemeliler. Bu da ulaşmak için çaba sarfettikleri amaç olacak. Bu amaca ulaşmak için ise kullanacakları araç olmalı. Bu da yatırım enstrümanları olacaktır. Bir nevi; sizi amacınıza ulaştıracak olan paradır. Para da bu konumda aracınız olacaktır. Paranızı değerlendireceğiniz yatırım enstrümanları da dolaylı olarak araçlar olacaktır.

Döviz, yatırım fonu, hisse senedi, emtialar, bonolar, tahviller… Bunların hepsi adı üstünde yatırım araçlarıdır. Bu nedenle yatırım amacınızı iyi keşfetmeniz çok önemli. Hangi amacınız için yatırım yapıyorsunuz, kaç aylık bir süreçte paranızı değerlendirmek istiyorsunuz, risk ölçünüz nedir gibi sorulara yanıt vererek, yatırım kararınızı şekillendirebilirsiniz.

Uzmanları dinleyin ancak kararı siz verin!

Finansal enstrümanlar geliştiğinden beri bu işler çok daha profesyonel bir boyut kazandı. Bu nedenle işin uzmanlarından yardım almak faydalı olacaktır. Ancak sürekli söylemeye çalıştığım gibi, bu işin içine giriyorsanız global ekonomik trendleri takip etmelisiniz. Neyin ne olduğunu ve neyden kaynaklandığını bilmeniz çok önemli. Unutmayın; sizin için çok değerli olan paranızı kullanıyorsunuz ve alın terinizle biriktirdiğiniz birikimlerinizi değerlendiriyorsunuz. Bu nedenle kimseye koşulsuz güvenmeyin ve bilgi sahibi olmayı ihmal etmeyin.

Hisse senedi piyasalarında yatırım yapıyorsanız, tüyo kavramından uzak durun. Adı üstünde; yatırım yapıyorsunuz. Tüyoya göre hareket etmek yatırımla bağdaştırılamaz.

Paranızın tamamını aynı yatırım aracına yatırmak çok doğru bir hamle değil. Sepet kavramı finansal piyasalarda kabul gören ancak yapılması zor bir kavram. Konuşması kolay ama uygulaması zor diyebiliriz. Bunu yapabilirseniz gerçek anlamda başarılı bir yatırım stratejiniz olur. Normali; riskli – orta riskli ve risksiz yatırım araçlarına parayı dağıtmaktır. Ancak siz en kötü ihtimalle riskli – orta riskli yatırım araçları olarak iki sepette paranızı dağıtma yolu seçin. İnanılmaz olana itibar etmeden, gerçeğe yatırım yapın.