Anadolu Yakası’nda gezilecek EN güzel yerler


nihanbayram
Nihan Bayram
17 Ağustos 2020 | 81

Avrupa ve Anadolu yakaları, ortalarından geçen İstanbul Boğazı ve iki yakadaki yaşamı da tek çatı altında harmanlayan İstanbul… İstanbul’un birçok güzelliği var elbette ama en çarpıcı noktası, iki ayrı kıtası ve bu iki kıtada yaşanan farklı farklı hayat hikayelerinin tek bir noktada birleşebiliyor olması. Milyonlarca farklı insanın yuvası olan bu şehrin iki yakası da bambaşka deneyimler sunuyor. Avrupa Yakası’nı gezip bitirdiysen ya da Anadolu Yakası ile başlamak istersen gezebileceğin en güzel yerleri yazdım.

Kız Kulesi

Kız Kulesi

İstanbul’un simgeleri arasında en zarif ve en güzel olanı Kız Kulesi, Anadolu Yakası’na geldiğinde gezmen gereken ilk yer. Hakkında birçok efsane olan kulenin geçmişi neredeyse 2500 yıl öncesine kadar uzanıyor. Günümüzdeki görünümü ise 1995 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sonrasında kazanıyor. Kız Kulesi şu an hem müze hem de bir restoran olarak haftanın her günü ziyarete açık. Akşam saatlerinde de restoran romantik akşam yemeklerine uygun oluyor. Kız Kulesi’ne gitmek için haftanın her günü 09.15 ve 18.30 saatleri arasında 15 dakikada bir Salacak’tan kalkan teknelere binebilirsin. Kabataş’tan geleceksen sadece hafta sonu 09.00 ve 18.45 arası seferler mevcut.

Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı

Sultan Abdülaziz’in isteği üzerine Dolmabahçe Sarayı’nın mimari Sarkis Balyan tarafından inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, doğu ve batının mimari özelliklerinin bir sentezi. Sultan Abdülaziz Han’ın donanma sevdası nedeniyle sarayın iç dekorasyonunda gemi halatları ve askeri gemi çizimleri görülüyor. Dış mimarisinde barok anlayışının ön plana çıktığı sarayda altın işçiliğinin en güzel örnekleri de sunuluyor. Günümüzde Beylerbeyi Sarayı’nın Mabeyn ve Harem bölümlerini gezebiliyorsun. Pazartesi günleri ziyarete kapalı olduğunu hatırlatmak isterim. Gidip de sarayın içini gezemeden dönmek istemezsin. Haftanın diğer günleri 09.00-18.00 saatleri arasında sarayı ziyaret edebilirsin.

Çamlıca Tepesi

Çamlıca Tepesi

İstanbul’un en yüksek noktasından şehre bakmaya ne dersin? Eğer cevabın evetse, önümüzdeki ilk hafta sonu doğru Çamlıca Tepesi’ne! Çamlıca Tepesi küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılıyor aslında. Küçük Çamlıca Tepesi denizden 230 metre yüksekteyken Büyük Çamlıca Tepesi ise deniz seviyesinden 268 metre yükseklikte. En yüksek noktada durduğunda Marmara Denizi, Haliç, Prens Adaları ve Karadeniz’i panoramik olarak görebilirsin. Tertemiz havayı içine çekebileceğin tepede çok güzel fotoğraflar çekeceksin. Akşam saatlerinde de manzara fazlasıyla güzelleşiyor. Bana sorarsan akşam saatlerinde orada olup bu manzarayı mutlaka fotoğraflamalısın. Büyük Çamlıca Tepesi’nde kahve içip yemek yiyebileceğin tesisler de var. Manzara eşliğinde keyifli bir akşam yemeği yiyebilirsin.

Polonezköy

Polonezköy

 

Anadolu Yakası’nda kahvaltıya ya da mangala nereye gitmeliyiz sorusunun ilk cevabı genelde Polonezköy oluyor desem yanılmış olmam. İstanbul’un kaotik atmosferinden uzaklaşmak istediğin bir hafta sonu Polonezköy’e kahvaltıya gitmelisin. İstanbul’un en büyük parklarından biri olan Polonezköy Tabiat Parkı yemyeşil bir manzara ve tertemiz bir havayla doğanın kollarında kahvaltı yapmak, sana tüm sıkıntılarını unutturacak. O kadar çok kahvaltıcı var ki tek sıkıntın hangi kahvaltıcıya gitmek istediğine karar vermek olacak. Kahvaltı sonrasında da bisiklete binebilir ya da trekking yapabilirsin. Eğer mangal sever arkadaşlarınla piknik keyfi yapmak istersen de Polonozkey de piknik alanları bulabilirsin.

İstanbul Oyuncak Müzesi

İstanbul Oyuncak Müzesi

2005 yılında Sunay Akın tarafından kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, şehirdeki en güzel müzelerden biri. Tarihi bir binada geçmişi neredeyse 300 yıl önceye dayanan oyuncakların sergilendiği müze, yaklaşık 4000 adet oyuncağa ev sahipliği yapıyor. İstanbul Oyuncak Müzesi, ülkemiz için de önemli bir yer taşıyor. 2012 yılında Avrupa Oyuncak ve Çocuk Müzeleri’nin buluşması dünyada ilk kez olarak İstanbul Oyuncak Müzesi’nde düzenlendiği için İstanbul “oyuncak müzeleri başkenti” unvanını aldı. Ayrıca Antalya ve Gaziantep gibi ülkemizin başka şehirlerinde de oyuncak müzeleri açılmasına öncü oldu. Ülkemizin kültürel büyümesi açısından böyle önemli bir yeri olan müzeyi mutlaka gezmelisin. Müzede göreceğin oyuncaklardan birçoğunun seni de çocukluğunda bir yolculuğa çıkaracağına emin olabilirsin.

Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı

Avrupa Yakası’nın Rumeli Hisarı varsa Anadolu Yakası’nın da Anadolu Hisarı var. Yıldırım Beyazıt tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı’nın tam karşısında boğazın en dar olduğu yerde konumlanıyor. Yaklaşık olarak 7000 metrekarelik bir alanı kaplayan Anadolu Hisarı, yapıldığı dönemde yabancı ülkelerin boğaza girişlerini kontrol etmek amacıyla kullanılıyordu ama İstanbul’un Fethi gerçekleştikten sonra stratejik önemini kaybetti. Hisar, Göksu Deresi’nin boğaza döküldüğü yerde olduğu için de güzel bir gezi planına olanak sağlıyor. Anadolu Hisarı’nı gezip deniz manzarasına hayran kaldıktan sonra Göksu Deresi’nin kenarına kurulmuş olan kafelerde bir şeyler içip yemek yiyebilirsin. Hatta derede tekne turlarına çıkabilirsin.

Küçüksu Kasrı

Küçüksu Kasrı

Sultan I. Mahmut, Göksu Deresi’nin kıyısını çok sevdiği için burada ahşap bir konak yaptırmış. Ondan sonra gelen padişahlar da uzun yıllar boyu bu konağı kullanmışlar. Sultan Abdülmecit zamanında ise bu ahşap konak o kadar yıpranmış ki Abdülmecit konağın yerine Küçüksu Kasrı’nı inşa ettirmiş. İşte böylece günümüzdeki halini almış bu harika yapı. Batı mimarisinin esintileriyle tasarlanan Küçüksu Kasrı’nın iç dizaynı da Batılı tarzda mobilyalarla, sanat eserleriyle ve İtalyan mermeriyle göz alıcı. Küçüksu Kasrı’nı gezdikten sonra kafesinde mutlaka zaman geçirmelisin. İstanbul Boğazı’nın harika manzarası eşliğinde kahvaltı yapabilir ya da kahveni yudumlayabilirsin.

Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan Sarayı

Hababam Sınıfı’nı izlerken hepimiz onların okuduğu okulun binasına hayran kalıp böyle bir okulda okumaya özeniyoruz. Belki o binada artık okuyamayız ama filmlerin çekildiği Adile Sultan Sarayı’nı gezebiliriz. Adile Sultan Sarayı, adını Osmanlı hanedan üyeleri arasında divan yazarı olan tek kadın şair olan Adile Sultan’dan alıyor. Sultan Abdülmecit’in burayı kız kardeşine hediye etmek için inşa ettirmiş. Adile Sultan, ölümünden kısa bir süre önce de bu yapıyı kız okulu olmasını şart koşarak devlete bağışlamış. Saray o dönemin ilk yatılı okulu olarak kullanılmış. Daha sonralarda yangın sebebiyle harap olmuş ve restore edilmiş. Günümüzde sarayın içinde bir de Hababam Sınıfı Müzesi bulunuyor. Yani sarayı gezmeye gittiğinde yapıya ve manzaraya hayran kalıp bir de kendini Hababam Sınıfı’nın çekildiği sıralara bakarken geçmişe dalmış olarak bulabilirsin.

Şile

Şile

Şile, İstanbul’a bağlı olan ama gittiğinde İstanbul’da gibi hissetmeyeceğin bir ilçe. Yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuk sonrasında ulaşacağın Şile’de istersen denize gir, istersen piknik yap, istersen de doğa yürüyüşüne çık sana kalmış. Karadeniz kıyısında olduğu için denizi tertemiz. Şile Halk Plajı hafta sonları fazla kalabalık olabiliyor. Sakinlik istersen, kamp severlere uygun Sahilköy Plajı, şemsiye ve şezlongunu kendin götürmen gereken Doğancılı Plajı ve denizinin sığlığıyla güven veren Sofular Plajı’nı tercih edebilirsin. Şile’ye gitmişken Ağva’yı da mutlaka görmeni öneririm. Göksu ve Yeşilçay derelerinin geçtiği Ağva’da dere kenarına kurulu mekanlarda kahvaltı yaptıktan sonra derede tekne turlarına katılmak çok keyifli oluyor. Hem Ağva’ya gittiğinde sadece 2 kilometre uzaklıktaki Kilimli Plajı’nın sakin suyu ve bembeyaz kumlarının tadını da çıkarabilirsin.

Adalar

Adalar

Prens Adaları ya da İstanbul Adaları adlarıyla da bilinen Anadolu Yakası’nın açıklarında yer alan Adalar; Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Kaşıkadası, Tavşanadası, Sivriada ve Yassıada’yı kapsıyor. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’da yerleşim mevcut ve İstanbulluların gitmeyi en çok tercih ettikleri adalar. Hem gezilecek tarihi yerler hem de plajlarıyla Büyükada ve Heybeliada yaz mevsiminde çok kalabalık olabiliyor. Bu nedenle daha sakin olan Burgazada ve Kınalıada’yı tercih edebilirsin. Bostancı, Kabataş ve Eminönü’nden kalkan vapurlarla adalara ulaşım çok kolay. Vapura binmeden önce hangi adaya gitmek istediğine karar vermene bile gerek yok. Vapur tüm adaları sırayla dolaşıyor. O an hangisini gezmek istersen karar verip o iskelede inebilirsin.

nihanbayram
Nihan Bayram
431 Yazı
Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre bir marka ajansında içerik editörlüğü yaptı. Hürriyet Kitap bünyesinde "Ün, Aşk ve Diğerleri" adlı kitabı yayınlandı. Ajans deneyiminden sonra Enuygun ekibine katıldı.