Türkiye’de 4 araçtan 3 tanesi kaskosuz. 10 evden 9’unun ise konut sigortası bulunmuyor. Zorunlu deprem sigortası (DASK) konusunda da durum vahim. Evlerin yüzde 75’i hala zorunlu deprem sigortasını yaptırmamış. Bilinirlik oranı yüzde 50’lerden 70’lere çıkmasına rağmen, bilinç tek başına yeterli olmuyor ne yazık ki.

Aylık iki paket sigara fiyatına DASK yapılabiliyor!

Sürekli bilinçli tüketim diyorum ancak bazı verileri gördükçe, gerçekten akıl durma noktasına geliyor. 100 ila 150 metrekare arasında bir eve sahip olduğunuzu varsayarsak, zorunlu deprem sigortası primi ortalama olarak 190 TL civarında tutacaktır. Bunu aya bölersek, aylık olarak ödeyeceğiniz tutar yaklaşık 15 TL olacaktır. Aylık 15 TL, neredeyse iki paket sigara fiyatına denk geliyor. Elimizdeki veriye bakarsak, Türkiye’de ev sahiplerinin 4’te 3’ü zorunlu deprem sigortası yaptırmıyor. Konut almanın zorluğunu bildiği halde, ayda 15 TL ödemekten kaçarak zorunlu deprem sigortası yaptırmamanın anlamını ben bulamıyorum.

İşte bu nedenle bilinçsiz tüketim diyorum. Verilere bakarak konuştuğumuz zaman, bilinirlik yüzde 70 seviyesine çıktığı halde, sigortayı yaptıran kesim yüzde 25 seviyesinde kalıyorsa burada bir sorun vardır. Birinci dereceden deprem bölgesi olan ülkemizde, DASK yaptırmamak hele ki zorunlu olduğu halde bundan kaçmanın tarif edilebilir bir yanı yok. Bunu bütçeye bağlarsak eğer, bütçenizde yıllık 200 TL civarında bir sigorta primini ödeyebilecek yer açmak hiç de zor olmaz.

Kredi kullanırken sigorta-kasko primlerini de hesaba katın!

Benim en çok taktığım noktalardan bir tanesi, insanların harcamalarını kısmak için gittikleri ilginç yollar. Kredi faizlerinin cazibesini bu yıl oldukça fazla konuştuk. Bu cazibeye kapılan halk, konut ya da araba satışlarını tavan yaptırdı. Ancak elimizdeki veriler, halkın oldukça bilinçsiz bir tüketim yaptığını gösteriyor. Daha doğrusu malın kıymetini bilmediğini ya da klasik Türk lafı ‘bana bir şey olmaz’ prensibi ile hareket ettiğini gösteriyor.

Sadece 2011 yılının ocak-haziran aylarını baz alırsak, otomobil satışları yüzde 50 civarında bir artış gösterdi. 6 aylık dönemde 290 bin dolaylarında otomobil satışı gerçekleşmiş. Bu satış rakamlarından sonra kasko verisine baktığımız zaman, her 4 araçtan 3 tanesinin kaskosuz olduğunu görüyoruz.

Bunu nasıl yorumlamamız gerekir acaba? Türk insanı riski çok seven bir toplum… Türk insanı malının kıymetini bilmeyen bir toplum… Gerçekçi bir bakış açısı ile bakarsak, her kullanıcı geçmişe dönük bir analiz yaparak, kaza geçmişlerini hesaplıyor. Ufak çarpma olaylarında kendi ceplerinden karşılama riskini alıyor. Kasko primlerinin göreceli yüksek olması nedeniyle, kapılarının önünde duran mini-servet niteliğindeki araçlarını kaskosuz kullanabiliyorlar. Ancak bu riskin tahmini ve yönetimi oldukça zor. Keza konutta da bu geçerli. Kredi kullanıp, araç ya da konut aldığınız takdirde, mutlaka sigorta primlerini de hesaplayarak kredinizi belirleyin. Risk primini hesaba katın, çünkü bu riskin beklenmedik sonuçları çok daha vahim olabilir.

Bütçe riske karşı yönetilmelidir, her zaman kazanan olun!

Asla kısa vadeli düşünmeyin. 10 yıl vadeli bir kredi ile konut aldığınız zaman, aylık ödeyeceğim kredi masrafı beni zaten zorlayacak diyerek, sigortadan kaçmayın. Ödemeye çalıştığınız evin değerinin bütçenizin üzerinde olduğunu unutmayın. Evinizin değeri 150 bin TL iken, aylık ödemek zorunda olacağınız 1 bin TL’nin fazla lafı olmaz. Çünkü siz 150 bin TL değerinde bir kıymetinizi sigortalatıyorsunuz. Her zaman sonuçlarının ne olacağını düşünün. Riskin ne kadar büyük olduğunu idrak edemezseniz, kolay yolu seçer ve sigortadan kaçarsınız. Risk, 150 bin TL değerinde bir evken, bunun risk primi sigortadır işte. Siz ev almayı düşündüğünüz zaman bu risk priminden kaçamazsınız, kaçmamalısınız.

Aynı şey arabanız için de geçerli. Hayatta olmaz diye bir şey yoktur. İhtimaller küçük gibi gözükse de, hiç ummadığınız bir anda o küçük ihtimal cereyan edebilir. En basitinden şöyle düşünün; her ay üzerimde büyük bir yükle ödeyerek bir araç alıyorum. Bu benim için ne kadar değerli? Fiyatı ne olursa olsun, o araç sizin için çok değerli olmalı. Ve böyle bir sorumluluğa girerek araç alıyorsanız, onun kaskosunu mutlaka yaptırmalısınız.

Sorumluluk altına girip, finansal huzurunuza baskı kurarak aldığınız her mal sizin için çok değerli olmalıdır. Ev ve/veya araba için sigorta-kasko ise bu değerli mal ve eşyaların olmazsa olmazıdır. Lütfen bütçenizi bu risk primlerine karşı ayarlayarak, satın almalara karar verin.